https://www.sonses.tv/files/uploads/user/0ededb1e56369c4fd30d871eb4cb2b75-6c3462f8ce047e238c15.jpg
Kazım ALDOĞAN

AİT OLMANIN AŞIRILIĞI

26-08-2021 02:41

Tarihte yönetilenlerin, yönetenlere olan bağımlılık ve bu bağımlılığı oluşturan değerler üzerinden yapılan politikalar, yalnız yönetenlerin değil bütün insanlığın kaderini, doğrudan etkilemiştir.Bir ülkede yaşayan bireylerin aidiyet duygusunu istismar etmenin en yüksek aşamasını aşağıda vereceğim çok düşündürücü bir örnek ile,konuya anlam kazandırmaya çalışalım.

1959 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes,Kıbrıs sorunu nedeniyle Rumlarla bir anlaşmak yapmak üzere,Londra'ya hareket eder.Viscount uçağının Gatwick yakınlarında düşmesi,Menderes için tarihi bir dönemecin başlamasına neden olur.Uçakta sadece Menderes kurtulur ve diğer yolcuların tümü hayatlarını kaybederler.Bu olay ülkede akıl almaz bir algı yarattı.Menderes'in kurtulması Tanrının bir vediası olarak yorumlandı.Yurda döndüğünde binlerce kişi tarafından karşılandı.Adana ziyaretinde ise Tarsuslu bir köylü oğlunu bile kurban etmek istedi.Bu olay resmi tarihimizde pek bahsedilmez ancak siyasi tarihimizde dramatik bir olaydır. Normal koşullarda siyasi ömrünü ve iktidarının sonuna gelmiş olan DP ve Menderes bir uçak kazasından sonra, siyasetin olabilecek en yanlış tarafını seçerek, belki de hayatlarını kurban etmişlerdir. Bu olaydan sonra DP gericilik unsuru siyasette yeni bir yol bulma faktörü olarak sonuna kadar kullandı.

Yazımıza konu olan bu aidiyet, yani toplum bilimindeki karşılı olan, bireyin herhangi bir unsura kendini feda etmenin aşırılığı,dünya tarihinde insanlığa en büyük zararı vermiştir.Hitler Almanya'sında da seçim ile gelen ruh halinin sonradan bozuk olduğu bilimsel olarak ispatlanan bir diktatörün binlerce Yahudi'ye neler yaptığını biliyoruz.Hatta çok gerilere giderek bir örnek daha verelim.Truva halkı ile Yunanlılar arasındaki savaşta.Apollon ile Pales bir tarafta,Zeus ile Herkül bir tarafta olmak üzere birbirilerine verdikleri olanca zararın esas nedeni yine bu bilinçsiz, ait olma duygusunun yattığını biliyoruz.

Bu olgular üzerinden artık şöyle bir tespit yapabiliriz.Nesnel,bilimsel ve insani temeller üzerinden yapılmayan,her türlü milliyetçilik,ırkçılık ve dinsellik siyasetinin bedelini, insanoğlu ağır bir sonuçla ödemiştir.

Sonuçları itibarı ile DP iktidarına benzemesin ancak bunca tarihi ve siyasi birikimimize rağmen,Türkiye siyasetinin günümüzde sürdürülebilir şartlarını,1950-1960 yıllarının koşullarına uyarlayan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu da burada söylemden geçmeyelim.

İktidar da kalmak için iç dinamiklerin tükendiği bir ortamda,dışarıda yeni sanal düşmanlar ve cepheler açmak AKP’nin alışılmış olgusudur. Dünya politikasında küresel dengelerin hakim olduğu bir süreçte, yeni DON KİŞOT'lar eksik olmaz.

Suriye gündemden kalkınca,sınırlarımızı Suriye’den 2000 km uzağa çeken bir akıl ile karşı karşıyayız.

Neler Söylendi?
Mersin Adana Tren Saatleri 2022