<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Sonses.tv – Mersin Son Dakika Haberleri ve Sıcak Gelişmeler</title>
    <link>https://www.sonses.tv</link>
    <description>Mersin son dakika haberleri, sıcak gelişmeler, resmi açıklamalar, operasyonlar, kaza ve gündemin tüm önemli başlıkları Sonses.tv’de anında yayında.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sonses.tv/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Telif Hakkı © 2025 Sonses.tv Bu sitedeki tüm içerik, yazılı ve görsel materyaller telif hakları kapsamında korunmaktadır</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 18:48:49 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolombiya’da Satena uçağı düştü: 15 kişi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/kolombiyada-satena-ucagi-dustu-15-kisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/kolombiyada-satena-ucagi-dustu-15-kisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolombiya’da Satena’nın Beechcraft 1900 uçuşu radar kaybı sonrası düştü. 15 kişi hayatını kaybetti; aralarında milletvekili ve aday da vardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolombiya’da devlet havayolu Satena’ya ait Beechcraft 1900 tipi uçak, Cúcuta–Ocaña seferi sırasında radarla bağlantısını kaybettikten sonra dağlık Catatumbo bölgesinde düştü. Uçakta 13 yolcu ve iki mürettebat bulunuyordu ve tümü hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uçuş NSE 8849, sabah saat 11:42’de Cúcuta’dan kalkmış ve 12:05’te Ocana’ya iniş planlanıyordu. Havacılık kontrolüyle son temas 11:54’te gerçekleşti. Arama-kurtarma ekipleri zorlu arazi ve yoğun orman nedeniyle uçağın enkazına ulaşamadı.</p>

<p>Aralarında Kolombiya Temsilciler Meclisi Üyesi Diógenes Quintero ve kongre adayı Carlos Salcedo da bulunuyordu. Yetkililer kazanın nedenini araştırıyor, resmi açıklama bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, Haberde insan</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/kolombiyada-satena-ucagi-dustu-15-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2026/01/picsart-26-01-29-09-31-47-046.jpg" type="image/jpeg" length="57680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Venezuela’da Ulusal Acil Durum]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/venezuelada-ulusal-acil-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/venezuelada-ulusal-acil-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Venezuela’nın başkenti Karakas’ta art arda patlamalar yaşandı. Hava üslerinin hedef alındığı saldırı sonrası Maduro ulusal acil durum ilan etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2 id="content">Venezuela’nın başkenti Caracas’ta art arda güçlü patlama sesleri duyuldu. Hava üslerinin hedef alındığı saldırının ardından ülkede elektrik aksamaları yaşanırken, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ulusal acil durum ilan etti.</h2>

<p>Venezuela'nın başkenti Karakas'ta en az 7 patlama meydana geldiği, alçak uçuş yapan uçakların seslerinin duyulduğu belirtildi.</p>

<p><strong>ELEKTRİKLER KESİLDİ</strong></p>

<p>Patlama seslerinin ardından telekomünikasyon hizmetlerinde aksama ve bir askeri üssün yakınında elektrik kesintisi yaşandığı aktarıldı.</p>

<p>ABD'li yayın kuruluşu CBS News: "Trump, Venezuela'da askeri hedefler de dahil olmak üzere çeşitli noktalara saldırı emri verdi"</p>

<p><img alt="Venezuela'da patlama sesleri: Hava üsleri hedef alındı!" height="100%" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/26-01/03/yeni-proje-13.jpg" width="850px" /></p>

<p><strong>Venezuela hükümeti: "ABD, farklı bölgelerdeki sivil ve askeri tesislere saldırı gerçekleştirdi"</strong></p>

<p>Venezuela hükümeti, ABD'nin başkent Karakas, Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerinde sivil ve askeri tesislere saldırı gerçekleştirdiği, amacının petrol ve madenleri ele geçirmek olduğunu ifade etti. Başkent Karakas'ta en az 7 patlama sesi duyulurken, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ulusal acil durum ilan etti, halka "sokağa çıkın" çağrısında bulundu.<br />
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta yerel saatle 02.00 civarında en az 7 patlama sesi ve alçak uçuş yapan uçak sesleri duyuldu. Patlama seslerinin ardından telekomünikasyon hizmetlerinde aksama ve bir askeri üssün yakınında elektrik kesintisi yaşandı. Karakas'taki Miraflores Başkanlık Sarayı yakınlarında tanklar görüldü. ABD'li yayın kuruluşu CBS News adı açıklanmayan yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'da askeri hedefler de dahil olmak üzere çeşitli noktalara saldırı emri verdiğini aktardı.<br />
<br />
<strong>"ABD'nin amacı petrol ve mineralleri ele geçirmek"</strong></p>

<p>Kısa süre sonra Venezuela hükümetinden yapılan ilk resmi açıklamada, ABD'nin başkent Karakas, Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerinde sivil ve askeri tesislere saldırı gerçekleştirdiği duyuruldu. Açıklamada, "Venezuela, ABD hükümeti tarafından Venezuela topraklarına gerçekleştirilen son derece ciddi askeri saldırıyı uluslararası toplum önünde reddediyor, kınıyor ve lanetliyor" ifadeleri kullanıldı. ABD'nin amacının ülkenin petrol ve maden kaynaklarını ele geçirmek ve ve ülkenin siyasi bağımsızlığını zorla kırmak olduğu vurgulandı. ABD'nin bu girişimlerinde "başarılı olamayacağı" kaydedildi. Saldırıların ardından Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ulusal acil durum ilan ederek savunma güçlerini seferber ettiği belirtildi. Venezuela halkına sokağa çıkma çağrısı yapılan açıklamada, "Halk sokaklara! Bolivarcı Hükümet, ülkedeki tüm sosyal ve siyasi güçleri seferberlik planlarını harekete geçirmeye ve bu emperyalist saldırıyı kınamaya çağırıyor" denildi.<br />
<br />
<strong>Kolombiya'dan çağrı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro ise sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, "Karakas şu anda saldırı altında. Venezuela'ya saldırdılar. Füzelerle bombalıyorlar. OAS (Amerikan Devletleri Örgütü) ve Birleşmiş Milletler derhal toplanmalı" çağrısında bulundu.<br />
<br />
<strong>FAA, havayollarının Venezuela hava sahasında faaliyet göstermesini yasakladı</strong></p>

<p>ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Venezuela'daki patlamalardan önce "devam eden askeri faaliyetler" nedeniyle Venezuela hava sahasında ABD ticari uçuşlarına yasak getirdi.<br />
<br />
<strong>ABD-Venezuela gerilimi</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu uyuşturucu tedarikinde rol oynamakla suçluyor. Maduro, suçla bağlantıları olduğu iddialarını reddederken, ABD'nin Venezuela'nın geniş petrol rezervlerini ele geçirmek için kendisini devirmeye çalıştığını belirtiyor. Son aylarda Trump yönetimi, Karayipler'e geniş çaplı askeri yığınak yaparak Maduro üzerindeki baskıyı artırmıştı. ABD ordusu, bölgede uyuşturucu taşıdığı gerekçesiyle çok sayıda tekneyi vurmuş, Venezuela kıyılarında yaptırım uygulanan bir petrol tankerine el koymuştu. Trump Venezuela'ya giriş-çıkış yapan tüm yaptırıma tabi petrol tankerlerine "tam abluka" uygulanması talimatı vermişti. Trump ayrıca defalarca Venezuela'ya kara operasyonu gerçekleştirilebileceğini belirtmişti. Trump, 29 Aralık Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Venezuela'da uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığı iddia edilen teknelerin yükleme yaptığı büyük bir tesisin vurulduğunu bildirmişti. Bu, ABD'nin Venezuela'ya bilinen ilk saldırısı olarak kayıtlara geçmişti.</p>

<p>Maduro ise perşembe günü yaptığı açıklamada, uyuşturucu kaçakçılığı ve petrol konularında ABD ile görüşmelere açık olduğunu söylemişti.</p>

<p></p>

<p><strong>SICAK GELİŞME</strong></p>

<p><strong>Trump, Venezuela'ya saldırıyı doğruladı: "Maduro ve eşi yakalanarak ülkeden çıkarıldı"</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ülkesinin Venezuela'ya saldırı gerçekleştirdiğini doğruladı. Trump paylaşımında, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ve eşinin ülke dışına çıkarıldığını belirterek, "ABD, Venezuela ve lideri Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı geniş çaplı bir saldırı düzenleyerek Maduro ile eşini yakalamayı ve ülkeden çıkarmayı başardı. Bu operasyon ABD kolluk kuvvetleriyle iş birliği içinde gerçekleştirildi. Ayrıntılar daha sonra paylaşılacak" ifadelerini kullandı. Trump, Türkiye saati ile 19.00'da Florida'daki Mar-a-Lago'da basın toplantısı düzenleneceğini aktardı.</p>

<p><img alt="Venezuela'da patlama sesleri: Hava üsleri hedef alındı!" height="100%" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/26-01/03/aw612616_01.jpg" width="850px" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/venezuelada-ulusal-acil-durum</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2026/01/yeni-proje-13.jpg" type="image/jpeg" length="15971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk İş Dünyasından Önemli Haberler]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/turk-is-dunyasindan-onemli-haberler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/turk-is-dunyasindan-onemli-haberler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İŞ DÜNYASI, DİPLOMASİ VE SOSYAL AĞLARIN AYNI MASADA BULUŞTUĞU DUTCH BUSINESS ASSOCIATION TURKEY DBA 2025 İSTANBUL GALASI]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h3><strong>İŞ DÜNYASI, DİPLOMASİ VE SOSYAL AĞLARIN AYNI MASADA BULUŞTUĞU DUTCH BUSINESS ASSOCIATION TURKEY DBA 2025 İSTANBUL GALASI</strong></h3>

<h3><strong>ERCAN TORUNOĞULLARI TÜRKİYE TURİZM TANITIM VE GELİŞTİRME AJANSI (TGA)</strong> <strong>EGE BÖLGESİ BAŞKANI SEÇİLDİ…</strong></h3>

<h3><strong>HOLLANDA’DA TÜRK GİRİŞİMCİLER DERNEĞİ (TOV) AMSTERDAM ŞUBESİ İLE SAYISINI YEDİYE YÜKSELTTİ.</strong></h3>

<h3><strong>NAZİF ERTEKİN TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN KİLİZİ ZEYTİNYAĞINI AVRUPALILARA TANITIYOR</strong></h3>

<h3><strong>TÜSİAD’DAN BRÜKSEL’DE AB–TÜRKİYE İLİŞKİKLERİ İÇİN NET MESAJ: “TÜRKİYE’SİZ OLMAZ”</strong></h3>

<h3></h3>

<p><br />
<img alt="Afbeelding met windmolen, buitenshuis, hemel, gras Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="126" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-windmolen-buitenshuis-hemel-gras-3.jpeg" width="249" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY derledi:</strong></p>

<h4><strong>İSTANBUL</strong>,- Hollanda ile Türkiye arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal ilişkilerin en görünür buluşma noktalarından biri haline gelen <strong>‘Dutch Business Association Turkey (DBA)’</strong>, geleneksel yıllık organizasyonu olan <strong>‘DBA Gala 2025 Gecesi’</strong>ni İstanbul’da gerçekleştirdi. Etkinliğin adresi, Etiler’deki Le Méridien İstanbul Etiler oldu.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, pak, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="139" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-pak-person-door.jpeg" width="332" /></p>

<h4>Gala, yalnızca bir davet ya da sosyal etkinlik olmanın ötesinde, iki ülke arasındaki iş dünyası ilişkilerinin geldiği noktayı göstermesi açısından dikkat çekti. Bu tabloyu güçlendiren unsur ise, derneğin kendi açıklamasında da vurguladığı gibi, DBA’nın yıllar içinde büyüyen üye yapısı ve oluşan kurumsal aidiyet duygusuydu.</h4>

<h4><strong>İŞ DÜNYASI VE DİPLOMASİ AYNI ÇATI ALTINDA</strong></h4>

<h4>DBA Gala 2025’e, Hollanda ve Türkiye’den çok sayıda iş insanı, yatırımcı, hukukçu, danışman ve şirket yöneticisinin yanı sıra Hollanda diplomatik misyonunun üst düzey temsilcileri katıldı. Derneğin kurumsal paylaşımında, bu katılımın iki ülke ilişkileri açısından taşıdığı öneme özellikle işaret edildi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, pak, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="414" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-pak-person-door.jpeg" width="800" /></p>

<h4>Gecede öne çıkan diplomatik ve kurumsal isimler arasında Hollanda’nın Türkiye Büyükelçisi Joep Wijnands, Türkiye’deki Hollanda Başkonsolosu Daan Huisinga, Hollanda Büyükelçiliği Ekonomi İşleri Bakan Müşaviri Niels Veenis ve Başkonsolos Yardımcısı Karin Jones Schaper yer aldı. Aynı listede, <strong>‘Invest in Türkiye’</strong> tarafını temsilen Başkan Yardımcısı Bekir Polat da bulunuyordu.</h4>

<h4>Bu katılım, gala gecesinin yalnızca bir sivil toplum buluşması olmadığını, aynı zamanda ekonomik diplomasi açısından da işlev gören bir platform niteliği taşıdığını gösterdi. İş dünyasının sahadaki beklentileri ile diplomatik temsilin verdiği mesajlar, aynı salon içinde, aynı masalarda, aynı sohbet başlıklarına dönüşebildi.</h4>

<h4><strong>DBA TURKEY BİR DERNEKTEN DAHA FAZLASI</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, kleding, pak, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="370" sizes="789px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-kleding-pak-person-door-a.jpeg" width="789" /></p>

<h4>Gecenin açılışında söz alan DBA Turkey Başkanı Ufuk Gedikli, organizasyona katkı verenlere teşekkür ederken, derneğin Hollanda ile Türkiye arasında yıllar içinde kurduğu <strong>“iş birliği köprüsünü”</strong> vurguladı. Bu vurgu, gecenin genel atmosferiyle de örtüşüyordu. Çünkü DBA Turkey, üyeleri için yalnızca kartvizit değiş tokuş edilen bir networking alanı değil, iki ülke arasında sürdürülebilir ve kurumsal temele oturan ilişkilerin de bir taşıyıcısı olarak konumlanıyor.</h4>

<h4>Gedikli’nin çizdiği çerçeve, iş dünyasında sık duyulan bir gerçeği hatırlatıyordu. Ticaret ilişkileri sadece rakamlardan ibaret kalmıyor. Güven, süreklilik, düzenli temas ve kurumsal hafıza oluştuğunda kalıcı hale geliyor. Bu nedenle gala gecesi, bir yılın özetini çıkaran bir buluşma olduğu kadar, gelecek yılın ilişki zeminini de kuran bir akşam olarak görüldü.</h4>

<h4><strong>KONSOLOS DAAN HUISİNGA’NIN İLK MESAJLARI</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="227" sizes="362px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-kleding-person-persoon-do.jpeg" width="362" /></p>

<h4>Gecede konuşan isimlerden biri de, Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga oldu. Derneğin açıklamasına göre Huisinga, görevine başlamasının ardından topluluktan gördüğü sıcak karşılama için teşekkür etti ve İstanbul ile Türkiye’de geçireceği yıllara yönelik heyecanını dile getirdi.</h4>

<h4>Bu noktada, salondaki dikkat çekici ayrıntılardan biri şuydu: Yeni dönemde konsolosluk kanadıyla kurulacak temasların, özellikle yatırım, ticaret, vize, şirket ilişkileri ve kurumsal temaslar açısından daha da yoğunlaşacağı beklentisi, sohbet aralarında sıkça dile getirildi.</h4>

<h4><strong>BÜYÜKELÇİ WİJNANDS’TAN 2025 DEĞERLENDİRMESİ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met pak, Menselijk gezicht, persoon, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="217" sizes="445px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-pak-menselijk-gezicht-persoon-kl.jpeg" width="445" /></p>

<h4>Hollanda’nın Türkiye Büyükelçisi Joep Wijnands’ın konuşması da, gecenin ana duraklarından biri oldu. DBA’nın kurumsal paylaşımında, Wijnands’ın 2025 yılına ilişkin değerlendirme yaptığı ve özellikle Hollanda’dan bu gala için İstanbul’a gelen üyeleri ayrıca selamladığı bilgisi verildi.</h4>

<h4>Bu vurgu, bir ayrıntı gibi görünse de, aslında iki şeyi aynı anda anlatıyor:<br />
Birincisi, DBA Turkey’nin, İstanbul merkezli yapısının, Hollanda’daki iş çevreleriyle temasının canlı olması.<br />
İkincisi ise, ilişkilerin yalnızca Türkiye’deki Hollandalı şirketler üzerinden değil, Hollanda’dan Türkiye’ye bizzat gelen aktörler üzerinden de gelişmeye devam etmesi.</h4>

<h4>Diplomatik dil çoğu zaman ölçülü olur. Ancak bu tür galalarda, protokol cümlelerinin yanı sıra <strong>“insan teması”</strong> kendini daha görünür biçimde hissettirir. Bu da ekonomik ilişkilerin yalnızca resmi toplantılarla değil, güven duygusunu pekiştiren sosyal temaslarla da büyüdüğünü hatırlatır.</h4>

<h4><strong>INVEST IN TÜRKİYE CEPHESİ VE YATIRIM VURGUSU</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, kleding, microfoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="362" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-kleding-microfoon-pak-doo.jpeg" width="812" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Gecenin dikkat çeken konuşmalarından biri de, <strong>‘Invest in Türkiye’</strong> Başkan Yardımcısı Bekir Polat’tan geldi. DBA’nın açıklamasına göre Polat, Hollanda’dan Türkiye’ye yönelen yatırımları anarak, iki ülke arasındaki yakın iş birliğinin kritik önemini vurguladı.</h4>

<h4>Bu mesaj, salondaki yatırım ve danışmanlık çevreleri açısından ayrı bir anlam taşıdı. Çünkü Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişki, sadece ticaretin değil, aynı zamanda üretim, hizmet, lojistik, finans ve teknoloji alanlarında da uzun vadeli yatırımların hikayesini barındırıyor.</h4>

<h4><strong>KATILIMCILAR, NETWORKING VE KULİS TEMASLARI</strong></h4>

<h4>Resmi konuşmaların ardından gala, adeta bir networking arenasına dönüştü. İş dünyasından hukukçulara, danışmanlardan yatırımcılara kadar birçok isim, gala yemeği sırasında birebir görüşmeler gerçekleştirdi. Katılımın niteliği, bu görüşmelerin rastgele sohbetler değil, çoğu zaman planlı temaslar ve takip toplantılarına dönüşen bağlantılar olduğuna işaret ediyordu.</h4>

<h4>Bu tablo, bazı katılımcı paylaşımlarında da görülüyor. Örneğin etkinliğe katıldığını belirten paylaşımlarda, yılın değerlendirilmesi ve yeni yıla dair beklentiler vurgulanırken, sektörel iş birliklerine dair sohbetlerin de öne çıktığı görülüyor.</h4>

<h4>Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda, davetliler yalnızca resmi pozlarla değil, samimi ve doğal karelerle de gecenin atmosferini yansıttı. Bu yönüyle gala, iş dünyası ciddiyeti ile sosyal hayatın şıklığını aynı potada buluşturdu.</h4>

<h4><strong>MAGAZİN DEĞİL AMA SOSYAL YANSIMA GÜÇLÜ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="233" sizes="393px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-menselijk-gezicht-3.jpeg" width="393" /></p>

<h4>DBA Gala 2025, klasik anlamda bir magazin gecesi olmasa da, iş dünyasının sosyal vitrini niteliğini taşıdı. Şık davetliler, zarif organizasyon ve uluslararası katılım, gecenin özellikle LinkedIn gibi profesyonel mecralarda görünür olmasını sağladı. Derneğin LinkedIn paylaşımı da bu görünürlüğün kurumsal tarafını temsil eden temel metinlerden biri oldu.</h4>

<h4>Paylaşımlarda <strong>“iyi sohbetler”, “verimli temaslar” </strong>ve<strong> “iki ülke arasındaki güçlü bağlar”</strong> vurgusu öne çıkarken, bu durum etkinliğin katılımcılar açısından yalnızca bir davet değil, itibar ve görünürlük açısından da önemli bir platform olduğunu gösterdi.</h4>

<h4><strong>GENEL DEĞERLENDİRME</strong></h4>

<h4>DBA Gala 2025, Hollanda ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yalnızca ticari rakamlardan ibaret olmadığını, insan ilişkileri, güven, süreklilik ve karşılıklı anlayış üzerine kurulu olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</h4>

<h4>DBA Turkey’nin kendi değerlendirmesinde altını çizdiği, <strong>“büyüme”</strong> ve vurgusu, gecedeki tabloyla örtüştü. Kurumsal yapı büyüdükçe, bu tür buluşmalar yalnızca bir takvim etkinliği olmaktan çıkıyor ve iki ülke arasındaki ekonomik diplomasinin sosyal zemini haline geliyor.</h4>

<h4>Gala gecesi, iş dünyası ile diplomasinin aynı masada buluştuğu, resmi mesajların sosyal temaslarla güçlendiği ve geleceğe yönelik iş birliklerinin zemin bulduğu bir organizasyon olarak kayda geçti.</h4>

<h4>******************</h4>

<h1><strong>HOLLANDA’DA TÜRK GİRİŞİMCİLER DERNEĞİ (TOV) AMSTERDAM ŞUBESİ AÇILDI</strong><a id="post-19012-_Hlk217481634"></a></h1>

<h4>Hollanda’daki Türk girişimciler örgütlenmesine bir halka daha eklendi. Leiden, Zoetermeer,<br />
Den Haag, Rotterdam, Utrecht’ten sonra, <strong>Amsterdam</strong> da Türk girişimcilerin kurumsal çatıları arasına girdi. <strong>TOV Amsterdam (Türk Girişimciler Derneği Amsterdam)</strong> yasal kuruluşunu tamamlayarak resmen faaliyete geçti.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="326" sizes="728px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-menselijk-gezicht-persoon-8.jpeg" width="728" /></p>

<h4>Hollanda Türk Girişimci Dernekleri Platformu Başkanı <strong>Durmuş Doğan</strong>’ın öncülüğünde yürütülen çalışmaların ardından kurulan TOV Amsterdam, Amsterdam ve çevresinde faaliyet gösteren Türk kökenli girişimcileri aynı çatı altında buluşturmayı amaçlıyor.</h4>

<h4>Yeni derneğin temel hedefleri arasında, Türk girişimciler arasındaki ekonomik işbirliğini güçlendirmek, ortak projeler geliştirmek ve Türk iş dünyasının Hollanda genelindeki görünürlüğünü artırmak yer alıyor.</h4>

<h4><strong>YÖNETİM KURULU BELLİ OLDU</strong></h4>

<h4>TOV Amsterdam’ın ilk yönetim kurulu da netleşti. Buna göre;</h4>

<h4>Başkanlığa <strong>Mehmet Cilizoğlu</strong>,<br />
Genel Sekreterliğe <strong>Mehtap Hahap</strong>,<br />
Mali işler ve muhasebeye ise <strong>Mustafa Çakır</strong> getirildi.</h4>

<h4>Yeni yönetim, Amsterdam bölgesindeki Türk işletmelerinin gelişimine katkı sunmayı, girişimciler arasındaki dayanışmayı artırmayı ve Hollanda iş dünyasıyla daha güçlü köprüler kurmayı hedefliyor.</h4>

<h4><strong>“TÜRK TOPLUMU İÇİN ÖNEMLİ BİR KAZANIM”</strong></h4>

<h4>Derneğin kuruluşunu kamuoyuna duyuran <strong>Durmuş Doğan</strong>, TOV Amsterdam’ın sadece girişimciler için değil, Hollanda’daki Türk toplumu açısından da önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. Doğan, yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: <strong>“TOV Amsterdam, Türk kökenli girişimcilerin ekonomik birlikteliğini güçlendirecek, iş dünyasında daha görünür olmalarını sağlayacak. Hollanda Türk toplumuna hayırlı olsun. Başarılar diliyorum.”</strong></h4>

<h4>TOV Amsterdam’ın, önümüzdeki dönemde Amsterdam dışındaki diğer kentlerde kurulacak yeni şubelere de örnek teşkil etmesi bekleniyor. Durmuş Doğan’a göre, ocak ayı içinde Eindhoven şubesi açılacak ve daha sonra da Dordrecht kuruluş çalışmaları başlayacak.<br />
Hollanda genelinde Türk girişimcilerin daha örgütlü, daha güçlü ve daha etkili bir yapıya kavuşması yönünde atılan bu adım, iş dünyasında yakından takip ediliyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, logo, Handelsmerk, symbool Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="485" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-logo-handelsmerk-symbool.jpg" width="1006" /></p>

<h4><strong>KOALİSYON KURULMASI İÇİN ÇALIŞAN ARABULUCULARA MEKTUP</strong></h4>

<h4>Öte yandan, Hollanda’daki koalisyon hükümeti kurulmaya çalışan arabuluculara gönderdikleri mektuplarda, Hollanda Türk Girişimci Dernekleri Koordinatörlüğü olarak mektup gönderdiklerini belirten Başkan Durmuş Doğan, varlıklarını ve amaçlarını bildirdiklerini belirtti.<br />
Hükümet kurma çalışmalarında arabuluculuk yapanlara gönderilen mektubun ilk iki paragrafı şöyle:<br />
Hollanda’daki Türk Girişimciler Dernekleri, birden fazla şehir ve bölgede faaliyet gösteren girişimci kuruluşlardan oluşan, ulusal düzeyde örgütlü bir ağdır. Birlikte, onlarca yıldır istihdama, ekonomik büyümeye ve toplumsal gelişime katkı sunan; farklı sektörlerde faaliyet gösteren, yapısal olarak organize edilmiş ve çeşitliliği yüksek bir girişimci kitlesini temsil etmekteyiz. Yerel ve ulusal kamu kurumlarıyla iş birliği konusundaki deneyimimizle, politika geliştirme ve uygulama süreçlerinde yapıcı bir muhatap olarak konumlanmaktayız. Politika önceliklerinin ve iş birliği yapılarının belirlendiği bu kabine kurma sürecinde, ortak görüşlerimizi ve saha deneyimlerimizi paylaşmayı önemli görüyoruz. Hollanda’nın, ancak politikaların yalnızca sayılar ve yapılar üzerinden değil; toplumsal ve ekonomik potansiyelin tamamını bir araya getirebilme kapasitesi üzerinden güçleneceğine inanıyoruz. Girişimci dernekleri bu bağlamda politika, uygulama ve toplum arasında köprü görevi gören kilit aktörlerdir.</h4>

<h4>Türk girişimciler adına, kabine kurma sürecinin bu aşamasında sizlere önemli bir mesaj iletmek isteriz. Hollanda’da onlarca yıldır ekonomik faaliyet, istihdam ve yenilikçiliğe katkı sağlayan girişimci dernekleri olarak, artık göz ardı edilemeyecek bazı toplumsal gelişmelere tanıklık etmekteyiz. Söylem düzeyinde Hollanda sıklıkla kapsayıcı bir toplum olarak tanımlansa da, birçok girişimci ve profesyonelin pratikte farklı bir gerçeklikle karşılaştığını görmekteyiz.</h4>

<h4>****************</h4>

<h3><strong>ERCAN TORUNOĞULLARI TÜRKİYE TURİZM TANITIM VE GELİŞTİRME AJANSI (TGA)</strong> <strong>EGE BÖLGESİ BAŞKANI SEÇİLDİ…</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met person, kleding, pak, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="329" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-person-kleding-pak-menselijk-gez.png" width="957" /></p>

<h4>Türkiye turizminin geleceği açısından son derece önemli bir görev, genç ve vizyoner bir isimle buluştu. Tanınmış iş insanı Turgut Torunoğulları’nın oğlu olan <strong>Ercan Torunoğulları</strong>, Ege Bölgesi <a id="post-19012-_Hlk217479202"></a>Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Başkanlığı görevine, üyelerin yüzde yetmiş gibi çok güçlü bir desteğiyle seçildi. Bu sonuç, yalnızca bir seçim başarısı değil, aynı zamanda sektörde biriken güvenin ve beklentinin de açık bir göstergesi oldu.</h4>

<h4><strong>AVRUPA’DAN ALINAN EĞİTİM, TÜRKİYE’DE KAZANILAN TECRÜBE</strong></h4>

<h4>Hollanda’da üniversite eğitimini tamamladıktan sonra rotasını Türkiye’ye çeviren Ercan Torunoğulları, turizm ve inşaat başta olmak üzere farklı alanlarda önemli yatırımlar yapan Torunoğulları ailesinin yeni kuşak temsilcisi olarak dikkat çekiyor.<br />
Babası Turgut Torunoğulları’nın DEİK Yönetim Kurulu üyeliği ve DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanlığı gibi görevleriyle edindiği uluslararası vizyonu, Ercan Torunoğulları kendi kuşağına özgü dinamizmle bir adım ileri taşıyor.</h4>

<h4>Avrupa’da aldığı akademik birikimi, Türkiye’de sahada edindiği tecrübeyle birleştiren Torunoğulları, yeni projeler, yeni bakış açıları ve çağın gereklerine uygun tanıtım stratejileriyle turizm sektöründe adından söz ettirmeye devam ediyor.</h4>

<h4><strong>TGA NEDİR VE NEDEN HAYATİ ÖNEME SAHİPTİR</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, Zakenman/-vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="433" sizes="770px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon-4.jpg" width="770" /></p>

<h4>Burada altını özellikle çizmek gerekir. <strong>Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı</strong>, Türkiye turizminin tanıtım bütçesinin yönetildiği, uluslararası kampanyaların planlandığı ve ülke turizmine yön veren stratejik kararların alındığı en üst düzey yapıdır. Hangi pazar hedeflenecek, hangi destinasyon öne çıkarılacak, kriz dönemlerinde nasıl bir yol izlenecek sorularının cevabı işte bu masada verilir.</h4>

<h4>Dolayısıyla Ege Bölgesi’nin bu kurulda güçlü ve etkili biçimde temsil edilmesi, yalnızca bölge turizmi için değil, Türkiye turizminin bütünü için büyük önem taşımaktadır. Ege’nin kültürü, tarihi, doğası ve gastronomisiyle dünya turizminden hak ettiği payı alması, ancak böylesi bir temsil gücüyle mümkündür.</h4>

<h4><strong>“BU MASADA EGE’Yİ GÜÇLÜ ŞEKİLDE TEMSİL EDECEĞİZ”</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, glimlach, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="422" sizes="750px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-glimlach-pak-do.jpg" width="750" /></p>

<h4>Orka Otelleri Yönetim Kurulu Üyesi ve TGA Yönetim Kurulu Başkanı olan Orka Otelleri yöneticisi Ercan Torunoğulları, seçimin ardından yaptığı açıklamada bu sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğini açıkça ortaya koydu.</h4>

<h4>Torunoğulları, Ege Bölgesi’ni yönetimiyle birlikte turizmde güçlü bir şekilde temsil etmeye hazır olduklarını vurgularken, bu görevin anlamını da net biçimde ifade etti. TGA masasında yer almanın, bölgesel sorunları doğrudan kaynağında dile getirmek ve çözüm üretmek anlamına geldiğini belirtti. Aynı zamanda Türkiye ve dünya turizminden Ege’nin aldığı payı artırmanın, somut projeler ve doğru tanıtım stratejileriyle mümkün olacağını dile getirdi.</h4>

<h4><strong>YÜZDE YETMİŞLİK GÜVEN OYU VE SEKTÖRE VERİLEN SÖZ</strong></h4>

<h4>Yirmi beş yıllık başarılı mesleki birikimini bu görevde seferber edeceğini ifade eden Torunoğulları, turizm işletme belgesi ve basit konaklama belgesi sahibi işletmelerin büyük çoğunluğunun desteğini alarak seçilmesinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.</h4>

<h4>Üyeler arasında hiçbir ayrım yapmadan, seçen ya da seçmeyen herkes için çalışacaklarının altını çizen Torunoğulları, <strong>“Üyelerimiz bizim üyelerimizdir. Hepsinin başarılı olması için projeler üreteceğiz ve yanlarında olacağız”</strong> diyerek kapsayıcı ve birleştirici bir yönetim anlayışının sinyalini verdi.</h4>

<h4><strong>EGE VE TÜRKİYE TURİZMİ İÇİN GÜÇLÜ BİR KAZANIM</strong></h4>

<h4>Özetle, Ercan Torunoğulları’nın Ege Bölgesi TGA Başkanlığına seçilmesi, yalnızca bir görev değişimi değildir. Bu sonuç, genç bir kuşağın uluslararası vizyonla, kurumsal tecrübeyi buluşturduğu yeni bir dönemin başlangıcıdır. Ege’nin sesi artık TGA masasında daha gür çıkacak ve bu ses, doğru kullanıldığı takdirde Türkiye turizmine uzun vadeli katkılar sunacaktır.</h4>

<h2>*********************</h2>

<h2><strong>NAZİF ERTEKİN TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN KİLİZİ ZEYTİNYAĞINI AVRUPALILARA TANITIYOR</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met drinken, Glazen fles, wijn, voedsel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="523" sizes="784px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-drinken-glazen-fles-wijn-voedsel.jpeg" width="784" /></p>

<h4>Türkiye’de organik tarımın sessiz ama istikrarlı yükselişine örnek oluşturan KİLİZİ Organik Zeytinyağı, Mezopotamya’nın kadim zeytin kültürünü Avrupa sofralarına taşıyor. Bu yolculuğun Avrupa ayağında ise dikkat çeken bir isim var: <strong>Nazif Ertekin</strong>.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, schermopname, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="337" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-schermopname-buitenshuis-d.jpg" width="988" /></p>

<h4>KİLİZİ markasının temeli, Türkiye’nin güneyinde, Mezopotamya havzasına uzanan bölgede faaliyet gösteren organik zeytin üreticilerinin bir araya gelmesiyle atıldı. Küçük aile işletmeleri ve yerel çiftçilerden oluşan kooperatif yapısı, kimyasal gübre ve pestisit kullanılmadan üretim yapıyor. Ürünler hem Avrupa Birliği organik sertifikasına hem de ECOCERT denetimine sahip bulunuyor. Soğuk sıkım yöntemiyle elde edilen natürel sızma zeytinyağı, yüksek polifenol değeri ve aromatik yapısıyla öne çıkıyor</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met buitenshuis, boom, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="771" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-buitenshuis-boom-kleding-persoon.jpeg" width="1600" /></p>

<h4>Kooperatifin üretim felsefesinde yalnızca kalite değil, doğaya ve emeğe saygı da temel ilke olarak yer alıyor. Mezopotamya kökenli yerli ve endemik zeytin ağaçlarından elde edilen ürünler, binlerce yıllık bir tarım mirasının günümüz standartlarıyla buluşmasını temsil ediyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilir tarımı ve kırsal kalkınmayı merkezine alan bir model sunuyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="481" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-menselijk-gezicht-4.jpeg" width="1439" /><br />
<strong><em>Nazif Ertekin, KİLİZİ zeytinyağı serüvenini İlhan Karaçay’a anlattı.</em></strong></p>

<h4>KİLİZİ markasının Avrupa’ya açılan kapısı ise Hollanda merkezli <strong>ONENESS BV</strong> oldu. Şirketin Avrupa’daki tanıtım, iletişim ve ticari faaliyetlerini yürüten Nazif Ertekin, Türkiye’deki üretici kooperatifi ile Avrupa pazarları arasında köprü görevi üstleniyor. Ertekin’in yürüttüğü çalışmalar sayesinde KİLİZİ, yalnızca bir zeytinyağı markası olarak değil, üretici odaklı ve şeffaf bir tarım modelinin temsilcisi olarak konumlanıyor.</h4>

<h4>Avrupa’da organik ürün pazarının her geçen gün büyüdüğüne dikkat çeken Ertekin, KİLİZİ’nin bu pazarda farklılaştığını vurguluyor. Bunun temel nedenleri arasında izlenebilir üretim süreci, sertifikalı organik yapı ve kooperatif modeliyle üreticinin emeğini koruyan yaklaşım yer alıyor. Avrupa’daki tüketiciler için KİLİZİ, sadece sağlıklı bir gıda ürünü değil, aynı zamanda etik ve sürdürülebilir bir tercih anlamına geliyor.</h4>

<h4>Marka adına dair önemli bir ayrıntı da dikkat çekiyor. KİLİZİ isminin, zeytin kültürüyle tarihsel bağları güçlü olan Kilis bölgesine atıf taşıdığı değerlendiriliyor. Mezopotamya vurgusu ve coğrafi aidiyet, bu ismin bilinçli bir tercih olduğuna işaret ediyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met alcohol, drank, voedsel, Glazen fles Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="375" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-alcohol-drank-voedsel-glazen-fle.jpg" width="1140" /></p>

<h4>Bugün KİLİZİ Organik Zeytinyağı, Türkiye’deki küçük üreticilerin emeğini Avrupa’da görünür kılan örnek projelerden biri olarak öne çıkıyor. Nazif Ertekin’in temsil ettiği bu yapı, yerelden küresele uzanan yolculukta kooperatif gücünün ve sürdürülebilir tarımın somut bir başarısı olarak dikkat çekiyor.</h4>

<h4>*************************</h4>

<h2><strong>TÜSİAD’DAN BRÜKSEL’DE AB–TÜRKİYE İLİŞKİKLERİ İÇİN NET MESAJ: “TÜRKİYE’SİZ OLMAZ”</strong></h2>

<h4>TÜSİAD’ın sınırlı sayıda muhataba gönderdiği, kamuoyuna açık olmayan ve oldukça kapsamlı bir e-mail bana da gönderildi. Bu bültende yer alan değerlendirmeler, AB–Türkiye ilişkilerinin geleceğine dair dikkat çekici mesajlar içeriyor. <strong>“Avrupa İş Dünyası Gündemi 2025/12”</strong> başlığını taşıyan ve BusinessEurope çerçevesinde hazırlanan bu özel bültende, TÜSİAD’ın Brüksel temasları ve Avrupa Birliği’ne verilen stratejik mesajlar ayrıntılı biçimde aktarılıyor.</h4>

<h4>Söz konusu e-mail bülteninde yer alan bilgilere göre, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı B. Can Yücaoğlu, 2 ve 3 Aralık tarihlerinde Brüksel’de Avrupa Birliği kurumlarıyla yoğun temaslarda bulundu. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu, AB Konseyi ve üye ülke temsilcileriyle yapılan görüşmelerde, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik ve jeoekonomik dönüşüm sürecinde AB–Türkiye ilişkilerinin stratejik bir kaldıraç olduğu vurgulandı.</h4>

<h4><strong>“TÜRKİYE AVRUPA’NIN EKONOMİK VE GÜVENLİK YAPISININ PARÇASI”</strong></h4>

<h4>Özel e-mail bülteninde aktarılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin AB ekonomisi, güvenlik mimarisi ve kurumsal yapısının ayrılmaz bir parçası olduğu özellikle vurgulanıyor. Bültene göre TÜSİAD heyeti, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü artırabilmesi ve istikrar ile etki merkezi olma iddiasını sürdürebilmesi için Türkiye ile daha kapsamlı ve bütünleşik bir iş birliğine ihtiyaç duyduğunu muhataplarına iletti.</h4>

<h4>Bültende yer alan ifadelerde, Avrupa Birliği’nin ticaret, teknoloji, enerji, güvenlik ve iklim hedeflerine ulaşmasının Türkiye’yi dışlayan bir yaklaşımla mümkün olmayacağına dikkat çekiliyor. Küresel rekabetin giderek sertleştiği bu dönemde, AB ile Türkiye arasındaki ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesinin hem Avrupa hem de Türkiye açısından zorunlu olduğu belirtiliyor.</h4>

<h4><strong>GÜMRÜK BİRLİĞİ VE AVRUPA SANAYİSİ VURGUSU</strong></h4>

<h4>E-mail bülteninde yer alan bir diğer önemli başlık ise Gümrük Birliği’nin modernizasyonu. TÜSİAD’ın Brüksel’deki temaslarında, bu sürecin siyasi ön koşullara bağlanmadan bir an önce başlatılması gerektiği mesajının verildiği aktarılıyor. Bültene göre, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, yalnızca Türkiye ekonomisi için değil, Avrupa sanayisinin rekabet gücü açısından da kritik önemde.</h4>

<h4>Ayrıca Avrupa’da tartışılan <strong>“AB ürünlerini tercih etme”</strong> yaklaşımına ilişkin uyarılara da bültende geniş yer ayrılıyor. TÜSİAD, Türkiye’nin AB sanayi ve tedarik zincirlerindeki kritik rolünün göz ardı edilmesi halinde, Avrupa’nın stratejik kapasitesinin daralacağı ve ekonomik güvenliğinin zayıflayacağı görüşünü muhataplarıyla paylaştı. Bu nedenle ürün tercihinde kullanılan “Avrupa” tanımının Türkiye’yi de kapsaması gerektiği ifade edildi.</h4>

<h4><strong>SAVUNMA, GÜVENLİK VE YAPAY ZEKA ALANLARINDA İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI</strong></h4>

<h4>TÜSİAD’ın özel bülteninde, savunma ve güvenlik alanındaki temaslara da geniş yer veriliyor. Buna göre TÜSİAD heyeti, AB Savunma ve Uzay Politikalarından Sorumlu Komiser Andrius Kubilius ile yaptığı görüşmede, savunma alanında daha yakın AB–Türkiye iş birliğinin inovasyon ve çift kullanımlı teknolojiler açısından önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.</h4>

<h4>Bültende, Türkiye’nin AB savunma fonu SAFE mekanizmasına sınırsız katılımının sağlanmasının, Avrupa’da dayanışma, caydırıcılık ve savunma sanayisinin rekabet gücü açısından zorunlu olduğu değerlendirmesine yer veriliyor. Ayrıca Ukrayna, Suriye ve Afrika gibi bölgelerde AB ile Türkiye’nin daha koordineli hareket etmesine yönelik ortak çerçeveler oluşturulması gerektiği belirtiliyor.</h4>

<h4>Yapay zeka, enerji dönüşümü, temiz sanayi ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda ise iş birliğinin kısa vadeli kriz yönetimiyle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulanıyor. E-mail bülteninde, bu alanlarda stratejik uyuma dayalı uzun vadeli bir ortaklığın gerekliliği öne çıkarılıyor.</h4>

<h4><strong>BRÜKSEL’DE YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ</strong></h4>

<h4>Söz konusu özel e-mail bültenine göre TÜSİAD heyeti, Brüksel ziyareti sırasında Avrupa Parlamentosu üyeleri, AB Komisyonu ve AB Konseyi bünyesindeki üst düzey yetkililerle çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdi. Ayrıca AB nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı ile AB–Türkiye entegrasyonunun geleceği üzerine kapsamlı bir istişare yapıldı.</h4>

<h4>Bültende yer alan bilgilere göre TÜSİAD heyetinde Orhan Turan ve B. Can Yücaoğlu’nun yanı sıra, TÜSİAD AB ve BusinessEurope Temsilcisi A. Dilek Aydın ile TÜSİAD AB İletişim ve Projeler Direktörü Nur Beler Levi de yer aldı.</h4>

<h4><strong>ÖZEL BÜLTENDEN YANSIYAN ORTAK MESAJ</strong></h4>

<h4>Kamuoyuna açık olmayan bu uzun e-mail bülteninde yer alan değerlendirmelerin ortak paydası, Türkiye’nin Avrupa’nın dışında bırakılabilecek bir aktör olmadığı, aksine Avrupa’nın ekonomik, teknolojik ve güvenlik geleceğinde merkezi bir role sahip olduğu yönünde. TÜSİAD’ın Brüksel temaslarına ilişkin bu özel bilgilendirme, AB–Türkiye ilişkilerinde uzun süredir dile getirilen ancak somut adımlara dönüşmeyen başlıkların yeniden güçlü biçimde gündeme taşındığını gösteriyor.</h4>

<h4><strong>OKURA NOT</strong></h4>

<h4>Bu haber, bana e-mail yoluyla gönderilen, kamuoyuna açık olmayan ve sınırlı muhataplara iletilmiş kapsamlı bir bilgilendirme bülteninden yapılan alıntılar esas alınarak hazırlandı. Aşağıda yer alan sayfa görüntüleri, söz konusu e-mail bülteninin <strong>tamamına </strong>aittir. Metin, herhangi bir müdahalede bulunulmadan, ekleme ya da çıkarma yapılmaksızın, okurun doğrudan incelemesi için <strong>olduğu gibi</strong> paylaşılmaktadır.</h4>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, schermopname, Website Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1848" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-schermopname-website-door.jpg" width="1320" /></p>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, schermopname, document, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1874" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-schermopname-document-lett.jpg" width="1320" /></p>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, schermopname, document, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1856" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-schermopname-document-lett-1.jpg" width="1282" /></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, schermopname, nummer, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1875" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-schermopname-nummer-letter.jpg" width="1320" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/turk-is-dunyasindan-onemli-haberler</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-windmolen-buitenshuis-hemel-gras-3jpeg.webp" type="image/jpeg" length="64470"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Noel Ve Yılbaşı’nda Çam Süsleme Modası, Eski Türkler’in “Hayat Ağacı”Ndan Kaynaklanıyor.]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/noel-ve-yilbasinda-cam-susleme-modasi-eski-turklerin-hayat-agacindan-kaynaklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/noel-ve-yilbasinda-cam-susleme-modasi-eski-turklerin-hayat-agacindan-kaynaklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor ve buna Hayat Ağacı deniyordu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h3><strong>Halen Orta Asya’da 22 Aralık’taki gündönümünde, evlerine Akçam Ağacı getirip, dallarına ertesi sene için Tanrı’dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için kurdele koyuyorlar.</strong></h3>

<h3><strong>Türklerdeki bu ağaç süslemenin Hıristiyanlıktaki Noel ile bir ilgisi yoktur.</strong><br />
<br />
<strong>Bu adet, daha sonra Türkler yoluyla Avrupa’ya geçmiş, 16’ncı yüzyılda Almanya’da başlamış ve buradan da dünyaya yayılmıştır.</strong></h3>

<h4><strong>(Derlemenin Hollandacası en altta.<br />
De Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h4>

<h1><strong>İlhan KARAÇAY derledi:</strong></h1>

<h4>Değerli Okurlarım,<br />
5 Aralık’ta <strong>ilhankaracay.com’</strong>da yayımladığım ve Hollanda’da Sint Nicolaas, Noel Baba ve Yılbaşı kavramlarını ele alan derlemem, beklenenin üzerinde ilgi gördü. Özellikle Noel Baba ile Aziz Nicolaas arasındaki farkın açık biçimde anlatılması ve Yılbaşı ile Noel’in birbirine karıştırılmaması, çok sayıda okurdan olumlu geri dönüş aldı.</h4>

<h4>Bu geri dönüşlerden biri de Abdullah Gürgün adlı okurdan geldi. Gürgün’ün gönderdiği uzun ve kapsamlı mesaj, yalnızca bir memnuniyet ifadesi değil, aynı zamanda Noel, Yılbaşı ve Orta Asya kökenli Nardugan anlayışı üzerine tarihsel ve kültürel bir çerçeve sunuyordu. Bu yazıyı, hem o mesajda yer alan bilgileri açıklığa kavuşturmak hem de içinde yaşadığımız Noel ve Yılbaşı günlerini, tarihsel arka planıyla birlikte yeniden değerlendirmek amacıyla kaleme aldım.</h4>

<h4><strong>GÜNDÖNÜMÜ VE YENİDEN DOĞUŞ DÜŞÜNCESİ</strong></h4>

<h4>Abdullah Görgün’e göre, coğrafi ve astronomik bir gerçek olarak, 21 ve 22 Aralık gecesi yılın en uzun gecesidir. Bu geceden sonra günler uzamaya, geceler kısalmaya başlar. Eski Türk inanç sisteminde bu doğa olayı yalnızca bir takvim bilgisi değil, kutsal bir dönüm noktasıdır. Güneşin karanlığa galip gelmesi olarak yorumlanan bu geceye Nardugan denirdi.</h4>

<h4>Nardugan sözcüğü, Güneş anlamına gelen Nar ile doğan anlamındaki Tuğan kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yani Nardugan, Doğan Güneş demektir. Bu anlayışta yeni bir yıl, karanlığın geride bırakıldığı ve aydınlığın yeniden hâkim olmaya başladığı zaman dilimiyle başlar.</h4>

<h1><strong>ÇAM AĞACI VE HAYAT AĞACI ANLAYIŞI</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\OCAK BULTENINE GIRECEKLER\nardugan-bayrami-4.jpg" decoding="async" height="399" sizes="586px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-ocak-bultenine-girecekler-n-6.jpeg" width="586" /><strong><em> Coğrafi bir olgu olarak, 21/22 Aralık gecesi, günler uzamaya, geceler kısalmaya başlar.<br />
Eski Türkler’in inanışlarına göre, Güneş, 21/22 Aralık gecesi, karanlığı yenmekte ve bu güne “NARDUGAN” denmekteydi. Dugan, Tugan= Doğan, Nardugan= Doğan Güneş, anlamına gelir</em>.</strong></p>

<h4>Bugün Noel ve Yılbaşı denince akla gelen çam ağacı süsleme geleneği, çoğu zaman yalnızca Hıristiyanlıkla ilişkilendirilir. Oysa bu adet, çok daha eskiye, Orta Asya Türk kültürüne uzanır.</h4>

<h4>Eski Türklerde yerin merkezinden göğe kadar uzandığına inanılan kutsal bir ağaç tasavvuru vardır. Bu ağaç, Hayat Ağacı ya da Dünya Ağacı olarak adlandırılır. Yeraltı, yeryüzü ve gökyüzünü birbirine bağlayan bu ağaç, yaşamın sürekliliğini ve bereketi simgeler.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kerstboom, kerstversiering, boom, Kerstavond Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="502" sizes="669px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kerstboom-kerstversiering-boom-k.jpeg" width="669" /></p>

<h4>Orta Asya’da bugün bile, 22 Aralık gündönümünde evlere akçam ağacı getirilir. Ağacın dallarına, gelecek yıl için Tanrı’dan niyaz edilen dilekleri temsil eden bezler ve kurdeleler bağlanır. Bu ritüelin Noel ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Bu, doğanın döngüsüne duyulan saygının ve yeniden doğuşun simgesidir.</h4>

<h4>Bu anlayış, Türk toplulukları aracılığıyla Avrupa’ya taşınmış, özellikle 16’ncı yüzyılda Almanya’da sistemli bir Noel ağacı geleneğine dönüşmüş ve oradan da tüm dünyaya yayılmıştır.</h4>

<h3><strong>NARDUGAN, NOEL VE YILBAŞI ORTAK NOKTADA BULUŞUYOR</strong></h3>

<h4>Abdullah Gürgün’ün mesajında altı çizilen en önemli noktalardan biri şudur: Nardugan, Noel ve Yılbaşı birbirinin kopyası değil, aynı zaman diliminin farklı kültürlerdeki adlarıdır.</h4>

<h4>İskandinavya’da Noel dönemine Jul ya da Yul denir. İngilizcede Yule olarak geçen bu kelime, yıl anlamına gelir. Türkçedeki yıl sözcüğüyle ses ve anlam benzerliği tesadüf değildir. Kışın ortasında, karanlığın geri çekilmeye başladığı bu dönem, birçok kültürde yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.</h4>

<h4>Bu nedenle yeniden doğuş, bereket, umut ve ışık teması hem Nardugan’da hem Noel’de hem de Yılbaşı kutlamalarında ortak bir zemin oluşturur.</h4>

<h2><strong>NOEL BABA, AZİZ NİCOLAAS VE MODERN TASVİR</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met rendier, zoogdier, winter Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="204" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-rendier-zoogdier-winter-door-ai.jpg" width="645" /></p>

<h4>Hollanda’da Sint Nicolaas, Türkiye’de Noel Baba olarak bilinen figür, tarihsel olarak Myra’lı Aziz Nicoolaas’a dayanır. Ancak bugünkü kırmızı kıyafetli, beyaz sakallı ve neşeli Noel Baba imajı, 20’nci yüzyılda ticari bir çizimle şekillenmiştir. 1930’lu yıllarda Coca Cola için yapılan bu çizim, küresel bir ikon yaratmıştır.</h4>

<h4>Bu durum, Noel Baba figürünün kültürler arasında neden bu kadar farklı biçimlerde benimsendiğini de açıklar. Her toplum, bu figüre kendi tarihinden ve hayal dünyasından bir parça eklemiştir.</h4>

<h2><strong>ANADOLU’DAN SARAYA UZANAN AĞAÇ GELENEĞİ</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, bruid, trouwjurk Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="592" sizes="649px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-bruid-trouwjurk.jpeg" width="649" /></p>

<h4>Anadolu’da yakın zamana kadar sürdürülen çam kırma geleneği, bu kültürel sürekliliğin canlı bir örneğidir. Düğünlerde süslenen çam dalları, evin en güzel yerine konur, dallarına şekerler ve hediyeler asılırdı. Bu ritüel, bereketi ve yeni başlangıçları simgelerdi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\OCAK BULTENINE GIRECEKLER\8A3E49E8-EE56-4F58-9C26-117A76371DCC.jpeg" decoding="async" height="810" sizes="640px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-ocak-bultenine-girecekler-8-2.jpeg" width="640" /><br />
<strong><em>“Hayat Ağacı” (Sonsuz Hayat) motifi, Hitit, Urartu ve daha sonraki dönemlerde Selçuklular ve Osmanlılar’ da farklılık gösterse de göze çarpar.<br />
Halı ve kilim desenlerinde de, “Hayat Ağacı” motifi sıklıkla görülür.</em></strong></p>

<h4>Osmanlı saray düğünlerinde sokaklarda gezdirilen ve <strong>‘Nahıl’</strong> adı verilen süslü ağaçlar da aynı anlayışın devamıdır. Hayat Ağacı motifi, halılarda, kilimlerde, çeşme ve cami süslemelerinde sıkça karşımıza çıkar.</h4>

<h1><strong>BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN DÜNÜ BİLMEK</strong></h1>

<p></p>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met fruit, tekst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="437" sizes="582px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-fruit-tekst-door-ai-gegenereerde.jpg" width="582" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Noel, Yılbaşı ve Nardugan üzerine yapılan tartışmaların çoğu, bu kavramların birbirinden kopuk ele alınmasından kaynaklanıyor. Oysa tarihsel perspektiften bakıldığında, hepsi insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin, karanlıktan aydınlığa geçişin ve yeniden doğuş umudunun farklı adlarla ifade edilmesidir.</h4>

<h4>Bu nedenle, bugün çam ağacı süsleyen bir aile de, yeni yıla umutla giren bir insan da, farkında olsun ya da olmasın, binlerce yıllık ortak bir kültürel mirasın devamını yaşatmaktadır.</h4>

<h3><strong>BUGÜN NOEL VE YILBAŞI NEDEN BU KADAR EVRENSEL?</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met verven, kunst, tekening, Beeldende kunst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="366" sizes="626px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-verven-kunst-tekening-beeldende.jpeg" width="626" /></p>

<h4>Modern dünyada Noel ve Yılbaşı kutlamaları, dini sınırları büyük ölçüde aşmış durumdadır. Bugün bu günler, inançtan bağımsız olarak aileyle bir araya gelmenin, paylaşmanın ve yeni bir başlangıca umut bağlamanın simgesi haline gelmiştir. Aslında bu evrensellik, Nardugan’dan Noel’e, Yul’dan Yılbaşı’na uzanan ortak insanlık mirasının doğal sonucudur. İnsanlık, binlerce yıldır aynı anda hem karanlıktan korkmuş hem de ışığın geri dönüşünü kutlamıştır.</h4>

<h4>Yeni yılınız ve bu yeniden doğuş günleriniz kutlu olsun.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/noel-ve-yilbasinda-cam-susleme-modasi-eski-turklerin-hayat-agacindan-kaynaklaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Dec 2025 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-kerstmis-kerstboom-kerstvejpeg.webp" type="image/jpeg" length="82491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollanda’da koalisyon krizi olursa, başbakan adayı Günay Uslu olur]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/hollandada-koalisyon-krizi-olursa-basbakan-adayi-gunay-uslu-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/hollandada-koalisyon-krizi-olursa-basbakan-adayi-gunay-uslu-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yıl içinde, Hollanda Film Festivali Denetim Kurulu Başkanı ve Amsterdam Halk Kütüphanesi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak atanan Uslu, şimdi de Hollanda Yazarlar Merkezi’nin “Denetim Kurulu Başkanı” oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h3><strong>Bu yıl içinde, Hollanda Film Festivali Denetim Kurulu Başkanı ve Amsterdam Halk Kütüphanesi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak atanan Uslu, şimdi de Hollanda Yazarlar Merkezi’nin “Denetim Kurulu Başkanı” oldu.</strong></h3>

<h3><strong>Günay Uslu, Yüksek organların başkanlığına atanma ve seçilmesinde rekor kırarken, QUOTE Dergisine kapak konusu oldu.</strong></h3>

<h3><strong>Sosyal ve kültürel başarılarının yanında, iş dünyasında da zirveye çıkan Günay Uslu’nun estirdiği rüzgâr, ağabeyi Atilay Uslu ve ortakları Yıldıray Karaer’i de kamçılıyor.</strong></h3>

<h3><strong>Atilay Uslu: “Dünya Şampiyonası sırasında Curaçao ile Houston, Kansas City ve Philadelphia arasında uçuş yapacağız.”</strong></h3>

<h3><strong>Yıldıray Karaer: “Yıllık %9’luk büyüme oranına sahip Türk havacılığında Corendon da aynı başarıyı gösterecektir.”</strong></h3>

<h3><strong>(Günay Uslu’nun yanında, Atilay Uslu ve Yıldıray Karaer’in de kamçılanmış başarılarını okuyacaksınız)</strong></h3>

<h4><strong>(Tamamının Hollandacasını en altta bulacaksınız.<br />
De Nederlandse versie staat onderaan?)</strong></h4>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="182" sizes="313px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-14.jpeg" width="313" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></p>

<h4>Aylardır kendisinden sitayişle söz etmekte olduğum Günay Uslu için, hiç de abartı yapmadığımın kanıtına, aşağıdakileri okuduktan sonra siz de ikna olacaksınız. Çünkü burada anlatılan, sadece bir başarı öyküsü değil; Hollanda’da göçmen kökenli bir çocuğun, azimle, bilgiyle ve karakterle, ülkenin en üst karar mekanizmalarına kadar nasıl yürüdüğünün hikayesidir.<br />
İlkokul sıralarından üniversite kürsülerine, akademiden kültür ve sanat dünyasına, oradan devlet yönetimine ve iş dünyasının zirvesine uzanan bu yol, tesadüflerle değil, yıllara yayılan birikimle döşenmiştir.</h4>

<h4>Hollanda bugün bir koalisyonlar ülkesidir. Siyasi dengelerin pamuk ipliğine bağlı olduğu, krizlerin sıkça yaşandığı bu düzende, zaman zaman partiler üstü, dışarıdan bir başbakan arayışı gündeme gelir. Örneğin, bugünkü Başbakan Dick Schoof, Wilders’in Başbakanlığına sıcak bakılmayınca, dışarıdan başbakanlığa getirilmiştir. İşte tam da böyle bir tabloda, ben hiç tereddütsüz söylüyorum: Eğer Hollanda bir gün dışarıdan bir başbakan aramak zorunda kalırsa, aranan isim Günay Uslu olur. Çünkü o, sadece bir siyasetçi değildir. O, akademiyi bilen, kültürü soluyan, sanatı yöneten, devleti tanıyan ve ekonomiyi okuyabilen nadir isimlerden biridir.</h4>

<h4><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="194" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-kleding-3.jpeg" width="260" /><br />
<strong><em>Günay Uslu, Bakanlığı sırasında Başbakan Rutte ile yan yana…</em></strong></h4>

<h4>Günay Uslu’nun Hollanda’nın en saygın kurumlarında üst üste başkanlık görevlerine getirilmesi, rastlantı değildir. Film festivallerinden edebiyat merkezlerine, müze konseylerinden akademik yapılara kadar aynı ismin tekrar tekrar tercih edilmesi, devletin ve toplumun ona duyduğu güvenin açık bir göstergesidir. Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Bakanlığı yaptığı dönemde sergilediği sakin duruş, kapsayıcı dili ve kriz anlarında gösterdiği denge, bugün hâlâ kulislerde örnek gösterilmektedir.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met vliegtuig, wolk, hemel, vlak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="211" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-vliegtuig-wolk-hemel-vlak-door.jpg" width="995" /><br />
<strong><em>QUOTE Dergisine kapak olan Günay Uslu ve Atilay Uslu’nun Dünya Futbol Şampiyonası için, Curaçao-ABD uçuşlarını yapacak olan Curaçao bayraklı Corendon uçağı.</em></strong></p>

<h4>Bu başarı hikayesinin arka planında güçlü bir aile yapısı da vardır. Ağabeyi Atilay Uslu’nun girişimci cesareti ve vizyonu, ortakları Yıldıray Karaer’in iş dünyasındaki tecrübesiyle birleşmiş; Corendon markası, sadece bir şirket değil, bir başarı modeline dönüşmüştür. Günay Uslu’nun entelektüel birikimi ve yönetsel sezgisiyle bu yapı daha da güçlenmiş, aile bağları profesyonel akılla harmanlanmıştır. Bu sinerji, nadir rastlanan bir bütünlük sunmaktadır.</h4>

<h4>Bakınız Günay Uslu’nun, hiç kimseye nasip olmayacak geçmişinden bugüne kadar geçirdiği başarılara. Bu satırlar, yalnızca bir kişinin özgeçmişi değildir; Hollanda toplumunda göçmen kökenli bireylerin önüne konan görünmez duvarların, bilgiyle ve emekle nasıl aşılabileceğinin canlı bir belgesidir. Aşağıda okuyacaklarınız, neden aylardır Günay Uslu’nun adını özellikle ve ısrarla yazdığımı, hatta onun adını başbakanlık ihtimaliyle yan yana anmaktan neden çekinmediğimi bütün açıklığıyla ortaya koyacaktır.</h4>

<h4>Şimdi gelin, bu iddianın ve bu vurguların soyut sözler olmadığını, somut adımlar ve yıllara yayılan bir emekle nasıl örüldüğünü birlikte görelim. Günay Uslu’nun hikayesi, bir anda parlayan bir isimden ibaret değildir. İlkokuldan başlayarak akademik kürsülere, kültür ve sanat kurumlarının yönetimlerinden devletin en üst katlarına kadar uzanan bu yolculuk, her aşaması emekle, bilgiyle ve istikrarla inşa edilmiş bir çizgiyi ortaya koymaktadır. Aşağıda yer alan satırlar, bu uzun yürüyüşün duraklarını, sorumluluklarını ve kazanımlarını bütün açıklığıyla gözler önüne seriyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, schermopname, Menselijk gezicht, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="146" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-schermopname-menselijk-ge.jpg" width="948" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>İlkokul:</strong> Hollanda’da göçmen bir ailenin çocuğu olarak ilkokulu tamamladı.<br />
<strong>Ortaokul / Lise:</strong> Hollanda’da eğitimine devam ederek üniversiteye hazırlandı.<br />
<strong>1993:</strong> Amsterdam Yüksekokulu’nda Tarih öğretmenliği propaedeutic diploması.<br />
<strong>1996:</strong> Amsterdam Üniversitesi’nde Hollanda Hukuku propaedeutic diploması.<br />
<strong>2000’li yıllar:</strong> Amsterdam Üniversitesi’nde Kültür Bilimi ve Avrupa Kültür Tarihi alanlarında yüksek lisans (MA).<br />
<strong>2015:</strong> Amsterdam Üniversitesi’nde doktora (Osmanlı İmparatorluğu’nda Kültür Politikaları üzerine).</h4>

<h4><strong>Akademik görevler:</strong><br />
*Amsterdam Üniversitesi’nde kültür ve tarih araştırmacısı.<br />
*Leiden Üniversitesi’nde Hoşgörü Kürsüsü’nde görev.</h4>

<h4><strong>Kültürel ve sanatsal kurumlar:</strong><br />
*Amsterdam Eye Film Müzesi Konseyi Başkanı.<br />
*Lahey’deki Maurits Müzesi Danışma Kurulu Üyesi.<br />
*Rembrand Derneği Danışma Kurulu Üyesi.<br />
*Allard Pierson Danışma Kurulu Üyesi.<br />
*NIOD Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi.</h4>

<h4><strong>İş dünyası:</strong><br />
*Corendon Turizm Grubu’nda çeşitli dönemlerde yöneticilik.<br />
*Corendon Yan Vakfı Başkanlığı.<br />
*2023 itibarıyla Corendon CEO’su.</h4>

<h4><strong>Siyaset:</strong><br />
10 Ocak 2022 – 1 Aralık 2023 arasında Hollanda hükümetinde Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Bakanı.</h4>

<h4><strong>Kültürel görevler:</strong><br />
*2025 Boekenbon Edebiyat Ödülü Jüri Başkanlığı.<br />
*2025 itibarıyla Hollanda Film Festivali Denetim Kurulu Başkanlığı.<br />
*2025 sonu itibarıyla Hollanda Yazarlar Merkezi’nin Denetim Kurulu Başkanı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, glimlach, boekenkast Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="189" sizes="480px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-glimlac.jpeg" width="480" /><br />
<strong><em>Çeşitli kuruluşların başına getirilme yarışında önde giden Günay Uslu, Hollanda Yazarlar Merkezi’nin Denetim Kurulu Başkanlığına getirilişinin ikinci günü, kuruma gelerek elemanları ile tanıştı.</em></strong></p>

<h4>Bu noktadan sonra kelimeler bana ait değil. Günay Uslu’nun yolculuğunu, birikimini ve duruşunu, QUETO Dergisi’nin sayfalarında tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız. Okudukça, yukarıda kurduğum cümlelerin neden abartı olmadığını siz de göreceksiniz.</h4>

<h4>Sizlere öncelikle QUOTE dergisinde kapak konusu olan Günay Uslu haberinin özetini sunuyorum.<br />
Haberin tamamının Türkçe ve Hollandacasını da en altta bulacaksınız.</h4>

<h1><strong>HOLLANDA İŞ DÜNYASININ EN CİDDİ DERGİSİ QUOTE, GÜNAY USLU’YU KAPAK YAPTI</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, tekst, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="608" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-tekst-persoon-person-do.jpg" width="1002" /></p>

<h4>Hollanda iş dünyasının en etkili ve en ciddi yayınlarından biri olarak kabul edilen Quote dergisi, son sayısında Corendon CEO’su Günay Uslu’yu kapak konusu yaptı. Quote dergisine göre, Uslu’nun kariyeri, klasik iş dünyası kalıplarının çok ötesinde, farklı alanlar arasında cesur geçişlerle şekillenmiş bir yolculuğu temsil ediyor.</h4>

<h4>Quote dergisine göre Gunay Uslu’nun Corendon serüveni, Ocak 1997’de Haarlem’de bir dükkânın üst katında başladı. O dönemde tatil satışlarının Teletekst üzerinden yapıldığı yıllarda, ağabeyi Atilay Uslu’nun teşvikiyle işe koyulan Uslu, şirketin ilk günlerinden itibaren büyüme sürecinin tam merkezinde yer aldı. Quote dergisine göre, ilk rezervasyonun ardından işlerin hızla büyümesiyle birlikte Uslu, yakın çevresinden insanları işe alarak kısa sürede milyonlarca euro ciro yapan bir yapının oluşmasına katkı sağladı.</h4>

<h4>Ancak Quote dergisine göre, Corendon’daki bu hızlı yükseliş Uslu için yeterli olmadı. Şirket büyürken, Uslu bilinçli bir tercih yaparak üniversiteye geri döndü. Quote dergisine göre Uslu, bu kararı alırken kendisini farklı alanlarda da sınamak istediğini ve yalnızca iş dünyasıyla sınırlı kalmak istemediğini açıkça ifade etti. Akademik kariyer ve doktora süreci, onun düşünsel dünyasını derinleştiren önemli bir durak oldu.</h4>

<h4>Quote dergisine göre Uslu’nun kariyerindeki bir diğer önemli dönemeç ise siyasetti. Hollanda hükümetinde Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Sekreteri olarak görev yapan Uslu, bu süreçte kamusal sorumluluk ile yöneticilik deneyimini bir arada yaşadı. Quote dergisine göre, bu siyasi deneyim, Uslu’nun liderlik anlayışına farklı bir perspektif kazandırdı.</h4>

<h4>2023 yılında Corendon CEO’su Steven van der Heijden’in görevinden ayrılmasıyla birlikte, şirketin başına geçmesi istenen isim Günay Uslu oldu. Quote dergisine göre, Uslu bu göreve getirilirken hem şirkete olan hâkimiyeti hem de kriz yönetme becerisi etkili oldu. Uslu, Quote’a yaptığı değerlendirmede, aile bağlarının da bu süreçte rol oynadığını, ancak asıl belirleyici unsurun işi yapabileceğine duyulan güven olduğunu vurguladı.</h4>

<h4>Quote dergisine göre Gunay Uslu’yu diğer üst düzey yöneticilerden ayıran en çarpıcı özelliklerden biri, Corendon’da hiçbir hissesi olmaması. Şirketin kurucuları arasında yer almasına rağmen bilinçli olarak hissedar olmayı reddeden Uslu, bu tercihini özgürlük anlayışıyla açıklıyor. Quote dergisine göre Uslu, hisse sahibi olmamanın kendisine istediği zaman karar alma ve yön değiştirme alanı tanıdığını ifade ediyor.</h4>

<h4>Bu tercih, <strong>“yarın ayrılabilir mi”</strong> sorusunu da gündeme getiriyor. Quote dergisine göre Uslu, bu soruya net bir yanıt veriyor. Şu anda Corendon’dan ayrılmayı düşünmediğini, çünkü tamamlaması gereken bir görev olduğunu söylüyor. Quote dergisine göre bu görev, kâr ya da müşteri sayısından ziyade, şirketi geleceğe dayanıklı ve sağlam bir yapıya kavuşturmakla ilgili.</h4>

<h4>Quote dergisine göre Uslu, başarıyı sayısal göstergelerle değil, sezgileriyle ölçüyor. Bir işin ne zaman tamamlandığını hissettiğini söyleyen Uslu, bu sürecin iki yıl mı beş yıl mı süreceğini bilmediğini, ancak hedefe ulaşana kadar Corendon’un başında kalacağını dile getiriyor. Quote dergisine göre, hissedar olmasa bile kendisini şirketin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.</h4>

<h4>Quote dergisine göre Günay Uslu, akademi, siyaset ve iş dünyasını bir araya getiren çok yönlü kimliğiyle, Hollanda’da yalnızca bir CEO değil, aynı zamanda kendi yolunu kendi çizen bir lider profili sunuyor.</h4>

<h4><strong>(Quote dergisindeki yazının tamamını en altta bulacaksınız.)</strong></h4>

<h3><strong>ATİLAY USLU’NUN KARAYİP ADALARINDA OTELLER ZİNCİRİ İLE DEVLEŞTİRDİĞİ CORENDON, DÜNYA ŞAMPİYONASI’NDA CURAÇAO İLE ABD ARASINDA UÇUŞLAR YAPACAK</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met buitenshuis, Vliegreizen, vlak, Luchtvaartmaatschappij Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="243" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-buitenshuis-vliegreizen-vlak-luc.jpg" width="1050" /><br />
<strong><em>Corendon’un başsponsorluğu sayesinde Dünya Futbol Şampiyonasına katılma hakkı elde eden küçücük Curaçao’nun milli takımı ve Curaçao-ABD arasında uçuş yapacak olan Corendon uçağı.</em></strong></p>

<h4>Turizm ve havacılık sektöründe attığı cesur adımlarla adından sıkça söz ettiren Corendon, bu kez gözünü dünyanın öteki ucuna dikti. Hollanda merkezli Türk sermayeli şirket, 2026 FIFA Dünya Kupası için Karayipler’de tarihi bir organizasyona imza atmaya hazırlanıyor.</h4>

<h4>Corendon’un Yönetim Kurulu Başkanı Atilay Uslu’nun Curaçao’nun başkenti Willemstad’da düzenlenen basın toplantısında açıkladığı proje, sadece bir uçuş planlaması değil, aynı zamanda küresel ölçekte bir marka hamlesi olarak değerlendiriliyor.</h4>

<h4><strong>CURAÇAO’DAN ABD’YE ÖZEL DÜNYA KUPASI UÇUŞLARI</strong></h4>

<h4>Corendon, 2026 Dünya Kupası sırasında Curaçao Milli Takımı’nın maçlarını oynayacağı Amerika Birleşik Devletleri şehirlerine doğrudan uçuşlar düzenleyecek. Bu kapsamda Curaçao’dan Houston, Kansas City ve Philadelphia’ya özel seferler planlandı.</h4>

<h4>Bu uçuşlar için Corendon filosuna ait Boeing 737 tipi bir uçak, <strong>“Blue Wave Livery”</strong> adı verilen ve Curaçao’nun ulusal renkleri ile futbol temasını yansıtan özel bir tasarımla boyanacak. Uçak, Haziran 2026 itibarıyla Curaçao hookup noktası olarak kullanılacak ve Dünya Kupası boyunca adeta bir hava köprüsü görevi üstlenecek.</h4>

<h4>Bu adım, Corendon’un klasik turistik destinasyon anlayışının çok ötesine geçtiğini ve spor turizmini küresel ölçekte sahiplendiğini açıkça ortaya koyuyor.</h4>

<h4><strong>SADECE UÇUŞ DEĞİL, TAM KAPSAMLI BİR DENEYİM</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met water, buitenshuis, panorama, vakantieoord Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="219" sizes="798px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-water-buitenshuis-panorama-vakan.jpg" width="1027" /></p>

<h4>Corendon’un planı yalnızca taraftarları stadyuma taşımakla sınırlı değil. Şirket, Curaçao’dan ABD’ye gidecek futbolseverler için farklı paketler hazırladı.</h4>

<h4>Bu paketler arasında sadece uçuş seçeneği olduğu gibi, uçuş ve otel konaklaması ya da uçuş, otel ve maç bileti içeren kapsamlı alternatifler de yer alıyor. Maç biletleri FIFA’nın resmi sistemi üzerinden sağlanacak ve süreç tamamen şeffaf şekilde yürütülecek.</h4>

<h4>ABD’deki üç şehirde maç günlerinde özel fanzone alanları kurulması da planlanıyor. Bu alanlarda Curaçaolu taraftarlar bir araya gelecek, maçları birlikte izleyecek ve Karayip ruhunu Amerika’ya taşıyacak.</h4>

<h4><strong>30’DAN FAZLA OTEL, ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ</strong></h4>

<h4>Corendon, Dünya Kupası organizasyonu kapsamında ABD’de 30’dan fazla otelle anlaşma yaptı. Bu otellerin önemli bir bölümü uluslararası zincirlere, özellikle de Hilton grubuna bağlı. Bu da organizasyonun ne kadar ciddi ve profesyonel şekilde hazırlandığını gösteriyor.</h4>

<h4>Curaçao’da ise sınırlı sayıda paket için özel bir satış etkinliği düzenlendi. İlgi o kadar büyüktü ki, birçok paket kısa sürede tükendi. Bu tablo, Curaçao halkının ve diaspora taraftarlarının Dünya Kupası heyecanını ne denli sahiplendiğini de gözler önüne serdi.</h4>

<h4><strong>CORENDON, BİR HAVAYOLUNDAN FAZLASI</strong></h4>

<h4>Atilay Uslu’nun Willemstad’daki açıklamaları, Corendon’un kendisini yalnızca bir havayolu şirketi olarak görmediğini bir kez daha ortaya koydu. Uslu’nun ifadelerine göre bu proje, Curaçao’ya duyulan güvenin ve uzun vadeli iş birliğinin bir sonucu.</h4>

<h4>Curaçao Milli Takımı’nın sponsorlarından biri olan Corendon, bu organizasyonla adanın dünya sahnesindeki görünürlüğüne de doğrudan katkı sunmuş oluyor. Küçük bir Karayip adasından dünya futbolunun en büyük sahnesine uzanan bu yolculukta, Corendon’un adı artık kalıcı biçimde yer alıyor.</h4>

<h4><strong>TÜRK SERMAYESİ, KÜRESEL SAHNEDE</strong></h4>

<h4>Avrupa’dan Akdeniz’e, Anadolu’dan Karayipler’e uzanan Corendon hikayesi, Türk girişimciliğinin sınır tanımadığını bir kez daha kanıtlıyor. Bugün Corendon, yalnızca tatil uçaklarıyla değil, spor turizmi, uluslararası organizasyonlar ve marka gücüyle de konuşuluyor.</h4>

<h4>Kısacası Corendon, dünyanın öteki ucunda da büyüyor. Hem de sessizce değil, güçlü bir vizyon ve iddialı bir organizasyonla.</h4>

<h1><strong>CORENDON’UN HAVACILIK DALINDAKİ DEVLEŞMESİNİN MİMARI YILDIRAY KARAER</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Yıldıray Karaer'den önemli açıklamalar - AeroNews24 - Havacılık, Seyahat ve Turizm Haberleri" decoding="async" height="241" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/yildiray-karaerden-onemli-aciklamalar-aeronews2.jpeg" width="411" /></p>

<h4>Corendon’un, tur operatörlüğü dalında, aralarında Türkiye, Yunanistan, Mısır, Bulgaristan, Fas, İspanya, Potekiz ve Curaçao gibi ülkelerin bulunduğu 25 ülkeye milyonlarca turist taşıdığı gerçeğinin yanında, otelcilik ve havacılık dalındaki başarıları da bilinmektedir.</h4>

<h4>Otelcilik dalında, Hollanda’daki 3, Türkiye’deki 5, İspanya’daki 2 ve Curaçao’daki zincirlerin başarısındaki roller ise, Atilay Uslu ve oğlu Atacan’ın imzasını taşıyor.<br />
Corendon’un havacılık dalındaki başarısındaki imza, deneyimli yönetici Yıldıray Karaer’e ait.<br />
Karaer’in bu daldaki en büyük destekçisi, amca oğlu olan Batuğhan Karaer’dir.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Corendon Group’tan Türkiye Havacılık Sektörü Değerlendirmesi: “Yıllık Yüzde 9 Büyüme Orta Vadede Sürecek”" decoding="async" height="375" sizes="770px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/corendon-grouptan-turkiye-havacilik-sektoru-deger.jpeg" width="770" /></p>

<h4>Türkiye’nin önde gelen ekonomi ve finans buluşmalarından biri olan <strong>‘5. Finansın Geleceği Zirvesi’nde</strong> bir konuşma yapan, Corendon Group Finans Danışmanı Batuğhan Karaer, Türkiye’de havacılık sektörünün son yıllarda kaydettiği dikkat çekici performansa ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Karaer, sektörün yıllık ortalama %9’luk büyüme oranıyla yalnızca Avrupa’nın değil, dünya ortalamasının da üzerinde bir ivme yakaladığını söyledi.</h4>

<h4>Türkiye’nin stratejik konumu, artan yolcu talebi ve sektörün hızlı adaptasyon kabiliyetinin bu güçlü performansta belirleyici olduğunun altını çizen Karaer, mevcut trendin orta vadede de istikrarlı şekilde devam edeceğini vurguladı.</h4>

<h4>Karaer, hava yolu yatırımlarının sürmesi, filoların genişlemesi ve turizm hacmindeki artışın da sektörün büyümesini destekleyen ana unsurlar arasında yer aldığını belirtti.</h4>

<h4>Bankacılık, sermaye piyasaları ve reel sektörü bir araya getiren zirveye Corendon Airlines destek sponsoru olarak katkı sağladı.</h4>

<h4>Corendon bünyesinde, uzmanlaşmış degerlere yer vermeyi prensip edinen Yıldıray Karaer, bu nedenle doğcak olan her zorluğa göğüs germeyi de sağlıyor.</h4>

<h1><strong>HOLLANDA MEDYASINDA ATİLAY USLU</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met bloem, bloemblaadje, Vrouwentulp, tulp Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="256" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-bloem-bloemblaadje-vrouwentulp-t.jpg" width="1013" /><br />
<strong><em>Haarlem’de yayınlanan İNFO REGİO, Atilay Uslu ile alışılmışın dışında, masa başında değil, doğa içinde dolaşırken bir söyleşi yaptı</em></strong></p>

<h4><strong>Masabaşında değil, doğa yürüyüşünde mülakat:</strong></h4>

<h1><strong>SEYAHAT NEREDE BAŞLAR: CORENDON’DAN ATİLAY USLU İLE BİR YÜRÜYÜŞ</strong></h1>

<h4>Wandelingen met Impact serisinin bu yeni bölümünde gazeteci Désirée, Corendon’un kurucusu Atilay Uslu ile yola çıkıyor. Bir toplantı masası ya da ofis ortamı değil, onun için anlamı büyük olan bir mekânda yapılan bir yürüyüş söz konusu.</h4>

<h4>Birlikte girişimcilik, aile, sadelik ve bağ kurmanın gücü üzerine konuşuyorlar. Basit bir fikirden doğan bir seyahat imparatorluğunun nasıl ortaya çıktığını ve özüne sadık kalarak nasıl büyüdüğünü ele alıyorlar.</h4>

<h4><strong>“Yürürken insan farklı konuşuyor. Daha rahat, daha samimi ve aynı zamanda zihnin de daha açık oluyor,”</strong> diyor Atilay gülümseyerek.</h4>

<h4><strong>ATİLAY USLU İLE YÜRÜMEK</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, buitenshuis, boom Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="150" sizes="400px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-buitenshuis-boom.jpeg" width="400" /><br />
<strong>Fotoğraf: Robert Joore</strong></p>

<h4>Désirée ile birlikte yürüyün: Wandelingen met Impact<br />
Bu röportaj serisinde gazeteci Désirée, bölgeden bir etki yaratan isimle birlikte yürüyüşe çıkıyor. Ne bir toplantı salonunda ne de bir masa başında, onlar için özel anlam taşıyan bir mekânda yürüyerek. Anılarla, ilhamla ve hikâyelerle dolu bir yerde. Bu yürüyüşler sırasında yalnızca girişimcilerin, liderlerin ve yenilikçilerin kişisel motivasyonlarını değil, aynı zamanda bölgemizi kendi yollarıyla nasıl şekillendirdiklerini de keşfediyoruz. Onları ne motive ediyor? Hangi zorlukları aşıyorlar? Ve geride hangi izleri bırakmak istiyorlar?</h4>

<h4>Bu bölümde Désirée, seyahat şirketi Corendon’un kurucusu ve sahibi Atilay Uslu ile yürüyor. Onun gözünden, bölgede kendisi için özel anlam taşıyan bir yerle tanışıyoruz. Bu bölgenin ardında hangi hikâyeler saklı? Etkinin ardındaki hikâyeye bizimle birlikte adım atın.</h4>

<h4><strong>“Burası eve dönmek gibi ama bir ziyaretçi olarak. Gerçekten özenle karşılanıyorum,”</strong> diyor Atilay Uslu, Badhoevedorp’taki Corendon Oteli’nin yemyeşil bahçesinde bizi karşılarken gülümseyerek. Seyahat imparatorluğunun Avrupa’nın çok ötesine uzandığı yer tam da burası. <strong>“Randevulaşmak biraz zor oldu değil mi?” </strong>diye ekliyor. <strong>“Artık Curaçao’da yaşıyorum.”</strong></h4>

<h4><strong>HERKESİN</strong></h4>

<h4>Yine de bu yer ona çok tanıdık geliyor. Bahçenin ortasında duran heybetli Boeing 747’ye doğru yürüyoruz. Kişisel asistanı da bize katılıyor. <strong>“Bu yıl 25. yılımızı kutluyoruz. Bunu kutlamak için bu uçağı dövmeliyoruz. Gerçek bir sanat eserine dönüşecek. Kız kardeşim Günay her şeyi organize ediyor. İlk bakışta anlaşılıyor, bu iş sanatla, kültürle ve bağ kurmakla ilgili.”</strong> Onaylarcasına başını sallıyor. <strong>“En güzel tarafı şu: Corendon’daki herkes buna katkı sundu. Sadece fikir değil, gerçek bir sahiplenme var. Bu hepimizin.”</strong></h4>

<h4><strong>“İki yıl öncesine kadar burada çalışıyordum,” </strong>diyor Atilay, yeşillikler arasında kıvrılarak uzanan patikada yürürken. <strong>“Öğle aralarında yürüyüşe çıkardım, bazen elimde bir dondurma olurdu.”</strong> Uzakları işaret ediyor<strong>. “Bu bölgede, bizim eski A4 dediğimiz yerde, harika yürüyüş ve bisiklet yolları var. Bunları kendimiz yaptık. Yakında buraya evler gelecek. Gerçekten çok güzel evler,”</strong> diyor gülerek, <strong>“doğanın tam ortasında.”</strong></h4>

<h4>Henüz yolun başındayken Atilay kısa bir mola veriyor. <strong>“Havayollarının catering firmasıyla bir randevum var. Küçük bir şeyi kontrol etmek istiyorum,”</strong> diyor. Bir binada karşılanıyoruz. Açıklama başlar başlamaz Atilay söze giriyor. <strong>“Tam olarak neye yatırım yaptık? Gösterebilir misiniz?”</strong> Bir çalışan yeni soğuk hava deposunu ve dondurucuyu gösteriyor. Atilay onaylayarak başını sallıyor. “Artık buradan ben sorumlu değilim,” diyor rahat bir şekilde. <strong>“Ve bu gerçekten çok güzel bir his.”</strong></h4>

<h4><strong>10.000 ADIM</strong></h4>

<h4>Doğa yolunda yürümeye devam ediyoruz. <strong>“Toplantılarımı en çok yürüyerek yapmayı seviyorum. Curaçao’da da öyle. Sabah altıda yürüyüş randevularım oluyor. O saatlerde henüz çok sıcak olmuyor. Yürürken konuşma şekli değişiyor. Daha samimi, daha rahat, daha keyifli. Bir de vücut için iyi,” </strong>diyor gülerek. <strong>“Her gün yaklaşık 10.000 adım atmaya çalışıyorum.”</strong></h4>

<h4>Devam ediyor: <strong>“Girişimci olarak zihnim hep açık. Ama bazen hafta sonu hiçbir şey yapmak istemiyorum. Sakin bir şekilde uyanmak, pazar sabahı kanepede Netflix izlemek ya da terasta kahve içmek. Bunlar benim yeniden şarj olduğum anlar.”</strong></h4>

<h4>Bugün güneş parlak bir şekilde parlıyor ve bölgeyi daha da güzel gösteriyor. Hollanda’da en çok neyi özlediği sorulduğunda hiç düşünmeden yanıtlıyor: <strong>“Hollanda havasını. Belki şaşırtıcı gelir. Curaçao’da güneş enerji vermiyor, sadece alıyor. Sürekli gölgede oluyorsun. Yarım saat sonra tükenmiş hissediyorsun. Deniz kenarında şort ve terlikle toplantı yapmak kulağa hoş geliyor ama bu tatil için güzel, çalışmak için değil.”</strong></h4>

<h4><strong>ÖZÜNE SADIK</strong></h4>

<h4><strong>“Ben bir şirket inşa etmek istiyorum. Yıllar içinde seyahat sektörü çok değişti. Ben başladığımda Hollanda’da 150’den fazla tur operatörü vardı. Şimdi sadece üç tane kaldı. Biz her zaman kendi gücümüze ve özümüze sadık kaldık. İyi olduğumuz şeye odaklanıyoruz. O da çalışan Hollandalılar için uygun fiyatlı tatiller organize etmek. Satın almalar yeni şirket kültürleri getirir. Ben hep şunu söylerim: Çok büyütme. Sade tut ve gereksiz yere zorlaştırma. Basit düşün.”</strong></h4>

<h4>Bu ayakları yere basan bakış açısı Atilay’ın liderliğini tanımlıyor. Ama işin ötesindeki değerlerin önemini de vurguluyor. <strong>“Aile çok önemli. Corendon da bir aile şirketi. Ama aile sadece kan bağı değildir. 25 yıldır birlikte çalıştığım insanları da ailem olarak görürüm. Kalıcı ilişkilere önem veririm. Yıllardır aynı temsilcilerle çalışıyorum. Birinin hasta olduğunu duyduğumda bu beni gerçekten etkiler. Gider hastanede ziyaret ederim.”</strong> Devam ediyor: <strong>“Mesele sadece para kazanmak değil. İnsani değerler ve ilgi en az bunun kadar önemli. Bu bizim gücümüz. Corendon’un hem sert hem de yumuşak tarafı.”</strong></h4>

<h4><strong>“Ben hep şunu söylerim: Sade tut ve gereksiz yere zorlaştırma.”</strong></h4>

<h4><strong>SEZGİSEL</strong></h4>

<h4>Atilay ile birlikte doğa alanında kıvrılarak ilerleyen sakin bir yolda yürüyoruz. Ufku işaret ediyor. <strong>“Her şey bir hisle başlar,”</strong> diyor. Sezgi, onun hem işte hem özel hayatta pusulası. <strong>“Sezgisel girişimciliğe gerçekten inanıyorum. Başlarsın. Yolda engeller çıkar, onları çözersin. Mesele sadece varış noktası değil, oraya giden yolun kendisi.”</strong></h4>

<h4>En dikkat çekici projelerinden birini hatırlarken gülümsüyor. <strong>“Corendon’da sık sık doğaçlama yaparız. Zorlaştığında da devam ederiz. ‘Boş ver’ dediğimi asla duymazsın. Almanların dediği gibi: Wir schaffen das!”</strong> Bir an duruyor. <strong>“Biliyor musun, bu 747’yi otelin bahçesine getirebilmek için elli izin almam gerekti. İnanılmaz ama işte orada duruyor.”</strong></h4>

<h4><strong>MACERA</strong></h4>

<h4>Atilay macerayı seviyor. Bu onu Curaçao’ya da götürmüş. <strong>“Bir şey inşa etmek, fethetmek, bu bende var. Yeni fırsatları yakalamak. Çocuklarıma da bunu aşılamak istiyorum: Alışılmış yolların dışına çıkın.”</strong> Gelecek hakkında tutkuyla konuşuyor. <strong>“Birkaç yıl içinde Karayipler’de yeni bir Corendon topluluğu kurmak istiyorum. Bir merkez, sıcak atan bir kalp. Curaçao’daki insanlar Corendon’un varlığından memnun. Turizm oradaki ekonominin yarısı. Biz istihdama, insanlara, sosyal projelere yatırım yapıyoruz. Milli takımı bile sponsorluyoruz. Dünya Kupası’na katılacaklarına gerçekten inanıyorum.”</strong></h4>

<h4><strong>“Çocuklarıma alışılmış yolların dışında düşünmeyi öğretiyorum.”</strong></h4>

<h4>Adadaki seyahat acentesini anlatırken gülüyor. <strong>“Tam bir aile gezmesi gibi. Herkes arabasıyla geliyor, sohbet ediyor, rezervasyon yapıyor, bir kahve içiyor. Görmesi gerçekten çok güzel.”</strong></h4>

<h4>Yavaş yavaş başladığımız yere, Corendon Oteli’ne yaklaşıyoruz. Atilay 747’ye doğru yürüyor. <strong>“Ben Tatil Adamı olarak hatırlanmak istiyorum. İnsanların yüzünde bir gülümseme olsun. Ve ‘Corendon sayesinde güzel bir tatile gidebildik’ desinler. Benim için bundan daha güzeli yok.”</strong></h4>

<h1><strong>GÜNAY USLU’NUN QUOTE DERGİSİNDEKİ MÜLAKATININ TAMAMI:</strong></h1>

<h2></h2>

<p><br />
<img alt="Afbeelding met kleding, tekst, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="608" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-tekst-persoon-person-do-1.jpg" width="1002" /><br />
<strong>“Bazen uçman gerekir, bazen iniş yapman”</strong></p>

<h4><strong>CORENDON’UN BEŞİĞİNİN BAŞINDAYDI. ÜNİVERSİTE VE SİYASET DÜNYASINDA YAPTIĞI BİR ARA İNİŞİN ARDINDAN GÜNAY USLU, 2024’TEN BU YANA YENİDEN YUVASINDA. BU KEZ CEO OLARAK. İNSANLAR ONA SIK SIK ŞU SORUYU SORUYOR: “ASLINDA NASIL BİR KARİYERİN VAR?”</strong></h4>

<h4>Uzun bir pantolon ve altın rengi düğmeleri olan bir ceket giymiş. Schiphol’den kalkan bir Boeing 747 ile Badhoevedorp’taki otele getirilmiş. H&amp;M’den alınmış, ayarlanabilir bir tokayla toplanmış saçları, Corendon kırmızısı rujuyla aynı vurguyu taşıyor. Yukarıda, uçağın yan tarafında, ağabeyi Atılay’ın yüzünün hemen yanında onun yüzü yer alıyor. Atılay, Corendon’un kurucu ortağı ve en büyük hissedarlarından biri.</h4>

<h4>Bu akşam Corendon’un 25. yıl dönümü için düzenlenen personel gecesi. Günay Uslu’nun tabloları ilk kez bu gece tanıtılıyor. Kokteyllerde güneş ve kumsal imgeleri hâkim. Ziyaretçiler, <strong>“seyahat”</strong> ve <strong>“özgürlük”</strong> kavramlarını çağrıştıran sahnelerle karşılaşıyor. Bu çağrışımlar temel alınarak sanatçı Lieuwe van Gogh tabloları yaptı ve uçağı resmetti.</h4>

<h4><strong>“Gerçek bir Van Gogh’umuz var diyebilir miyiz?”</strong> diye gülüyor, sanat ve kültür meraklısı Uslu.</h4>

<h4>QUOTE bu akşam onunla neredeyse hiç konuşamıyor. Programı son derece yoğun. Çalışanlar, akrabalar ve ailesi etrafını sarmış durumda. Kutlaması gereken çok şey var.</h4>

<h4>Ve gerçekten de öyle.</h4>

<h4>2024, onun CEO olarak geçirdiği ilk yıl. Müşteri sayısı 645 binden neredeyse 800 bine çıktı. Ciro 800 milyon euronun üzerine ulaştı.</h4>

<h4><strong>“Evet, 2025 için 1 milyar euroyu hedefliyoruz,” </strong>diyor.<strong> “Ama rakamlar hakkında konuşmayı sevmiyorum. Çoğu zaman her şey rakamdan ibaret değil.”</strong></h4>

<h4><img alt="tworiverscapital #fcnjewelawards #businessexcellence #ondernemerschap # corendon | Denzell Melles" decoding="async" height="183" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/tworiverscapital-fcnjewelawards-businessexcellen.jpeg" width="275" /><br />
Geçtiğimiz yıl Corendon, FCN Business Excellence Award ile ödüllendirildi.<br />
Günay Uslu, karizmatik bir yönetici, evli, iki çocuk annesi ve girişimci Türk ebeveynlerin kızı. Kendisine fazla beklenti yüklenmeden yetiştirildi.</h4>

<h4>Bu kadın neden sürekli yön değiştiriyor? Onu ne harekete geçiriyor? Ve neden Corendon gibi dev bir seyahat şirketinin başına geçerek önümüzdeki 25 yıla hazırlanıyor?</h4>

<h3><strong>“ŞİRKET KURMAK VE BAŞARI GÜZEL AMA BEN ŞUNU MERAK EDİYORDUM: BEN NEREDEYİM, NEREDE İYİYİM?”</strong></h3>

<h4>On dördüncü yaşına kadar okuma yazma bilmiyordu. Ama bunu hiçbir zaman bir eksiklik olarak görmedi<strong>. “Bunu bilmemek ayıp değildi,”</strong> diyor. Evde sözlü bir kültür hâkimdi; kendini ifade etmek, anlatmak, hikâye kurmak önemliydi. Kız kardeşi Meral daha sonra film yapımcısı oldu. Ağabeyi Atılay ise genç yaşta iş dünyasında başarı kazandı.</h4>

<h4><strong>“Annemle babamın temel yaklaşımı hep şuydu: ‘Yap, ama sıçramaya da cesaret et. Denemekten korkma.’”</strong></h4>

<h4>İki dilli bir evde büyüdüler. Günay Uslu, bir yandan kişisel gelişimle, öte yandan gelişim psikolojisiyle erken yaşta tanıştı. Hızlı geçişler yapmayı öğrendi.</h4>

<h4><strong>“Okulda bazen başörtülü tek kız bendim. O zaman ister istemez şu soruyla yüzleşiyorsun: Ben kimim?”</strong></h4>

<h4>Kadınların siyasette neden bu kadar az temsil edildiği sorusu, onun hayatına erken yaşta girdi. Kız kardeşi Meral, başörtüsü nedeniyle staj yaparken engellerle karşılaştı. Günay Uslu ise önce belediye meclisi üyeliğine, ardından devlet sekreterliğine uzanan bir yol izledi.</h4>

<h4>Yirmi bir yaşında Mehmet Ayvaz ile evlendi. <strong>“Ailem şok oldu,”</strong> diyor.<strong> “Çok gençtim ve yaptığım tercih gelenekseldi.”</strong></h4>

<h4>Bu erken evlilik, çevresinde şaşkınlık yarattı ama onun için bilinçli bir karardı. <strong>“Hayatımda her şey planlı değildi ama sezgilerime güvenirdim.”</strong></h4>

<h4><strong>“ANNEM DÖRT HANELİ SAYILARI ZİHİNDEN TOPLARDI. BEN HÂLÂ HESAP MAKİNESİ KULLANIRIM.”</strong></h4>

<h4>Günay Uslu Haarlem’de doğdu ve büyüdü. Babası 1964’te Türkiye’den Hollanda’ya geldi. Önce Belçika’daki madenlerde çalıştı, ardından Hollanda’da inşaat sektörüne geçti. Annesi ev hanımıydı.</h4>

<h4><strong>“Babam pratik zekâsıyla öne çıkardı,” </strong>diyor.<strong> “Ama annem gerçek bir hesap makinesiydi. Dört haneli sayıları kafasından toplardı. Ben hâlâ hesap makinesi kullanırım.”</strong></h4>

<h4>Uslu, eğitime ve öğrenmeye her zaman büyük ilgi duydu. Ancak onu asıl çeken, diploma değil, anlamaktı. <strong>“Analiz etmeyi seviyorum. Kalıpları, sorunları ve çelişkileri görmeyi. Sonra da kendime şunu soruyorum: Burada ne yapabilirim?”</strong></h4>

<h4>Bu sorgulayıcı tavır onu üniversiteye götürdü, ardından akademik dünyaya. Aynı zamanda iş dünyasıyla da bağını koparmadı. Corendon’da edindiği erken deneyimler, ona teorinin pratikle nasıl buluştuğunu gösterdi.</h4>

<h4><strong>“İnsanlar bana sık sık soruyor: Sen aslında nesin? Akademisyen misin, politikacı mı, yönetici mi?” </strong>diyor. <strong>“Ben kendimi tek bir kimliğe hapsetmiyorum. Hayatım çizgisel ilerlemedi.”</strong></h4>

<h4>Bu çok yönlülük, bazılarına göre bir zaaf. Ama Uslu’ya göre tam tersine bir güç. <strong>“Beni motive eden şey merak. Bir konunun derinine inmek ve sonra oradan başka bir yere sıçrayabilmek.”</strong></h4>

<h4>Corendon’a her zaman bir adım mesafede durdu. Şirketi içeriden de dışarıdan da tanıdı. <strong>“Bazen uçağı uçurursunuz, bazen iniş yaparsınız. İniş yapmak başarısızlık değildir. Bazen gereklidir.”</strong></h4>

<h4><strong>“ANALİZ ETMEK, KALIPLARI VE SORUNLARI GÖRMEK VE SONRA ŞUNU SORMAK: BEN BURADA NE YAPABİLİRİM?”</strong></h4>

<h4>Siyasete adım attığında kimse onun için kolay olacağını düşünmüyordu. Devlet sekreterliği görevine başladığında, ilk haftalardan itibaren yoğun bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Geçmişten kalan dosyalar, yarım kalmış dosyalar ve kamuoyunun yüksek beklentisi önündeydi.</h4>

<h4><strong>“İlk ayımda, benden önce yaşanan krizlerin faturası önüme kondu,” </strong>diyor.<strong> “Medya sertti. Herkes senden hemen netlik, hemen çözüm bekliyor.”</strong></h4>

<h4>Bu dönem, onun için bir dayanıklılık sınavıydı. Hızlı kararlar almak zorundaydı ama aynı zamanda uzun vadeyi de düşünmesi gerekiyordu. <strong>“Siyaset, sürekli açık bir vitrin gibi. Ne yaparsanız yapın izleniyorsunuz.”</strong></h4>

<h4>Eleştiriler karşısında geri çekilmedi. <strong>“Benim refleksim kaçmak değil,” diyor. “Zorlaştığında daha dikkatli olurum.”</strong></h4>

<h4>Bu yaklaşım, onun liderlik tarzını da şekillendirdi. Kriz anlarında sakin kalmak, duyguyla değil analizle hareket etmek. <strong>“Sorunları kişisel algılamam. Onları çözülmesi gereken başlıklar olarak görürüm.”</strong></h4>

<h4>Ancak bu tempo sürdürülebilir değildi. Siyasetin yoğunluğu, ailesi ve kendisi için başka soruları da beraberinde getirdi. <strong>“Bir noktada şunu fark ediyorsunuz: Her iniş bir son değil. Bazen yön değiştirmek gerekir.”</strong></h4>

<h4><strong>YUVAYA DÖNÜŞ</strong></h4>

<h4>2022’de siyasetten ayrıldı. Bu, bir kopuş değil, bilinçli bir yön değişikliğiydi. Aynı dönemde Corendon da zorlu bir süreçten geçiyordu. Pandemi, seyahat sektörünü derinden sarsmıştı. Uçaklar yerde kalmış, belirsizlik hâkimdi.</h4>

<h4><strong>“Devlet destekleri vardı ama bunlar yeterli değildi,” </strong>diyor.<strong> “Ayakta kalmak için borçlanmak zorunda kaldık. Bu kolay bir karar değildi.”</strong></h4>

<h4>Risk almak kaçınılmazdı. Uslu, yeniden Corendon’a döndüğünde karşısında yalnızca bir şirket değil, ağır bir sorumluluk da buldu. <strong>“Burası benim için sadece bir iş değil. Geçmişim, ailem, hatıralarım burada.”</strong></h4>

<h4>Pandemi sonrasında şirketi yeniden ayağa kaldırmak için hızlı ve net adımlar atıldı. Filonun yenilenmesi, destinasyonların gözden geçirilmesi ve mali disiplin öncelik hâline geldi.</h4>

<h4><strong>“Bazen kaptan köşküne geçmeniz gerekir,” </strong>diyor.<strong> “Fırtına varsa, orada durup yön vermelisiniz.”</strong></h4>

<h4>Bugün tablo farklı. Corendon yeniden büyüme yolunda. Uslu için bu dönüş, sadece profesyonel değil, kişisel bir anlam da taşıyor. <strong>“Yuvaya dönmek, geriye gitmek değildir. Bazen ilerlemenin tek yoludur.”</strong></h4>

<h4>Rakamlar, dönüşün sadece duygusal olmadığını gösteriyor.</h4>

<h4><strong>CORONDON RAKAMLARLA (2024)</strong></h4>

<h4>Müşteri sayısı: <strong>800.000</strong><br />
Destinasyon sayısı: <strong>85</strong><br />
Ciro: <strong>839,5 milyon euro</strong><br />
Kâr: <strong>10,5 milyon euro</strong><br />
Çalışan sayısı: <strong>551</strong></h4>

<h4>Bu sonuçlar, pandemi sonrası dönemde atılan adımların karşılığını verdiğini gösteriyor. Ancak Günay Uslu, başarıyı yalnızca bilançoyla ölçmüyor.</h4>

<h4><strong>“İnsanlar ithal avokadoya karşı çıkıp seyahat sektörünü hedef alıyorsa, burada bir sektörü şeytanlaştırma söz konusu,” </strong>diyor. <strong>“Uçmayı yasaklayamazsınız. Ama daha temiz hâle getirebilirsiniz.”</strong></h4>

<h4>Sürdürülebilirlik konusundaki yaklaşımı net. Corendon, daha yeni ve daha az yakıt tüketen uçaklara yatırım yapıyor. Alternatif yakıtlar ve şeffaf raporlama da bu politikanın parçası.</h4>

<h4><strong>“Biz yeşil yıkama yapmıyoruz,” </strong>diyor. <strong>“Ne yapabiliyorsak onu söylüyoruz. Yapamadığımızı da açıkça dile getiriyoruz.”</strong></h4>

<h4>Uslu’ya göre seyahat, modern hayatın vazgeçilmez bir parçası. <strong>“İnsanların dünyayı görme ihtiyacı var. Bunu inkâr ederek ilerleyemezsiniz.”</strong></h4>

<h4><strong>HİSSEDAR OLMAMAK</strong></h4>

<h4>Günay Uslu’nun Corendon’da hissesi yok. Bu, bilinçli bir tercih. <strong>“Bu bana özgürlük veriyor,” diyor. “Şirketi yönetiyorum ama ona zincirlenmiş değilim.”</strong></h4>

<h4>CEO olarak sorumluluğu büyük, ancak hissedar olmamak ona mesafe ve hareket alanı sağlıyor. <strong>“Gerekirse valizimi toplayıp gidebileceğimi bilmek, kararlarımı daha dürüst almamı sağlıyor.”</strong></h4>

<h4>Bu yaklaşım, onun liderlik anlayışının da bir parçası. Gücü sahiplikten değil, güvenilirlikten aldığını düşünüyor. <strong>“İnsanlar sizin burada neden durduğunuzu bilmeli. Benim cevabım net: Çünkü doğru olduğuna inanıyorum.”</strong></h4>

<h4>Corendon’un geleceğine dair planlar iddialı. Yeni destinasyonlar, farklı iş modelleri ve daha sürdürülebilir bir filo. Ama Uslu için bunların hiçbiri mutlak değil.</h4>

<h4><strong>“Hayatta her şey geçicidir,” </strong>diyor.<strong> “Bir yerde katkım kalmadığını hissedersem, çekilirim. Bu hem kendime hem şirkete karşı dürüstlüktür.”</strong></h4>

<h4><strong>“YAPTIĞIM İŞTEN KEYİF ALIYORUM. ŞİRKET FANTASTİK. AMA GEREKİRSE VALİZİMİ TOPLAR GİDERİM. KİMSEYİ ARAMAM.”</strong></h4>

<h4>Günay Uslu için hayat, doğrusal bir kariyer hikâyesi değil. Daha çok inişleri ve kalkışları olan bir uçuş gibi. Bazen yükselmek, bazen yere yaklaşmak gerekiyor.</h4>

<h4><strong>“Bazen uçman gerekir, bazen iniş yapman,” </strong>diyor.<strong> “Ama önemli olan, kontrolü kaybetmemek ve nereye gittiğini bilmek.”</strong></h4>

<h4>Onu tanımlayan da tam olarak bu. Merak, analiz, hareket ve gerektiğinde yön değiştirme cesareti. Corendon’un beşiğinde başlayan yolculuk, üniversite ve siyaset üzerinden yeniden yuvaya dönmüş durumda. Ama bu, son durak değil.</h4>

<h4><strong>Corendon CEO’su Günay Uslu: “Bilinçli olarak hisse almıyorum, özgürlüğümü seviyorum”</strong></h4>

<h4>Corendon’un kuruluşunda yer aldı, doktorasını yaptı, devlet sekreteri oldu ve şimdi yeniden CEO olarak işin başında. Günay Uslu’ya kimse hangi rotadan uçması gerektiğini söyleyemez. <strong>“İçgüdülerimi izlerim, bir şeyin başarıldığını hissederim.”</strong></h4>

<h4>Bakanlık görevi, doktorası ve CEO unvanından çok önce, Günay Uslu Ocak 1997’de Haarlem’de bir dükkânın üst katında, daha sonra Corendon adını alacak olan işe başladı. Kardeşi Atilay’ın teşvikiyle Teletekst üzerinden tatil satmaya koyuldu. İlk rezervasyondan itibaren şirket hızla büyüdü: <strong>“Bir arkadaşımı, bir yeğenimi, bir komşumu işe aldım. Birden fazla ofis odasına, daha fazla kata yayıldık ve milyonlarca ciro yapar hâle geldik.”</strong></h4>

<h4>Tüm bunlar, hissedar olan Atilay ve ortağı Yıldıray Karaer’i son derece memnun ediyordu. Buna rağmen Uslu, zirvedeyken üniversiteye geri dönmeyi tercih etti. <strong>“Şirketi kurmak ve yürütmek keyifliydi ama kendime meydan okumak istedim. Şunu bilmek istedim: Başka nelerde iyiyim?”</strong></h4>

<h4><strong>Hissesi olmayan bir CEO</strong></h4>

<h4>Bunun ardından üniversitede, siyasette ve Corendon’da devam eden bir kariyer gelir. Eski CEO Steven van der Heijden 2023’te ayrılacağını açıkladığında, Uslu’ya görevi devralmak isteyip istemediği sorulur. <strong>“CEO olabilecek tek kişi benim demek istemem,”</strong> diyor. <strong>“Ama ‘Günay yapabilir’ diye düşünüldü. Aileden olmam da elbette etkili oldu.”</strong></h4>

<h4>Corendon’un 25. kuruluş yılı kutlamalarında yüzü dev bir Boeing 747’nin üzerinde yer alırken, hissedarlar listesinde adı yoktur. Van der Heijden yüzde 5 hisseye sahipken, Atilay ve Yıldıray hâlâ yüzde 40’ar paya sahipken, Günay bilinçli olarak sıfırda kalmayı tercih eder. Şirketin kuruluşunda yer alan kadının kendisine ait tek bir payı bile olmaması nasıl açıklanabilir?<br />
<strong>“Bilinçli olarak hisse almıyorum, çünkü özgürlüğümü çok seviyorum. Bu bana ‘gidiyorum’ ya da ‘geliyorum’ deme alanı veriyor.”</strong></h4>

<h4><strong>Günay Uslu ne zaman ayrılır?</strong></h4>

<h4>Bu özgürlük arzusu, yarın yine gidebileceği anlamına mı geliyor? <strong>“Yaptığım işi seviyorum, şirket harika ve tamamlamam gereken bir görev var. Yani hayır, öyle hemen çağırıp gönderecekleri biri değilim.” </strong>Bu görev müşteri sayısı, ciro ya da kârla ilgili değil; şirketi geleceğe dayanıklı hâle getirmekle ilgili.</h4>

<h4>Uslu, bunun başarıldığını ne zaman anlayacak? <strong>“İçgüdülerimi izlerim, başardığımı hissederim. Bunun iki yıl mı beş yıl mı süreceğini şu an söyleyemem. Ama o ana kadar kalırım. Büyük hissedar olmayabilirim, ama ben aileyim.”</strong></h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/hollandada-koalisyon-krizi-olursa-basbakan-adayi-gunay-uslu-olur</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-14jpeg-1.webp" type="image/jpeg" length="71982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’de Açılan “Hollanda & Türkiye Sergisi” Büyük İlgi Görüyor…]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/izmirde-acilan-hollanda-turkiye-sergisi-buyuk-ilgi-goruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/izmirde-acilan-hollanda-turkiye-sergisi-buyuk-ilgi-goruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[400 yıllık dostluğu taçlandıran ‘Ortak Miras’ sergisi 31 Ocak 2026’ya kadar açık kalacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h2><strong>400 yıllık dostluğu taçlandıran ‘Ortak Miras’ sergisi 31 Ocak 2026’ya kadar açık kalacak.</strong></h2>

<h2><strong>Proje koordinatörü ve Hollanda NP2E Yönetim Kurulu Başkanı Gülay Fitöz’ün büyük başarısı.</strong></h2>

<h2><strong>Öğretim üyesi ve ünlü sanatçı Ümran Özbalcı Aria, projeyi değerlendirdi.</strong></h2>

<h3><strong>(Haberin Hollandacası en altta.</strong><br />
<strong>De Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h3>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="177" sizes="304px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-12.jpeg" width="304" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY yazdı</strong></p>

<h4>İzmir’in kalbinde, Tarihi Bıçakçı Han’ın taş duvarları içinde, Türkiye ile Hollanda arasındaki 400 yılı aşkın dostluğun hikâyesi bu kez resimle, halıyla, çiniyle ve insan öyküleriyle anlatılıyor.</h4>

<h4>Hollanda’dan <strong>NP2E</strong> <strong>(A New Path to Equality-Eşitlik İçin Yeni Bir Yol)</strong> Yönetim Kurulu Başkanı ve Proje Koordinatörü Gülay Fitöz’ün öncülüğü, Konak Belediyesi ve Hollanda Krallığı Ankara Büyükelçiliği’nin iş birliği ile hazırlanan <strong>“Ortak Miras”</strong> sergisi, yalnızca bir sanat etkinliği değil, iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun ve ortak hafızanın günümüze uzanan görsel bir belgesi niteliğinde.</h4>

<h4>Bu sergiyi, <strong>ilhankaraçay.com</strong> adına gözlemci olarak izleyen, ünlü sanatçımız ve akademisyen Ümran Özbalcı Aria’nın ayrıntılı aktarımı ve değerlendirmeleri ışığında kaleme alıyorum.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, menu, Publicatie, boek Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="548" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menu-publicatie-boek-door-2.jpg" width="1012" /></p>

<h4><strong>ORTAK MİRASIN KALBİ BİR İZMİR HİKÂYESİ</strong></h4>

<h4>İzmir’de açılan bir kültür sanat etkinliğinin odağında Hollanda’dan Gülay Fitöz ve Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands varsa, o etkinlik, Hollanda’daki biz Türkler için de ayrı bir gurur vesilesi demektir.</h4>

<h4>Gülay Fitöz’ü, Anadolu kadınının el emeği göz nuru halılarını dünyaya tanıtan projelerinden zaten tanıyoruz. Bergama Halıcılık Kadın Kooperatifi kurucusu Kadriye Yakar ile birlikte, Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği, İstanbul Başkonsolosluğu ve Menderes Halk Eğitim Müdürlüğü desteğiyle Anadolu kadınının halı sanatını daha önce de görünür kılmıştı. Şimdi bu birikim, <strong>“Ortak Miras”</strong> başlığı altında çok daha geniş ve çok katmanlı bir kültür köprüsüne dönüşmüş durumda.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, schoeisel, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="272" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-schoeisel-pak-d-2.jpeg" width="669" /></p>

<h4>Konak Belediyesi ile Hollanda Krallığı Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde hazırlanan serginin açılışı, Tarihi Bıçakçı Han’da yapıldı. Törene Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, Hollanda İzmir Fahri Konsolosu Oğuz Özkardeş, çeşitli ülkelerin konsolosluk temsilcileri, Konak Belediyesi meclis üyeleri ve bürokratları, akademisyenler, sanatçılar, muhtarlar ve özellikle de projenin kalbinde yer alan kadın kooperatiflerinin temsilcileri katıldı.</h4>

<h4><strong>BIÇAKÇI HAN’DA ZAMANIN İÇİNDEN GEÇEN SERGİ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, tekst, schoeisel, galerie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="117" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-tekst-schoeisel-galerie-2.jpeg" width="275" /><br />
Bıçakçı Han, İzmir’in tarihsel ticaret hafızasını taşıyan, her köşesinde Akdeniz’in kokusunu duyduğunuz bir mekân. İşte bu hanın kemerli koridorlarında ve taş avlusunda, Türkiye ve Hollanda arasında dört asırdır süren keşif, ticaret ve kültürel etkileşim, birbirini tamamlayan eserlerle anlatılıyor.</p>

<h4><strong>SERGİDE NELER VAR?</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met verven, Beeldende kunst, kunst, zoogdier Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="610" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-verven-beeldende-kunst-kunst-zoo-2.jpeg" width="1372" /></p>

<h4>17’nci yüzyıl Hollanda ressamı Pieter de Hooch’un <strong>“Masa Başında Lavta Çalan Bir Kadın ve Şarkı Söyleyen Çift”</strong> adlı tablosunda görülen Bergama halısının, Bergama Halıcılık ve El Sanatları Kooperatifi tarafından yeniden dokunmuş hali.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kunst, verven, Menselijk gezicht, fotolijst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="956" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kunst-verven-menselijk-gezicht-f-2.jpeg" width="1238" /><strong><em>Kahramanmaraş depremleri sonrasında deprem bölgesindeki kadın ve çocuklarla birlikte hazırlanan “İnci Küpeli Kız” nakış tablo projesi.</em></strong></p>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, poster, boek, Publicatie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="760" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-poster-boek-publicatie-do-2.jpeg" width="1387" /><strong><em>Delft Mavisi çiniler ve Osmanlı ile Hollanda lalelerini buluşturan çalışmalar.</em></strong></p>

<h4>Ticaret ve diplomasi tarihinde önemli yeri olan Levanten bağlarını, İzmir’deki Hollandalı varlığını ve iki ülke arasındaki kadın hareketini anlatan panolar.</h4>

<h4>Panolarda, <strong>“Halılarla Dokunan Bağlar”, “400 Yıllık Öykü”, “Diplomat Cornelis Haga”, “Delft Mavisi”, “İzmir’de Hollandalılar”, “Rosa Manus”</strong> gibi başlıklar, sergiye yalnızca estetik değil, sağlam bir tarihsel zemin de kazandırıyor. Böylece ziyaretçi, sadece güzel eserler görmüyor, aynı zamanda 400 yılı aşan bir dostluk hikâyesini satır satır okuyor.</h4>

<h4><strong>GÜLAY FİTÖZ’ÜN İMZASI VE KADIN EMEĞİNİN GURURU</strong></h4>

<h4>Projenin arkasındaki isim, Hollanda NP2E Yönetim Kurulu Başkanı Gülay Fitöz. Kendisi, yıllardır Hollanda ile Türkiye arasında kültürel köprüler kuran üretken bir isim. <strong>“Ortak Miras”</strong> sergisi, tam anlamıyla onun ısrarlı emeğinin, kurumlar arası iş birliği kurma becerisinin ve özellikle de kadın emeğine duyduğu saygının bir sonucu.</h4>

<h4>Fitöz, serginin en sembolik eserlerinden biri olan Bergama halısı için, <strong>“311.856 düğümden oluşan halının yaklaşık 40 kadınımız tarafından örülmesi, her bir düğümün İzmirli kız kardeşlerimin ellerinde nasıl can bulduğunu izlemek büyük bir sevinçti”</strong> derken, aslında projenin ruhunu da özetliyor. Her düğüm, hem bir sanat emeği hem de iki ülke arasındaki bağın yeni bir halkası.</h4>

<h4><strong>BERGAMA HALISI: BİR TABLONUN İÇİNDEN ÇIKIP GERÇEĞE DÖNEN MİRAS</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met hemel, kleding, persoon, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="365" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-hemel-kleding-persoon-buitenshui-2.jpg" width="1003" /></p>

<h4>Serginin odak noktalarından biri, 17. yüzyıl Hollanda resim sanatının Altın Çağ ustalarından Pieter de Hooch’un tablosunda yer alan halının yeniden dokunmuş hali. Bu halı, yalnız sanat tarihine değil, kültürler arası alışverişe de ışık tutuyor.</h4>

<h4>Halı, Bergama Halıcılık ve El Sanatları Kooperatifi’nin kurucusu Kadriye Yakar ve ekibi tarafından, doğal yün ve özgün renklere sadık kalınarak yeniden üretildi. Ümran Özbalcı Aria’nın aktardığına göre, tablonun önünde sergilenen keçi yününden iplik yumakları, 400 yıl önceki üretim anlayışına gösterilen saygının somut bir işareti.</h4>

<h4>Anadolu halılarının Avrupa’ya yolculuğu, aslında eski bir hikâye. Orta Asya’dan başlayarak Anadolu’ya, oradan da tüccarlar aracılığıyla Avrupa’ya uzanan halı sanatı, 17. yüzyıl Amsterdam’ında büyük bir prestij unsuru haline gelmişti. O dönemde Anadolu halıları çoğu zaman yere değil, masaların üzerine seriliyor, evlerin itibarı adeta bu halıyla gösteriliyordu. Rembrandt, Vermeer ve Pieter de Hooch gibi ustaların tablolarında bu halıları görmemiz hiç de tesadüf değil.</h4>

<h4>Bergama halısının üzerindeki geometrik motifler de ayrı bir dil konuşuyor. İç içe geçmiş iki sekizgen madalyondan dıştaki mavi olan yıldızı, içteki sarı olan güneşi simgeliyor. Bu ikili, göğü ve ilahi varlığı temsil ediyor. Halı, tabloda adeta masayı kutsal bir taht haline getiriyor ve üzerinde oturan kadını “kutsal dişi” konumuna yükseltiyor. Bir ayağı yerde, diğer ayağı hafifçe kalkmış figürün duruşu, yer ile göğü, dünyevi ile ilahiyi bir araya getiren bir köprü gibi yorumlanıyor.</h4>

<h4>Bugün Bıçakçı Han’da sergilenen bu halı, sadece bir yeniden üretim değil. Aynı zamanda Anadolu’dan yüzyıllar önce Avrupa’ya uzanan kültürel akışın, günümüzde yeniden okunması ve iki ülke arasında saygı dolu bir hatırlama jesti.</h4>

<h4><strong>“İNCİ KÜPELİ KIZ”: DEPREM YARASINA SANATLA SARILAN ELLER</strong></h4>

<h4>Serginin ziyaretçileri en çok etkileyen bölümlerinden biri de <strong>“İnci Küpeli Kız”</strong> nakış tablo projesi. 2023 yılı Hollanda’da <strong>“Johannes Vermeer Yılı”</strong> olarak kutlanırken, Kahramanmaraş’ta yaşanan büyük deprem felaketi, Türkiye’nin güneyinde hayatları altüst etmişti.</h4>

<h4>Bu ağır tablo içinde, Kahramanmaraş Down Sendromu Derneği ve Hollanda Büyükelçiliği iş birliğiyle, Down+1 Konteyner Sokağı’nda yaşayan kadın ve çocuklarla özel bir proje yürütüldü. Ailelerin sandıklarından çıkan kumaşlar, iplikler, atölyede buldukları her parça bir araya geldi ve Vermeer’in dünyaca ünlü “İnci Küpeli Kız”ı, dev bir nakış çalışması olarak yeniden hayat buldu.</h4>

<h4>Konteynerlerin gölgesinde, zor şartlar altında üretilen bu eser, sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünün belki de en çarpıcı örneklerinden biri. Genç kızın ikonik bakışı, bu kez <strong>“Kaygı yok, görüyoruz ve her zaman umut vardır” </strong>der gibi. Hollanda Büyükelçisi Joep Wijnands’ın bu kampı ziyaret etmesi, proje için ayrı bir moral olmuş. Wijnands’ın bu sergide “dayanışma” kelimesini sık sık kullanması boşuna değil.</h4>

<h4><strong>BELEDİYE BAŞKANI MUTLU: “BU MİRASI SAHİPLENMEK DOSTLUĞA DUYDUĞUMUZ SAYGININ İFADESİDİR”</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Konak Belediyesi" decoding="async" height="865" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/konak-belediyesi-2.jpeg" width="1299" /></p>

<h4>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, açılış konuşmasında hem Konak’ın kültür sanat vizyonunu, hem de bu serginin simgesel değerini vurguladı.</h4>

<h4>Mutlu, Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkilerin yalnızca diplomatik bir dostluktan ibaret olmadığını, yüzyıllar boyunca merak, etkileşim ve karşılıklı saygı ile güçlenen köklü bir bağ oluşturduğunu hatırlattı. <strong>“Bu mirası sahiplenmek sadece kültürel bir görev değil, aynı zamanda karşılıklı dostluğumuza duyduğumuz saygının bir ifadesidir”</strong> cümlesi, salonun genel havasını da özetliyordu.</h4>

<h4>Başkan Mutlu, Konak’ı yeniden İzmir’in kültür ve sanat kenti haline getirme hedefini anımsatarak, tarihin, sanatın, bilginin ve uluslararası iş birliğinin buluştuğu her etkinliğin, Konak’ın ruhunu geleceğe taşıdığını ifade etti. <strong>“Ortak Miras”</strong> sergisinin de uzun soluklu ve güçlü bir iş birliğinin ürünü olduğunu belirterek, emeği geçen herkese teşekkür etti ve serginin Türkiye ile Hollanda arasındaki dostluk köprüsüne yeni bir taş daha eklemesini diledi.</h4>

<h4><strong>BÜYÜKELÇİ WIJNANDS: “İZMİR, ZİYARETÇİSİNİ, EVİNE ZEYTİN VE YENİ BİR İŞ FİKRİYLE GÖNDEREN DOST GİBİ”</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="906" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-menselijk-gezicht-persoon-6.jpeg" width="1348" /><strong><em> Hollanda Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, Ortak Miras Proje Koordinatörü (NP2E)Yönetim Kurulu Başkanı Gülay Fitöz (sağda), 17.yy Hollanda Resim Sanatı kitap yazarı Ümran Özbalcı Aria (solda).</em></strong></p>

<h4>Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ise açılışta yaptığı sıcak konuşmayla dikkat çekti. Konuşmasına Türkçe sözlerle başlayan Wijnands, İzmirli ağzıyla sarf ettiği <strong>“Hadi gari”</strong> ifadesiyle salona samimi bir tebessüm yaydı.</h4>

<h4>Wijnands, Türkiye ve Hollanda arasındaki ilişkilerin 17. yüzyıla, Hollanda Levanten ticaret anlaşmasına kadar uzandığını anlattı. 1612’de ilk Hollanda konsolosluğunun İzmir’de kurulmuş olmasını hatırlatarak, bu şehrin o dönemden beri Akdeniz’de ticaret ve değişimin önemli bir merkezi olduğunu söyledi.</h4>

<h4>İzmir için yaptığı benzetme ise salondaki herkesin hafızasına kazındı. Wijnands<strong>, “Şehirlerin kişilikleri olsaydı, İzmir, akşam yemeğine kalmanız için ısrar eden ve ardından sizi evinize zeytin ve yeni bir iş fikriyle gönderen bir dost olurdu”</strong> diyerek, kentin misafirperverliğini ve üretken ruhunu tarif etti.</h4>

<h4>Büyükelçi, ilişkilerin bugün sadece ticaretle sınırlı olmadığını, 1960’lardan bu yana işçi göçüyle birlikte iki ülke arasında yeni bir köprü kurulduğunu vurguladı. Hollanda’daki Türk toplumunun artık Hollanda toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu, kültürü, eğitimi, bilimi ve iş dünyasını zenginleştirdiğini belirtti.<br />
<strong>“Ortak miras, düğüm düğüm birlikte inşa ettiğimiz bir şey” </strong>diyen Wijnands, hem Bergama halısını dokuyan kadınlara, hem de deprem bölgesinde sanatla nefes almaya çalışan çocuklara özel teşekkürlerini iletti.</h4>

<h4><strong>LALE SOĞANLARI VE DOSTLUĞUN SİMGESİ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, pak, tekst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="104" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-pak-tekst-door-2.jpeg" width="225" /></p>

<h4>Açılış töreninin duygusal anlarından biri de, Büyükelçi Wijnands’ın, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya lale soğanları armağan ettiği andı. Lale, hem Osmanlı hem Hollanda tarihinde güçlü bir sembol.</h4>

<h4>Başkan Mutlu, lale soğanlarının kentin farklı noktalarına dikilmesi için Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne talimat verdi. Laleler açtığında fotoğraflarının Hollanda tarafına iletileceğini söylemesi, bu jesti kalıcı bir dostluk sembolüne dönüştürdü. İzmir sokaklarında açacak her lale, Türkiye ile Hollanda arasındaki ortak mirasın renkli bir imzası olacak.</h4>

<h4><strong>SERGİNİN YOLCULUĞU: İZMİR’DEN TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINA</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, person, schoeisel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="626" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-person-schoeisel-2.jpeg" width="1277" /></p>

<h4><strong>“Ortak Miras”</strong> sergisi, 2 Aralık ile 31 Ocak tarihleri arasında, hafta içi her gün 09.30–17.30 saatleri arasında Tarihi Bıçakçı Han’da ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. İlk durağı Konak olan sergi, önümüzdeki yıl Türkiye’nin farklı şehirlerine taşınacak ve böylece daha geniş bir kitleye ulaşacak.</h4>

<h4>Hollanda Krallığı Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle hazırlanan bu kapsamlı oluşum, aslında 400 yıllık bir bağın sanatsal tanıklığı. Bir tarafta Altın Çağ tablolarının içine yerleştirilmiş Anadolu halıları, diğer tarafta bir deprem kampında sandıklardan çıkan ipliklerle yeniden doğan <strong>“İnci Küpeli Kız”.</strong> Arada ise lale soğanları, Delft Mavisi çiniler, Levanten tüccarlar, Cornelis Haga’dan işçi göçüne uzanan uzun bir yol.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, tekst, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="635" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-tekst-vrouw-doo-2.jpg" width="1007" /><br />
<strong><em>Türkiye’nin tanınmış, eğitimci sanatçılarından Ümran Özbalcı Aria, yayınladığı eserleri ile de takdir toplayan bir isimdir. İzmir’deki sergiyi gözlemci olarak izleyen sanatçı, son eseri olan “17. YÜZYIL HOLLANDA RESMİNDE PORTRE” kitabını, Hollanda’nın Türkiye Büyükelçisi Joep Wijnands’a sundu.</em></strong></p>

<h4><strong>GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN KÖPRÜ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="871" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/word-image-18881-14.jpeg" width="1280" /></p>

<h4>İzmir’deki bu sergi, geçmişe gömülmüş diplomasiyi, sanat tarihinin tozlu sayfalarındaki halıları ve kâğıt üzerinde kalmış ticaret anlaşmalarını bugünün insanıyla yeniden buluşturuyor. Üstelik bunu kuru bir tarih anlatısıyla değil, kadınların düğüm düğüm işlediği halılar, çocukların umutla dokuduğu nakışlar ve iki ülkenin ortak sembollerini yan yana getiren eserler aracılığıyla yapıyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="555" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon-4.jpeg" width="1057" /><strong><em>Serginin gerçekleşmesinde rol oynayanlar arasında bulunan</em></strong> <strong><em>Hollanda Ankara Büyükelçiliği Kültür Müşaviri Eray Ergeç, Ortak Miras Proje Koordinatörü Gülay Fitöz, Bergama Halıcılık ve El Sanatları Kadın Kooperatifi kurucusu Kadriye Yakar ve isimsiz kahramanlar bir arada…</em></strong></p>

<h4>Hollanda’daki biz Türkler için bu serginin ayrı bir anlamı var. Çünkü hem geldiğimiz toprakların kültürel zenginliğini hem de yıllardır yaşadığımız ülkenin sanatsal birikimini aynı mekânda, yan yana görüyoruz. Bu tablo, göç hikâyesinin de sessiz ama güçlü bir izdüşümü.</h4>

<h4><strong>“Ortak Miras”</strong> sergisi, geçmişten bugüne uzanan bu köprünün sanatsal bir durak noktası. Dileğimiz, bu serginin yeni projelere, yeni iş birliklerine, yeni dostluklara kapı açması. İzmir’e yolu düşen herkese, Tarihi Bıçakçı Han’a uğrayıp bu hikâyeyi yerinde görmelerini içtenlikle tavsiye ediyorum.</h4>

<h4><strong>NP2E VE “ORTAK MİRAS” SERGİSİNİN ARKA PLANINDAKİ KURUM</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, kleding, boek, plank Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="258" sizes="593px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-kleding-boek-plank-door-a-2.jpg" width="593" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>İzmir’de açılan <strong>“Ortak Miras”</strong> sergisinin arkasında yer alan kurumlardan biri olan<br />
<strong>NP2E (A New Path to Equality-Eşitlik İçin Yeni Bir Yol)</strong> Hollanda merkezli bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. Yönetim Kurulu Başkanlığını Gülay Firtöz’ün yürüttüğü NP2E, kadınların ve gençlerin insan hakları, toplumsal eşitlik ve kültürel hafıza alanlarında çalışmalar yürütüyor.</h4>

<h4>NP2E, eşitliğin yalnızca hukuki düzenlemelerle değil, <strong>kültür, sanat, eğitim ve toplumsal farkındalık yoluyla</strong> güçlenebileceği anlayışıyla hareket ediyor. Bu doğrultuda sergiler, paneller, akademik çalışmalar ve kültürel projeler aracılığıyla, farklı toplumların ortak değerlerini ve paylaşılan mirasını görünür kılmayı hedefliyor.</h4>

<h4>İzmir’de sanatseverlerle buluşan <strong>“Ortak Miras”</strong> sergisi de bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Sergi, farklı coğrafyalardan gelen ortak kültürel izleri ve insanlık hafızasını sanat yoluyla anlatırken, NP2E’nin <strong>eşitlik, birlikte yaşama ve ortak değerler </strong>eksenindeki misyonunu da yansıtıyor.</h4>

<h4>Kuruluş, uluslararası iş birlikleriyle yürüttüğü projelerde kadınların, gençlerin ve kültürel aktörlerin sesini öne çıkarmayı amaçlıyor. NP2E, sanatın dönüştürücü gücünü kullanarak, toplumsal eşitlik ve insan hakları konularında kalıcı bir farkındalık yaratmayı hedefliyor.</h4>

<h4><strong>GÜLAY FİTÖZ’DEN “İLHAMIN BAŞLANGICI”</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, brief, persoon, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1349" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-brief-persoon-menselijk-ge-2.jpeg" width="1032" /></p>

<h4><strong>SERGİYE ‘GÖZLEMCİ’ OLARAK KATILAN ÜNLÜ SANATÇIMIZ ÜMRAN ÖZAVCI ARİA ANLATIYOR:</strong></h4>

<p><br />
<img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, kleding, poster Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="565" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-kleding-2.jpeg" width="1290" /></p>

<h4><strong>PIETER DE HOOCH’UN HAYATI</strong></h4>

<h4>Pieter de Hooch (20 Aralık 1629 (vaftiz) – 24 Mart 1684 (mezar)), açık kapılı, sessiz ev sahnelerini konu alan tür çalışmalarıyla ünlü Hollandalı bir Altın Çağ ressamıydı. Delft St. Luke Loncası’nda Jan Vermeer ile çağdaştı ve eserleri, temaları ve üslubu paylaşıyordu.</h4>

<h4>De Hooch, Rotterdam’da bir duvarcı olan Hendrick Hendricksz de Hooch ve bir ebe olan Annetge Pieters’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Beş çocuğun en büyüğüydü ve tüm kardeşlerinden daha uzun yaşadı.Erken yaşamı hakkında çok az şey biliniyor ve arşiv kayıtlarının çoğu Rotterdam, Delft ve Amsterdam’da çalıştığını gösteriyor. İlk biyografi yazarı Arnold Houbraken’e göre, Jacob Ochtervelt ile aynı dönemde Haarlem’de manzara ressamı Nicolaes Berchem’den sanat eğitimi almış ve hanımlar ve beylerle sohbet ederken yaptığı “kamergezichten” veya “oda manzaraları” ile tanınıyordu.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="\\10.11.20.18\UserFolders$\umranozbalciaria\Desktop\NL YAZI FOTO - Kopya - Kopya\Pieter de Hooch - Portrait of a 19-year-old man possibly a self portrait - (MeisterDrucke-609454).jpg" decoding="async" height="827" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/10-11-20-18-userfoldersdollar-umranozbalciaria-deskto-2.jpeg" width="837" /><br />
<strong><em>Pieter de Hooch – 19 yaşlarında yaptığı tahmin edilen Otoportresi,1648-1649</em></strong></p>

<h4>Ancak De Hooch’un çalışmaları, iç mekanlardaki figürleri düzenlemeye özel bir ilgisi olan yaşlı bir Rotterdam ressamı olan Hendrik Sorgh’un ruhunu sürdürüyor gibi görünüyor. 1650’den itibaren Rotterdam’da Justus de la Grange adlı bir keten tüccarı ve sanat koleksiyoncusunun yanında ressam ve hizmetçi olarak çalıştı. Tüccara olan hizmeti, Lahey, Leiden ve 1652’de taşındığı Delft’e yaptığı seyahatlerde ona eşlik etmesini gerektiriyordu. De Hooch’un bu dönemde eserlerinin çoğunu, yemek ve diğer menfaatler karşılığında la Grange’a devretmiş olması muhtemeldir; zira bu, o dönemde ressamlar arasında yaygın bir ticari anlaşmaydı ve daha sonra yapılan bir envanterde la Grange’ın on bir resmine sahip olduğu kaydedildi.</h4>

<h4>De Hooch, 1654’te Delft’te Jannetje van der Burch ile evlendi ve yedi çocuğunun babası oldu. Delft’teyken, Delft Okulu’nun ilk üyelerinden ressamlar Carel Fabritius ve Nicolaes Maes’ten de ders aldığına inanılıyor. 1655’te (Vermeer’den iki yıl sonra) Saint Luke ressamlar loncasına üye oldu. Kızı Anna, 14 Kasım 1656’da Delft’te doğdu. Eşinin 1660’ta Amsterdam’da bir vaftiz törenine katılmış olması, o dönemde Amsterdam’a taşınmış olduğu anlamına gelse de, trekschuit’in başarısı sayesinde Amsterdam’a bir günde kolayca gidilebildiği sonucuna varılmıştır.</h4>

<h4>De Hooch’un ilk dönem eserleri çoğunlukla Adriaen van Ostade tarzında ahırlarda ve meyhanelerde asker ve köylü sahnelerinden oluşuyordu; ancak bunları konuya ilgi duymaktan ziyade ışık, renk ve perspektifte büyük bir beceri geliştirmek için kullanmıştı. 1650’lerin ortalarında ailesini kurduktan sonra, odağını ev sahnelerine çevirdi. Bunlar muhtemelen kendi ailesine aitti, ancak varlıklı kadınların emzirdiği ve çocuk baktığı eserleri, annesinin vizitlerine ebe olarak katıldığını da gösterebilir.</h4>

<h4>Eserleri, gündelik hayatın sıradan ayrıntılarına dair zekice bir gözlem sunarken aynı zamanda düzenli bir ahlak hikâyesi işlevi de görüyordu. Bu resimler, genellikle de Hooch ile aynı dönemde Delft’te yaşayan Vermeer’inkilere benzer, sofistike ve hassas bir ışık kullanımı sergiliyordu.</h4>

<h4>De Hooch ve Vermeer’in temaları ve kompozisyonları da oldukça benzerdir. 19. yüzyıl sanat tarihçileri, Vermeer’in de Hooch’un eserlerinden etkilendiğini varsaymışlardı ve PDH, figürleri iç geometriyle birleştirmeye özel bir ilgi göstermiştir (bkz. Anne, Çocuk ve Hizmetçi ile İç Mekan, yaklaşık 1656 ve diğerleri). Altın Parayı Tartan Kadın ile İç Mekan’ın röntgeni, De Hooch’un önce boş sandalyede başka bir figür denediğini gösteriyor; bu da onun tuvalinin Vermeer’in alıntıladığı daha özgün model olduğunu gösteriyor.</h4>

<h4>De Hooch, Emanuel de Witte ile de temaları ve kompozisyonları paylaşıyordu; ancak De Witte, 1651’de Amsterdam’a taşındıktan sonra kendini esas olarak kilise iç mekan sahnelerini resmetmeye adadı. De Witte, resimlerini nesnelerle doldurarak odaların kendisiyle daha fazla meşgul görünüyor; De Hooch ise daha çok insanlarla ve insanların birbirleriyle olan ilişkileriyle ilgileniyor ve sahneyi desteklemeyen herhangi bir ekstra nesneyi odalarından uzak tutuyor.</h4>

<h4>1660’larda Amsterdam’daki zengin müşterileri için resim yapmaya başladı ve mermer zeminli ve yüksek tavanlı gösterişli iç mekanlarda neşeli şirket sahneleri ve aile portreleriyle tanındı.</h4>

<h4>Amsterdam’da kaldığı süre boyunca ev sahneleri çekmeye devam etti, ancak hem iç mekanlar hem de iç mekanlardaki insanlar daha gösterişli görünüyordu.</h4>

<h4>De Hooch ayrıca bowling oynayan flört eden çiftleri de resmetmiştir. En yüksek kaliteli versiyonu Waddesdon Malikanesi’nde görülebilir. De Hooch’un Amsterdam’a taşınmasından kısa bir süre sonra üretilen bu eser, daha önceki sade Delft avlularının yerini alan erken dönem kır evi bahçelerinin tasvirlerinin iyi bir örneğidir. Bowling oynama teması, hem yüksek sanatta hem de popüler basılı kültürde bulunan “Aşk Bahçesi” ve “Aşk Oyunu” imgeleriyle ilişkilidir. İzleyiciye bakan kadın, bu aşk oyununun kahramanıdır.</h4>

<h4>De Hooch’un Amsterdam’daki yaşam düzenlemeleri hakkında çok az şey biliniyor, ancak Emmanuel de Witte ile teması olduğu biliniyor. 1670’te Konijnenstraat’ta yaşıyordu. Şehir surlarının dışında, ancak ailesinin kiliseye gittiği Westerkerk yakınlarında bir bölgede yaşıyordu. Çoğu akademisyen, de Hooch’un eserlerinin 1670 civarından sonra daha stilize hale geldiğine ve kalitesinin düştüğüne inanıyor. Eserleri, 1667’de 38 yaşında ölen ve onu genç bir aileyle bırakan karısının ardından yaşadığı üzüntüden etkilenmiş olabilir. 1680’den sonra de Hooch’un resim stili daha kaba ve koyu renkli hale geldi. 1684’te bir akıl hastanesinde öldüğü sık sık söylenir, ancak ölen aynı adı taşıyan oğluydu. Ölüm tarihi bilinmiyor.</h4>

<h4>Turing Vakfı, 2017 yılında Delft Prinsenhof Müzesi ve Rijksmuseum için, koleksiyonlarındaki eserlere odaklanan ve 2019-2020 yıllarında ortak bir sergide sunulacak yeni bir genel bakış sergisi üzerinde çalışmak üzere yeni bir araştırma projesine sponsor oldu.</h4>

<h4><strong>BIÇAKÇI HAN’I TANIYALIM<br />
Bıçakçı Han –Basmane – ( Konak Merkez)</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met panorama, hemel, gebouw, eigendom Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="218" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-panorama-hemel-gebouw-eigendom-2.jpg" width="1018" /></p>

<h4>Konak ilçesi Basmane semti 1270 Sokakta bulunur.<br />
Kentte ticaretin yoğunlaştığı bölgenin dışında, konutların arasında yer alan Bıçakçı Han Dikdörtgen planlı olan hanın dar cephesi Kemer Caddesi, diğer adıyla Kervan Köprüsü Caddesi’ne bakıyor. Hanın 65 metre uzunlukta ve 10 metre genişliğindeki büyük avlusu kâgir oda grubuna kadar uzanıyormuş. Avlunun sağında ve solunda yer alan kâgir mekânlar halen bulunuyor.</h4>

<h4>Bıçakçı Han’ın çevresi, İzmir’in merkez alanlarına erişen ana yol üzerinde olmasında rağmen uzun zaman gelişim gösterememiş. 19. yüzyılın başından itibaren Ege adalarından gelen fakir Rum göçmenler tarafından iskân edilmeye başlamış. Eski bir Türk yerleşim alanına bitişik olan yörede Rum cemaatin desteğiyle yapılan kiliseye verilen Aya Vukla (Aziz Vukolos) ismi, aynı zamanda yeni mahallenin de adı olmuş. Bıçakçı Han’ın karşısında, Basmane Garı’na ulaşan raylarla yol arasında, günümüzde peronlara terk edilmiş küçük bir Türk mezarlığı da yer alıyormuş.</h4>

<h4>Kasaba Demiryolu’nun çalışmaya başlamasıyla gelişen yörede filizlenen hanın çevresinde oteller yer almaya başlamış. Bıçakçı Han’da da kervanlar ve kervancılar konaklamış. Kervanlar sonraları İzmir’e gelmez olunca, han 1950’li yıllara kadar kente gelen ve giden malların depolanması amacıyla kullanılmış. Bu arada boşalan odalarının bazılarında düşük gelirli kişi ve ailelerin de konakladığı bir <strong>‘aile evi’</strong> olarak da değerlendirilmiş.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/izmirde-acilan-hollanda-turkiye-sergisi-buyuk-ilgi-goruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 08:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-13jpeg-1.webp" type="image/jpeg" length="66775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollanda’da Neler Oluyor? Türk Teknoloji Ekosistemi Sahaya İndi]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/hollandada-neler-oluyor-turk-teknoloji-ekosistemi-sahaya-indi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/hollandada-neler-oluyor-turk-teknoloji-ekosistemi-sahaya-indi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversiteler, teknoparklar, girişimciler ve diaspora, Hollanda’da kısa sürede peş peşe sahne aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h2><strong>Üniversiteler, teknoparklar, girişimciler ve diaspora, Hollanda’da kısa sürede peş peşe sahne aldı.</strong></h2>

<h3><strong>LAHEY BÜYÜKELÇİLİĞİMİZDE TEKNOLOJİ DİPLOMASİSİ:</strong><br />
<strong>YTÜ Yıldız Teknopark ve Entertech heyeti ile toplantı.</strong></h3>

<h3><strong>HOLLANDA’DA TÜRK TEKNOPARKLARINDAN LİFE SCİENCES ODAKLI STRATEJİK AÇILIM:</strong><br />
<strong>İTÜ ARI Teknokent öncülüğünde Hollanda’da gerçekleştirilen temaslar</strong></h3>

<h3><strong>AMSTERDAM’DA TURKS İN TECH BULUŞMASI:</strong><br />
<strong>150’ye yakın Türk teknoloji profesyoneli aynı çatı altında</strong></h3>

<h4><strong>(Derlemenin Hollandacası en altta.</strong><br />
<strong>Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h4>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="196" sizes="336px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-8.jpeg" width="336" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY derledi:</strong></p>

<h4>Hollanda’da son günlerde yaşananlar, tesadüflerle açıklanamayacak kadar dikkat çekici. Türkiye’nin teknoloji, girişimcilik ve üniversite merkezli ekosistemi, kısa bir zaman dilimi içinde Hollanda’da art arda sahne aldı. Lahey’den Amsterdam’a uzanan bu temas zinciri, bireysel ziyaretlerin ya da münferit etkinliklerin ötesinde, bilinçli ve çok katmanlı bir açılımın işaretlerini veriyor.</h4>

<h4>Üniversiteler ve teknoparklar, Hollanda’daki muhataplarıyla stratejik iş birliklerini masaya yatırırken; diaspora içindeki Türk teknoloji profesyonelleri de Amsterdam’da güçlü bir ağ ve dayanışma örneği sergiledi. Tüm bu hareketliliğin ortak paydasında ise Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçiliği’nin teknoloji diplomasisine verdiği açık destek ve yönlendirici rol bulunuyor.</h4>

<h4>Ortaya çıkan tablo net: Türkiye, teknoloji ve girişimcilik alanında artık sadece iç pazara odaklanan bir ülke değil. Üniversiteler, teknoparklar, girişimciler, yatırımcılar ve diaspora; farklı kulvarlarda ama aynı hedef doğrultusunda, Avrupa ve küresel arenaya doğru ilerliyor.</h4>

<h4>Hollanda’da kısa süre içinde peş peşe yaşanan bu gelişmeler, Türkiye’nin teknoloji temelli dış açılımının sahadaki yansımalarını gözler önüne seriyor. İşte bu yoğun ve dikkat çekici sürecin üç önemli halkası:</h4>

<h3><a id="post-18818-_Hlk216528979"></a><strong>LAHEY BÜYÜKELÇİLİĞİMİZDE TEKNOLOJİ DİPLOMASİSİ:<br />
YTÜ YILDIZ TEKNOPARK VE ENTERTECH HEYETİ İLE TOPLANTI</strong></h3>

<h4><strong>Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan, teknoloji ekosistemi diplomasisinin çok katmanlı ve çok aktörlü bir alan olduğunu</strong> <strong>ve Türk özel sektörü, üniversiteler ve devlet kurumlarının bu alanda küresel bağlantılarını güçlendirdiğini vurguladı.</strong></h4>

<h4><strong>DEN HAAG,</strong>– Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin uluslararası açılımına yönelik temaslar hız kesmeden sürerken, Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Teknopark ve Entertech İstanbul Teknokent delegasyonları, Hollanda’nın başkenti Lahey’de Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde ağırlandı. Büyükelçilik ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı, yalnızca bir nezaket ziyareti olmanın ötesine geçerek, <strong>teknoloji diplomasisi, üniversite sanayi iş birliği ve küresel pazarlara açılım</strong> başlıklarında kapsamlı bir görüş alışverişine sahne oldu.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, muur, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="530" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-muur-overdekt-d.jpg" width="1282" /></p>

<h4>Büyükelçilikte düzenlenen buluşmada, <strong>Türkiye’nin önde gelen teknoloji geliştirme bölgelerinden YTÜ Yıldız Teknopark ve Entertech İstanbul Teknokent temsilcileri,</strong> Lahey Büyükelçisi <strong>Fatma Ceren Yazgan</strong> ile bir araya geldi. Toplantıda, Türkiye’de faaliyet gösteren teknopark ve startup’ların <strong>küresel pazarlarda rekabet gücünün artırılmasına yönelik stratejiler, Hollanda’daki teknoloji ekosistemiyle ortaklık olanakları ve inovasyon diplomasi alanındaki yenilikçi yaklaşımlar </strong>üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.</h4>

<h4>Büyükelçi Yazgan, sosyal medya paylaşımında bu tür faaliyetlerin, <a id="post-18818-_Hlk216678192"></a><strong>teknoloji ekosistemi diplomasisinin çok katmanlı ve çok aktörlü bir alan olduğunu </strong>ve Türk özel sektörü, üniversiteler ve devlet kurumlarının bu alanda küresel bağlantılarını güçlendirdiğini vurguladı.</h4>

<h4><strong>TEKNOLOJİ DİPLOMASİSİ VURGUSU</strong></h4>

<h4>Toplantının ana eksenini, son yıllarda giderek daha fazla önem kazanan “teknoloji diplomasisi” oluşturdu. Büyükelçilik tarafından yapılan değerlendirmelerde, teknoloji ekosisteminin artık yalnızca şirketler ya da üniversitelerle sınırlı olmadığı; özel sektör, akademi ve kamu kurumlarının birlikte hareket ettiği çok katmanlı ve çok aktörlü bir alan haline geldiği vurgulandı.</h4>

<h4>Bu çerçevede, Türkiye’de geliştirilen teknolojilerin ve startup’ların küresel pazarlara erişiminde, diplomatik temsilciliklerin oynadığı rolün önemi ele alındı. Büyükelçiliklerin yalnızca siyasi ve konsolosluk faaliyetleriyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik iş birliklerini kolaylaştıran köprüler haline geldiği ifade edildi.</h4>

<h4><strong>HOLLANDA VE AVRUPA PAZARI MASAYA YATIRILDI</strong></h4>

<h4>Görüşmelerde Hollanda’nın Avrupa’daki stratejik konumu özel olarak ele alındı. Özellikle Amsterdam, Rotterdam ve çevresinde yoğunlaşan teknoloji, inovasyon ve startup ekosisteminin, Türk girişimciler için önemli fırsatlar sunduğu değerlendirildi. Hollanda’nın açık inovasyon kültürü, uluslararası yatırımcı ağı ve güçlü üniversite sanayi iş birlikleri, Türk teknoparkları açısından dikkat çekici başlıklar arasında yer aldı.</h4>

<h4>YTÜ Yıldız Teknopark ve Entertech İstanbul Teknokent temsilcileri, bünyelerinde faaliyet gösteren firmaların Ar Ge kapasitesi, teknoloji odaklı ihracat potansiyeli ve küresel rekabet gücü hakkında bilgi verdi. Hollanda pazarında hangi sektörlerin öne çıktığı, hangi alanlarda ortak projelerin geliştirilebileceği ve Türk girişimcilerin karşılaşabileceği yapısal avantajlar ile zorluklar da toplantının gündeminde yer aldı.</h4>

<h4><strong>ÜNİVERSİTE, TEKNOPARK VE KAMU İŞ BİRLİĞİ</strong></h4>

<h4>Toplantıda, üniversitelerin ve teknoparkların uluslararasılaşma süreçlerinde kamu kurumlarıyla kurduğu iş birliğinin kritik rolü vurgulandı. Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Yıldız Teknopark’ın, akademik bilgi birikimini ticarileştirme konusundaki deneyimi ile Entertech İstanbul Teknokent’in girişimcilik ve Ar Ge destekleri, örnek modeller olarak değerlendirildi.</h4>

<h4>Bu iki yapının birlikte yürüttüğü ve yurt dışı pazarlara açılmayı hedefleyen programların, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin küresel görünürlüğünü artırdığı ifade edildi. Büyükelçilik yetkilileri de, bu tür girişimlerin Hollanda’daki muhatap kurumlarla temas kurulmasında ve güven ortamı oluşturulmasında önemli bir avantaj sağladığını belirtti.</h4>

<h4><strong>GİRİŞİMCİLER İÇİN YENİ KAPILAR</strong></h4>

<h4>Toplantının bir diğer önemli başlığı, Türk startup’larının ve teknoloji firmalarının Avrupa’da daha görünür hale gelmesi oldu. Hollanda’daki yatırımcılarla temas kurulması, ortak Ar Ge projeleri geliştirilmesi ve Türk firmalarının Avrupa’daki teknoloji ağlarına dahil edilmesi konularında karşılıklı görüş alışverişi yapıldı.</h4>

<h4>Büyükelçilik nezdinde yapılan değerlendirmelerde, bu tür temasların somut iş birliklerine ve uzun vadeli projelere dönüşmesinin hedeflendiği, diplomatik misyonların da bu süreçte kolaylaştırıcı rol üstlendiği ifade edildi.</h4>

<h4><strong>KÜRESEL VİZYONUN BİR PARÇASI</strong></h4>

<h4>Lahey’de gerçekleşen bu buluşma, Türkiye’nin son yıllarda benimsediği yenilikçilik, teknoloji üretimi ve küresel entegrasyon vizyonunun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Üniversiteler, teknoparklar, özel sektör ve devlet kurumlarının birlikte hareket ettiği bu modelin, Türkiye’nin uluslararası arenadaki teknoloji markasını güçlendirmeyi amaçladığı belirtiliyor.</h4>

<h4>YTÜ Yıldız Teknopark ve Entertech İstanbul Teknokent heyetinin Lahey temasları, yalnızca bugünün iş birliklerini değil<strong>, geleceğe dönük stratejik ortaklıkların da zeminini oluşturan</strong> bir adım olarak kayda geçti.</h4>

<h4><strong>LAHEY’DE VERİLEN FOTOĞRAFIN ARKASI:<br />
TEKNOLOJİ DİPLOMASİSİ NEDEN ÖNEMLİ, BU BULUŞMA NE ANLAMA GELİYOR</strong></h4>

<h4>Lahey Büyükelçiliği’nde Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Teknopark ve Entertech İstanbul Teknokent heyetinin katılımıyla gerçekleşen buluşma, ilk bakışta klasik bir diplomatik ziyaret gibi algılanabilir. Oysa ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin son yıllarda sessiz ama kararlı biçimde yürüttüğü <strong>teknoloji temelli dış açılımın</strong> küçük ama anlamlı bir parçasına işaret ediyor.</h4>

<h4>Bu fotoğraf, sadece birkaç yöneticinin bir araya gelmesinden ibaret değil; üniversite, teknopark, girişimci ve devlet aklının aynı karede buluştuğu <strong>yeni bir diplomasi anlayışını</strong> yansıtıyor.</h4>

<h4><strong>KLASİK DİPLOMASİDEN TEKNOLOJİ DİPLOMASİSİNE</strong></h4>

<h4>Uzun yıllar boyunca büyükelçilikler, ağırlıklı olarak siyasi ilişkiler, konsolosluk hizmetleri ve ticari temaslarla anıldı. Ancak dijitalleşme, Ar Ge ve inovasyonun küresel rekabette belirleyici hale gelmesiyle birlikte, diplomatik misyonların rolü de değişmeye başladı.</h4>

<h4>Bugün Lahey’de verilen mesaj açık:<br />
Diplomasi artık sadece devletler arasında değil, <strong>ekosistemler arasında</strong> yürütülüyor. Üniversiteler, teknoparklar, startup’lar ve yatırımcılar bu sürecin doğal aktörleri haline geldi.</h4>

<h4>YTÜ Yıldız Teknopark ve Entertech gibi yapılar, bu yeni diplomasi dilinin sahadaki taşıyıcıları olarak öne çıkıyor.</h4>

<h4><strong>NEDEN HOLLANDA?</strong></h4>

<h4>Bu sorunun cevabı sadece coğrafi değil, stratejik. Hollanda, Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri olmasına rağmen, teknoloji, lojistik ve inovasyon alanında <strong>orantısız derecede büyük bir etkiye sahip</strong>.</h4>

<h4>Amsterdam ve çevresi, sadece startup’ların değil; çok uluslu teknoloji şirketlerinin, araştırma merkezlerinin ve risk sermayesi fonlarının da buluşma noktası. Açık inovasyon kültürü, bürokratik esneklik ve uluslararası iş yapma kolaylığı, Hollanda’yı Türk girişimciler açısından cazip kılıyor.</h4>

<h4>Lahey ise bu ekosistemin diplomatik ve kurumsal kalbi. Dolayısıyla Büyükelçilikte yapılan bu buluşma, sembolik olduğu kadar <strong>yerli yerinde</strong> bir adım olarak okunmalı.</h4>

<h4><strong>TEKNOPARKLAR NEDEN ÖNE ÇIKIYOR?</strong></h4>

<h4>Türkiye’de teknoparklar uzun süre sadece vergi avantajı sağlayan yapılar olarak görüldü. Oysa son yıllarda tablo değişiyor. Yıldız Teknopark ve Entertech örneğinde olduğu gibi, bu yapılar artık:</h4>

<h4>*Üniversite bilgisini ticarileştiren,<br />
*Startup’ları küresel pazarlara hazırlayan,<br />
*Uluslararası iş birlikleri kuran,<br />
*Ve en önemlisi Türkiye’nin teknoloji hikayesini dışarıya taşıyan aktörler haline geliyor.</h4>

<h4>Bu açıdan bakıldığında Lahey’deki buluşma, teknoparkların yalnızca iç pazara değil, küresel rekabete oynadığının da bir göstergesi.</h4>

<h4><strong>FOTOĞRAFTAKİ “ÇOK AKTÖRLÜ” MESAJ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, muur, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="530" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-muur-overdekt-d-1.jpg" width="1282" /></p>

<h4>Paylaşımlarda özellikle vurgulanan <strong>“çok katmanlı ve çok aktörlü”</strong> ifade, aslında meselenin özünü anlatıyor. Türkiye’nin teknoloji alanında başarı yakalayabilmesi, tek bir kurumun ya da sektörün çabasıyla mümkün değil.</h4>

<h4>Üniversiteler üretmezse, teknoparklar büyümez.<br />
Teknoparklar büyümezse, startup’lar küreselleşemez.<br />
Startup’lar küreselleşemezse, diplomasi de ekonomik karşılık üretemez.</h4>

<h4>Lahey’de verilen fotoğraf, bu zincirin halkalarının aynı anda devreye girdiğini gösteriyor.</h4>

<h4><strong>BU BULUŞMA NEYİN HABERCİSİ?</strong></h4>

<h4>Bu tür görüşmeler genellikle kısa vadede büyük manşetler üretmez. Ancak orta ve uzun vadede temas, güven ve ağ oluşturur. Yarın bir Türk girişimcisinin Hollanda’da yatırım bulması, bir üniversitenin ortak Ar Ge projesine dahil olması ya da bir teknopark firmasının Avrupa pazarına açılması, bugün atılan bu adımların sonucudur.</h4>

<h4>Bu nedenle Lahey’deki toplantıyı, tek başına bir ziyaret olarak değil; Türkiye’nin teknoloji temelli dış politika enstrümanlarının sessiz bir örneği olarak okumak gerekir.</h4>

<h4>Bu konuda söylenecek son söz: Türkiye, teknoloji yarışında yalnızca ürünle değil, akıl ve bağlantı ağıyla da var olmak zorunda. Lahey Büyükelçiliği’nde çekilen bu fotoğraf, işte tam da bunu anlatıyor.</h4>

<h4>Siyasetin gölgesinden sıyrılmış, girişimciliğin, üniversitenin ve inovasyonun ön plana çıktığı bir diplomasi dili…</h4>

<h4>Ve belki de Türkiye’nin dünyaya anlatmak istediği yeni hikayenin küçük ama anlamlı bir karesi.</h4>

<h1>***********<br />
<strong>HOLLANDA’DA TÜRK TEKNOPARKLARINDAN LIFE SCIENCES ODAKLI STRATEJİK AÇILIM </strong></h1>

<h4><strong>AMSTERDAM,-</strong>Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin uluslararası açılımı kapsamında, <a id="post-18818-_Hlk216768504"></a>İTÜ ARI Teknokent öncülüğünde Hollanda’da gerçekleştirilen temaslar, özellikle yaşam bilimleri alanında yeni ve stratejik iş birliklerinin kapısını araladı. İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş’ın paylaştığı bilgilere göre, bu ziyaretler yalnızca bir dizi görüşmeden ibaret kalmadı; aynı zamanda Türkiye ile Hollanda arasında uzun vadeli bir bilim ve teknoloji köprüsünün temellerini attı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, person, Menselijk gezicht, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1131" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-person-menselijk-gezicht.jpeg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>İTÜ ARI Teknokent heyeti, Yaşam Bilimleri Koordinatörü Dr. H.C. Asım Şengör ve Uluslararası İlişkiler Temsilcisi Gözde Kara Günaydın ile birlikte Hollanda’da tarım, gıda teknolojileri ve biyoteknoloji alanlarında çeşitli temaslarda bulundu. Görüşmelerde, olası iş birlikleri değerlendirilirken, hukuki altyapılar, ortak veri sistemleri ve sürdürülebilir iş birliği modelleri gibi başlıklar da ele alındı.</h4>

<h4>Heyet, Hollanda’daki yerel dinamikleri daha yakından anlamak amacıyla akademik ve profesyonel hukuk çevreleriyle de bir araya geldi. Bu kapsamda hukuk akademisyeni Dr. Can Atik ile ve Avrupa patent ve marka vekilliği alanında faaliyet gösteren NLO temsilcileriyle yapılan görüşmelerde, Türk girişimlerinin Avrupa’daki ortak projelere katılım olanakları ve fikri mülkiyet süreçlerinin güçlendirilmesi konuları masaya yatırıldı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1200" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon.jpeg" width="1600" /></p>

<h4>Temasların önemli duraklarından biri de Entertech Amsterdam ofisi oldu. Burada Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, Dr. Muhammed Kasapoğlu ve Doç. Dr. Muhammet Garip ile yapılan görüşmelerde, üç üniversite teknoparkının güçlerini birleştirerek Hollanda’da ortak bir iş birliği programı geliştirme yönündeki niyetleri dile getirildi. Büyükelçiliğin desteğiyle, Türkiye çıkışlı teknoloji ve bilim temelli girişimlerin uluslararası alanda daha güçlü bir karşılık bulmasının hedeflendiği vurgulandı.</h4>

<h4>Prof. Dr. Attila Dikbaş, gerçekleştirilen temasların uzun vadede sağlam ve sürdürülebilir bir bilim ve teknoloji köprüsü oluşturma yolunda önemli bir zemin hazırladığını ifade ederken, sürece katkı sunan Rıza Kadılar, Barış Kavaklı ve Esra Acar Koç’a da teşekkür etti.</h4>

<h4>Bu ziyaretlerin, Türkiye’nin özellikle yaşam bilimleri ve ileri teknoloji alanlarında Avrupa ile kurduğu ilişkileri derinleştirmesi açısından kritik bir adım olduğu değerlendiriliyor.</h4>

<h4>**************</h4>

<h3><strong>AMSTERDAM’DA TURKS IN TECH BULUŞMASI: 150’YE YAKIN TÜRK TEKNOLOJİ PROFESYONELİ AYNI ÇATI ALTINDA</strong></h3>

<h4><strong>AMSTERDAM,-</strong>Hollanda’da yaşayan Türk teknoloji profesyonelleri, girişimciler ve yatırımcılar, Turks in Tech çatısı altında Amsterdam’da düzenlenen geleneksel büyük buluşmada bir araya geldi. Yaklaşık 150 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, diaspora içindeki teknoloji ekosisteminin güçlenmesi ve yeni iş birliklerinin doğması açısından dikkat çekti.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="450" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-menselijk-gezicht-persoon-2.jpeg" width="800" /></p>

<h4>Turks in Tech tarafından organize edilen buluşmaya, Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan da katıldı. Büyükelçi Yazgan, etkinlikte teknoloji alanında çalışan Türk profesyonellerle bir araya gelerek vizyonunu paylaştı ve diaspora içindeki dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Katılımcılar, Büyükelçi Yazgan’ın varlığını moral ve motivasyon kaynağı olarak değerlendirdi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="777" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht-7.jpeg" width="1118" /><br />
<strong><em>Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan konuşmasını yapıyor</em></strong></p>

<h4>Etkinliğin ana sponsorluğunu BetterUp üstlenirken, organizasyonun koordinasyonunda ve içeriğinde detaylara verilen özen katılımcıların beğenisini topladı. Turks in Tech Ambassador ekibinden Hande Karabıyık ve Harun Yılmaz da organizasyon sürecine aktif katkı sundu.</h4>

<h4>Program kapsamında sahne alan girişimciler, farklı sunum tarzları ve doğaçlama yaklaşımlarıyla projelerini tanıttı. Aytaç Seyfioğlu, Hande Karabıyık, Lara Çağla K., Kubilay Ekşioğlu ve Sevil Kubilay, yaratıcı fikirleriyle etkinliğe renk kattı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, glimlach, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="579" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-glimlach-person.jpeg" width="1435" /></p>

<h4>Organizasyonun gönüllü ekibi ise etkinliğin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol oynadı. Katılımcılar, sürecin yalnızca profesyonel değil aynı zamanda samimi ve dayanışma odaklı bir atmosferde ilerlediğini ifade etti.</h4>

<h4>Turks in Tech Amsterdam buluşması, Türk teknoloji ekosisteminin Hollanda’daki insan kaynağını görünür kılarken, katılımcılar arasında uzun vadeli bağların kurulmasına da zemin hazırladı. Etkinlik, diaspora temelli teknoloji topluluklarının giderek daha güçlü bir yapıya kavuştuğunu bir kez daha ortaya koydu.</h4>

<h4><strong>HOLLANDA’DA ATILAN ADIMLAR NE ANLAMA GELİYOR, SIRADA NE VAR?</strong></h4>

<h4>Hollanda’da kısa süre içinde peş peşe yaşanan bu temaslar, Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik alanında artık rastlantısal değil, planlı ve stratejik bir dış açılım yürüttüğünü gösteriyor. Üniversiteler, teknoparklar, girişimciler, yatırımcılar ve diaspora, farklı başlıklarda ama aynı hedef doğrultusunda sahaya inmiş durumda. Bu tablo, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin yalnızca üretmekle yetinmeyip, ürettiğini doğru pazarlara, doğru ortaklarla ve doğru diplomatik zeminle taşımaya başladığını ortaya koyuyor.</h4>

<h4>Lahey Büyükelçiliği merkezli teknoloji diplomasisi, İTÜ ARI Teknokent’in life sciences odaklı stratejik hamleleri ve Amsterdam’daki Turks in Tech buluşması birlikte okunduğunda, resim daha da netleşiyor. Devlet aklı, akademik bilgi, girişimcilik ruhu ve diaspora gücü ilk kez bu denli eş zamanlı ve görünür biçimde bir araya geliyor. Bu durum, geçmişte sıkça dile getirilen ancak sahada yeterince karşılık bulamayan <strong>“ekosistem yaklaşımının”</strong> artık somutlaşmaya başladığını gösteriyor.</h4>

<h4>Ancak bu noktada kritik bir eşik bulunuyor. Bu tür ziyaretler, toplantılar ve buluşmalar, tek başına başarı anlamına gelmiyor. Asıl belirleyici olan, bu temasların kalıcı iş birliklerine, ortak projelere, yatırım kararlarına ve sürdürülebilir yapılara dönüşüp dönüşemeyeceği olacak. Hollanda gibi rekabetin ve standardın yüksek olduğu bir ekosistemde kalıcı olabilmek, süreklilik, takip ve profesyonel koordinasyon gerektiriyor.</h4>

<h4>Bundan sonraki aşamada yapılması gerekenler de bu nedenle net. Öncelikle teknoparklar ve üniversiteler arasında Hollanda merkezli ortak programların kurumsallaşması gerekiyor. Girişimcilerin bireysel çabalarla değil, yapılandırılmış destek mekanizmalarıyla Avrupa pazarına açılması büyük önem taşıyor. Diaspora içindeki teknoloji profesyonellerinin ise sadece buluşmalarda değil, mentorluk, yatırım ve proje ortaklığı gibi alanlarda daha aktif rol alması gerekiyor.</h4>

<h4>Sonuç olarak Hollanda’da atılan bu adımlar, Türkiye’nin teknoloji temelli yeni hikayesinin başlangıç sayfaları olarak okunmalı. Bu hikayenin güçlü bir başarı öyküsüne dönüşmesi ise atılan adımların sabırla, istikrarla ve ortak akılla devam ettirilmesine bağlı. Bugün çekilen fotoğraflar, yarının manşetlerine dönüşebilir. Bunun için gereken şey, doğru yönde atılmış bu adımların yarım bırakılmaması.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/hollandada-neler-oluyor-turk-teknoloji-ekosistemi-sahaya-indi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-8jpeg.webp" type="image/jpeg" length="10340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İş Dünyasının Kalbi Hollanda’da Attı]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/is-dunyasinin-kalbi-hollandada-atti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/is-dunyasinin-kalbi-hollandada-atti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Türk İş Konseyi (DTİK)’in, Avrupa Bölge Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Sekreter Yardımcısı Adem Yavuz yüreklere su serptiler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Dünya Türk İş Konseyi (DTİK)’in, Avrupa Bölge Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Sekreter Yardımcısı Adem Yavuz yüreklere su serptiler…</strong></h2>

<h4><strong>(Haberin Hollandacası en altta.<br />
Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h4>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, overhemd, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="277" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-overhem-2.jpg" width="389" /></p>

<h4><strong>DEN BOSCH,-</strong> Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu <strong>(DEİK)</strong> bünyesinde çalışmalarını sürdüren Dünya Türk İş Konseyi <strong>(DTİK)</strong> tarafından düzenlenen <strong>“DTİK Hollanda Den Bosch Buluşması”</strong>, Hollanda’da yerleşik Türk iş dünyası temsilcilerini aynı çatı altında topladı. Ev sahipliğini Dünya Türk İş Konseyi Avrupa Bölge Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları’nın yaptığı toplantı, Edelstall Simtronic salonunda gerçekleşti.</h4>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, person, persoon, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="422" sizes="750px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-person-persoon-glimlach.jpg" width="750" /></p>

<h3><strong>DEVLETİN TEMSİLCİLERİ VE İŞ DÜNYASI AYNI MASADAYDI</strong></h3>

<h4>Buluşmaya, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı <strong>Adem Yavuz</strong>’un yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Rotterdam Konsolosu <strong>Bilal Köse</strong>, Türkiye Cumhuriyeti Lahey Ticaret Müşaviri <strong>Ömer İlhan</strong>, Türkiye Cumhuriyeti Rotterdam Ticaret Ateşesi <strong>Veysel Parlak</strong>, Türkiye Cumhuriyeti Amsterdam Ticaret Ateşesi <strong>Kutgün Sinal,</strong> Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçiliği Hazine ve Maliye Müşaviri <strong>Zafer Düzenli</strong> ve Amersfoort Fahri Başkonsolosu <strong>Titus F.P. Kramer</strong> de katıldı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, kleding, Menselijk gezicht, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="702" sizes="623px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-kleding-menselijk-gezicht.jpeg" width="623" /></p>

<h4>Kendisini, Hollanda’da ve hatta tüm dış ülkelerde yaşayan yurttaşlarımız için yaptığı önemli hizmetlerden tanıdığımız, DTİK Avrupa Bölge Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, DTİK’in Hollanda’daki yapılanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, ülke genelinde daha yaygın ve kapsayıcı bir temsil hedeflediklerini ifade etti. Turgut Torunoğulları, Dünya Türk İş Konseyi’nin Hollanda’daki yapılanmasını daha yaygın ve kapsayıcı hale getirmeyi hedeflediklerini vurguladı. İşçi olarak gelinen ülkelerde artık işveren konumuna gelindiğini söyleyen Torunoğulları, eğitime verilen önemle, Türk gençlerinin Avrupa’da önemli görevler üstlendiğini ve siyasette de söz sahibi olduğunu belirterek, ticareti büyütmenin yolunun bilgi paylaşımı ve ortak hareketten geçtiğini dile getirdi.</h4>

<h4>Torunoğulları’nın altını çizdiği bir diğer konu da, son yıllarda Avrupa’ya gelen expatlarla ve Hollanda’da eğitim almış gençlerle yapılan buluşmalar oldu. Amaçlarının, gençlerin önünü açmak, bilgi birikimlerinden yararlanmak ve sorunlarına çözüm üretmek olduğunu söyledi. Toplantılarda elde edilen verileri raporlaştırıp Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu yönetimine sunduklarını aktaran Torunoğulları, bu buluşmaları Avrupa geneline yaymakta kararlı olduklarını ifade etti.</h4>

<h4><strong>TORUNOĞULLARI: SADECE SÖZ DEĞİL SONUÇ ÜRETEN BİR İSİM</strong></h4>

<h4>Hollanda’daki Türk toplumunun yakından tanıdığı Turgut Torunoğulları’nın adı, yıllardır sadece iş dünyası buluşmalarıyla değil, yurt dışında yaşayan vatandaşların günlük hayatını kolaylaştıran somut kazanımlarla da anılıyor.</h4>

<h4>Bunların başında, yurt dışından Türkiye’ye otomobil ile gidenler için yıllarca sorun olan triptik süresi geliyor. Üç ay olarak uygulanan sürenin iki yıla çıkarılmasında Torunoğulları’nın ciddi katkı verdiği biliniyor. Şimdi ise bu sürenin dört yıla yükseltilmesi için girişimlerin sürdüğü ifade ediliyor.</h4>

<h4>Bir diğer dikkat çekici başlık da bedelli askerlik ücreti. Yurt dışında yaşayanların yıllarca dile getirdiği mağduriyetlerden biri olan ve dönem dönem altı bin avrolara kadar çıkan bedelli askerlik bedelinin yaklaşık bin avro seviyelerine düşürülmesi sürecinde de Torunoğulları’nın aktif rol oynadığı, çevrelerince sıkça vurgulanıyor.<br />
(<strong>Torunoğulları’nın konuşma metninin tamamını en altta bulacaksınız)</strong></h4>

<h3><strong>ADEM YAVUZ “DİASPORAYLA TÜRKİYE ARASINDA GÜÇLÜ KÖPRÜ” MESAJI VERDİ</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, tekst, persoon, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="575" sizes="602px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-tekst-persoon-menselijk.jpeg" width="602" /></p>

<h4>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı Adem Yavuz ise konuşmasında, Dünya Türk İş Konseyi’nin diaspora diplomasisi açısından stratejik önemine dikkat çekti. Dünya Türk İş Konseyi’nin yalnızca bir iş insanları ağı olmadığını, aynı zamanda Türkiye ile diaspora arasında güçlü bir köprü işlevi gördüğünü belirten Yavuz, Avrupa’daki Türk iş dünyasının kurumsal kapasitesini artırmanın, sektörler arası iş birliğini teşvik etmenin ve ortak aklı güçlendirmenin öncelikleri arasında yer aldığını söyledi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met pak, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="435" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-pak-kleding-person-persoon-door.jpeg" width="1413" /></p>

<h4>Toplantının soru cevap ve değerlendirme bölümünde, Hollanda’daki Türk yatırımcıların karşılaştığı hukuki sorunlar masaya yatırıldı. Bu sorunların çözümünde sivil toplum kuruluşlarının rolü, ev sahibi ülke makamlarıyla kurumsal iletişimin güçlendirilmesi ve temsiliyetin artırılması başlıkları öne çıktı.</h4>

<h4>Ayrıca kadın erkek dengesinin toplumsal temsilde güçlendirilmesi, Türk ve Avrupa iş kültürlerinin uyumlaştırılması, Dünya Türk İş Konseyi üyeleri arasında sektörel çalışma grupları oluşturulması ve bu gruplardan doğan iş birliklerinin daha görünür kılınması da istişare edildi.</h4>

<h4>Gündeme gelen konulardan biri de Avrupa Birliği süreci ve Avrupa Parlamentosu ile temaslar oldu. Türk diasporasının sorunlarının Avrupa Birliği düzeyinde aktarılmasının önemine dikkat çekildi.</h4>

<h4>Avrupa Birliği süreci ve Avrupa Parlamentosu ile temaslar da toplantının gündeminde yer alırken, Türk diasporasının sorunlarının AB düzeyinde aktarılmasının önemi vurgulandı.</h4>

<h4><strong>DEN BOSCH’TAN ÇIKAN MESAJ NET</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met buitenshuis, hemel, boom, gebouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="105" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-buitenshuis-hemel-boom-gebouw-d.jpeg" width="334" /></p>

<h4>Den Bosch’taki Simtronic-Edelstaal işyerindeki buluşma, bir yandan ticari iş birliği imkanlarını büyütmeyi hedefleyen bir platform, diğer yandan diasporanın kronikleşen sorunlarını kurumsal kanallara taşıyan bir <strong>“ortak akıl masası”</strong> görüntüsü verdi. İş dünyası temsilcilerinin beklentisi de açık: Hollanda’daki girişimcinin sesi daha güçlü duyulsun, sorunlar raporlarla somutlaşsın ve alın teriyle kurulan işletmeler, Avrupa çapında daha organize bir ağın parçası haline gelsin.</h4>

<h4><strong>TORUNOĞULLARI KONUŞMASININ TAM METNİ:</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Dünya İş Konseyi Avrupa Komitesi Başkanı Turgut Torunoğulları : Ortaklıkları Artık Türklerle Yapacaklar" decoding="async" height="440" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/dunya-is-konseyi-avrupa-komitesi-baskani-turgut-to.jpeg" width="880" /></p>

<h4>Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bu pazar günü, zamanınızı ayırarak, yüzlerce kilometre yol geldiniz. Yılardır sizlerle beraber güzel işler yaptık. Bu güzel gününüzü DTİK için ayırdığınız için hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.</h4>

<h4>Sayın başkonsolosum, sayın <strong>Adem Yavuz Bey, Ezel Ünel Hanım </strong>ve <strong>İbu Lyada Tezol hanım</strong> Türkiye’den geldiler. Kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum.</h4>

<h4>Evet, DTİK 2025 yılında neler yaptı?<br />
29 ülkede temsilciliğimiz ve şehir temsilciliklerimizle mükemmel bir yere geldi.</h4>

<h4>Sayın başkanımız <strong>Nail Olpak</strong> bey ve sayın Bakanımız <strong>Ömer Polat</strong> bey ile birçok ülkede toplantılar yaptık ve diasporamızı güçlendirdik.</h4>

<h4>Girişimcilerimizi bir araya getirerek paylaşmayı, ortaklık kurmayı ve iş birliği yapmayı teşvik ettik ve başarılı olduk. Bu salonda birçok arkadaşımız bugün, yani bu toplantıların sonucunda ortaklık kurdular. Hatta markalar üzerinde çalışıyorlar ve çalışmaya başladılar. İyi de gidiyorlar.</h4>

<h4>Evet, kendimden örnek vereyim.<br />
Arkadaşlar, 45 yıldır Hollanda’dayım. İş insanlarına başkanlık yaptım, sivil toplum başkanlığı yaptım. Yaklaşık 20 yıldır DEİK ve DTİK’te görev yapıyorum. Bana ne verdi bu kalabalık, size ne verecek?</h4>

<h4>Sevgili dostlarım, bana ne verdi size anlatayım. Belki benim hikayemden sizlere de bir şeyler çıkar.</h4>

<h4>Ben buradaki toplumumuzun 40 yıl önceki halini de biliyorum, 20 yıl öncesini de ve şimdikini de görüyorum. 10 yıl sonrasını da hayal edebiliyorum. Çünkü DTİK toplantılarına giderken:</h4>

<h4>Hayal gücüm gelişti.<br />
Paylaşmayı öğrendim.<br />
Ortaklık kurmayı öğrendim.</h4>

<h4>Tanıştığım arkadaşlarla kontağımı koparmadım. Zamanımın kıymetli olduğunu ve bunu gereksiz harcamamam gerektiğini öğrendim. Aynı kişilerle her gün aynı şeyleri konuşmanın gereksiz olduğunu öğrendim. Mümkün olduğunca bir şeyler paylaşabileceğim ve bir şeyler öğrenebileceğim insanlara zaman ayırdım.</h4>

<h4>DEİK dünyaya geniş bakan bir kurumdur ve bu toplantılardan çok şey alabileceğimi gerçekten içimdeki güçlü yanımı fark ettim. Bu toplantıları takip ederek olduğum yerin daha da üzerine çıkabileceğimi gördüm. Hayal gücüm gelişti. Yetmedi, cesaretim ve kendime güvenim arttı.</h4>

<h4>Arkadaşlar, siz de bunu deneyin. Denemeden “olmaz” demeyin. Başarı bir iki senede gelmez. İnandığınız şeyi asla bırakmayın, sonuç gelir.</h4>

<h4>DTİK, devletimizin ve sayın Cumhurbaşkanımızın çok önemsediği bir kurumdur. Sayın Cumhurbaşkanımız iki günlük seçime en az on bakanıyla katılıyor. Bu da Avrupa’ya, yani bizlere ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Bu kadar geniş bir kadroyla iki gün zaman harcadığı başka bir iş derneği var mıdır, bilmiyorum.</h4>

<h4>DTİK Hollanda’da 2025 yılında neler yaptı, kısaca:</h4>

<h4>Sayın büyükelçimizle, sayın başkonsolosluğumuzla ve Hollanda Temsilciler Kurulumuzla çok güzel işler yaptık.</h4>

<h4>Eksportlarla birkaç toplantı yaptık. Amaç, bu arkadaşlarla girişimcileri bir araya getirerek ortak işler yaptırmak. Öğrencilerle görüşmeler yaparak bilgilerinden faydalanmak ve destek olmak.</h4>

<h4>Türkiye’den ve Hollanda’dan yatırım yapan girişimcilerimiz, sayın büyükelçimiz ve sayın başkonsolosumuzun çalışmalarıyla bir oluşum oluşturuyor. Daha sonra bütün bu oluşumlarla ilgili planlarımız ve çalışmalarımız var.</h4>

<h4>Hollanda’nın birçok yerinde girişimci toplantıları yaptık. Raporlar yazdık. Avrupa’yı ilgilendiren birçok konuyu gündeme getirdik ve sonuç aldık.</h4>

<h4>Raporları anlatmak ve bütün bu çalışmalarda her zaman yanımda olan kıymetli Temsilci Kurulu arkadaşlarım;<br />
<strong>Kadri Soğukçeşme, Durmuş Doğan, Ertan Torunoğulları, Volkan Öztürk, Nesim Kızılaslan, İsmet Özkara Gemr, Rahmi Gemrili, Mehmet Ekmekçi, Tarık Murat Ateşalp</strong> ve<strong> Hüseyin Şahi’</strong>ye, siz paydaşlarımızın huzurunda teşekkür etmeyi borç bilirim.</h4>

<h3><strong>DTİK – DÜNYA TÜRK İŞ KONSEYİ NE YAPAR?</strong></h3>

<h4>Yurt dışında yaşayan Türk kökenli ve Türkiye dostu iş insanlarını bir araya getirerek, güçlü bir iletişim ağı üzerinden etkin bir tecrübe ve bilgi paylaşım platformu oluşturmayı hedeflemektedir.</h4>

<p>Ekonomik olarak güçlenen ve yaşadıkları ülkenin sistemine entegre olmuş bir Türk toplumunun, ana vatana daha fazla katkı sunacağı anlayışıyla hareket eden DTİK; yurt dışında yaşayan Türk toplumunun ve Türk şirketlerinin ekonomik gücünü artırmayı amaçlamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/is-dunyasinin-kalbi-hollandada-atti</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-overhem-3jpg-1.webp" type="image/jpeg" length="76947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollandalı Sanatçı Maria Ve Türk’ten Olma Kızı Soprano Aylin’in Dudak Isırtan Hikâyeleri…]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/hollandali-sanatci-maria-ve-turkten-olma-kizi-soprano-aylinin-dudak-isirtan-hikayeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/hollandali-sanatci-maria-ve-turkten-olma-kizi-soprano-aylinin-dudak-isirtan-hikayeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollandalı bir anne, Türkiye’de kurulan bir hayat ve sanatla sınırları aşan bir anne-kız hikâyesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h1><strong>Hollandalı bir anne, Türkiye’de kurulan bir hayat ve sanatla sınırları aşan bir anne-kız hikâyesi.</strong></h1>

<h1><strong>Dünya göç tarihinin en ilginç anne-kız serüveni…</strong></h1>

<h3><strong>(Haberin Hollandacası en altta.<br />
Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h3>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="181" sizes="310px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-6.jpeg" width="310" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></p>

<h4>Göç, çoğu zaman istatistiklerle anlatılır. Yıllar, sayılar, ülkeler ve anlaşmalar sıralanır. Oysa göçün asıl hikâyesi, bireylerin hayatında bıraktığı izlerde saklıdır. Bir karşılaşmada, bir evlilikte, bir çocuğun aldığı isimde ve bazen de sanatla kurulan derin bir bağda…</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, jurk Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="299" sizes="681px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-menselijk-gezicht-kleding.jpg" width="681" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>İşte Hollandalı sanatçı Maria Sezer ile soprano kızı Aylin Sezer’in hikâyesi, tam da bu nedenle dünya göç tarihinin <strong>“en insani”</strong> ve en dikkat çekici serüvenlerinden biridir. Çünkü bu hikâye, ne sadece bir aşkın ne de yalnızca bir sanat yolculuğunun öyküsüdür. Bu hikâye, iki ülke arasında kurulan bir hayatın, iki kuşak boyunca sanatla anlam kazanmasının hikâyesidir.</h4>

<h4>1970’li yılların başında, Türkiye’de iş kuran bir Hollandalı ailenin kızı olan Maria’nın yolu, 1972 yılında bir Türk iş insanı Sinan Sezer ile kesişir. Bu karşılaşma, onun yaşamını iki ülke arasında şekillendirecek uzun bir yolculuğun da başlangıcı olur. Türkiye’de kurulan bir aile, İstanbul’da doğan bir kız çocuğu ve ona verilen bir isim: Aylin.<br />
Bu isim, yıllar sonra Avrupa’nın en saygın sahnelerinde yankılanacak bir soprano sesinin habercisi olacaktır.</h4>

<h4>Maria Sezer, yaşamını hiçbir zaman tek bir kimliğe, tek bir ülkeye ya da tek bir dile sığdırmaz. Hollanda’da başlayan hayatı, Türkiye’de derinleşir; sanatı ise sınır tanımayan bir dile dönüşür. Doğa ile insan arasındaki bağı, beden ve malzeme üzerinden sorgulayan üretimleri, onun sanatını sadece estetik değil, düşünsel bir zemine de taşır. Sezer’in eserlerinde insan bedeni, doğanın devamı olarak karşımıza çıkar; kil, toprak ve çizgi, bir göçmenin belleği gibi katman katman anlam taşır.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kunst, Vlees, tatoeage Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="222" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kunst-vlees-tatoeage-door-ai-geg.jpeg" width="674" /></p>

<h4>Kızı Aylin Sezer ise bu çok katmanlı hayatın içinden, müziğin evrensel diliyle yükselir. İstanbul’da başlayan eğitimi, Hollanda’da profesyonel bir kariyere dönüşür. Lahey’den Amsterdam’a, Concertgebouw’dan Carre sahnesine uzanan bu yolculuk, sadece bireysel bir başarı hikâyesi değildir. Aynı zamanda, Avrupa’daki Türk toplumunun kültürel zenginliğini ve görünmeyen potansiyelini temsil eden güçlü bir örnektir.</h4>

<h4>Anne, doğanın dilini insan bedeninde ararken; kız, insan ruhunun en derin titreşimlerini sesiyle sahneye taşır. Biri kil ve çizgiyle, diğeri nefes ve notayla üretir. Ama her ikisinin de ortak noktası, sınırları kabul etmeyen bir sanat anlayışıdır.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, muziek, kleding, muziekinstrument Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="401" sizes="684px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-muziek-kleding-muziekins.jpeg" width="684" /><br />
<strong><em>Aylin Sezer 2017 yılında, 10’u kadın olan 11 aday arasında en çok puanı toplayarak ”Schaunard Award”ı kazanmıştı.</em></strong></p>

<h4>Bu nedenle Maria ve Aylin Sezer’in hikâyesi, sadece <strong>“anne ve kız”</strong> hikâyesi değildir. Bu hikâye, gurbetçiliğin bazen bir yoksunluk değil, aksine çoğul bir zenginlik yarattığını gösteren nadir örneklerden biridir.<br />
Sanatın, insanı köksüz bırakmadan dünyaya açabildiğinin; kimlikleri bölmeden çoğaltabildiğinin somut kanıtıdır.</h4>

<h4>Şimdi okuyacağınız iki ayrı haber, bu ortak hikâyenin iki güçlü yüzünü anlatıyor.<br />
Biri, doğayla insan arasındaki kadim bağı sanatla sorgulayan Hollandalı bir annenin portresi…<br />
Diğeri ise Avrupa’nın en saygın sahnelerinde Türk kökenli bir soprano olarak alkışlanan bir kızın başarı öyküsü…</h4>

<h4>Birlikte okunduğunda ise karşımıza çıkan şey, dudak ısırtan bir anne kız serüveninden çok daha fazlasıdır.<br />
Bu, göçle yoğrulmuş bir hayatın sanata dönüşmüş hâlidir.</h4>

<h4><strong>BU HİKÂYENİN ORTAYA ÇIKMASINA VESİLE OLAN İSİM:NAZİF ERTEKİN</strong><br />
<br />
Aylin Sezer ile beni tanıştıran değerli iş insanımız Nazif Ertekin, geçen hafta telefonda, <strong>“Sizi bu kez Aylin’in annesi Maria hanım ile tanıştırmak istiyorum. Şu anda kendisi Hollanda’da, hepimize uygun bir yerde buluşabilir miyiz”</strong> diye sordu.<br />
Schiphol Havalimanı’a yakın otoyol üzerindeki Brug Restaurant’ı (Köprü Restoran) seçtik.<br />
Bakın o konuşmadan neler çıktı:</h4>

<h4><strong>(Aylin Sezer haberi en altta)</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, plant Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="556" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht-5.jpeg" width="1472" /></p>

<h1><strong>MARİA SEZER: DOĞANIN DİLİNİ İNSAN BEDENİNDE ARAYAN SANATÇI</strong></h1>

<h4>Maria Sezer, sanat yaşamı boyunca hem malzemeyle hem bedenle hem de doğanın kendi ritmiyle kuran çok yönlü bir sanatçıdır. Hollanda’da başlayan yaşamı, genç yaşta Türkiye’ye uzanan bir yolculukla şekillenmiş ve bu iki kültürün iç içe geçtiği geniş bir duyarlılık alanı yaratmıştır. Kendisi milliyetleri ve sınırları bir kimlik olarak değil, yalnızca yaşamın fonu olarak görür. Bu özgürlük anlayışı, hem sanatında hem de kişisel dünyasında sezilir.</h4>

<h4>Sanatçı, anlatmak istediği fikrin gerektirdiği herhangi bir malzemeyi veya tekniği kullanmaktan çekinmez. Resim, gravür, heykel, seramik ve kil çalışmaları onun için birbirinden ayrı disiplinler değil, aynı düşünsel hattın farklı dilleridir.<br />
Ne üzerine çalışıyorsa o fikrin doğal malzemesi neyse onu seçer. Bu da Sezer’e özgü, samimi ve organik bir ifade dili yaratır.</h4>

<h4>Sezer’in üretiminde en dikkat çeken özellik, ifadenin biçim tarafından değil, fikrin kendisinden doğmasıdır. Hangi malzemenin kullanılacağını, üzerinde çalıştığı fikrin o anda ihtiyaç duyduğu duyusal ve zihinsel alan belirliyor. Bu nedenle sanatçının çalışmalarında resim, baskı, heykel, seramik, kil ve performans neredeyse birbirinin devamı gibidir. O, malzemeyi amaç değil, fikrin kendini gerçekleştirdiği bir köprü olarak görülüyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kunst, Vlees, tatoeage Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="467" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kunst-vlees-tatoeage-door-ai-geg-1.jpeg" width="1412" /></p>

<h4>Sanatçının insan ile doğa arasındaki ilişkiye eğilmesi, yalnızca tematik bir tercih değildir. Onun için insan da doğa gibi bir döngünün, bir akışın, bir sürekliliğin parçasıdır. Bu düşüncenin en güçlü örneklerinden biri, üstteki fotoğraflarda görülen, ‘<strong>insan bedenine kırmızı kil ile işlenmiş motiflerden oluşan seri’</strong>dir. Bu çalışmalarda Sezer, insan bedenini bir tuval değil, bizzat doğanın devamı olan bir yüzey olarak ele almış. Beden üzerindeki kil, toprağın insan üzerindeki izi gibidir. Her motif, yaşamın döngüsel hâlini, mevsimlerin tekrarlayan ritmini ve insanın kendi içsel dönüşümünü simgeliyor.</h4>

<h4>Maria Sezer, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi sanatının merkezine alan bir sanatçıdır. İfade aracı olarak, o anda anlatmak istediği fikri en iyi dışa vuracağını düşündüğü malzemeyi seçer. Doğadan stilize edilmiş motiflerle betimlediği insan figürlerini kırmızı kil kullanarak çalışmıştır.<br />
Eser, insan ile doğa arasındaki bağlılığı ortaya koyar. Her motif, doğal dünyanın ve insan yaşamının bir evresine işaret eder. Hayatın faniliği, görünür değişimlerin somut tezahürüyle vurgulanır.</h4>

<h4>Sezer’in bu izah tarzı, sanat anlayışının neredeyse özeti niteliğindedir. Çünkü onun dünyasında doğa ve insan birbirine karşıt değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Değişim, hem doğada hem insanda kaçınılmazdır ve bu değişimin izini sürmek aslında yaşamın kendisini anlamaktır.</h4>

<h4>Sanatçının baskı resimlerinde de benzer bir yaklaşım görülür. 1990’lardan itibaren yoğunlaştığı gravür ve baskı çalışmalarında, siyah beyazın yalın ama çarpıcı gücüyle beden ile doğanın çizgisel dansını izleriz. Sezer’in çizgileri ne tamamen geometriktir ne bütünüyle organik. Bir geçiş hâli, bir akış ve dönüşüm taşırlar. Bu özellik, onun insan bedenini bir <strong>“doğal form”</strong> olarak gören yaklaşımından kaynaklanır.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekening, verven, illustratie, kunst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="224" sizes="668px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekening-verven-illustratie-kuns.jpg" width="668" /><strong><em>Figüratif ve Doğa Motifli Çalışmaları: Bu eserlerde stilize insan figürleri ile doğadaki organik formlar iç içe geçer. Sanatçı, bedeni çoğu zaman bir “yaşam döngüsü” metaforu olarak kullanır.</em></strong></p>

<h4>Maria Sezer’in yalnızca bireysel üretimle yetinmemesi ve sanatın kolektif gücüne inanması da önemlidir. <strong>“For the Love of Bee”</strong> adlı doğa odaklı sanat inisiyatifinin kurucuları arasında yer alması tesadüf değildir. Arılar, doğanın devamlılığını temsil eder ve Sezer’e göre insanın doğayla kurduğu bağın metaforudur. Bu inisiyatif aracılığıyla hem çevresel farkındalık yaratmayı hem de sanatın koruyucu ve iyileştirici gücünü görünür kılmayı amaçlamıştır.</h4>

<h4>Sezer’in tüm bu çalışmalarında temel bir soru gizlidir:<br />
<strong>İnsan, kendisini doğadan ayıran yapay sınırları kaldırdığında hangi yeni hakikate ulaşır?</strong></h4>

<h4>Bu soru, yalnızca bir sanat sorusu değil, aynı zamanda varoluşsal bir sorudur. O nedenle Sezer’in eserleri izleyiciye sadece görsel bir deneyim sunmaz, aynı zamanda içsel bir yolculuğun kapısını aralar.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kunst, Beeldende kunst, Kunstgalerie, muur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="329" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kunst-beeldende-kunst-kunstgaleri.jpg" width="1018" /><strong><em>Baskı Teknikleri (Printmaking) – Siyah Beyaz Etkileyici Kompozisyonlar: Maria Sezer’in 1990 sonrası yoğunlaştığı gravür ve baskı işlerinde, çizgi çok belirgin bir anlatım aracıdır. Bu çalışmalarda hem insan bedeni hem bitkisel formlar minimalist ve şiirsel bir dile dönüşür.</em></strong></p>

<h4>Bugün Maria Sezer, Türkiye ve Hollanda arasında köprü kuran bir sanatçı olmanın ötesinde, insan ve doğa arasındaki ortak dili araştıran bir düşünür olarak da anılmaktadır. Sanat hayatı boyunca çıkardığı her iş, her çizgi, her kil izi, onun bu büyük sorunun peşinden gittiğini gösterir.<br />
Ve belki de Sezer’in sanatındaki en değerli taraf, cevabı kesin bir dille vermemesi, aksine izleyiciyi bu soruyu kendi bedeninde, kendi doğasında yeniden düşünmeye davet etmesidir.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="340" sizes="681px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-menselijk-gezicht-1.jpeg" width="681" /></p>

<h4><strong>MARIA SEZER’İN YAŞAMINI, KRONOLOJİK OLARAK ŞÖYLE SIRALAYABİLİRİM:</strong></h4>

<h4>*Maria Sezer 1954 doğumlu bir sanatçıdır.<br />
*Aslen Hollanda doğumlu, ancak uzun yıllardır İstanbul’da yaşamış ve sanatını orada sürdürmüştür.<br />
*Sanat eğitimi almış; 1980 yılında Neşet Günal Atölyesi’nden master derecesi almıştır.<br />
*1996 yılında baskı (printmaking / grafik) çalışmaları yapmaya başlamıştır; 2004 yılında ise Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden <strong>“sanat yeterliliği (Proficiency in Arts)”</strong> derecesi almıştır.</h4>

<h4><strong>SANAT ANLAYIŞI &amp; TEMALARI</strong></h4>

<h4>*Maria Sezer’in sanatı; insan ile doğa arasındaki ilişki üzerine kurulu. Doğayı ve insanı birbirinden ayrı varlıklar olarak değil, birbirine bağlı ve eş değer unsurlar olarak görüyor.</h4>

<h4>*Çalışmalarında resim, baskı, heykel, seramik, grafik gibi birçok teknik kullanıyor. Hangi tekniği kullanacağına; o anda üzerinde çalıştığı fikir ve temaya göre karar veriyor.</h4>

<h4>*Kadın kimliği, zamanın değişimi ve doğayla insan arasındaki bağ gibi daha geniş kavramları işler. Örneğin zamanla değişen kimlikleri, değişimin hem doğadaki hem de insandaki yansıması olarak görüyor.</h4>

<h4><strong>AKTİVİTELER, SERGİLER VE PROJELER</strong></h4>

<h4>*1986 — 1998 arası orijinal baskı işleri (printmaking) üretmiş; 2008’de İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nde baskı çalışmaları yapmıştır.</h4>

<h4>*Sadece bireysel değil, aynı zamanda topluluk / kolektif çalışmalarda da yer almış. 2000 yılı çerçevesinde <strong>‘Açık Radyo’</strong>da arılar hakkında program-serisi yazıp, sunduktan sonra, 2016’da “<strong>For the Love of Bee”</strong> adlı sanat inisiyatifinin kurucuları arasında yer aldı; bu kolektif ile arı ve doğa temalı sanat eğitimi ve sergileri düzenlediler. Burada Nil İlkbaşaran ve Güngör Erdem ile çalışıyor.</h4>

<h4>*Hem Türkiye’de hem yurt dışında birçok karma ve kişisel sergi, sempozyum ve atölyeye katıldı.</h4>

<h4>*Örneğin: 2018’de International Mersin Science Night etkinliğinde performans / resim–grafik çalışması; 2017’de Sinop Meeting Center’da <strong>“Love of Bees”</strong> atölyesi gibi projeler gerçekleştirmiştir.</h4>

<h4><strong>YAŞAM VE KÜLTÜREL KÖKEN / BAĞLANTI</strong></h4>

<h4>*Maria Sezer, gençlik döneminde (1972) İstanbul’da birisiyle tanışıyor ve 5 yıl sonra Türkiye’ye yerleşmeye karar veriyor. Yani hem Hollanda hem Türkiye bağları olan bir sanatçı.</h4>

<h4>*Kendisini <strong>“milliyetlere bağlı hissetmediğini”</strong> söylüyor; bu özgürlük anlayışı, sanatında da, insanların ve doğanın sınır tanımayan doğasına yansıyor.</h4>

<h4><strong>NEDEN İLGİNÇ / ÖNEMLİ?</strong></h4>

<h4>*Maria Sezer, hem farklı disiplinlerde (resim, baskı, heykel, seramik vb.) çalışabilen çok yönlü bir sanatçı. Bu çok disiplinli yaklaşım, sanatın sabit formlara bağlı olmaması gerektiğini savunan çağdaş sanat anlayışını yansıtıyor.</h4>

<h4>*Doğa–insan ilişkisi gibi evrensel temaları işler; bu da eserlerini yalnızca bireysel değil, herkesin deneyimleyebileceği şekilde kılıyor.</h4>

<h4>*Kültürel kökenler arasındaki geçiş (Hollanda-Türkiye), hem kişisel hikâyesinde hem sanatında bir <strong>“sınırları aşma”,</strong> <strong>“uluslararası kimlik”</strong> arayışı olarak görülüyor. Bu bakımdan sanatçının biyografisi de tematik bir derinliğe sahip.</h4>

<h4>*Aynı zamanda hem bireysel sanatçı hem de topluluk / kolektif çalışma <strong>(“For the Love of Bee”)</strong> ile üretim yapıyor, bu da sanatın hem bireysel hem kolektif dönüştürücü gücüne dair bir manifestoyla benzer.</h4>

<h4><strong>Maria Sezer’in bedenle ve toprakla sorduğu sorulara, kızı Aylin Sezer yıllar sonra sesiyle cevap verecekti.</strong></h4>

<h1>*****************</h1>

<h4><strong>Aylin Sezer’i sizlere tanıtabilmem için, daha önce yayınlamış olduğum bir haberi sunuyorum:</strong></h4>

<h1><strong>HOLLANDA’DA BİR DE AYLİN SEZER’İMİZ VAR…</strong></h1>

<h3><strong>Caz sanatçımız Karsu’dan sonra, şimdi de soprano Aylin Sezer Hollanda’yı çalkalıyor.</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, binnen, podium Automatisch gegenereerde beschrijving" decoding="async" height="364" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-binnen-podium-automatisc.jpeg" width="661" /></p>

<h4>Tam 55 yıl öncesinde başlayan göç sonrasında gelişmeye başlayan Hollanda’daki Türk toplumu içinden, pek çok başarılı kişiler çıkmıştır. Spordan müziğe ve tiyatrodan yazarlığa kadar çeşitli branşlarda başarılara imza atmış olan bu insanlarımızdan Karsu Dönmez, dünya çapında bir şöhreti elde etmiştir. Başarılı sanatçılarımız arasında tabii ki Esra Dalfidan’ı da göstermemiz lâzım.<br />
Ama, bu güne kadar gözümden kaçan bir başka başarılı sanatçımızın da var olduğunu bildirmem lâzım. Bu sanatçımız, İstanbul doğumlu Aylin Sezer’den başkası değil.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met water, lucht, boot, buiten Automatisch gegenereerde beschrijving" decoding="async" height="450" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-water-lucht-boot-buiten-automat.jpeg" width="800" /><br />
<strong><em>Hollanda’nın Olympia’sı olarak bilinen Carre Tiyarosu</em></strong></p>

<h4><strong>Önce gelin Aylin’in biyografisini okuyalım:</strong></h4>

<h4>Soprano Aylin Sezer Istanbul’da doğdu. Müziğe olan sevgisini Italyan Kız Ortaokulu’nda keşfeden Aylin, Ayşe Sezerman’dan şan dersleri almaya başladı. Lise eğitimine Robert Kolej’de devam etti ve 2003 yılında mezun oldu. Aylin aynı sene konservatuvar eğitimi almak ve annesinin vatanı Hollanda’yı daha yakından tanımak için Lahey’e taşındı. Lahey Kraliyet Konservatuvarı’ndan 2008 yılında mezun oldu. Master eğitimini Dutch National Opera Academy’de gördü ve 2010 yılında <strong>“Üstün Sanatsal Başarı”</strong> ödülüyle tamamladı.</h4>

<h4>2014-2015 sezonunda Opera Vlaanderen’in kadrosunda Zerlina ve Despina’yı, Elektra operasında Fünfte Magd, Kovanşçina’da Emma rollerini seslendirdi. Sonraki sezonlarda Hollanda’nın farklı opera evlerinde Violetta, Nedda, Dido, Euridice ve Micaëla gibi rolleri yorumladı. Concertgebouw’da maestro Giancarlo Andretta yönetiminde <strong>I due Foscasri</strong> operasında Pisana rolünü söyledi. Peter Brook’un Mozart Sihirli Flüt adaptasyonu <strong>“une flûte echantée”</strong>yle Güney Amerika ve Avrupa turnesine çıktı,<br />
Tannhäuser’ın Concertgebouw Oda Orkestrası için özel olarak hazırlanmış bir aranjmanında Elizabeth ve Venus’ü seslendirdi. Önümüzdeki sezon Prinsengrachtconcert’te solistlik yapacak olan Aylin, kasım ayında Nederlandse Reisopera’da Violetta rolünü canlandıracaktır.</h4>

<h4><img alt="Afbeelding met rood, zaal, auditorium Automatisch gegenereerde beschrijving" decoding="async" height="358" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-rood-zaal-auditorium-automatisch.jpeg" width="633" /><br />
<strong><em>Carre’deki bu boş koltuklar Aylin Sezer konserlerinde tıklım tıklım doluyor…</em></strong></h4>

<h4>Limburg Symfonie Orkest ve şef Jan Willem de Vriend ile Beethoven’ın Egmont eserinde Clärchen’i yorumlayan Aylin, farklı korolara da solistlik yapmaktadır. Repertuvarında Brahms’ın <strong>Ein Deutsches Requiem’</strong>i, Mozart ve Saint-Saëns’ın <strong>Requiem’i,</strong> Poulenc’in <strong>Stabat Mater </strong>ve Gloria’sı, Rossini’nin <strong>Stabat Mater’i</strong> ve Haydn’ın <strong>Die Jahreszeiten’i</strong> gibi oratoryum eserlerinin soprano soloları da bulunmaktadır.</h4>

<h4><strong>HOTİAD ÖDÜLÜ’NDE TANIMIŞTIK</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Aylin Sezer ontvangt Schaunard Award | Place de l&amp;#39;Opera" decoding="async" height="601" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/aylin-sezer-ontvangt-schaunard-award-or-place-de-land.jpeg" width="646" /></p>

<h4>2017 yılında Schaunard Award’ı kazanan Aylin Sezer’i, Hollanda Türk İşadamları Birliği HOTİAD’ın verdiği <strong>‘Yılın Sanatçısı’</strong> ödülü ile tanımıştık. İşte bu Aylin Sezer, daha sonra verdiği konserler ile ününe ün katmaya başladı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, muur, binnen, poseren Automatisch gegenereerde beschrijving" decoding="async" height="445" sizes="666px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-muur-binnen-poseren-aut.jpeg" width="666" /><br />
<strong><em>Aylin Sezer, HOTİAD’ın 2.500 euroluk ‘Yılın Sanatçısı Ödülü’nü Başkanı Hikmet Gürcüoğlu’dan almıştı.</em></strong></p>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, binnen, muziek, poseren Automatisch gegenereerde beschrijving" decoding="async" height="375" sizes="667px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-binnen-muziek-poseren-a.jpeg" width="667" /></p>

<h4>Maria Sezer’in kil ile toprağa, Aylin Sezer’in ses ile ruha bıraktığı izler, aynı hikâyenin iki ayrı cümlesi gibidir. Biri doğanın, diğeri insanın dilini konuşur. Ama ikisi de bize şunu hatırlatır: Göç bazen bir kopuş değil, nesiller boyunca süren bir yaratım hâlidir. Ve sanat, bu yolculuğun en kalıcı tanığıdır.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/hollandali-sanatci-maria-ve-turkten-olma-kizi-soprano-aylinin-dudak-isirtan-hikayeleri</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-7-300x175jpeg-1.webp" type="image/jpeg" length="31980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollanda Türkleri Babaları İsmail Güngör’ü Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/hollanda-turkleri-babalari-ismail-gungoru-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/hollanda-turkleri-babalari-ismail-gungoru-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir zamanlar, “İsmail Güngör’ün oğlu Veyis” denilirken, şimdilerde “Veyis Güngör’ün babası İsmail Güngör” denilmesinin yarattığı üzüntü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir zamanlar, “İsmail Güngör’ün oğlu Veyis” denilirken, şimdilerde “Veyis Güngör’ün babası İsmail Güngör” denilmesinin yarattığı üzüntü.</strong></p>

<p><strong>İlk cenaze namazı Amsterdam’da kılındı, ikinci gün Konya Akören’de toprağa verildi.</strong></p>

<p><strong>Binlerce taziye mesajı arasında, Ankara’san ve Jakarta Büyükelçimiz’den mesajlar var.</strong></p>

<h2><br />
<strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></h2>

<h4>Amsterdam’daki Türk toplumunun yakından tanıdığı, uzun yıllar çalışkanlığı, dürüstlüğü ve insan sevgisiyle anılan İsmail Güngör’ün vefatı büyük üzüntü yarattı. Bir dönemin <strong>“İsmail Güngör’ün oğlu Veyis”</strong> diye bildiği isim, bugün acı bir gerçeğin içinde <strong>“Veyis Güngör’ün babası İsmail Güngör”</strong> olarak anılıyor. Hayatın insanı sarsan bu değişimi, onu tanıyanların kalbinde daha da ağır bir hüzne dönüştü.</h4>

<h4>Merhum İsmail Güngör, yalnızca ailesinin büyüğü değildi. Uzun yıllar Hollanda’daki Türklerin sosyal hayatında, cami çevrelerinde ve hemşehri dostluklarında tanınan, sevilen, sayılan bir isimdi. Cami derneklerinde görevler üstlenmiş, cemaatin içinde yer almış, çevresinde her zaman<br />
<strong>“iş bitiren”, “elinden geleni esirgemeyen”</strong> bir kişi olarak hatırlanmıştı. Onu tanıyanların anlattığı ortak cümle şuydu: <strong>“İsmail abi söylenmez, yapılır derdi ve gerçekten yapardı.”</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, person, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="214" sizes="679px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-person-persoon-pak-door.jpg" width="679" /><strong><em>Bir zamanlar yerinde duramayacak kadar faal olan İsmal Güngör, birinci nesil Türkler arasında ödül alanlar arasında da bulunuyor. Üstteki fotoğrafta şahsım ve Oğul Veyis ile birlikte görülen İsmail Güngör, unutulmazlar arasında yer alacak.</em></strong></p>

<h4>Ailesinin yanı sıra kendisini yakından tanıyan dostları için de çok özel bir yeri vardı.<br />
Kendisini tanıyanların ifadesiyle, güçlü bir cumhuriyet sevgisi taşıyan, Atatürkçü duruşuyla bilinen, memleket meselelerine duyarlı bir insandı.<br />
Yakın çevresinde bulunan ve merhumun Cumhuriyet üzerine okuduğu duygu yüklü şiirin yer aldığı bir video kaydını sizlere sunacağım.<br />
O görüntülerdeki sesin ve o sözlerin, onu tanıyanların gözlerini yaşartmaması neredeyse mümkün değil.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met begrafenis, persoon, kleding, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="267" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-begrafenis-persoon-kleding-perso.jpg" width="1043" /><br />
<strong><em>İsmail Güngör’ün ilk cenaze namazı Amsterdam’daki Süleymaniye camiinde kılındı.</em></strong></p>

<h4><strong>ENDONEZYA BÜYÜKELÇİSİ TALİP KÜÇÜKCAN’DAN TAZİYE MESAJI</strong></h4>

<h4>İsmail Güngör’ün vefatının ardından Veyis Güngör’e binlerce taziye mesajı ulaştı. Bu mesajlar arasında, Ankara’dan olduğu gibi, çok yakın dostu olan Endonezya Büyükelçisi Talip Küçükcan’ın başsağlığı paylaşımı da yer aldı: <strong>“Kıymetli dostum Turkevi Hollanda Başkanı Veyis Güngör beyin muhterem babası İsmail amcamız vefat etti. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Veyis beye ve ailesine başağlığı ve sabırlar diliyorum.”</strong></h4>

<h4>Bu mesajlar, merhumun çevresinde bıraktığı izleri ve ailesinin toplum içindeki değerini bir kez daha gösterdi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met hemel, buitenshuis, persoon, mensen Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="577" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-hemel-buitenshuis-persoon-mensen.jpeg" width="1316" /><br />
<strong><em>İsmail Güngör’ün naaşı aynı gün Konya’ya uçuruldu. İkinci gün Akören mezarlığında toprağa veridi.</em></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, buitenshuis, hemel, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="721" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-buitenshuis-hemel-person.jpeg" width="1600" /></p>

<h4><strong>HAYATI, EMEĞİ VE HOLLANDA’DAKİ YILLARI</strong></h4>

<h4>İsmail Güngör, beş çocuklu ailenin en büyüğü olarak 1 Mayıs 1935’te Konya’nın Akören kasabasında dünyaya geldi. İlkokulu bitirdikten sonra çiftçilik yaptı. Henüz 18 yaşındayken Ankara’da İş Bankası’nda çalışmaya başladı. Genç yaşta iş hayatına atılması, onun bütün yaşamına damga vuran çalışkanlığın da ilk işaretiydi.</h4>

<h4>Askerlik hizmeti Hozat’ta jandarma olarak başladı. Ardından Bilecik’in Söğüt ilçesine bağlı Oluklu’da karakol komutanı olarak görev yaptı ve terhis oldu. Askerlik sonrası tekrar Akören’e döndü.</h4>

<h4>23 yaşında Emine Karabayır ile evlendi. Bir süre Akören ile Konya arasındaki otobüslerde biletçilik yaparak alın teriyle evini geçindirdi. 1968 yılında turist olarak Avrupa’ya geldi. Schiedam’da Bayram Erharman’ın himayesinde bir müddet döküm fabrikasında çalıştı. Daha sonra Amsterdam’daki Ford fabrikasında çalışmaya başladı.</h4>

<h4>Onu tanıyanların diline yerleşen bir lakabı vardı. Aynı dönemde akşamları ABN AMRO bankasında şef olarak çalıştığı için arkadaşları kendisine <strong>“sabah 9 akşam 9 İsmail”</strong> derlerdi. Gündüz fabrikada, akşam bankada, bitmek bilmeyen bir tempo. Buna rağmen kaldığı pansiyonlarda hafta sonu yemekleri yapmayı da üstlenir, yalnız kendi karnını değil, aynı çatı altındaki insanların da halini düşünürdü.</h4>

<h4>Ford fabrikasında edindiği teknik bilgiyle, arkadaşlarıyla birlikte bozulan araçları yollarda tamir ettikleri anlatılır. O sadece <strong>“çalışan”</strong> değil, elinden iş gelen, çözüm üreten bir insandı. Ford fabrikasının kapanmasını engellemek için FNV sendikasının grevlerine ve protestolarına katıldı. Başbakanlık da yapmış olan dönemin İşçi Partisi (PvdA) lideri Den Uyl’ü çok beğenir, takdirle anardı.</h4>

<h4>1981 yılında Ford fabrikasının kapanmasıyla işsiz kaldı. Ancak onun hayatında <strong>“işsizlik”</strong> hiçbir zaman <strong>“hayattan kopmak”</strong> anlamına gelmedi. Dostluklarına, sohbetlerine, cemaatine, çevresine daha sıkı sarıldı.</h4>

<h4><strong>FATİH CAMİİ CEMAATİNDEKİ YERİ VE DOST MECLİSLERİ</strong></h4>

<h4>Merhum İsmail Güngör, Amsterdam Fatih Camii cemaati içinde de bilinen bir simaydı. Yaşıtlarıyla birlikte hemen her gün öğle namazında Fatih Camii’nde buluşur, sohbet ederlerdi. O buluşmalar, sadece namaz sonrası ayaküstü bir selamlaşma değildi. Gurbetin içinde memleket kokusuydu, dost omzuydu, hal hatırdı.</h4>

<h4>Zamanla o kuşaktan birçok dostunun kendisinden önce vefat ettiği biliniyor. Amsterdam’daki Sivaslı, Nevşehirli, Karamanlı, Ankaralı ve Konyalı arkadaşlarının hemen hemen hepsi, birer birer göçüp gitti. Şimdi o meclislerde bir sandalye daha boş kaldı.</h4>

<h4><strong>GERİDE KALAN HATIRALAR</strong></h4>

<h4>İsmail Güngör’ün ardından geriye, ailesinin kalbinde dinmeyen bir özlem, dostlarının dilinde bitmeyen hatıralar kaldı. Kimi onu iş disiplininden hatırlıyor, kimi <strong>“pansiyonda kimse aç kalmasın”</strong> diye mutfağa giren halinden. Kimi sendika yürüyüşlerinde kol kola yürüdüğü günleri anlatıyor, kimi Fatih Camii avlusunda edilen sohbetleri.</h4>

<h4>Bir insanın büyüklüğü bazen makamla ölçülür sanılır. Oysa bazı insanlar vardır, makamları yoktur ama izleri büyüktür. İsmail Güngör de o insanlardandı.</h4>

<h4>Merhuma Allah’tan rahmet diliyoruz. Başta oğlu Veyis Güngör olmak üzere, ailesine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı temenni ediyoruz. Mekanı cennet olsun.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/hollanda-turkleri-babalari-ismail-gungoru-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-buitenshuis-hemel-water-gebouwjpeg-1.webp" type="image/jpeg" length="78156"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YTB’den Muhteşem Bir “Hollanda Türk Diasporası” Kitabı]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/ytbden-muhtesem-bir-hollanda-turk-diasporasi-kitabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/ytbden-muhtesem-bir-hollanda-turk-diasporasi-kitabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çok sayıda araştırmacı, ilk neslin yaşam mücadelesinden, dördüncü neslin bürokrasi, sanat, spor ve iş dünyasındaki başarılarına uzanan süreci gözler önüne serdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h4><strong>Çok sayıda araştırmacı</strong>, <strong>ilk neslin yaşam mücadelesinden, dördüncü neslin bürokrasi, sanat, spor ve iş dünyasındaki başarılarına uzanan süreci gözler önüne serdi.</strong></h4>

<h4><strong>Rijswijk Belediye Başkanı Huri Şahin, Emniyet Genel Müdürü Hamit Karakuş, Sivil Toplum öncülerinden İbrahim Görmez, Lahey eski büyükelçimiz Selçuk Ünal, Hollanda’nın Türkiye Büyükelçisi Joep Wijnand ile röportajlar ve 25 diğer ismin konu başlıklarını bulacağınız bir derleme.</strong></h4>

<h4><strong>Doç. Dr. Ersoy Soydan ise Hollanda’daki Türk medyasının tarihini yazdı.</strong></h4>

<h4><strong>Yalnızca akademisyenlere ve karar alıcılara değil, Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun her kesimine hitap eden bir eser.</strong></h4>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met windmolen, buitenshuis, hemel, gras Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="171" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-windmolen-buitenshuis-hemel-gras-2.jpeg" width="338" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY derledi:</strong></p>

<h4>Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı YTB, Avrupa’daki Türk varlığını yalnızca geçici raporlarla ya da dönemsel değerlendirmelerle değil, kalıcı ve kuşaklar arası bir hafıza anlayışıyla kayıt altına alan, son derece önemli bir yayın sürecini başlatmış bulunuyor.<br />
Bu kapsamda yayımlanan “<strong>Türk Diasporası Atlasları”</strong>, Avrupa’daki Türk göçünün ve diasporalaşma sürecinin ilk kez bu ölçekte, bu derinlikte ve bu bütünlükte ele alındığı nitelikli eserler olarak dikkat çekiyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="335" sizes="649px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/word-image-18715-2.png" width="649" /></p>

<h4>Serinin ilk iki kitabı Almanya ve Hollanda için hazırlandı. YTB yetkililerinin altını özellikle çizdiği üzere, diğer Avrupa ülkelerini kapsayan atlas çalışmaları da hazırlık aşamasında. Bu yönüyle diaspora atlasları, birbirinden kopuk ülke monografileri değil; Avrupa’daki Türk varlığını bütünlüklü şekilde ele alan uzun soluklu bir hafıza ve kayıt projesinin yapı taşları olarak değerlendiriliyor.</h4>

<h4>Bu bütünün Hollanda ayağını oluşturan <strong>“Hollanda Türk Diasporası Atlası”</strong>, Türkiye ile Hollanda arasında 19 Ağustos 1964’te imzalanan İşgücü Anlaşması’nın altmışıncı yılı vesilesiyle hazırlandı. Ancak kitap, klasik anlamda bir yıldönümü yayını olmanın hayli ötesinde bir muhtevaya sahip. Çünkü bu çalışma, göçün başladığı günden bugüne uzanan altmış yıllık süreci yalnızca anmakla kalmıyor; Hollanda’daki Türk varlığının nasıl kök saldığını, nasıl dönüştüğünü ve nasıl çok katmanlı bir toplumsal yapıya evrildiğini bütün yönleriyle ortaya koyuyor.</h4>

<h4>1964 yılında Sirkeci Garı’ndan yola çıkan ilk kuşağın <strong>“misafir işçi”</strong> olarak başlayan hikayesi, bugün Hollanda toplumunun ayrılmaz ve asli bir parçası haline gelmiş, geniş bir Türk diasporasının ortak geçmişine dönüşmüş durumda. İlk neslin ağır çalışma koşulları ve tutunma mücadelesi, aile birleşimleriyle kalıcı hayata evrilen süreç, ikinci ve üçüncü nesillerle birlikte hız kazanan eğitim, siyasal katılım ve kültürel görünürlük, bu atlasın ana omurgasını oluşturuyor. Dördüncü nesille birlikte bürokraside, sanatta, sporda, akademide ve iş dünyasında elde edilen başarılar ise bu dönüşümün somut karşılıklarını ortaya koyuyor.</h4>

<h4><strong>“Hollanda Türk Diasporası Atlası”, </strong>göç olgusunu yalnızca kronolojik bir anlatı olarak ele almıyor. Demografik yapıdan mekânsal yerleşime, eğitim düzeyinden ekonomik katkılara, siyasal katılımdan sivil toplum örgütlenmelerine, kültürel üretimden medya faaliyetlerine uzanan geniş bir perspektifle Hollanda’daki Türk toplumunu çok boyutlu biçimde inceliyor.<br />
İl ve ilçe bazında hazırlanan haritalar, görselleştirilmiş veriler ve analizler sayesinde Türk nüfusunun yoğunlaştığı bölgeler, kurumsal yapılar ve toplumsal ağlar somut biçimde gözler önüne seriliyor.</h4>

<h4>Bu eser, yalnızca akademisyenler ve karar alıcılar için hazırlanmış teknik bir çalışma değil. Aynı zamanda Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun her kesimine hitap eden, geçmişle bugün arasında sağlam bir bağ kuran ve kolektif hafızaya bırakılmış kalıcı bir belge niteliği taşıyor. Göçle başlayan hikayenin, zamanla nasıl köklenen ve kendi dinamiklerini üreten bir toplumsal yapıya dönüştüğünü göstermesi açısından, diaspora literatüründe özel bir yerde duruyor.</h4>

<h4><strong>KİTABA NAÇİZANE KATKIM</strong><br />
Bu noktada kişisel bir tanıklığı da özellikle belirtmek isterim. Yıllardır Hollanda’daki Türk toplumunu yakından izleyen bir gazeteci olarak, bu atlasın Hollanda’ya ayrılan bölümlerine benim de katkı sunmuş olmam, bu çalışmayı benim için ayrıca anlamlı kılıyor.<br />
Saha bilgisiyle akademik verinin buluştuğu bu tür çalışmaların ne denli zahmetli ve aynı zamanda ne kadar gerekli olduğunu bilen biri olarak, <strong>“Hollanda Türk Diasporası Atlası”</strong>nın uzun yıllar boyunca başvurulacak bir kaynak olacağına inanıyorum. Bu kitap, yalnızca bugünü belgelemekle kalmıyor; geleceğe dair sağlıklı okumalar yapılabilmesi için de güçlü bir zemin sunuyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, berg, natuur, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="290" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-berg-natuur-buitenshuis.jpeg" width="659" /></p>

<h4>Atlasın dikkat çeken bölümlerinden biri de, Hollanda’daki Türk medyasının tarihine ayrılan kapsamlı çalışma. Doç. Dr. Ersoy Soydan tarafından kaleme alınan bu bölüm, yazılı basından radyo ve televizyona, dijital yayıncılıktan toplumsal medya girişimlerine uzanan süreci belgeliyor. Bu anlatı, diasporanın yalnızca ekonomik veya demografik değil, aynı zamanda kamusal ve kültürel bir özne olarak nasıl kendini inşa ettiğini de gözler önüne seriyor.</h4>

<h4>Eserde ayrıca, dört yüz yılı aşan Türkiye Hollanda ilişkilerinin tarihsel arka planı da geniş biçimde ele alınıyor. Osmanlı döneminden günümüze uzanan diplomatik, ticari ve kültürel temaslar; özellikle son altmış yılda Hollanda’daki Türk toplumu üzerinden yeni bir anlam kazanıyor. Böylece bugünkü diaspora, yalnızca iş gücü göçü çerçevesinde değil, daha derin ve tarihsel bir bağlam içinde değerlendiriliyor.</h4>

<h4>Sonuç olarak <strong>Hollanda Türk Diasporası Atlası</strong>, göçle başlayan bir yolculuğun, zamanla kök salan, dönüşen ve geleceğe yön veren bir toplumsal yapıya nasıl evrildiğini belgeleyen nitelikli ve uzun ömürlü bir çalışma olarak öne çıkıyor. Almanya ile başlayıp Hollanda ile devam eden Türk Diasporası Atlasları serisi ise, Avrupa’daki Türk varlığını parça parça değil, ortak bir hafıza bilinciyle ele alan güçlü bir yayıncılık vizyonunun somut göstergesi niteliğini taşıyor.</h4>

<h2><strong>TANIKLIKLAR, SÖYLEŞİLER VE KİŞİSEL HAFIZA</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="643" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/word-image-18715-4.jpg" width="1043" /><strong><em>Hollanda için basılan Atlas, Türkçe’den başka İngilizce olarak da basıldı.</em></strong></p>

<h4><strong>“Hollanda Türk Diasporası Atlası”,</strong> istatistikler, haritalar ve akademik analizlerin ötesinde, diasporayı var eden insan hikayelerine de özel bir yer ayırıyor. Bu kapsamda kitapta yer alan söyleşiler, Hollanda’daki Türk toplumunun farklı alanlarda söz sahibi olmuş, iz bırakmış ve rol üstlenmiş isimlerinin birer tanıklığı niteliğini taşıyor.</h4>

<h4>Bu röportajlar; siyasetten sanata, ekonomiden spora, akademiden medyaya uzanan geniş bir yelpazede, Hollanda Türk toplumunun geçirdiği dönüşümü bireysel deneyimler üzerinden görünür kılıyor. Her biri, kişisel yaşam öyküsünün ötesinde, bir dönemin ruhunu, göçün değişen anlamını ve diasporada tutunmanın farklı biçimlerini yansıtıyor.</h4>

<h4>Kitapta yer alan röportajlar arasından, içeriklerinin taşıdığı ağırlık ve temsil gücü nedeniyle özellikle önem verdiğim <strong>beş söyleşiyi geniş biçimde paylaşmayı tercih ettim</strong>. Bu röportajlar, yalnızca kişisel başarı hikayeleri değil; aynı zamanda Hollanda Türk diasporasının hangi aşamalardan geçerek bugünkü konumuna ulaştığını anlamak açısından da dikkat çekici ipuçları sunuyor.</h4>

<h4>Bunun yanı sıra, kitapta ayrıca <strong>yirmi beş ismin</strong> yer aldığı daha kısa tanıtım ve konu başlıkları bulunuyor. Bu bölümde, her isimle yapılan görüşmenin ana çerçevesini yansıtmaya özen gösterdim. Bazı okurlar bu isimler için daha uzun alıntılar bekleyebilir. Ancak açıkça belirtmek gerekir ki, bu durum kesinlikle bir değer sıralamasından ya da önemsizleştirmeden kaynaklanmıyor.</h4>

<h4>Aksine, bu röportajların büyük bölümü; kapsamı, derinliği ve bağlamı itibarıyla tek bir cümleye ya da kısa bir alıntıya indirilemeyecek kadar yoğun içerikler barındırıyor. Anlamı eksiltmeden, söyleyeni eksik ya da yanlış yansıtmadan alıntı yapabilmek ise çoğu zaman teknik ve içeriksel olarak büyük zorluklar içeriyor. Bu nedenle, söz konusu isimler için kısa ama yerli yerinde bir çerçeve sunmayı, söyleşinin ruhunu bozacak parçalı alıntılardan özellikle kaçınarak tercih ettim.</h4>

<h4>Bu yaklaşım, kişilere verilen önemin eksikliği değil; tam tersine, onların sözlerine ve tanıklıklarına gösterilen özenin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Çünkü bazı anlatılar, ancak bütünlüğü korunarak anlam kazanır.</h4>

<h4>Bu bölümde yer alan her isim ve her konu başlığı, Hollanda Türk diasporasının farklı bir yüzünü, farklı bir uğrağını ve farklı bir deneyim katmanını temsil ediyor. Birlikte okunduğunda ise bu söyleşiler, atlasın akademik çerçevesini tamamlayan canlı, insani ve sahici bir hafıza alanı oluşturuyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, menu, ontvangst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="505" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menu-ontvangst-door-ai-geg.png" width="1116" /><br />
<strong><em>Kitabın Türkçe ve İngilizce künyesi</em></strong></p>

<h3><strong>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE HOLLANDA’DA TÜRKÇE MEDYA</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, berg, natuur, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="265" sizes="609px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-berg-natuur-buitenshuis-1.jpeg" width="609" /><br />
Doç. Dr. Ersoy Soydan<br />
Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi<br />
Dekan Yardımcısı- Radyo Televizyon Sinema Bölüm Başkanı<br />
<a href="mailto:ersoy.soydan@gmail.com">ersoy.soydan@gmail.com</a></p>

<h4>2024, Türkiye ile Hollanda arasında imzalanan işgücü anlaşmasının 60.yılıydı. Türk işçilerin ilk yıllarında kalıcı olacakları düşünülmüyordu ve Hollandalılar tarafından misafir işçi anlamına gelen <strong>“Gastarbeider”</strong> olarak adlandırılıyordu (Bakırcı, 2005:75).</h4>

<h4>Günümüzde Türklerin büyük bölümü Hollanda vatandaşlığına geçmiş, misafir işçilerin çocukları artık işveren olmuş, hatta Türkler Hollandalılardan sonra ülkenin ikinci büyük etnik grubu durumuna gelmiştir.</h4>

<h4>Batı Avrupa’ya İkinci Dünya Savaşından sonra başlayan işgücü akını, etkisini 1960 başlarında Türkiye’de de göstermiştir. İlk olarak 31 Ekim 1961 tarihinde Federal Almanya ile işgücü anlaşmasıyla, Avrupa ülkelerine düzenli işçi gönderimi başlamıştır. Bu anlaşmayı Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa ve İsveç ile imzalanan işgücü anlaşmaları izlemiş, 1979 yılının sonuna gelindiğinde, yaklaşık bir milyon Türk işçisi Avrupa’daki yabancı işgücü pazarına eklenmiştir (Gitmez, 2019:11-15).</h4>

<h4>Türk işçilerinin Avrupa’ya gelişiyle birlikte ilk olarak Türkiye’den yapılan dış yayınlarla yurt dışında yaşayan Türklere ulaşılmaya çalışılmıştır. Türkiye’den Avrupa’daki Türk işçilerine yönelik ilk yayın, 1963 yılının Ocak ayında “Türkiye’nin Sesi Radyosu” aracılığıyla yapılmıştır. Bu dönemde Avrupa’da çalışan Türk işçilerin anavatanlarıyla tek iletişim aracı olan bu yayınların büyük ilgi gördüğü de bilinmektedir.</h4>

<h4>Hollanda, Avrupa’da Türk işçilere yönelik ilk radyo yayının yapıldığı ülke olmuştur. 1963 yılında Hollanda’da Hollanda Kamu Yayın Kurumu NOS bünyesindeki yayın kurumu VARA tarafından hazırlanan <strong>“Madrid, Kazablanka, Ankara Hattı”</strong> adında bir müzik programıyla başlamıştır (Cankaya v.d., 2008: 90).</h4>

<h4>Daha sonra Federal Almanya’nın WDR (Westdeutscher Rundfunk-Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu), 1 Kasım 1964 günü 45 dakikalık günlük Türkçe radyo yayınlarına başlamıştır. Merkezi Köln’de bulunan WDR’in Türkçe yayınları, <strong>“Köln Radyosu”</strong> olarak anılmaktadır (Köksal, 2016). Köln Radyosunu diğer ülkelerin kamu yayın kurumlarından yapılan Türkçe radyo yayınları izlemiştir.</h4>

<h4>Türkiye’den yapılan dış yayınlar, 1964 yılında TRT’nin kurulmasıyla birlikte daha da artmıştır. TRT, Kısa Dalga Ankara Radyosundan günlük 11,5 saate varan yayınlarıyla ve Köln Radyosunun Türkçe yayınlarına katkı vererek, yurt dışındaki Türk işçilerine ulaşmaya çalışmış ve anavatanla bağlarını sürdürmelerini sağlamıştır (Tuna v.d, 1966:55).</h4>

<h4>TRT, Hollanda’da NOS, Almanya’da WDR ve HR, Belçika’da BRT, İsviçre’de SSR ve Fransa’nın ORTF gibi, Avrupa’daki kamu yayın kurumlarının radyolarında yayınlanmak üzere müzik programları hazırlayıp göndermiştir (Akarcalı, 2003:113).</h4>

<h4>1965 yılında Almanya’da Türk işçilere yönelik ilk Türkçe televizyon yayını WDR tarafından gerçekleştirmiştir. Daha sonra başta Hollanda olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerinin kamu yayın kurumlarında Türk işçilerine yönelik televizyon programları yapılmaya başlanmıştır (Soydan, 2019:12).</h4>

<h4>Türk ulusal gazetelerinin 1967 yılında Almanya’da basılmaya başlamasına değin yalnızca Türkçe radyo yayınlarıyla Hollanda’daki Türk işçilerine ulaşılmıştır. 1967’den sonra Hollanda’da yaşayan Türkler, Türk gazetelerine erişme olanağı bulmuştur. 1980’li yılların ortalarına kadar Hollandalılar Türklere misafir işçi gözüyle bakmış, Türkçe yayınlar, yabancıların bilgi alma hakkını karşılamak için Hollanda hükümetinin sağladığı mali olanaklarla yapılmıştır. Türklerin artık Hollanda’da kalıcı olduğu anlaşılınca Hollanda hükümeti Türkçe yayınlara mali desteğini çekmeye başlamıştır.</h4>

<h4>Hollanda’da yaşayan Türkler ilk olarak 1983 yılında haftalık Haber Gazetesi’yle ilk bağımsız yayınlarını gerçekleştirmiştir (Bakırcı, 2005:78-81).</h4>

<p><br />
<img decoding="async" height="306" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/word-image-18715-7.jpeg" width="1498" /><br />
<strong><em>Haber gazetesinin yönetimi, 1986 yılında İlhan Karaçay’a geçmişti.</em></strong></p>

<h4>1990’larda uydu ve kablo TV yayınları aracılığıyla Türk ulusal televizyonları seyredilmeye başlayınca Almanya’da basılan Türk gazetelerine ilgi azalmış, ancak bu durum Hollanda merkezli Türkçe basılı yayınların gelişmesini sağlamış ve çok sayıda Türkçe gazete ve dergi yayınlanmıştır.</h4>

<h4>Hollanda’da kamu yayın kurumu NOS ve belediyelerce Türkçe radyo ve televizyon yayınları da yapılmıştır. 1970’li yılların sonlarında başlayan korsan yayınlarla Avrupa’da radyo ve televizyon alanındaki devlet tekelleri yıkılmıştır. Hollanda, ilk korsan Türkçe radyo ve televizyon yayınlarının yapıldığı ve yine Dünyanın internet üzerinden yayın yapan Türkçe internet radyosu olan Radyo Deniz’in kurulduğu ülke olmuştur (Soydan, 2018a: 97-100).</h4>

<h4>Kültürün taşıyıcısı dildir. Dil, kültürün yaratılmasını, korunmasını, gelişmesini ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlar. Türk kültürünün anavatanın dışında varlığını sürdürebilmesi için Türkçe eğitim ve medya büyük önem taşımaktadır. Avrupa’ya 1960’larda başlayan işçi göçüyle birlikte Hollanda’da Türkçe yayın faaliyetleri de başlamıştır. Hollanda, Avrupa’da Türkçe radyo ve televizyon yayınlarında ilklerin yaşandığı bir ülke olmuştur. Türkçe yayın yapan medya kuruluşları Hollanda Türk toplumunun sesini duyurmasını, dayanışma içinde olmasını, anadillerinin yaşatılmasını ve Türk kültürlerini korunmasını sağlayan araçlar olmuştur. Hollanda’da Altmış yıl içinde, Türkçe medya açısından oldukça zengin deneyimler yaşanmıştır. Bu çalışmada Hollanda’da radyo, televizyon ve yazılı basındaki geçmişten günümüze Türkçe medya deneyimleri incelenmiştir.</h4>

<h2><strong>HOLLANDA’DA TÜRKÇE RADYO YAYINLARI</strong></h2>

<h4>Hollanda’da Türkçe medya deneyimlerinin ilki 1963 yılında gerçekleşen radyo yayını olmuştur. Bu aynı zamanda Avrupa merkezli, o dönem yeni gelen Türk işçilerine yönelik ilk programdır. 1963 yılında Hollanda Kamu Yayın Kurumu NOS bünyesindeki VARA tarafından radyoda <strong>“Madrid, Kazablanka, Ankara Hattı”</strong> adında bir müzik programıyla yapılmaya başlanmıştır (Cankaya v.d., 2008: 90).</h4>

<h4>Türkçe radyo yayınları, ilk gelen Türkler işçi oldukları için, bir vakıf bünyesinde yayın yapan ve işçi kesiminin sesi olarak nitelendirilen VARA tarafından başlatılmıştır (Cankaya v.d., 2006: 20). Hollanda kamu yayıncılığı sistemi, Yayın Kurumu hakkı elde etmiş VARA gibi organlara, üye sayıları oranında radyo ve televizyon yayınlarına katılım hakkı tanımıştır. Sistemde var olan tüm yayın kuruluşları NOS bünyesinde toplanmıştır (Cankaya v.d., 2008: 86-88).</h4>

<h4>1966 yılında yine VARA tarafından radyoda aylık yarım saatlik Türkçe müzik programı yapılmaya başlanmıştır. Bu süreçte Hollanda’da yaşayan Türklerin Türkiye’nin Sesi Radyosunu yaygın olarak dinledikleri bilinmektedir, zira anadillerinde tek haber kaynakları bu yayınlar olmuştur (Bakırcı, 2005:75-76).</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met krant, tekst, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="340" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-krant-tekst-kleding-persoon-doo.jpg" width="357" /></p>

<h4>Türkiye’nin Sesi Radyosu’nun 1960’lı yıllarda Avrupa ülkelerindeki Türk işçilerine yönelik yaptığı yayınlarına ilgiyi Hollanda’da yaşayan birinci kuşak Türk göçmenlerden biri şöyle anlatmaktadır: <strong><em>“Türkiye’nin Sesi Radyosu, gözümüz kulağımızdı. Net bir şekilde dinleyebilmek için ne zahmetler çekerdik. Hele bir de istekte bulunmuşsak ki, çok sık yapardık bunu, haftalarca radyonun başında beklerdik”</em></strong> (Nufel, 2005:302-311).</h4>

<h4>Türkçe radyo yayınları, önce Hollanda’nın NOS 1 ve NOS 2 tarafından, 1975 yılından sonra da ismi değişen NPS tarafından yürütülmüştür (Can Engin-Can, 2003:58).</h4>

<h4>Kamu yayın sisteminde yapılan Türkçe radyo yayınların içeriğinin 1970’li yıllarda ailelerin gelmesiyle birlikte zenginleştiği, program formatının müzikten haber programına doğru evrildiği anlaşılmaktadır<a id="post-18715-_Hlk186947593"></a> (Güney-Köksalan, 2008: 487).</h4>

<h4>Türkçe radyo yayınları 1970 yılında haftalık yarım saat, 1983 yılında da günde 5 dakika olarak yapılmaya başlanmıştır. Türkçe hazırlanan haber ağırlıklı radyo yayınları kademeli olarak artarak 2000’li yılların başına kadar haftada beş gün üzerinden günlük 45 dakika olarak devam etmiştir. Bu döneme kadar haberlerin içeriği Hollandalı çalışanlarca hazırlanırken, bu süreçte kendi içinde tamamen bağımsız olmuş ve haberlerin içeriği Türk çalışanlarca belirlenmiştir. 2004 yılında Türkçe radyo yayınları Türklerin artık Hollandacayı öğrendikleri gerekçesiyle haftada bir güne ve 40 dakikaya düşürmüştür (Bakırcı, 2005:76-77).</h4>

<h4>2008 yılında da kamu yayın kurumundaki Türkçe yayınlar tamamen kaldırılmıştır (Bink &amp; Sterk, 2009).</h4>

<h2><strong>HOLLANDA, DÜNYADA TÜRKÇE İNTERNET RADYOLARININ İLK DOĞDUĞU VE GELİŞTİĞİ ÜLKE</strong></h2>

<h4>1986 yılında Hollanda hükümeti tarafından Türk toplumuna <strong>İslam Radyo-TV Kurumu </strong>(İOS) adlı bir yayın kurumu kurma hakkı verilmiştir. Bu kurumun başkanlığına Türk İslam ve Kültür Dernekleri Federasyonu adına İbrahim Görmez, Radyo-Televizyon Daire Başkanlığı’na da gazeteci Şadi Tatlı getirilmiştir. Beş yıl boyunca haftada bir saat Türkçe radyo ve televizyon yayınları gerçekleştiren bu kurum daha sonra kapanmış ve yayın hakları ellerinden alınmıştır. <strong>(</strong><a href="https://www.ilhankaracay.com/tvde-islam-yayin-hakki-konusundaki-beceriksizlikler/" rel="nofollow"><strong>https://www.ilhankaracay.com/tvde-islam-yayin-hakki-konusundaki-beceriksizlikler/</strong></a><strong>)</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, buitenshuis, gebouw, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="510" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-buitenshuis-gebouw-menseli.jpeg" width="1406" /><em><strong>İslam Yayın Kurumu’nun faaliyette olduğu yıllarda, İlhan Karaçay TRT için bir röportaj yapmıştı.</strong></em></p>

<h4>Hollanda’da Türkçe yayınlar gerçekleştiren bir başka yayın kurumu ise NMO (Hollanda Müslüman Yayın Kurumu) olmuştur. NMO, haftada birer saatlik Türkçe, Hollandaca ve Arapça radyo yayınları yapmıştır (Cankaya v.d., 2006: 25).</h4>

<h4>Faaliyetlerini günümüzde de sürdüren NMO bünyesindeki haftalık bir saatlik Türkçe yayınlar, 2004 yılında Hollandaca olarak yapılmaya başlanmıştır (Güney-Köksalan, 2008: 487)</h4>

<h4>Hollanda’da kamu yayın kurumlarındaki bu deneyimlerin yanı sıra, belediyelere ya da özel girişimlere ait yerel kablolu yayınlarda Türkçe radyo yayınları yapılmış, ancak bu yayınlar da uzun soluklu olmamış ve sona ermiştir <a id="post-18715-_Hlk187100245"></a>(Cankaya v.d., 2006: 19).</h4>

<h4>Hollanda’da FM frekansından yapılan Türkçe radyo yayını deneyimleri ise sınırlı sayıda olmuştur. Radyo Vatan, Hollanda’nın Almanya sınırındaki Venlo kentinde FM 96.9 frekansı üzerinden haftada bir saat yayın yapmıştır. Radyo Vatan, Venlo belediyesine ait yerel radyoda gönüllü programcılarca yapılmıştır (Cankaya v.d., 2006: 26). Bu dönemde Radyo Vatan gibi birçok yerel radyoda haftada bir saatlik Türkçe programlar yapılmıştır. Bunlardan biri de Rotterdam Radyo Mozaik idi. Radio Urbania ve Radio Zafer Hollanda’daki diğer Türkçe radyo deneyimleri arasında yerini almıştır (Karaçay, 2012: 358)<em>.</em></h4>

<h4>1980’li yıllarda Hollanda’da korsan olarak Türkçe yayın yapan radyolar kurulmaya başlandı. Polis baskınlarına rağmen Türklerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde müzik-yarışma ağırlıklı yayınlar gerçekleştirdiler (Bakırcı, 2005:79).</h4>

<h4>Amatör radyo vericileriyle yapılan korsan yayınlarını Rotterdam’da 1997 yılında Özcan Özbay tarafından kurulan Radyo Deniz izlemiştir. Radyo Deniz 1999 yılında internet üzerinden radyo yayınlarına başlayarak yalnızca Hollanda’nın değil Dünyanın ilk Türkçe yayın yapan internet radyosu olmuştur (Cankaya v.d., 2006: 28).</h4>

<h4>Radyo Deniz ve Deniz TV, DRT Media olarak faaliyetlerini 2025 yılında da sürdürmektedir. www.radyodeniz.com adresinden yayın yapan radyo, bazen televizyon yayınıyla ortak yayın yapmakta, bazen de radyo olarak yayınlarını sürdürmektedir. Çok sayıda sözlü programın da yer aldığı radyoda Arapça ve Hollandaca dillerinde yayınlar da yapılmaktadır. Bazı programlar TV için, bazıları ise radyo için hazırlanmaktadır (Soydan- 2018a: 101).</h4>

<h4>Hollanda, Dünyada Türkçe internet radyolarının ilk doğduğu ve geliştiği ülke olmuştur. Özcan Özbay, Radyo Deniz’in internet radyoları için bir okul olduğunu ve burada bir süre program yapan birçok kişinin daha sonra kendi radyosunu kurduğunu belirtmektedir (Soydan, 2018b: 195).</h4>

<h4>Hollanda’da Radyo Deniz dışında günümüzde yayınlarına son vermiş başka internet radyoları da vardı. Bunlardan ilki Son FM olarak kurulan ve daha sonra beş radyoyu bünyesinde barındıran bir portal olan <a href="http://www.dijirad.com/" rel="nofollow">http://www.dijirad.com</a> idi. Bu adresten müzik yayını yapan Son FM, İntizar, Hit Radio, Radio İstanblue ve Radio BLK adlarında beş internet radyosu dinlenilmekteydi. Kapanan bir başka internet radyosu ise Taksim FM idi. Taksim FM 2012 yılında Eindhoven’de kurulmuştu ve http://www.taksim.fm adresinden yayın yapmaktaydı (Soydan- 2018a: 100-101).</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Ozcan Ozbay - Hollanda Haberleri" decoding="async" height="423" sizes="695px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/ozcan-ozbay-hollanda-haberleri.jpeg" width="695" /></p>

<h4>Amatör radyo vericileriyle yapılan korsan yayınlarını, 1997 yılında Özcan Özbay tarafından Rotterdam’da kurulan Radyo Deniz izlemiştir. Radyo Deniz 1999 yılında internet üzerinden radyo yayınlarına başlayarak yalnızca Hollanda’nın değil, dünyanın ilk Türkçe yayın yapan internet radyosu olmuştur (Cankaya vd., 2006: 28).</h4>

<h4>Radyo Deniz ve Deniz TV faaliyetlerini 2025 yılında da sürdürmektedir. Bazı programlar TV için, bazıları ise radyo için hazırlanmakta, Arapça ve Hollandaca yayınlar da yapılmaktadır (Soydan, 2018a: 101).</h4>

<h2><strong>HOLLANDA’DA TÜRKÇE TELEVİZYON YAYINLARI</strong></h2>

<h4>Avrupa’da Türkçe televizyon yayınlarının başladığı ilk ülke Almanya olmuştur. Almanya’da WDR’ın 1965 yılında yabancı işçilere yönelik Ihre Heimat Unsere Heimat (Sizin Vatanınız Bizim Vatanımız) adlı aralarında Türkçe’nin de bulunduğu dillerde programla başlattığı Türkçe televizyon yayınlarını, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinin kamu yayın kurumlarında başlayan Türkçe programlar izlemiştir <a id="post-18715-_Hlk187021019"></a>(Soydan, 2019:8-12).</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="718" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-menselijk-gezicht-persoon-1.jpeg" width="1004" /><em><strong>İ</strong><strong>lhan Karaçay kaptanlığındaki Paspoort programı ekibi</strong></em></p>

<h4>Avrupa’da Türkçe televizyon yayınlarının başladığı ikinci ülke ise Hollanda olmuştur. Hollanda’da Türkçe televizyon yayınları 1975 yılında İlhan Karaçay’ın kamu yayın kurumu NOS’ta yaptığı Paspoort adlı programla başlamıştır. Paspoort programı 1975 yılında 5 dakika olarak başlamış, daha sonra 10 ve son olarak 30 dakikaya çıkarılmış ve 1980’li yılların ikinci yarısında da kaldırılmıştır. 1990’lı yıllara gelindiğinde yalnızca Hollanda’da değil diğer Avrupa ülkelerinin kamu yayın kurumlarındaki Türkçe televizyon programları kaldırılmıştır. Kaldırılma nedeni olarak ekonomik gerekçeler öne sürülse de gerçek nedenin göçmenlerin anadillerinde yapılan yayınların entegrasyonu geciktirdiği varsayımıdır (Soydan, 2019:15-21).</h4>

<h4><strong>“Ana vatan özlemi çeken Avrupa’daki Türkler için Türkçe televizyon yayınları son derece önem taşımaktaydı.”</strong></h4>

<h4>Avrupa’da yaşayan Türklerin uydu yayınları başlayıncaya kadar haber kaynakları Almanya’da basılan Türkçe gazeteler ve yaşadıkları ülkelerin kamu radyo ve televizyonlarıyla, topluluk radyolarında kendilerine ayrılan pay oranında yapılan Türkçe yayınlardı. Anavatan özlemi çeken Avrupa’daki Türk işçiler için, Türkçe televizyon yayınları son derece önem taşımaktaydı. 1990 yılından Eutelsat uydusundan başlatılan TRT-INT (TRT International) yayınlarıyla bu özlem sona erdirildi (Soydan, 2019:11-19). Almanya, Hollanda ve Belçika’dan çanak antenler aracılığıyla, daha sonra aralarında Hollanda’nın da bulunduğu Avrupa ülkelerinin çoğunda kablo TV yayın şebekelerinden TRT-INT yayınları izlenmeye başladı (Akarcalı, 2003: 202-205).</h4>

<h4>Hollanda’nın ilk özel Türk televizyonu olan Amsterdam Türk Televizyonu (MTNL) 1992 yılında yayına başlamıştır ve 2008 yılında da ekonomik nedenlerle kapanmıştır (Soydan, 2019:15).</h4>

<h4>Aynı dönemde Rotterdam’da X TV adlı korsan Türkçe yayınlar yapan bir televizyon kanalı da kurulmuştu. Amsterdam’da Mehmet Akif Çelik tarafından kurulan TTA adlı kanalda da Türkçe televizyon yayınları yapılmıştır. 2001 yılında Lahey’de Ali Rıza Başaran tarafından kurulan Demet TV de, Türkçe ve <a id="post-18715-_Hlk187074748"></a>Hollandaca dillerinde kablolu yayın sisteminden yayın yapmaktaydı (Soydan, 2019:15). Demet TV’nin haftalık bir saatlik Türkçe yayınları yakın zamanda sona ermiştir. Türkçe televizyon yayınlarının büyük bölümü devlet tarafından desteklenen ve kiralanan frekanslar üzerinden yapılan bir saatlik yayınlardı (Bakırcı, 2005: 88).</h4>

<h4>Amsterdam, Rotterdam, Lahey ve Utrecht kentlerinde hükümetin desteğiyle haftalık yarım saatlik Türkçe televizyon programları yapılmıştır. Bu yayınlar önce Göçmenler Televizyonu adı altında yapılmış, sonra da adı MTNL olarak değiştirilmiştir. 2005 yılında hükümetin izlediği politika doğrultusunda tüm yayınlar Hollandaca yapılmaya başlanmıştır. (Bakırcı, 2005: 88).</h4>

<h4>Yayınların Türkçe altyazılı olarak bir süre daha sürdüğü ve daha sonra durdurulduğu da bilinmektedir.</h4>

<h4>1999 yılında Rotterdam’da Özcan Özbay tarafından kurulan Radyo Deniz ise dünyanın ilk Türkçe internet radyosu olduğu gibi, aynı zamanda ilk Türkçe internet televizyonudur ve Deniz TV olarak yayınlarını yirmi altı yıldır sürdürmektedir (Nufel, 2005: 307). Deniz TV’de günde en azından bir canlı program yayını gerçekleşmektedir, diğer saatlerde müzik ya da film yayını yapılmaktadır (Soydan, 2019:15).</h4>

<h1><strong>HOLLANDA’DA TÜRKÇE YAZILI BASIN</strong></h1>

<h4>İşgücü anlaşmasının yapıldığı ilk yıllarda Hollanda’da Türkçe yazılı basın yoktu. 1967 yılında Türk ulusal gazetelerinden Tercüman Gazetesi Almanya’da basılmaya başlayınca Hollanda’da yaşayan Türklerden İlhan Karaçay ve Şadi Tatlı bu gazetenin muhabirliğini yapmaya başlamıştır.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, tekst, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="316" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-tekst-menselijk.jpg" width="869" /><em><strong>İlhan Karaçay ve Şadi Tatlı, Hollanda’daki Türk muhabirlerin öncüleriydiler…</strong></em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>1969 yılında da Hürriyet Gazetesi Almanya’da basılmaya başlamış, İlhan Karaçay Hürriyet’in Benelüks temsilcisi olmuştur. Tercüman, Hürriyet ve ardından Milliyet, Günaydın, Sabah, Tan, Star ve Fanatik Gazeteleri Almanya’da basılıp, tüm Avrupa’ya dağıtılmaya başlayınca Hollanda’da yaşayan Türkler ulusal gazetelere ulaşmaya başlamıştır. 1980’li yıllara kadar Tercüman ve Hürriyet Gazeteleri bölgesel haberlerin yer aldığı Benelüks ekleriyle tirajlarını arttırmıştır. 1990’lı yıllarda uydu ve kablo TV yayınları sayesinde ilk olarak TRT-INT ve daha sonra özel Türk kanalları Avrupa’daki Türklerce seyredilmeye başlayınca gazetelerin tirajları düşmeye başlamış ve Türk gazetelerin büyük bölümü Avrupa baskılarını durdurmuştur <a id="post-18715-_Hlk187068952"></a>(Karaçay, 2012: 358-359).</h4>

<h4>1970’li yıllarda Hollanda’daki yabancılar hizmet merkezleri bünyelerinde aylık dergiler çıkarmaya başladılar. 1973 yılında Utrecht kentindeki Hollanda Yabancılar Merkezi (NCB) bünyesinde “Boğaziçi Gazetesi” adlı aylık bir dergi yayınlanmaya başladı. İki yıl sonra “İlke” adını alan dergi 1986 yılına kadar yayınlanmayı sürdürdü. Bu dergi kurumlar yoluyla ve abonelik sistemiyle dağıtılıyordu. Bu süreçte Hollanda Yabancılar Merkezi bünyesinde “Çocuk” adlı ülke çapında dağıtılan ve hedef kitlesi aile birleşimiyle gelen Türk çocukları olan aylık bir dergi de yayınlandı. Çocuk dergisinin yayını 1986 yılında İlke gibi durduruldu. Aynı dönemde Amsterdam, Rotterdam, Eindhoven ve Arnhem gibi Türklerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde bölgesel yabancılar merkezleri tarafından dergi boyutunda Türkçe yayınlar da hazırlanmıştır. Türkçe yayınlar 1980’li yılların ortalarına Hollanda hükümetinin mali desteğiyle gerçekleştirilmiştir. Türklerin kalıcı olduğunun anlaşılması üzere hükümetin Türkçe yayınlara verdiği destek kesilmeye başlandı. Bunun üzerine Amsterdam, Utrecht, Lahey ve Rotterdam gibi büyük belediyeler birinci kuşak Türk göçmenlere ulaşmak amacıyla Türkçe dergiler çıkarmayı sürdürdüler. Türk toplumunu bilgilendirmeyi amaçlayan bu dergilerde yerel seçimlerde nasıl oy kullanılacağından, ev çöplerinin nasıl toplanılacağına kadar farklı konular işleniyordu. 1983 yılında yayınlanmaya başlayan ve gazetecilik geçmişi olan bir ekip tarafından hazırlanan haftalık “Haber Gazetesi” ilk bağımsız deneyim olmuş, iki yıl sonra da kapanmıştır (Bakırcı, 2005:77-81).</h4>

<h4>1990’lı yıllarda Türk televizyonlarının Avrupa’da çanak ve kablo yoluyla izlenebilmesinden sonra Türkiye merkezli ulusal gazeteler işlevini yitirirken, yerlerini Hollanda merkezli gazete ve dergiler almıştır. Hollanda merkezli basılı yayın kuruluşlarda ulusal gazete ve televizyonlarda yer almayan Hollanda merkezleri haberler yaparak, okur sayılarını arttırdılar. Bu süreçte Türkiye’de günlük olarak yayınlanan Dünya Gazetesi de Hollanda’dan sosyal ve kültürel haberlere de yer verdiği sayfalarıyla Benelüks’te haftalık olarak yayınlanmış ve Karaçay’a göre büyük ilgi görmüştür (Karaçay, 2012: 358).</h4>

<h4>Hollanda Türk toplumunun haber alma ihtiyacını karşılamak için yayın hayatına başlayan Türk işyerlerinden reklam alarak ve abonelik sistemiyle finanse edilen dergi ve gazetelerin büyük bölümü bir süre sonra ekonomik nedenlerle kapanmıştır. Bu süreçte çıkan dergi ve gazeteler arasında aylık olarak yayınlanan Platform Dergisi, Kadın Dergisi, Manşet Gazetesi ve Doğuş Gazetesi yayınlarını 2025 yılında da sürdürmektedir. Bu yayın organları başta Türk konsoloslukları olmak üzere, Türk derneklerine, spor kulüplerine, işyerlerine ve camilere ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.</h4>

<h4>Ekin Dergisi ve Haber Gazetesi uzun yıllar boyunca yayınlarını aylık olarak sürdürdükten sonra kapanmıştır. 2000 yılında kurulan Ufuk Gazetesi de uzun yıllar boyunca basılı olarak yayınlarını sürdürdükten sonra geçtiğimiz yıllarda kapanmıştır. Bu gazete günümüzde yayınlarına 2005 yılında başladığı dijital mecrada www.ufuk.nl adresinden devam etmektedir (Yücel, 2015:261).</h4>

<h4>Yayınlarını aylık olarak bir süre sürdürdükten sonra kapanan yayın kuruluşları arasında Merhaba Dergisi, Magazin Dergisi, Kuzey Yıldızı Dergisi, Değirmen Dergisi, Damla Gazetesi, iki dilli Genç Trend Dergisi, Piyasa Dergisi, İzin Rehberi Dergisi, Kral, Euro Huzur ve üç aylık Sözhakkı Dergisi de yer almaktadır (Karaçay, 2012: 358).</h4>

<h2><strong>GÜNÜMÜZDE HOLLANDA’DA TÜRKÇE MEDYA</strong></h2>

<h4>Türk işçilerin göç etmeye başladığı 1960’lardan 1980’li yılların ortalarına kadar Hollanda’daki Türkçe medya deneyimleri Hollanda hükümetinin ya da yerel yönetimlerin sağladığı mali olanaklarla gerçekleştirilmiştir (Bakırcı, 2005:80).</h4>

<h4>1960’ların sonralarında Almanya’da Türk ulusal gazetelerinin basılmaya başlamasından sonra Hollanda’da yaşayan Türkler de yazılı basına ulaşmaya başlamıştır. Türk gazeteleri Hollanda’ya özgü ek ve sayfalarla okuyucu sayısını arttırmayı başarmıştır. Ancak 1990’lı yılllarda uydu yayıncılığının gelişmesiyle birlikte Türk televizyonları Hollanda’da izlenmeye başlamış ve ulusal gazetelerin tirajları düşmeye başlamıştır. Bu yeni durum Hollanda’da yerel Türk medyasının güçlenmesini de sağlamış ve çok sayıda Türkçe gazete ve dergi yayınlanmıştır (Karaçay, 2012: 358).</h4>

<h4>Ancak bu deneyimler uzun soluklu olmamış, Hollanda’da yayın hayatına başlayan Türkçe gazete ve dergilerin büyük bölümü ya kapanmış ya da dijital mecrada yayın hayatına devam etmiştir. Temel-Önürmen’in yaptığı bir araştırmada da Avrupa’daki Türk basılı medyanın çok azaldığı, büyük bölümünün kapandığı ve sınırlı sayıda gazetenin de dijital alana taşındığı kaydedilmiştir. Yayın kuruluşlarının abonelik ve reklam geliriyle ayakta kaldıkları anlaşılmaktadır (Temel-Önürmen, 2021: 322-323).</h4>

<h4>Bu durum günümüzde de sürmektedir. Basılı yayınlarına devam eden kuruluşlardan Platform ve Kadın dergisi genel yayın yönetmeni Ebubekir Turgut’da bu mesleği kar amacı gütmeden ve para kazanmadan gönüllü ekiplerle sürdürdüklerini belirtmektedir (<a href="https://www.kadindergisi.nl)./" rel="nofollow">https://www.kadindergisi.nl).</a></h4>

<h4>Hollanda’da mesleğe devam eden Türk gazeteciler için koşulların oldukça ağır olduğu anlaşılmaktadır. Karaçay’a göre Türkiye’deki ulusal yayın organlarının Hollanda temsilciliğini yapan gazeteciler ya az bir ücretle ya da hiç ücret almadan çalışmış; Hollanda merkezli Türkçe yayıncılık yapmaya çalışan gazeteciler reklam ve sponsor sıkıntısı nedeniyle zorlanmış ve Türkçe yayın yapan kuruluşlarının çoğu ekonomik güçlükler nedeniyle kapanmıştır (<a href="https://www.turkinfo.nl/hollandada-turk-gazeteciler/14466/" rel="nofollow">https://www.turkinfo.nl/hollandada-turk-gazeteciler/14466</a>).</h4>

<h4>2025 yılı başında Hollanda’da Türkçe radyo ve televizyon olarak yalnızca 1999 yılından bu yana internet üzerinden yayınlarını sürdüren Radyo Deniz- Deniz TV kalmış, başta kamu yayın kurumları olmak üzere Hollanda’da yapılan Türkçe radyo ve televizyon yayınları yıllar önce sona ermiştir. Radyo Deniz aynı zamanda haber sitesi olarak da faaliyet yürütmektedir.</h4>

<h4>Yazılı basında ise Doğuş Gazetesi, Platform Dergisi, Kadın Dergisi ve Manşet Gazetesi 2025 yılı başında da aylık basılı olarak yayınlarını sürdürmektedir. Bu yayın organları dijital ortamda da habercilik yapmaya devam etmektedir.</h4>

<h4>Geçmişte yazılı olarak yayın yapan Güncel Haber <a href="https://guncelhaber.nl/" rel="nofollow">https://guncelhaber.nl/</a> adresinden ve Ufuk Gazetesi de <a href="https://ufuk.nl/" rel="nofollow">https://ufuk.nl</a> adresinden dijital olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. 1996 yılında kurulan ve Hollanda’nın ilk Türkçe internet haber sitesi olan Türkinfo’da <a href="https://www.turkinfo.nl/" rel="nofollow">https://www.turkinfo.nl</a> adresinden yayınlarını sürdürmektedir. Ayrıca Sonhaber haber sitesi <a href="https://www.sonhaber.eu/" rel="nofollow">https://www.sonhaber.eu</a> adresinden, N’Haber haber sitesi <a href="https://nhaber.nl/" rel="nofollow">https://nhaber.nl</a> adresinden, Hollanda Postası haber sitesi <a href="https://www.hollandapostasi.com/" rel="nofollow">https://www.hollandapostasi.com</a> adresinden, Haber Gazetesi sitesi <a href="https://www.haber.nl/" rel="nofollow">https://www.haber.nl</a> adresinden ve Gazeteci haber sitesi de <a href="https://gazeteci.nl/" rel="nofollow">https://gazeteci.nl</a> adresinden yayınlarını sürdürmektedir. Youtube üzerinden Hollanda merkezli yayın yapan Life24 TV adlı bir kanalda bulunmaktadır.</h4>

<h4>Sonuç: Hollanda’da, zengin Türkçe medya deneyimleri yaşanmıştır. Avrupa’da Türk işçilerine yönelik ilk radyo programı 1963 yılında Hollanda’da yapılmış, kamu yayın sistemlerinde uzun yıllar boyunca Türkçe radyo ve televizyon yayınları gerçekleştirilmiştir. Hollanda, ilk korsan Türkçe radyo ve televizyon yayınlarının yapıldığı ve yine Dünyanın internet üzerinden yayın yapan Türkçe internet radyosu olan Radyo Deniz’in kurulduğu ülke olmuştur. Bu çalışmada Hollanda’daki Türkçe medya faaliyetleri başlangıcından itibaren aktarılmaya çalışılmıştır.</h4>

<h4>Hollanda’da Türkçe radyo ve televizyon yayınları göçün ilk yıllarında çok kültürlü bir anlayışla, kamu hizmeti yayıncılığı çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Hollanda’da kamu yayın kurumu NOS ve belediyelerce Türkçe radyo ve televizyon yayınları da yapılmıştır. 1980’li yıllarda aile birleşimleri sonrasında Türklerin kalıcı olduğu anlaşılmaya başlayınca Hollanda hükümetinin Türkçe yayınlara desteği kesilmeye başlamış ve bir süre sonra da kamu yayın kurumlarındaki Türkçe yayınlar sona erdirilmiştir.</h4>

<h4>1990’larda Hollanda merkezli Türkçe basılı yayınların sayısı artmış ve çok sayıda Türkçe gazete ve dergi yayınlanmıştır. İnternetin yaygınlaşmasından sonra Hollanda’daki Türkçe gazete ve dergilerin büyük bölümü kapanmış, Türkçe medya faaliyetleri daha çok internet mecrasına kaymıştır. Hollanda’daki Türkçe medya dijitalleşme sayesinde yerel anlamda Türk kültürünün korunmasına katkıda bulunduğu gibi gerek anavatan gerekse de diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin birbirleriyle ve anavatanla iletişiminin artmasını da sağlamıştır.</h4>

<h4>Günümüzde Hollanda’da yayın hayatını basılı olarak sürdüren Türklere ait dört yayın kuruluşu ve bir internet radyo-televizyonu bulunmaktadır. Ayrıca internet üzerinde faaliyet gösteren haber siteleri de bulunmaktadır. Ancak Hollandalılardan sonra ülkedeki ikinci büyük etnik grubunu oluşturan ve misafir işçilikten vatandaşlığa geçen Türklerin daha güçlü medyaya sahip olmaları gerekmektedir. Hollanda Türklerinin karasal yayın yapan radyo ve televizyonlarının bulunmayışı büyük bir eksikliktir. Yaşamın her alanında varlık gösteren, yaşadıkları ülkenin ayrılmaz bir parçası olan, çoğu Hollanda’da doğup, büyüyen üçüncü kuşak Türklerin, Avrupa’nın her ülkesinde olduğu gibi Hollanda’da Türkçeyi ve Türk kültürünü yaşatabilmeleri için Türkçe medyanın varlığı büyük önem taşımaktadır.</h4>

<h2><strong>HOLLANDA’YA GELMİŞ GEÇMİŞ TÜRK GAZETECİLER…</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met collage, tekst, Menselijk gezicht, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="1539" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-collage-tekst-menselijk-gezicht.jpeg" width="1430" /><strong><em>Üstteki fotoğraf kitapta yer almamıştır. Bu, tamamen benim bir çalışmamdır.</em></strong></p>

<h1><strong>… VE KİTAPTAN SAYFALAR</strong></h1>

<h4><strong>TAKDİM</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Başkan" decoding="async" height="181" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/baskan.jpeg" width="271" /><br />
<strong>Abdulhadi TURUS ( YTB Başkanı</strong></p>

<h4>20. yüzyılın ikinci yarısı, Avrupa’da hızlı bir sanayileşme ve ekonomik büyüme dönemine sahne oldu. Fabrikaların artması, şehirlerin genişlemesi ve üretim kapasitesinin hızla yükselmesi, beraberinde büyük bir iş gücü ihtiyacını doğurdu. Bu ihtiyacı karşılamak üzere yapılan uluslararası iş gücü anlaşmaları, kıtanın ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını yeniden şekillendirerek yeni bir dönemin başlangıcı oldu.</h4>

<h4>Avrupa’nın kalkınma yolculuğuna en güçlü katkılardan biri de Türkiye’den gerçekleşen işçi göçleri oldu. Türkiye, 1960’lı yıllardan itibaren başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesiyle iş gücü anlaşmaları imzaladı. 1961’de Federal Almanya ile başlayan süreç, 1964’te Avusturya, Hollanda ve Belçika; 1965’te Fransa ve 1968’de Avustralya ile devam etti.</h4>

<h4>Anlaşmalar sonrasında yanlarına hasretin en büyüğünü ve azmin en güçlüsünü alarak yola çıkan vatandaşlarımız, emekleriyle yalnızca Avrupa’nın kalkınma serüvenine gerekli iş gücünü sağlamakla kalmadı; yeni yurtlarında kurdukları yuvalarla, bugün 7 milyonu aşan ve Avrupa’nın sosyal ve kültürel dokusuna kalıcı izler bırakan Türk toplumunun da temelini attılar. Günümüzde Avrupa’daki Türk diasporası, yarım asrı aşkın bir deneyimi geride bırakarak; çalışkanlık, dayanışma ve toplumsal uyumla örülmüş bir birikim meydana getirmiştir.</h4>

<h4>Bu göç, yalnızca ekonomik bir hareketlilikten öte; azim ve fedakârlığın ön planda olduğu bir başarı hikâyesidir. Hollanda’ya giden ilk nesil, alın teriyle fabrikaları, yolları ve şehirleri inşa ederken kimliklerini koruyarak gelecek nesillere güçlü bir miras bıraktı. Bugün Hollanda Türk toplumu, eğitimden siyasete, ekonomiden kültüre kadar birçok alanda elde ettiği başarılarla hem Türkiye için bir gurur vesilesi hem de Hollanda için vazgeçilmez bir değer hâline gelmiştir. Hollanda’daki Türk toplumu, 60 yılı aşkın süredir devam eden bu köklü serüvenin gururunu yaşıyor. Elinizdeki eser, Hollanda’daki Türk diasporasının hikâyesine, varlık ve kimlik mücadelesine bir saygı ifadesi olarak hazırlandı.</h4>

<h4>Misafir işçilikten diasporaya uzanan yolculuğun ele alındığı Hollanda Türk Diasporası Atlası, sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanlarda yaşanan gelişmeleri ele almakta; Hollanda Türk toplumunun geleceğe yönelik adımlarına ışık tutmayı amaçlamaktadır.</h4>

<h4>Alanında uzman isimler tarafından kaleme alınan makale ve söyleşiler, ilk nesilden bugüne değişen şartları tüm yönleriyle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu değerli eserin hazırlanmasında emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyor; okuyucular için faydalı ve ilham verici olmasını diliyorum.</h4>

<h4></h4>

<h1><strong>ÖN SÖZ<br />
Bahar CEBE &amp; Meryem ÖZDEMİR</strong></h1>

<h4>İkinci Dünya Savaşı akabinde Batı Avrupa ülkelerinde iktisadi bir kalkınma yaşanmış ve bu kalkınma, savaş sonrası hâlihazırda azalmış olan nüfuslarının iş gücü açığına sebep olmuştur. Bu açığı karşılamak maksadıyla Avrupa’ya, başta Türkiye olmak üzere, birçok ülkeden işçi kabul edilmiştir. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti ile Hollanda Krallığı arasında 1964 senesinde akdedilen iş gücü anlaşması neticesinde, Anadolu’nun dört bir yanından vatandaşlarımız, Hollanda topraklarına doğru başlattıkları yolculuklarıyla Hollanda Türk diasporasının hikayesini şekillendirmiştir. Bugün Hollanda’da mukim Türklerin sayısı neredeyse yarım milyonu bulmuş olup Hollanda, Almanya ve Fransa’dan sonra en çok Türk vatandaşının yaşadığı üçüncü ülke konumundadır. Vaktiyle misafir işçi olarak gelen ilk nesilden bugüne kadar devam eden altmış yıllık bu göç süreci, artık Hollanda Türk toplumunu bir diasporaya dönüştürmüştür. Böylelikle bu dönüşüm hem bilimsel hem de sosyal incelemeler açısından önemli ve zengin bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çerçevede ortaya çıkmış çalışmalardan biri olarak “Hollanda Türk Diasporası Atlası”, altmış senelik bu göç hikâyesinde, misafir işçilikten diasporaya evrilme sürecinde Türk toplumunun sosyal, iktisadi, kültürel ve siyasi cihetlerden ne gibi aşamalar kaydettiğini ayrıntılı bir biçimde ele alma gayesini gütmektedir. Atlas’ın muhteviyatında, Hollanda’daki Türk diasporasının farklı özelliklerini aksettiren 14 ana başlık belirlenmiş olup, bu başlıklar alt başlıklara ayrılarak her biri üzerine makaleler yazılmış ve söyleşiler tertip edilmiştir. Bu alt başlıklar, kalem erbaplarının ihtisas sahalarına uygun bir şekilde seçilmiş; söyleşi yapılan katılımcılar ise Hollanda Türk toplumunda kanaat önderi olarak görülen veya başarılarıyla temayüz etmiş şahsiyetlerden titizlikle seçilmiştir. Bu sayede, Hollanda Türk diasporasının tarih içindeki aşamaları ve katettiği yol hakkında bir resim çizilmesi arzu edilmiştir.</h4>

<h4>Bu bağlamda, Hollanda Türk Diasporası Atlası içinde yer alan makalelerdeki fikirler yazara aittir ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın ve editörlerin görüşlerini yansıtmayabilir. Çalışmada ele alınan konular, ilk nesil göçmenler dâhil olmak üzere yeni nesil Hollanda doğumlu Türkleri de kapsamaktadır. Her ne kadar ana başlıklar geniş bir perspektife sahip ise de alt başlıkların sınırlılığı ve Hollanda Türk diasporasının çeşitliliği sebebiyle Türk diasporasının görünür olduğu her alana değinmek mümkün olmamıştır. Bu bakımdan çalışmanın bir kısım sınırlılıkları bulunsa da müteakip atlaslarda bu eksiklerin telafisi mümkün görülmektedir.</h4>

<h4>Bu kıymetli eserin ortaya çıkmasına katkı sağlayan bölüm yazarlarına, söyleşilere iştirak eden katılımcılara ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’na teşekkürü bir borç biliriz.<br />
Bu çalışmanın, bilhassa Hollanda Türk toplumuna ve bu mevzuya alaka gösterenlere faydalı olmasını temenni eder, eserin kıymetli okuyucularla buluşmasını canıgönülden dileriz.</h4>

<h3><strong>HOLLANDA’NIN İLK TÜRK BELEDİYE BAŞKANI: HURİ ŞAHİN</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, krant, Nieuws, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="191" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-krant-nieuws-menselijk-gez.jpeg" width="291" /></p>

<h4><strong>Kısaca kendinizden bahseder misiniz?<br />
Aileniz, Türkiye’nin neresinden geliyor ve ne zaman Hollanda’ya göç etmeye karar vermiş?</strong></h4>

<h4>Annem ve babam Adanalı. Babam 1965 yılında bekâr bir genç adam ve misafir işçi olarak Hollanda’da çalışmaya karar vermiş. O zamanlar babası itiraz etmiş, Hollanda’ya gitmesini istememiş, kalıp Türkiye’de çalışmasını istemiş ama o dinlememiş. Bir yıl sonra annemle evlenmiş. Annem onu beş yıl Adana’da beklemiş, çünkü o zaman da şimdi olduğu gibi Hollanda’da ciddi bir konut sorunu varmış. Ayrıca o zamanki işçiler yeterince kazanmadıklarından dolayı kendilerine ait bir ev kiralayamıyorlarmış. Misafir işçiler genelde pansiyonlarda kalıyorlarmış. Erkek işçiler, daha sonra misafir işçiliğin uzun süreceğini anlayınca ailelerini getirmeye karar vermişler. Annem de o şekilde gelmiş. Sevgi dolu bir ailede yetiştim. Okumayı teşvik eden bir ailede büyüdüm. Çocukluğum Deventer şehrinde geçti. Bu şehir işçi şehri olarak bilinir ve tarihi anlamda da önemli bir şehir. Daha sonra Hollanda’nın kuzeyindeki Leeuwarden kentinde yaşadım. Daha sonra iş ve eğitim açısından daha iyi olduğunu düşündüğüm için Lahey’e taşındım.</h4>

<h4>Evliyim. Eşim Murat, Giresunlu. İki oğlumuz var. Küçük oğlum Kaya 16 yaşında, büyük oğlum Arman 26 yaşında. Çok iyi hatırlıyorum, çocukken kütüphaneyi çok severdim. Hafta sonları zamanımın çoğu kütüphanelerde geçerdi. Arta kalan vakitlerde arkadaşlarımla vakit geçirirdim. Kütüphanede Türk kitapları bölümü vardı. O yıllarda Kadınca diye bir dergi vardı, Duygu Asena’nın editörlüğünü yaptığı bir dergiydi. Kadınca dergisini çok severek okurdum. Feminizm ve kadın hakları benim çok ilgimi çekerdi, çünkü cinsiyet eşitsizliğini görürdüm. Bunu evde de görürdüm. Hep tüm kadınların daha iyi yerlere gelmesi gerektiğini düşünürdüm.</h4>

<h4><strong>Hangi okullarda okudunuz?</strong></h4>

<h4>Lisede VWO derecesinden (Voorbereidend Wetenschappelijk Onderwijs) sonra Groningen Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi’nde eğitimime başladım ve orada bir yıl okudum. Ama ben çalışmayı çok istediğim için, kurumlarda özel sekreterlik yapmak amacıyla verilen bir senelik bir eğitim programına katıldım. Amacım, hem çalışıp hem okumaktı. Hem kaderim hem de bu seçimim beni çok iyi bir yere getirdi. Hollanda’da Danıştay Başkanı, Kral ya da Kraliçe’dir. Danıştay Başkanlığı’nda özel sekreter olarak çalıştım. Kamu yönetimi ve siyasete ilgim, orada başladı. Hukuk okuyup bir kişiyi savunmak yerine, siyaset içerisinde yer alıp çok daha önemli kararlar alınabileceğini gördüm. Böylelikle aynı zamanda yerel siyasette aktif olmaya karar verdim. O zaman ikamet ettiğim belediye Zoetermeer’di. Bu belediyede 10 yıl boyunca meclis üyeliği yaptım. Sonra Güney Hollanda Eyalet Meclisi’nde vekil olarak yer aldım ve üye olduğum Yeşil Sol Partisi’nde (GroenLinks) grup başkanlığı yaptım. Daha sonra başka bir belediyede belediye encümenliği yaptım ve siyasette devamlı çalışarak, kendimi geliştirerek acaba daha nasıl iyi olabilirim, bir sonraki dönemde başka ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Hiç boş durmadım, yani siyasetin yanı sıra iş kariyerim de her zaman devam etti. O da kamu yönetimi içerisindeydi, çünkü Danıştay’dan sonra bir belediyede çalıştım. Daha sonra, yerel siyaset ve yerel yönetimler nasıl daha iyi kalkındırılır diye Hollanda Belediyeler Birliği’nde çalıştım. Hatta Ankara’da, bir yıllık “Yerel Yönetim Reformu” (Local Administration Reform) başlıklı bir projede uzman olarak görev aldım. Proje kapsamında Türkiye’deki kadın meclis üyelerine, Kent Konseyi üyelerine ve muhtarlara eğitimler verdik. O zaman, Hollanda Belediyeler Birliği’nden uzman olarak Türkiye’ye gidip geliyordum. Aslında anlatmak istediğim, normal siyaset içerisinde aktifim ama aynı zamanda profesyonel hayatımda da kamu yönetimi ve siyasetle iç içeydim.</h4>

<h4>Hollanda’da çok sevilen ve sayılan bir kurum var: ProDemos. Demokrasi ve Hukuk Devleti Evi olarak biliniyor. Orada da Türkiye’den gelen birçok heyeti ağırladım. ProDemos, vatandaşlara ve özellikle gençlere, demokrasi nasıl işler ve hukuk devleti nedir gibi konularda bilgi verir ve siyaset hakkında kurslar düzenler. Bu kurslardan birini, arkadaşlarımla beraber güncelledim. Şu anda bu kurs, Hollanda’nın 200’ü aşkın belediyesinde verilmektedir. Bu kursa katılan insanlarda siyasette aktif olma isteğini her zaman gözlemlemişimdir. Şu an Belediye Başkanı olduğum belediyeyi de bu kurs aracılığıyla tanıdım. Ben de burada vatandaşlara bu kursu verdim. Belediye Başkanı olmadan önce, Rotterdam’da demokrasi üzerine çalışan bir kurumda müdürlük yaptım. Toplumsal meseleler ile ilgili çalışmalar yürüten çeşitli kurum ve kuruluşlarda da görev aldım. Hollanda’da çocuk haklarını teşvik eden ve denetleyen bir kurumda başkanlık yaptım. Her zaman topluma dokunmaya çalıştım. Halen Hollanda Kamu Yönetimi Konseyi’nin (Raad voor Openbaar Bestuur) üyelerinden biriyim. Bu kurum, devleti ve parlamentoyu kamu yönetimi hakkında bilgilendirmekte ve bakanlıklara danışmanlık yapmaktadır. Bu çalışmaları şu anda belediye başkanlığımın yanında yürütüyorum. Siyaset, profesyonel hayatımda her zaman ilgilendiğim ve çalıştığım bir alan oldu.</h4>

<h4><strong>Belediye Başkanı olarak atanma sürecinizi anlatır mısınız? Atanmanız nasıl oldu ve öğrendiğinizde neler hissettiniz?</strong></h4>

<h4>Yeni belediye meclis üyelerini yeni döneme hazırlamak için eğitimler verilir. Rijswijk Belediyesi, benden yeni belediye meclis üyelerine bir eğitim vermemi istedi. Ben de kabul ettim. Eğitim için geldiğimde Rijswijk Belediyesi ilgimi çekti. O zaman yeni bir belediye başkanı aradıklarını fark ettim. Hollanda’da belediye başkanları, Türkiye’den farklı olarak halk tarafından seçilmez; kral tarafından atanır. Meclis, hangi özelliklere sahip bir belediye başkanı aradıklarını belirtir. O dönemde Rijswijk Belediyesi için aranan profile uygun olduğumu düşündüğüm için başvurdum. Başvuru için krala hitaben bir niyet mektubu yazılır ve bu mektup kralın eyaletteki temsilcisi olan valiye (commissaris van de koning) gönderilir. Başvuruların değerlendirilmesi için belediye meclisinde bir komisyon kurulur. Komisyonda, komisyon başkanı ve her partinin birer temsilcisi yer alır. Başvurduğumda komisyon, başvurum hakkında konuşmak için beni görüşmeye çağırdı. Bu görüşmeler çok gizli olur; kimlerin başvurduğunun bilinmesi yasal olarak kesinlikle yasaktır. Görüşmeden sonra komisyon, sizi telefonla bilgilendirir. Benimle yapılan görüşmelerin ardından komisyon başkanı benimle irtibata geçti ve beni listede birinci sıraya koyduklarını belirtti. Tabii bunu duyunca çok sevindim. Altı ila yedi ay süren bir sürecin sonunda “Rijswijk Belediye Meclisi, Huri Şahin’i Belediye Başkanı olarak İçişleri Bakanlığı’na sunuyor” şeklinde haber verdiler. İçişleri Bakanlığı’na sunulduktan sonra güvenlik soruşturması yapılır. Bu tamamlandıktan sonra İçişleri Bakanlığı, başvuruyu Bakanlar Kurulu’na sunar. Bakanlar Kurulu kabul edince kral belgeyi imzalar. Belediye Meclisi’nin organize ettiği yemin töreninin ardından belediye başkanının görevi resmî olarak başlar. Tören 12 Aralık 2022’deydi ve ben de 13 Aralık’ta belediye başkanı olarak göreve başladım. Aslında Yeşil Sol Parti’ye (GroenLinks) üyeliğim var, ancak belediye başkanlığını parti üstü bir görev olarak yürütüyorsunuz. Hollanda’da belediye seçimleri her dört yılda yapılır, ancak belediye başkanının görev süresi altı yıldır. Fakat eğer iyi çalışmazsanız ya da bir güven eksikliği olursa, belediye meclisi belediye başkanından memnun olmadığını belirtebilir, çünkü benim de üstümde halk tarafından seçilen bir belediye meclisi var.</h4>

<h4><strong>İlk Türk kökenli kadın belediye başkanı oldunuz. Aileniz ve yakın çevrenizin tepkisi ne oldu? Hollanda toplumu ve Türk toplumu tarafından bu atamanız nasıl karşılandı?</strong></h4>

<h4>Çok gurur duydular. Ailem olsun, Türk toplumu olsun, hepsi çok sevindi ve gurur duydular. Bu durum basına da yansıdı. Örneğin, Anadolu Ajansı’ndan bir muhabir vardı ve ertesi gün hemen haber yaptı. Türkiye’den telefonlar geldi. Onların sevinmesi beni daha da mutlu etti. Ben atanmadan kısa zaman önce vefat eden babamın bazı arkadaşlarının da beni tebrik etmesi, benim için çok değerliydi. Babam 2 Aralık’ta vefat etti ve ben 12 Aralık’ta yemin törenine katıldım, ama babama ben öncesinde, Bakanlar Kurulu onayladıktan sonra, haber vermiştim. Ailem dışındakilerin sevinmeleri benim için büyük bir gurur kaynağıydı. Bu durum bir sorumluluk hissini de beraberinde getiriyor, daha iyi yapmalıyım, örnek olmalıyım diye, ama elbette herkes gibi bir sınırınızın olduğunun da bilincindesiniz. Bazen belediye başkanı veya Türk kökenli olmanın ya da kadın olmanın getirdiği bazı zorluklar olabiliyor. Benim belediye başkanı olma isteğimin özellikle insani sebepleri var. Her zaman vatandaşlara yakın, onların sorunlarıyla ilgilenen, onların bana kolay ulaşabildiği bir başkan olmak istemişimdir. Bu sebeple, “her yere gidiyor, herkesle konuşuyor, insan ayırt etmiyor, sorunları çözmek istiyor” minvalinde hakkımda duyumlar almak beni mutlu ediyor. Bu şekilde kalabilmek tabii ki her zaman kolay değil, çünkü bazen bazı konularda insanların sevmeyeceği kararlar da almamız gerekiyor. Özellikle emniyetin devreye girdiği konularda, örneğin bir evde uyuşturucu bulunduğunda veya bir işveren uygun olmayan bir davranış sergilediği zaman. Böyle zamanlar zor kararlar almak gerekiyor. O kararları da halkın refahı için alıyorsunuz. Belediye başkanı olarak sadece herkesin seveceği şeyler yapmıyorsunuz.</h4>

<h4><strong>Siyasete ilginiz tam olarak ne zaman ve nasıl başladı?</strong></h4>

<h4>Siyasete ilgim 2000’li yıllarda Danıştay’da çalıştığımda başladı. Orada sekreter olarak çalıştığımda Amerika Birleşik Devletleri’nde 11 Eylül 2001 saldırıları olmuştu ve inanılmaz değişik bir siyasi atmosfer oluşmuştu. O zamanlar da Hollanda, günümüzdekinden pek farklı sayılmazdı, ama benim için asıl dönüm noktası 11 Eylül olayları oldu. Olumlu açıdan baktığımızda siyasette insanların sorunlarına yönelik çözümler üretebiliyor ve yardım edebiliyorsunuz. Siyasete ilgim bu amaçlarla başladı. Zor durumda kalan insanlara yardım etmek istiyorum. Bu bir çocuk olabilir, bir kadın olabilir veya herhangi bir insan olabilir. Şu an bir belediye başkanı olsam da bir gün hayatta kendimin de zor durumda kalabileceği ihtimalinden yola çıkarak insanlarla empati yapmaya çalışıyorum. Seslerini duyuramayan insanların sesi olmak temel motivasyonum, çünkü bazı insanlar şikayetlerini bir yerlere duyurabiliyorlar, ama bazı insanlar var ki evin içerisinde bile sesini duyuramıyor veya eşinden şiddet görüyor veya korku içerisinde yaşıyor ya da sessizce yoksullukla mücadele ediyor. O insanları devlet olarak duyabilmek bence bir hizmettir. Benim için kamu yönetimi görevi ve devletin olması gerektiği yer sessiz insanların yanıdır.</h4>

<h4><strong>Siyasi kariyerinizde ilham aldığınız biri var mıdır?</strong></h4>

<h4>Birlikte çalışmış olduğum eski Danıştay Başkanı Herman Tjeenk Willink ile geçen günlerde bir etkinliğe birlikte konuşmacı olarak katıldık. Kendisi şu an 83 yaşında. Şu an 49 yaşındayım, ama onun yanında çalıştığımda 25 yaşındaydım ve ondan çok şey öğrendim. Şu an yapabildiğim şeyler ondan görüp öğrendiğim şeyler. Türkiye’den ilham aldığım kişi ise İlber Ortaylı diyebilirim. Onun kitaplarını çok severim. Onun sohbet etme tarzı, hayata bakış açışı, kitap, araştırma, işteki isteklilik ve seyahat konusunda verdiği tavsiyeler benim için çok önemli.</h4>

<h4><strong>Çokkültürlü kimliğinizin görevinize katkıları oldu mu? Cevabınız evetse nelerdir?</strong></h4>

<h4>Çok fazla katkısı oldu, çünkü hayata farklı perspektiflerden bakabiliyorsunuz. Bunun avantajlarını sürekli yaşıyorum. Çokkültürlü olmanın olumlu yanları çok önemli benim için. Farklı kökenden insanlarla daha kolay iletişim kurabiliyorum. Örneğin ben Afgan kökenli değilim ama Afgan bir kadın bana yaklaşıp rahatlıkla derdini anlatabiliyor.</h4>

<h4><strong>Çokkültürlü olmanız, doğrudan işinize nasıl yansıyor? Somut bir örnek verebilme şansınız var mı?</strong></h4>

<h4>Özel günlerde, çokkültürlü olmanın değerini daha iyi anlıyorsunuz. Ramazan ayının önemini Müslümanlar için biliyorsunuz ama Hristiyanlar için de Paskalya’nın önemli olduğunu biliyorsunuz. Farklı olmak başka insanlarla daha kolay empati kurabilmenizi sağlıyor. Geçtiğimiz yıl ben çok gururlanmıştım. Hollanda Kralı Willem-Alexander, Ramazan ayında Rijswijk Belediyesi’nde kendi isteğiyle bir iftara katılmak istedi. Benim için inanılmaz güzel bir andı. Belediye başkanı olarak sadece Müslümanlara özel bir davet olarak düşünülmesini istemedim ve iftara farklı dinî grupların temsilcilerini de davet ettim. Bu örnekte olduğu gibi bazen söylediklerime ve yaptıklarıma özellikle dikkat ediyorum. Çünkü ben herkesin belediye başkanıyım, dinî benimle aynı olanın da olmayanın da. Müslüman olmayanların da belediye başkanı olduğumu hissetmelerini istediğim için iftar yemeğine her kesimden insanı davet ettim. Zaten iftarın da anlamı budur.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Koning Willem-Alexander schuift aan bij iftar in Rijswijk" decoding="async" height="828" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/koning-willem-alexander-schuift-aan-bij-iftar-in-r.jpeg" width="1473" /></p>

<h4><strong>Peki bir göçmen kökenli ve kadın olarak kariyerinizde ön yargılarla karşılaştığınız oldu mu? Evetse bu durumda nasıl mücadele ettiniz ve nasıl bir yol izlediniz?</strong></h4>

<h4>Ön yargı her zaman var. Kadın veya Türk olmasanız da ön yargılarla mücadele ediyorsunuz. Hollanda’da kadın belediye başkanı sayısı toplamın yarısı bile değil. Kadınlarda sayı olarak yavaş da olsa bir ilerleme var. Ama bu eşitsizlik beni hiçbir zaman engellemedi. Eşim tarafından veya etrafımdaki insanlar tarafından engellenmedim. 8 Mart’ta Uluslararası Kadınlar Günü kutlanıyor. Bu kapsamda buradaki kadın meclis üyelerimize bu hafta bir mektup göndererek toplantıya davet ettim. Onlarla hem kahvaltı yapmak hem de kadınların siyasete katılımını teşvik etmek ve belediye olarak bunu önemsediğimizi hissettirmek için böyle bir toplantı düzenledim.</h4>

<h4><strong>Kariyerlerinin başında olan Türk kökenli gençlere ve kadınlara bu konuda tavsiyeleriniz nedir?</strong></h4>

<h4>Yaptıkları işi severek yapmalarını ve kalpten istedikleri hangi işse ona yönelmelerini tavsiye ederim. Ailelerinin onayından ziyade kendi isteklerinin farkında olmalarını öneririm. Başkaları için değil, kendi yollarını çizmelerini tavsiye ederim. Meraklı olmalarını da tavsiye ederim, çünkü merak ettiğinizde yeni şeyler öğrenirsiniz. Belediye başkanı olarak etkilendiğim insanlar, başkalarına faydası olan insanlardır. Mesela, geçtiğimiz günlerde yürüyemeyen bir adam suya düştüğünde onu kurtaran kişiye belediye olarak ödül verdik. Çevresine faydalı olan insanlar benim için önemlidir.</h4>

<h4><strong>Belediye başkanı olarak göreve başladığınızda öncelikli hedefleriniz nelerdi? Aslında biraz bahsettiniz ama eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></h4>

<h4>Vatandaşlara yakın olan ve onların sorunlarını ciddiye alan bir belediye başkanı olmak isterim. Bunu sadece kendim için değil, diğer belediye başkanları için de sağlamayı hedefliyorum. Rijswijk Belediyesi çok hızlı büyüyen bir belediye. Nüfus olarak 60 bini aştık ve 10 yıl içerisinde bu sayı 80 bin olacak. Bu süreci de iyi yönetebilmek isterim. Hollanda’da her sekiz günde bir kadın cinayeti oluyor. Özellikle şiddet gören kadınlara yardımcı olmak da öncelikli hedeflerimden biri.</h4>

<h4><strong>Belediye bölgenizde ikamet eden vatandaşların ve özel de Türk kökenlerin hangi ihtiyaç ve sorunlarını gözlemlediniz şimdiye kadar?</strong></h4>

<h4>Benim özellikle Türk kökenlilerin sorun ve ihtiyaçlarına dair özel bir çalışmam yok. Ancak burada yaşayan Türk kökenli insanlarımızın öncelikli sorunlarından biri konut sorunu denebilir. Daha sonra iyi okul seçimi ve bakım sorunu da sayılabilir. İnsanlarımız giderek yaşlanıyor. 70 yaş üstündeki insanların sayısı yükseldi. 70 yaş üstü olduğunuzda da bu birçok konuda bakıma ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor.</h4>

<h4><strong>Belediyenizde yaşayan Türk kökenlerin sayısını biliyor musunuz? Türk kökenli vatandaşlar ile ilişkiniz nasıldır?</strong></h4>

<h4>Doğrudan Türklerin sayısını bilmiyorum ama Rijswijk Belediyesi’ndeki göçmen kökenli oranının %37 olduğunu biliyorum. Hollanda genelinde bu oran %25. Bu da belediye bölgemizde çok farklı kültürden gelen insanların yaşadığı anlamına geliyor.</h4>

<h4><strong>Türk kökenli vatandaşlarla ilişkiniz nasıldır?</strong></h4>

<h4>Türk kökenli bir belediye başkanının varlığı, sizce onların Hollanda’ya ve belediye yönetimine aidiyetlerini etkiledi mi? Bunun için araştırma yapmak gerekir ama sevindiklerini ve gurur duyduklarını açıkça belirtiyorlar. Bunu geçtiğimiz sene Türkiye’de 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin mağdurlarına düzenlenen yardım etkinliklerinde de gözlemlemiştim.</h4>

<h4><strong>Belediyede konut sıkıntısından bahsettiniz. Konut sıkıntısı veya kurumsal ayrımcılık gibi sorunlar için gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz?</strong></h4>

<h4>Bu konular Hollanda’da belediye başkanının görev alanına girmiyor. Belediyemizde şu kadar sosyal konut yapılsın demek gibi bir yetkim yok. Belediye başkan yardımcılarının siyasi kimlikleri daha fazla öne çıkar. Onlar belediye bünyesinde koalisyon kurar çünkü Hollanda’da tek bir partinin iktidarı söz konusu değildir. Böylelikle koalisyonla konut sıkıntısı ve ayrımcılık gibi konular hakkında kararlar alınabilir. Benim görevim koalisyon toplantılarını yönetmektedir. Ancak ayrımcılık konusunda doğrudan bana bir vatandaş geldiğinde onu dikkate alıp dinlemek benim görevim. Örneğin, bir kişi polis tarafından dışlandığını hissederse ben Emniyet Müdürü ile konuşabiliyorum ve nedenlerini araştırabiliyorum. Bir de ulusal bir olay olduğunda bakanlıklarla da görüşebilirim. Benim belediye başkanı olarak emniyet konusunda yetkim daha çok.</h4>

<h4><strong>Belediye başkanlığı sürecinde en büyük başarınızı veya gurur duyduğunuz bir anı paylaşabilir misiniz?</strong></h4>

<h4>Belediye başkanı olarak çok acı bir şekilde üç kadın cinayetine şahit oldum. Bu süreçlerde ailelere destek olmam ve toplumu bilgilendirme şeklim insanlar tarafından takdir edildi. Yine insanların en çok söylediği şeylerden bazıları görünür, ulaşılabilir ve Rijswijk Belediyesi’ni Lahey bölgesinde iyi temsil eden bir belediye başkanı olduğum yönündedir.</h4>

<h4><strong>Gelecekte Hollanda toplumu ve azınlık grupların yaşam kalitesini artırmak için planladığınız projeler var mıdır?</strong></h4>

<h4>Benim hedefim bu görev sürecinde işimin hakkını verebilmektir. Topluma faydalı, örnek ve iyi insan olabilmek bence dünyadaki en büyük zenginliktir.</h4>

<h4><strong>Son 60 yıla baktığınızda Hollanda’daki Türk toplumunun geldiği noktayı nasıl değerlendirirsiniz?</strong></h4>

<h4>Bu soruyu çok fazla soruyorlar, bence nasıl baktığınıza bağlı. Çok olumlu örnekler var, örneğin içimizden bir belediye başkanı, sporcular ve sanatçılar çıktı, ama her toplum içerisinde olduğu gibi bizim Türk toplumu içerisinde de sorun yaşayan insanlarımız var. Herkesten de çok yüksek yerlere gelmelerine dair beklentiler olmamalı. Bence Türklerin zor durumlarda dayanışma içinde olmaları en büyük zenginlikleri. Bunu en iyi deprem zamanında gördük. Olumsuz bir örnek olarak ise Türk kökenlilerde Hollanda’ya aidiyet noktasında bazı sorunların olduğunu söyleyebilirim. Seçimlerde oy kullanmak, Hollanda’daki gelişmeleri takip etmek gibi konularda daha görünür olmaları gerektiğini düşünüyorum.</h4>

<h4><strong>Yurt dışındaki Türk kökenli gençler, günümüzde çokkültürlü ortamda yetişiyorlar. Bunun kazanımları çok olsa da süreç her zaman kolay ilerlemiyor. Bu yollardan geçmiş biri olarak gençlere ne söylemek istersiniz ve ne tür tavsiyeler verirsiniz?</strong></h4>

<h4>Bunun zenginlik olduğunu görmelerini, Türkçe konuşmaktan çekinmemelerini ve hiçbir zaman kendilerini değersiz hissetmemelerini tavsiye ederim. İki kültür içerisinde büyümek en büyük zenginliklerdendir. Bunun faydalarını hissetmelerini isterim. Daha önce de söylediğim gibi sevdikleri işleri yapmalarını tavsiye ederim. Hollanda, demokrasisi çok güçlü olan bir ülke, inanılmaz imkânlar var ve onları iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim.</h4>

<h3><strong>KİMLİK, GÜVENLİK VE LİDERLİK: HOLLANDA’NIN İLK TÜRK EMNİYET MÜDÜRÜ HAMİT KARAKUŞ İLE SÖYLEŞİ</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="546" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/word-image-18715-17.jpeg" width="1413" /></p>

<h4><strong>Kısaca kendinizden bahseder misiniz? </strong></h4>

<h4>22 Şubat 1965 tarihinde, Kırşehir’in Sıdıklı Küçükoba Köyü’nün Kulpak Mahallesi’nde doğdum. Evliyim. Hülya, Aleyna Feride ve İsmail adlarında üç çocuğum, Şehide adlı bir gelinim ve Hamit Asaf adında bir torunum var.</h4>

<h4><strong>Ailenizden bahseder misiniz? Türkiye’nin neresinden geliyorsunuz, aileniz ne zaman Hollanda’ya göç etmeye karar vermiş?</strong></h4>

<h4>Babamın adı İsmail, annemin adı Fadime. Kırşehirliyiz. Babam zamanında işçi olarak Hollanda’ya geldi. Biz de babamdan sonra 1972 yılında aile birleşimiyle Hollanda’nın Steenwijk şehrine taşındık.</h4>

<h4><strong>Hollanda’daki hayatınızı kısaca anlatır mısınız? Hangi şehirlerde yaşadınız, hangi okullarda okudunuz? Şu anki kariyeriniz nasıl şekillendi?</strong></h4>

<h4>İlköğretimimi Steenwijk şehrinde tamamladım. O dönem eğitim görmek zordu. Ailem mesleki veya teknik eğitim almamı istedi. Türkiye’ye geri dönüş fikirleri olduğu için burada geçici kalmayı düşünüyorlardı. Ben ise eğitimime devam etmek istiyordum. Eğitimime devam ettim ama çok eksiğimin olduğunun farkındaydım. Tamamlamak için boş zamanlarımda ek dersler alıyordum. Aynı zamanda babamın yanında bir halı fabrikasında çalışıyordum. Yalnız mücadele vermem gerekiyordu. Çevremde veya ailemde bana destek olabilecek pek kimse yoktu. Sınavlara girdim ve polis akademisini kazandım. Fabrikadan ayrıldım. 1987 yılının Ocak ayında polis akademisine kabul edildim ve eğitimimi başarıyla tamamladım. Polis akademisine kabul aldıktan sonra Rotterdam şehrinde çalışmaya devam ettim. 1988 yılında artık Rotterdam’da yaşamak istediğimize karar verip oraya taşındık. İsmail ve Aleyna Feride Rotterdam’da dünyaya geldi, kızım Hülya ise Steenwijk’te doğdu. Sonrasında Schiedam şehrinde görevimi başkomiser olarak sürdürdüm. Polis Teşkilatında çeşitli pozisyonlarda yer aldım. Toplumsal meseleler ve semtlerdeki sorunların çözümü ile ilgileniyordum.</h4>

<h4><strong>Senatör ve Emniyet Genel Müdürü olmadan önce hangi görevlerde bulundunuz?</strong></h4>

<h4>1998 yılında Polis Teşkilatından ayrılmaya karar verdim. 1998-2006 yılları arasında şehirleşme ve semtlere ilişkin sorunları giderebilmek için çeşitli projeler geliştirdim. Bu projeler başarıyla sonuçlandı. Rotterdam’da inşaatçılara, gayrimenkul alanında proje geliştiren kurumsal yatırımcılara, konut dernekleri ve özel sektöre danışmanlık ile rehberlik yapan Atta Makelaars adında bir şirkette yönetici olarak çalıştım. Burada çeşitli semt ve konut projeleri geliştirdik. Bu alanda bölgenin en büyük şirketlerindendi. Rotterdam’da başladık ve sonra Hollanda’nın çeşitli şehirlerinde hizmet vermeye devam ettik. 2002-2006 yılları arasında siyasete girdim. İlk etapta İşçi Partisi’nin (Partij van de Arbeid-PvdA) il başkan yardımcılığını yaptım. Seçimi kazandık ve 2006-2014 yılları arasında Rotterdam Büyükşehir Belediyesi’nde encümen olarak imar, iskân, şehirleşme ve ekonomi alanlarından sorumlu birimde görev aldım. 2014 yılında Platform31 kurumuna atandım. Platform31, bağımsız bir araştırma kurumudur ve bakanlıklar, belediyeler ve diğer kurumlar için şehirleşmeyle ilgili bilimsel araştırmalar yapar ve geleceğe yön verir. Aynı zamanda mevcut sorunlara çözümler geliştirir. Bunun haricinde yönetiminde yer aldığım diğer kurumlar da oldu. Son olarak 2021-2024 arasında Hollanda Parlamentosu’nun üst kanadı olan Senato’da senatör olarak yer aldım.</h4>

<h4><strong>Hollanda’da Düzgün Yıldırım’dan sonra ‘Türk asıllı ikinci Senatör’ oldunuz. Hollanda’da siyasete ilginiz ne zaman ve nasıl başladı? </strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, person, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="346" sizes="665px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-person-overdekt.jpeg" width="665" /></p>

<h4>İnsanlar arasındaki ekonomik eşitsizliğin arttığını fark ettim. Yoksul ailelerin ve çocukların sayısı giderek artıyordu. Çocukların eşit fırsatlara sahip olmadığını gördüm. Mezun olmadan okulu bırakan çocukların sayısı artmıştı. Bu durum özellikle göçmen kökenlilerde daha fazlaydı. Bu konularda bir şeyler yapmak istedim. Siyasete bu yüzden girdim. Böylelikle ilk olarak 2002 yılında PvdA Partisi’ne üye oldum.</h4>

<h4><strong>Hollanda Senatosu’nda yer alma motivasyonunuz neydi? Göreviniz boyunca sorumluluk alanlarınız neydi? Hangi çalışmalara imza attınız? </strong></h4>

<h4>Senatoda görev alanım; Halk Sağlığı ve Spor Bakanlığı, Tarım, Doğa ve Gıda Bakanlığı ve Altyapı ve Su Yönetimi Bakanlığı olmak üzere üç Bakanlığın alanını kapsıyordu. Görev alanım oldukça genişti. Bu görev alanına giren meselelerle ilgili partim adına sözcülük yaptım. Senatörler, Bakanlar tarafından sunulan yasa tasarılarının içeriğini değerlendirmekle sorumludur. Aynı zamanda üye olduğunuz parti adına söz konusu yasa tasarılarına ret veya kabul oyu verebiliyorsunuz. Hollanda’da Senato en yüksek siyasi organdır. Bir yasa tasarısı Temsilciler Meclisi’nde onaylansa dahi Senato’daki çoğunluk tarafından desteklenmiyorsa yasa meclisten geçmez. Yasa tasarıları, önce Temsilciler Meclisi’nden sonra da Senato’dan geçer.</h4>

<h4><strong>Senato’da görev aldığınız sürede doğrudan göçmen kökenliler ve Türk diasporasını ilgilendiren çalışmalarda da yer aldınız mı? Ne tür katkılar sağlamaya çalıştınız? </strong></h4>

<h4>Hükümetin meclise sunduğu ve değerlendirdiğimiz kanun teklifleri arasında göçmen kökenlileri etkileyen kanun teklifleri de vardı. Toplumun hak ve özgürlüklerini kısıtlayacak tekliflere ret oyu kullandık. Bunun dışında eğitim alanında, örneğin okul harçlarının yükselmesine karşı da çalışmalar yapmaya çalıştık, çünkü okul harçlarının yükselmesi düşük gelirli insanların dezavantajınadır. Ayrıca, belirli bir gelir düzeyinin altında olup sosyal konutlarda yaşayan vatandaşlara yapılan kira yardımları giderek azaltılıyor. Bu durum, düşük gelirli vatandaşların daha yüksek kira ödemesine yol açıyor. Bu konu hakkında da çalışmalar yürüttük.</h4>

<h4><strong>Hollanda Parlamentosu’nda Türk kökenlilerin temsilini nasıl değerlendirirsiniz?</strong></h4>

<h4>Parlamentoda toplumun her kesimi temsil edilmeli. Diğer göçmen topluluklar gibi Türk kökenlilerin de siyasette temsil edilmesi önemlidir, çünkü göçmen kökenlileri ilgilendiren konular parlamentoda görüşülüyor ve onların hayatını etkileyecek kararlar alınıyor.</h4>

<h4><strong>Türk diasporasının Senato’da temsil edilmesinin önemini değerlendirir misiniz? </strong></h4>

<h4>Sadece bir grubun değil, herkesin parlamentoda temsil edilmesi her zaman önemlidir. Bir milletvekili veya senatör bütün toplumu temsil eder ama kendine has düşünceleri de vardır. Benim Türk kökenli olmam ve arka planım sayesinde Türk toplumunun siyasete erişimi arttı. Farklı kesimlerin Senato’da temsil edilmesi bu kesimlerin ihtiyaç ve taleplerinin daha iyi dile getirilmesini <strong>ve gündeme taşınmasını sağlayacaktır. Rol model olarak Türk toplumunu ve özellikle gençlerin Hollanda’daki siyasal katılımını artırmaya yönelik çalışmalarınız oldu mu?</strong></h4>

<h4>Yer aldığım her görevde siyaset dahil olmak üzere gençleri çalışmalara dahil etmeye çalıştım. İşçi Partisi’nde aynı zamanda komisyon üyesiydim. Dolayısıyla Türk ve diğer azınlıkların sayısının Parlamento veya Belediye Meclislerinde artırılmasına yönelik çalışmalara öncülük ettim. Bunu polis olarak çalıştığım dönemde de yapmaya çalıştım.</h4>

<h4><strong>Kısa süre önce Hollanda’daki ilk Türk kökenli Emniyet Müdürü olarak atandınız. Hollanda Polis Teşkilatı’ndaki göreviniz hakkında kısaca bilgi verir misiniz?</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, person, persoon, Officieel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="670" sizes="661px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-person-persoon-officieel.jpg" width="661" /><br />
<strong><em>Hamit Karakuş yemin töreninde</em></strong></p>

<h4>Emniyet Müdürü olarak Kuzey-Hollanda eyaletinden sorumluyum. Diğer eyaletlerin Emniyet Müdürleri ile ülkenin Polis Teşkilatı’ndan sorumluyuz. Ekibim, 4 bin personelden oluşuyor.  Göreviniz boyunca hedeflediğiniz öncelikli konular var mıdır? Öncelikli hedeflerimden biri toplumdaki güvenliği artırmaktır. Diğer bir hedefim Polis Teşkilatı’nın, toplumun bir yansıması olmasını sağlamak. Bunu sağlamak için Polis Teşkilatı daha çok göçmen kökenliyi istihdam etmeli ve çeşitli gruplarla temasını artırmalıdır.</h4>

<h4><strong>Polis Teşkilatı’nda göçmen ve Türk kökenli polislerin oranı nedir? </strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met overdekt, kleding, persoon, muur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="615" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-overdekt-kleding-persoon-muur-d.jpeg" width="821" /></p>

<h4>Hollanda İstatistik Kurumu’nun (Centraal Bureau voor de Statistiek-CBS) Kültürel Çeşitlilik Barometresi’ne göre Polis Teşkilatı’ndaki göçmen kökenli personel sayısı giderek artmaktadır. Randstad Bölgesi’nde göçmen kökenli adayların oranı 2020 yılında %17 iken 2021 yılında %23’e yükseldi. Ulusal düzeyde, göçmen kökenli adayların oranı 2020 yılında %16 iken 2021 yılında %19’a yükseldi. Ancak, bu oran henüz yeterli değil. Teşkilatta çalışmaya başladıktan sonra işi bırakan göçmen kökenli oranı yüksek. Polis Teşkilatı’nda çeşitliliği artırmak için özel çalışmalar ve kampanyalar başlatıldı. Böylece Polis Teşkilatı’nın toplumun çeşitliliğini yansıtan bir kurum haline gelmesi amaçlanmaktadır.</h4>

<h4><strong>Hayatınıza baktığınızda kararlarınızı etkileyen belirli dönüm noktaları oldu mu? </strong></h4>

<h4>Ailelerimizin Türkiye’ye geri döneceğine hiçbir zaman inanmadım ve her zaman burada kalıcı olduğumuza inanıyordum. Bunun farkına küçük yaşta vardım ve hayatta kendime ona göre planlar yaptım. Kendimi geliştirerek toplumun bir parçası olmayı hedefledim ve benim de her birey gibi toplumda belirli bir konuma gelebileceğime inandım.</h4>

<h4><strong>Kariyer hayatınızda şahit olduğunuz ve aklınızda kalan önemli olaylar oldu mu? </strong></h4>

<h4>Çok oldu, çünkü göçmen kökenli olarak her yerde ilk olduğunuz için ön yargıları kırmanız gerekiyor. Bu da kolay olmadı fakat hiç kimseyi suçlamadan, kendi başarımı ön planda tutarak, pes etmeyerek, kendimden emin bir şekilde ilerledim. Bu süreçte bana güven ve fırsat vererek destek olanlar da vardı.</h4>

<h4><strong>Çokkültürlü kimliğinizin hem siyasetteki hem şu anki görevinize katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?</strong></h4>

<h4>Katkısı olduğunu düşünüyorum. Örneğin kendim de göçmen kökenli olduğum için göçmen kökenlileri daha iyi anlayabiliyorum. Onların kültürünü ve düşünce yapılarını bildiğinizde onların dilinden daha iyi anlıyorsunuz. Bu sayede insanlar <strong>“sen bizden birisin”</strong> düşüncesiyle benimle çekinmeden irtibata geçebiliyor.</h4>

<h4><strong>Son 60 yılı değerlendirdiğinizde Türk kökenlilerin genel olarak Hollanda’ya ve Türkiye’ye katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? </strong></h4>

<h4>Hollanda’daki Türk kökenlilerin her iki ülkeye birçok alanda katkıları büyük. İki ülke ilişkilerinde ekonomik, kültürel ve beşerî sermaye anlamında köprü vazifesi görüyorlar.</h4>

<h4><strong>Göçmen kökenlilere yönelik politikalarda son 60 yılda ne tür değişiklikler yaşandı? </strong></h4>

<h4>Büyük değişiklikler olduğunu söyleyemem. Bu konuda hâlâ mücadele veriliyor. Batılı olmayan ülkelerden gelen göçmen toplulukların burada kabul gördüğü hâlâ tam olarak söylenemez, çünkü hâlen entegrasyondan bahsediliyor. Halbuki üçüncü ve dördüncü kuşak Hollanda’da doğdu. Türk toplumu içinde de hâlâ kendini Hollanda’da geçici olarak görenler var, doğal olarak göçmen politikalarına bunun da yansımaları oluyor.</h4>

<h4><strong>Hollanda’daki Türk kökenlilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz? </strong></h4>

<h4>Hollandalı Türkler günümüzde üçüncü ve dördüncü kuşağa ulaştı. İlk nesillerden farklı olarak artık her alanda görünür hale geldiler. Yeni nesiller artık daha donanımlı ve eğitimli. <img alt="✍" draggable="false" role="img" src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/svg/270d.svg" /> Hollanda’daki Türk kökenli gençlere tavsiyeleriniz nelerdir? Eğitim seviyelerini artırmaya devam etsinler ve mevcut iş potansiyellerini iyi değerlendirsinler. Topluma dahil olsunlar ve toplumda her alanda aktif olsunlar.</h4>

<h3><strong>BİRİNCİ NESLİN SİVİL TOPLUM ÖNCÜLERİNDEN İBRAHİM GÖRMEZ İLE SİVİL VE SİYASİ HAKLAR ÜZERİNE SÖYLEŞİ</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Zakenman/-vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="174" sizes="366px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-kleding-2.jpeg" width="366" /></p>

<h4><strong>Kendinizden ve göç hikâyenizden kısaca bahseder misiniz?</strong></h4>

<h4>Daha evvel de çeşitli söyleşilerimde belirttiğim gibi, gözleri görmeyen bir babanın yedi evladından üçüncüsü olarak, 1939 yılında İzmir’de dünyaya geldim. Rahmetli annem okuma yazma bilmeyen, kısıtlı imkânlarla kendini çocuklarını yetiştirmeye adamış bir kadındı. Bizlere doğruluğu, insanlara ve hayvanlara yardım etmeyi, yalan söylememeyi, namaz kılmayı, oruç tutmayı, Allah’ın emirlerini yerine getirmeyi, velhasıl; bir insanda olması gereken tüm faydalı hasletleri gerek yumuşak tarzda gerekse otoriter biçimde aktardı. Rabbim ondan razı olsun, mekânı cennet olsun. Ben yoksulluktan dolayı ilkokuldan sonra okuyamadım. Bir ağabeyim Ankara’da astsubay okulunda, diğer ağabeyim İzmir kestane pazarındaki camide hafızlık eğitimi alırken babam beni bir arkadaşının dükkânına meslek öğrenmem için çırak olarak verdi. Hollanda’ya geldiğim 1964 yılına kadar orada çalıştım. Hollanda’ya ailemin onayı ve sözü üzerine üç seneliğine geldim. Hollandacada <strong>“de mens wikt, maar God beschikt”</strong> diye bir söz vardır, yani insan bir şeye niyet eder, lakin nihayetinde Tanrı karar verir. Ben de üç seneliğine niyet ettiğim Hollanda’da Rabbimin kararı ile altmış birinci seneme giriyorum ve burada yani Amsterdam’daki Müslüman mezarlığında yerimi de satın aldım. Rabbim hayırlı ömürler, hayırlı ölümler nasip etsin. Tabii, buraya turist olarak gelmedim. Ülkemdeki seçilmiş hükûmetin devrilip askeri bir rejime geçmesi sebebiyle Türkiye müthiş bir işsizliğe düşmüş, bu işsizlik sebebiyle vatandaşlar istikballerini yabancı ülkelerde aramıştır. Ben de bundan dolayı istikbalimi, geçici bir müddet için de olsa 15 Mart 1964 tarihinde yurt dışında aramaya karar verdim.</h4>

<h4><strong>1964 yılında, Türkiye ve Hollanda arasında İşgücü Anlaşması imzalanırken orada bulunarak Hollanda Türk toplumunun temellerinin ilk atıldığı anlara tanıklık ettiniz. Bize o anı anlatır mısınız? Orada bulunma sebebiniz neydi? İmzalanan anlaşmayla ilgili beklentileriniz ve düşünceleriniz tam olarak neydi?</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, person, persoon, muur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="366" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-person-persoon-muur-doo.jpg" width="945" /></p>

<h4>Karakter olarak okumaya ve öğrenmeye çok meraklı biriydim. Çocukluğumda, yerlerde gazete parçalarını bulup okurdum. Bu derece öğrenme merakım vardı. Çevremdeki yetişkinler çocukken sorularımdan yorulurlar ve bana <strong>“Yeter artık!”</strong> derlerdi. Hatta bununla ilgili bir anekdot aktarmak isterim. Hollanda’ya geldiğim ilk yıl tanıştığım rahmetli eşim Antona Reyhan Görmez, oğlumuza hamileyken Hollandacayı öğrenmek için çok soru sormamdan dolayı bir gün bana “Ben doğacak olan çocuğumuzun adını <strong>‘wat is dat?’ koyacağım!”</strong> demişti. Bu öğrenme merakım hâlâ devam ediyor.</h4>

<h4>Hollanda ve Türkiye arasındaki iş gücü anlaşması, Amsterdam’ın doğusu ve kuzeyi arasında yer alan IJdijk’te, Ford araba fabrikasında çalışan Türk işçilere tahsis edilmiş Woonoord Tussenhaven adındaki yurdun bulunduğu mekânda imzalandı. Burası Türk işçilerinin toplu olarak kaldıkları tek yerdi. Daha evvel de belirttiğim gibi öğrenme merakımdan dolayı öğrendiğim bilgilerle gerek Türk işçilerin çalıştığı fabrikada gerekse kaldığımız yurtta arkadaşlarıma da yardımcı oluyordum. Türkiye Cumhuriyeti Çalışma Bakanı rahmetli Bülent Ecevit, anlaşmayı imzalamak üzere Hollanda’ya geldiğinde Hollandalı mevkidaşları kendisine bir sürpriz yaparak anlaşmanın bizlerin kaldığı yerde imzalanmasına karar vermişler. Aynı zamanda, Türk işçilerin yaşantısı hakkında bilgi alması maksadıyla anlaşmayı bu yurtta imzalamayı uygun görmüşler. Kaldığımız yurdun müdürü, benim durumumu bildiğinden bana misafirleri ağırlama görevi vermişti. Böylelikle birkaç arkadaşım ile birlikte bu anlaşmanın organizasyonuna dâhil olduk. Ford araba fabrikasında çalışan yaklaşık diğer 80 arkadaşımız da seyirci olarak katıldı. O gün yemekler yendi, konuşmalar yapıldı, sembolik olarak imzalar atıldı ve şampanyalar patlatıldı. Daha sonra Hollandalı misafirlerimize bazı türküler söyledik ve bazı skeçler yaptık.</h4>

<h4>Bendeniz de âcizane başına eşarp takıp elinde şemsiye ile Kâtibim şarkısını tiyatral olarak takdim etmiştim. O gün anlaşmanın ne manaya geldiğini Sayın Bülent Ecevit bizlere açıkladı. Kendisi yaptığı açıklamada; çok fazla sayıda vatandaşımızın yasal olmayan yollardan Avrupa’ya geldiğini ve herhangi bir güvenceleri olmadan en ağır şartlarda bilhassa maden ocaklarında çok az bir ücret ile çalıştıklarını, bu anlaşma ile vatandaşlarımızın daha güvenceli bir şekilde çalışmalarının sağlanacağını belirtti. Gayet memnun kaldığımız bir gün geçirdiğimizi hatırlıyorum.</h4>

<h4><strong>Hollanda Türk toplumunun sivil haklardan eşit şekilde faydalanması için yapılan girişimlerin öncülerindensiniz. Yeni bir ülkede ilk ve öncü olmanın size hissettirdiklerini nasıl tanımlarsınız?</strong></h4>

<h4>Ailemden almış olduğum terbiye dolayısıyla, insanlara hizmet etmenin ne kadar erdemli bir davranış olduğunu anladım. Rabbimin bahşetmiş olduğu Hollandaca dilini çok çabuk öğrenmemin bir karşılığı olarak yapmış olduğum çalışmalar, maddi ve manevi anlamda vatandaşlarıma anamın ak sütü gibi helal olsun. Bunun hissettirdiklerini tarif etmem imkânsızdır. Tekrar dünyaya gelsem, yine aynı şeyleri yapmaktan zerre kadar tereddüt etmem.</h4>

<h4><strong>İlk olarak hangi sivil haklar için mücadele verdiniz? O yıllarda bu hakların kazanımı için nasıl bir yol izlediniz ve hangi adımları attınız? Talepleriniz ve mücadeleleriniz ile ilgili o yıllarda Hollanda toplumunun ve resmî kurumların tepkileri ne oldu?</strong></h4>

<h4>Başarısız bir Türkiye’ye dönüş maceramdan sonra geri geldiğim ve artık burada kalıcı olduğumuza inandığım bu ülkede dinimizi, dilimizi ve kültürümüzü nasıl idame ettirebiliriz düşüncesiyle arayışa girdim. İlk başlarda arkadaşlarımın hemen hemen hepsi benim Hollanda’ya kültürel ve dinî anlamda uyum sağlayamamamın kendilerinin de uyum sağlayamayacağı anlamına gelmediğini defalarca söylediler; fakat ben burada kaldığımız müddetçe bazı hayati ihtiyaçlarımızın olduğunu ve buna yönelik girişimlerde bulunmamız gerektiğini belirttim. Örneğin bir araya gelebilmemiz, birlikte Cuma namazlarını kılabilmemiz ve Ramazan ayında ibadetlerimizi yerine getirebilmemizin önemli ihtiyaçlar olduğunu izah ettim. Sağ olsunlar arkadaşlarımın bana gösterdikleri itimat ve anlayışla bazı girişimlerde bulundum. Eşimin Hollandalı olması ve öğrenme merakımdan dolayı Hollandacayı tercümanlık yapacak seviyede öğrenmiş olmam, bu süreçte benim en büyük hazinem oldu. Bu vesileyle belediye ve dinî bir kuruluş olan Kiliseler Birliği ile temasa geçerek ihtiyaçlarımızı dile getirmeye başladım. Karşılaştığımız en önemli zorluk resmî kuruluşların bizlere; Hollanda’nın seküler bir anayasaya sahip olduğunu, yani devletin dinî kuruluş ve inançlara karışmadığını, bu kuruluşların serbestçe dinlerini icra edebileceklerini, lakin devlet tarafından herhangi bir maddi yardımın söz konusu olmadığını söylemeleri oldu. O yıllarda onların bu tutumlarına cevaben; Hollanda’nın bu sistemine karşı saygı duyduğumuzu, ülkemiz Türkiye’nin de laik bir ülke olduğunu, fakat Türkiye’de Yahudilerin 400 yıl, Katolik ve Protestanların ise daha uzun yıllar her türlü alt yapıya sahip olduklarını, herhangi maddi bir yardıma ihtiyaçları olmadığını, ayrıca dinî inançlarını yerine getirebilmelerinin anayasa ile güvence altına alındığını argüman olarak belirttim. Buna karşın Hollanda’da 15 senedir bulunan ve tamamı işçi olduğu için maddi hiçbir imkânı olmayan Müslümanların bu ihtiyaçlarını yerine getirebilmeleri için gerekli yerlerin tahsis edilmemesinin, en azından insan hakları açısından bir eksiklik olduğunu tüm parti yetkililerine gerek yazışma ile gerekse yüz yüze görüşerek izah ettik. Kiliseler Birliği’nin bizim tarafımızı tutması neticesinde hükümet, bu durumun araştırılması için bir komisyon kurulmasına karar verdi ve başına sonradan Adalet Bakanı olacak olan Profesör Hirsch Ballin’i getirdi. Bu komisyon ile yaptığımız görüşmeler neticesinde hükümete verilen bir rapor ile Müslüman topluluğunun maddi imkânsızlıklar yüzünden dinî vecibelerini yerine getiremediği, bunun için geçici olarak maddi destek sağlanmasına ihtiyaç duydukları belirtildi. Bunun üzerine Kiliseler Birliği, bize Amsterdam’da Rokin semtinde Kraliyet Sarayı ve Dam Meydanı’na 800 metrelik mesafede yer alan Nieuwezijds Kapel adında Protestanlara ait kullanılmayan bir kiliseyi kiralayabileceğimizi bildirdi. Kirası yıllık 70 bin gulden olan bu binanın 35 bin guldenlik kısmının Hollanda Kültür Bakanlığı, kalan 35 bin guldenlik kısmının ise Amsterdam Belediyesi tarafından verilmesi kararlaştırıldı. Protestanların bir sözü vardır: <strong>“Buraya Papa geleceğine Türklerin gelmesini yeğleriz,” </strong>diye. Kilisenin bizden tek isteği, ön tarafta ana caddede yer alan Rokin kapısının kullanılmamasıydı. Sebebini merak etmemiz üzerine, bize Protestanların kilisesinde Müslümanların namaz kıldıklarını diğer insanların görmelerini istemediklerini söylediler. Yan sokaktaki Wijde Kapelsteeg adındaki sokak kapısını kullanmamızı istediler. Biz de onların bu isteklerine saygı gösterdik ve yan sokaktaki kapıyı kullandık.</h4>

<h4><strong>Sürecin başından beri tanık olan biri olarak bu tepkilerde veya Hollanda’daki kurumların ve toplumun sivil ve siyasi hak taleplerine zamanla pozitif veya negatif yönde bir değişiklik gözlemlediniz mi?</strong></h4>

<h4>Evet, ilk başlarda hiçbir negatif tepki olmadığı gibi bilhassa her kesim ve kuruluşun elinden geldiği kadar yardımcı olmasına rağmen, zamanla maalesef Müslüman zannettikleri kişilerin yapmış oldukları yanlışlıklar, tüm Müslüman toplumuna mâl edildiği için bu günlere, yani Müslüman karşıtlığının ortaya çıktığı günlere geldik.</h4>

<h4><strong>Aynı zamanda Hollanda Türk toplumunda ilk dernekleşme süreçlerinde de yer aldınız. İlk dernekleşmelerde en büyük motivasyon neydi? İlk derneklerin kurulduğu yıllarda nasıl bir atmosfer vardı?</strong></h4>

<h4><img alt="Afbeelding met tekst, krant, Nieuws, Krantenpapier Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="256" sizes="656px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-krant-nieuws-krantenpapier.jpeg" width="656" /></h4>

<h4>En büyük motivasyonumuz, Hollanda’nın varlığımızı kabullenmesi ve anayasanın tanımış olduğu haklardan yararlanabilmemizdi. Bunu da ancak birlik içinde sağlayabiliriz düşüncesiyle dernekleri kurduk. Daha sonra bu dernekleri bir çatı altında birleştirip federasyonlar kurduk. Varlığımızı bu şekilde kanıtladık. Toplumumuza mâl ettiğimiz anayasal haklar çoğaldıkça bu motivasyonumuz en üst seviyelere ulaştı.</h4>

<h4><strong>Hollanda’ya göçün gerçekleştiği ilk yıldan bugüne tanıklık etmiş birinci nesil olarak, Hollanda Türk toplumunun son 60 yıllık sürecini kısaca nasıl değerlendirirsiniz?</strong></h4>

<h4>60 yıl bir ömür için uzun bir zaman dilimi gibi gözükse de haddi zatında çok kısa bir zaman dilimi. Bu kısa zaman dilimi içinde inanılmayacak çok başarılı bir süreci geride bıraktık. Dilini, dinini, hatta iklimini bile bilmediğimiz gerek dinleri, gerek dilleri, gerek kültürleriyle hiçbir bağlantısı olmayan bizler 60 yıl sonra binlerce iş insanı, politikacıları, siyasi partileri, akademisyenleri ile dolu bir topluma dönüştük. Kendi mabetlerimiz, mezarlıklarımız, iş yerlerimiz ve fabrikalarımızla gurur duyulacak bir seviyeye geldik. İlk zamanlarda devletin nerede olduğunu bilmezken şimdi devletin tüm yetkilileri, başta elçilerimiz, konsoloslarımız, müşavirlerimiz, ataşelerimiz olmak üzere, bizlerle devamlı iç içe. Hayalini dahi kuramadığımız bir evreye geldik, Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.</h4>

<h4><strong>Sonraki nesillerin siz birinci nesil öncülerle ilgili en çok neyi unutmamalarını istersiniz?</strong><br />
<br />
Gelecek nesillerimizin bizleri değil; dinlerini, dillerini, kültürlerini, atalarının nereden geldiklerini unutmamalarını diler ve dua ederim.</h4>

<h3><strong>BÜYÜKELÇİ SELÇUK ÜNAL İLE YAPILAN MÜLAKATIN ÖZETİ</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, stropdas Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="565" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht-4.jpeg" width="1416" /></p>

<h4>Büyükelçi Selçuk Ünal, söyleşide hem 2024 yılının anlamını hem de Hollanda Türk toplumunun 60 yıllık serüvenini kapsamlı biçimde anlatıyor.</h4>

<h4>Önce, 2024’ün Türkiye ile Hollanda arasındaki Dostluk Antlaşması’nın 100’üncü, işgücü anlaşmasının ise 60’ıncı yılı olduğunu vurguluyor. Büyükelçilik olarak Dışişleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı, YTB ve Hollanda Türk toplumu ile birlikte yıl boyuna yayılan söyleşi, konferans, sergi, konser, anma programları ve spor etkinlikleri düzenlediklerini belirtiyor. Bu faaliyetlerle hem iki ülke ilişkilerinin son 100 yılda geldiği seviyeyi hem de Türk işçi göçünün 60 yılda yarattığı birikimi ve sorunları ele aldıklarını, aynı zamanda Hollanda Türk toplumunun hak ve menfaatlerinin gelecekte nasıl daha iyi korunabileceğini tartıştıklarını ifade ediyor. Rutte’nin ziyareti, Hakan Fidan’ın Wittenburg Konferansı için Hollanda’ya gelişi ve YTB Başkanı Abdullah Eren’in katıldığı Rotterdam etkinliği bu özel yılın öne çıkan diplomatik boyutları olarak dile getiriliyor. Utrecht’te Göçmenlere Teşekkür Anıtı, Almelo Yunus Emre Camii külliyesi ve eski caminin müze statüsü kazanması da sembolik gelişmeler arasında sayılıyor.</h4>

<h4>Göçün tarihini anlatırken, 1964 İşgücü Anlaşması ile Türkiye’den Hollanda’ya gelen işçilerin sanayi, inşaat, gemi yapımı ve madencilik gibi ağır ve riskli işlerde çalıştığını, başlangıçta geçici kalmayı planlarken aile birleşimi ve işverenlerin talebi ile toplumun Hollanda’da kalıcı hale geldiğini söylüyor. Üç kuşakta yaklaşık 500 bin kişiye ulaşan bu nüfusa bugün dördüncü neslin de eklendiğini belirtiyor. Türk toplumunun artık sadece işçi değil, farklı alanlarda işveren ve girişimci konuma geldiğini, siyasetten ticarete, eğitimden kültüre ve spora kadar hayatın her alanında görünür olduğunu vurguluyor.</h4>

<h4>Sivil toplum alanında Hollanda Türk toplumunun çok güçlü bir kurumsallaşma sergilediğini, ekonomi, ticaret, kültür sanat, eğitim, insani yardım ve hemşehri dernekleri gibi geniş bir yelpazede örgütlendiğini aktarıyor. Bu yapıların hem ortak menfaatlerin korunmasında hem de birlik ve beraberliğin güçlendirilmesinde önemli rol oynadığını, 140 civarındaki cami derneği ile Hollanda Diyanet Vakfı’nın da dini ve sosyal dayanışmayı desteklediğini ifade ediyor. Hollanda Türk toplumunun ana vatana, dile, inanca ve örf adetlere güçlü bağlılığını, aynı zamanda Hollanda toplumunun bir parçası olarak yüksek uyum kapasitesini, özellikle de Asrın Depremleri sırasında gösterilen üstün örgütlenme ve yardım kampanyalarıyla ortaya koyduğunu belirtiyor.</h4>

<h4>Büyükelçi, Hollanda’daki Türk diasporasının Türkiye Hollanda ilişkilerinde ve ekonomik bağlarda oynadığı rolü de öne çıkarıyor. Yaklaşık 25 bin Türk kökenli işverenin Hollanda ekonomisine ve iki ülke arasındaki ticarete ciddi katkı sunduğunu, diasporanın tam anlamıyla bir dostluk ve iş birliği köprüsü olduğunu söylüyor. Buna karşın, 2000’li yıllardan itibaren yükselen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığının toplum üzerinde baskı yarattığını, ancak Hollanda Türk toplumunun haklarını hem ulusal hem de Avrupa hukuk zemininde arama konusunda giderek daha bilinçli hale geldiğini vurguluyor. Yeni kurulan sağ eğilimli hükümetin göçmenler açısından yarattığı kaygılara rağmen Türk toplumunun bu ülkenin ayrılmaz parçası olduğunu, hiçbir yere gitmediğini, Büyükelçiliğin de ayrımcılık ve İslam karşıtlığı dahil her alanda toplumla birlikte hareket edeceğini dile getiriyor.</h4>

<h4>Genç kuşaklar açısından, üçüncü ve dördüncü neslin Hollanda toplumuyla daha iç içe, daha dışa açık ve iki kültürü birlikte taşıyan bir profil sergilediğini belirtiyor. İki kültür arasında sıkışmışlık ve zaman zaman yaşanan ayrımcılık duygusuna rağmen, gençlere her iki ülkenin iyi yönlerini alarak bunu bir kültürel zenginlik olarak görmeleri tavsiye ediliyor. Öte yandan, son yıllarda artan yüksek vasıflı göçle Hollanda’ya gelen yeni, eğitimli Türk gençlerine de dikkat çekiyor. Bu gelişmenin hem Hollanda’nın ihtiyaçlarından hem de Türk insanının niteliklerinden kaynaklandığını, ancak kalıcı beyin göçü ile geçici uzmanlık göçü dengesinin iyi izlenmesi gerektiğini söylüyor. Aynı şekilde, emeklilik, vatan özlemi veya yeni bir hayat kurma amacıyla Türkiye’ye dönenlerin de var olduğunu, bu tersine göç sürecinde özellikle sosyal güvenlik alanında destek vermeye çalıştıklarını belirtiyor.</h4>

<h4>Söyleşinin sonunda, 500 yıla yaklaşan tarihsel ilişkiler ve 100 yıllık modern dostluğun bugün çok boyutlu bir iş birliğine dönüştüğünü hatırlatıyor. Hollanda’nın Türkiye’nin en büyük yatırımcılarından biri haline geldiğini, Türkiye’nin de son dönemde Hollanda’dan yoğun doğrudan yatırım aldığını, Amersfoort’ta Fahri Başkonsolosluk, yeniden açılan ticaret ataşeliği ve yatırım ofisi gibi adımlarla ilişkilerin kurumsal zemininin güçlendiğini anlatıyor. Bu tablo içinde Hollanda Türk toplumunun, iki ülke arasındaki tarihsel ve güncel bağların güçlenmesinde vazgeçilmez bir köprü olduğunu ve bu rolün önümüzdeki dönemde de devam edeceğini vurguluyor.</h4>

<h4><strong>HOLLANDA’NIN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ JOEP WIJNANDS RÖPORTAJININ ÖZETİ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met pak, persoon, Menselijk gezicht, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="168" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-pak-persoon-menselijk-gezicht-kl.jpeg" width="299" /></p>

<h4>Joep Wijnands, 2024 yılının Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkiler açısından tarihî bir eşik olduğunu vurguluyor. İki ülke arasındaki Dostluk Anlaşması’nın 100. yılı ve Türkiye’den Hollanda’ya iş gücü göçünün 60. yılı, yüzyıllara dayanan ilişkilerin sembolü olarak değerlendiriliyor. Diplomatik bağların kökeninin 1612 yılına kadar uzandığını hatırlatan Wijnands, bu özel yıl boyunca ekonomi, NATO müttefikliği, kültür ve insanlar arası ilişkileri kapsayan çok sayıda etkinlik düzenlediklerini belirtiyor. Ankara’da Karsu’nun verdiği büyük konser ve göçün 60. yılına odaklanan gezici kadın fotoğraf sergisi bu etkinliklerin öne çıkanları arasında yer alıyor.</h4>

<h4>Ekonomik ilişkiler açısından Hollanda’nın Türkiye’deki en büyük doğrudan yabancı yatırımcı konumunda olduğuna dikkat çekiliyor. Ticari ilişkilerin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığı, yüzyıllara dayanan bir girişimcilik geleneği ve iki ülkede birden faaliyet gösteren Türk kökenli Hollandalı girişimcilerin bu bağları daha da güçlendirdiği vurgulanıyor.</h4>

<h4>Büyükelçilik faaliyetlerinin merkezinde “köprü kurmak” anlayışı bulunuyor. Siyasi diyalogdan ticari ve tarımsal iş birliğine, konsolosluk hizmetlerinden kültürel etkinliklere kadar tüm çalışmaların amacı, iki ülke halklarını birbirine daha yakınlaştırmak olarak özetleniyor. Wijnands’a göre Hollanda ile Türkiye arasındaki ilişkiyi özel kılan asıl unsur, günlük ve canlı insanlar arası temas.</h4>

<h4>Irkçılık ve ayrımcılık konusuna değinen Büyükelçi, Hollanda Anayasası’nın eşitlik ilkesini hatırlatırken, uygulamada hâlâ sorunlar bulunduğunu kabul ediyor. Hollanda hükümetinin Ulusal Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Programı çerçevesinde bu sorunlara karşı toplumun her kesimiyle birlikte çalıştığını vurguluyor.</h4>

<h4>Hollanda’daki Türk toplumunun başarılarını anlatırken, tanınmış isimlerin ötesinde, girişimcilerden siyasetçilere, eğitimcilerden sağlık çalışanlarına kadar Türk kökenli Hollandalıların toplumun her alanına ciddi katkı sunduğu ifade ediliyor.</h4>

<h4>Türkiye’deki yaşamına dair değerlendirmelerinde Wijnands, ülkenin farklı bölgelerini gezmiş olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiriyor ve Türk halkının misafirperverliğini “sıcak bir banyo” benzetmesiyle anlatıyor. 2023 depremleri sonrası Hatay ve Kahramanmaraş’ta yaşadığı deneyimlerin kendisi üzerinde derin izler bıraktığını, Hollanda halkının afet sonrası Türkiye ve Suriye için topladığı 128 milyon euroluk bağıştan gurur duyduğunu söylüyor.</h4>

<h4>İki ülkenin birbirinden öğrenebileceği şeyler olduğu görüşünü savunan Wijnands, Hollanda için Türk misafirperverliğini, Türkiye için ise bisiklet kültürünü örnek gösteriyor. Kültürel alışverişin güçlü olduğuna dikkat çeken Büyükelçi, Türk mutfağının Hollanda’da artık günlük hayatın bir parçası hâline geldiğini ve kendisinin özellikle Türk tatlılarını çok sevdiğini ifade ediyor.</h4>

<h4>Röportajın sonunda ise asırlık dostluğa duyduğu minnettarlığı dile getiriyor ve geleceğe yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor. Büyükelçiliğin çocuklara ve gençlere yönelik kültürel, sanatsal ve sosyal projelerine dikkat çeken Wijnands, mesajını “Bu güzel dostluğumuz sonsuza kadar sürsün” sözleriyle tamamlıyor.</h4>

<h1><strong>KİTAPTA MÜLAKATLARI İLE YER ALANLARIN İSİMLERİ VE KONU BAŞLIKLARI </strong></h1>

<h4>NERMİN AYDEMİR’DEN SİYASAL KATILIMIN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI (Sayfa 76)</h4>

<h4>ESMA ÖZEN’DEN: ENTEGRASYON VE KİMLİK: HOLLANDA MUTFAĞINDA DİASPORA MUTFAĞININ YÜKSELİŞİ (Sayfa 100)</h4>

<h4>ALİ TOPAL’DAN: ÇOKKÜLTÜRLÜ DİASPORANIN, ÇOKKÜLTÜRLÜ MUTFAĞI: HOLLANDA TÜRK DİASPORA MUTFAĞI HAKKINDA SÖYLEŞİ. (Sayfa 106)</h4>

<h4>JAN HOOGENBOOM’DAN: TÜRK YOĞURDUNUN HOLLANDA’DAKİ YOLCULUĞU:</h4>

<h4>TULIP BAŞKANI MELEK YÜCEL’İN PERSPEKTİFİYLE TÜRKÇENİN HOLLANDA’DAKİ YOLCULUĞU: TÜRKÇE YENİDEN HOLLANDA’DA “ÇİÇEK” AÇIYOR.( Sayfa 132)</h4>

<h4>HOLLANDA TÜRKİYE AKDENİZ ALEVİLERİ DERNEĞİ BAŞKANI NAZIM EŞKİLİ İLE DİASPORANIN DERNEKLEŞME SÜREÇLERİ HAKKINDA SÖYLEŞİ (Sayfa 226)</h4>

<h4>HOLLANDA’DA TÜRK SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI ÜZERİNE FİGEN ARSLAN İLE SÖYLEŞİ (234’üncü sayfa)</h4>

<h4>DİASPORADA SPOR (Sayfa 274)</h4>

<h4>NURİ KURNAZ’DAN: SPORUN HOLLANDA TÜRK DİASPORASINDAKİ YERİ<br />
(Sayfa 276)</h4>

<h4>ENGELSİZ DİASPORA, ENGELSİZ SPOR: MİLLÎ SPORCU RESUL KARABULUT İLE SÖYLEŞİ (Sayfa 284)</h4>

<h4>HOLLANDA TÜRK TOPLUMUNUN FUTBOLLA OLAN İLİŞKİSİ ÜZERİNE AMSTERDAM GENÇLER BİRLİĞİ BAŞKANI MEHMET CILIZOĞLU İLE SÖYLEŞİ (Sayfa 288)</h4>

<h4>ENGELSİZ DİASPORA, ENGELSİZ SPOR: MİLLÎ SPORCU RESUL KARABULUT İLE SÖYLEŞİ ( Sayfa 284))</h4>

<h4>HOLLANDA TÜRK TOPLUMUNUN FUTBOLLA OLAN İLİŞKİSİ ÜZERİNE AMSTERDAM GENÇLER BİRLİĞİ BAŞKANI MEHMET CILIZOĞLU İLE SÖYLEŞ, (Sayfa 288)</h4>

<h4>AHMET EMİN BATMAN &amp; OLE LECHNER’DEN: AMSTERDAM’DA TÜRK İŞÇİLERİN İLK MESKENİ OLAN ATATÜRK YURDU: YATAKHANE Mİ, EV Mİ? (Sayfa 300)</h4>

<h4>OĞUZHAN AKDEMİR’DEN: HOLLANDA TÜRK TOPLUMUNDA CAMİNİN MEKÂNSAL ÖNEMİNE DAİR: SADECE BİR İBADETHANE Mİ? (Sayfa 308)</h4>

<h4>MUHSİN KÖKTAŞ1 &amp; EBUBEKİR ÖZTÜRE’DEN: HOLLANDA’DAKİ TÜRK DİASPORASI İÇİN MÜSLÜMANLAR VE DEVLET ARASI İLETİŞİM ORGANI’NIN ÖNEMİ (sayfa 326)</h4>

<h4>EĞİTİMDE ÇEŞİTLİLİK: İSLAM OKULLARI ÜZERİNE YUSUF ALTUNTAŞ İLE SÖYLEŞİ (Sayfa 334)</h4>

<h4>BAHAR KARA-DENIZAŞAN’DAN: PSİKOSOSYAL PERSPEKTİFTEN HOLLANDA TÜRK TOPLUMU (Sayfa 370)</h4>

<h4>LALELER SOLMASIN DİYENLERİN KÜLTÜRE DAYALI YAŞLI BAKIM HİZMETİ: LALE HASTA VE BAKIMEVİ HAKKINDA SEDA ARSLAN İLE SÖYLEŞİ (Sayfa 376)</h4>

<h4>DİASPORADA BAKIMA İHTİYAÇ DUYAN ÇOCUKLARIN GELECEĞİ: YILDIZ AİLESİ İLE KORUYUCU AİLELİK ÜZERİNE SÖYLEŞİ (Sayfa 388)</h4>

<h4>TÜZİN BAYCAN’DAN: HOLLANDA’DA TÜRK GİRİŞİMCİLİĞİNİN GELİŞİMİ, DÖNÜŞÜMÜ VE YENİ YÖNELİMLER (Sayfa 400)</h4>

<h4>DÖNÜŞEN DİASPORA VE DİASPORADA TÜRK TEKNOLOJİ GİRİŞİMLERİ EKOSİSTEMİ ÜZERİNE GÜROL ÜZENÇ İLE SÖYLEŞİ (Sayfa 410)</h4>

<h4>AYŞENUR KIRILMAZ-BAŞER’DEN: TERSİNE GÖÇ KAVRAMININ HOLLANDA’DAKİ TÜRK GÖÇMENLER BAĞLAMINDA İNCELENMESİ (sayfa 420)</h4>

<h4>HOLLANDA’DAN ANADOLU’YA: MUSTAFA ÖZDEMİR’İN 30 YIL SONRA SILAYA UZANAN YOLCULUĞU (Sayfa 432)</h4>

<h4>GİTMEKLE KALMAK ARASINDA: GERİ DÖNÜŞÜN PSİKOLOJİK, MADDİ VE AİLEVİ YÖNLERİ HAKKINDA MEHMET AKBULUT İLE SÖYLEŞİ (Sayfa 442)</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda, KÜLTÜR - SANAT</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/ytbden-muhtesem-bir-hollanda-turk-diasporasi-kitabi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Dec 2025 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-windmolen-buitenshuis-hemel-gras-2jpeg.webp" type="image/jpeg" length="91498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Curaçao’yu İlk Kez Dünya Futbol Şampiyonasına Taşıdı]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/curacaoyu-ilk-kez-dunya-futbol-sampiyonasina-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/curacaoyu-ilk-kez-dunya-futbol-sampiyonasina-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h3><strong>Karayipler’den tüm dünyaya uzanan tarihi bir başarıya adını yazdıran Curaçao Milli Futbol Takımı’nın, tarihinde ilk kez Dünya Futbol Şampiyonası’na katılma hakkı elde etmesini sağlayan Corendon, sadece sportif bir sonuç değil, uzun soluklu bir vizyonun meyvesi olarak değerlendiriliyor.</strong></h3>

<h3><strong>Fiziksel ya da zihinsel engeli bulunan bireylerin de herkes gibi rahat, güvenli ve kaygısız bir tatil yapabilmesini hedefleyen Corendon çalışanları, bu seyahatlere gönüllü olarak katılıyor ve engelli misafirlere yolculuk boyunca birebir eşlik ediyor.</strong></h3>

<h3><strong>Günay Uslu’nun, Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi son derece kritik ve prestijli bir görevden ayrılarak Corendon’un CEO’luğunu üstlenmesi, sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da yankı uyandırmıştı.</strong></h3>

<h3><strong>Corendon’u ‘Corendon’ yapan, Yıldıray Karaer, Atilay Uslu, Günay Uslu ve Atacan Uslu’nun meziyetleri…</strong></h3>

<h3><strong>(Haberin Hollandacası en altta<br />
De Nederlandse versie van het artikel staat onderaan)</strong></h3>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="207" sizes="355px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-4.jpeg" width="355" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY’ın haberi</strong></p>

<h4>Turizm denince akla çoğu zaman uçaklar, oteller ve doluluk oranları gelir. Oysa bazı markalar vardır ki, işi sadece taşımacılık ya da tatil satmakla sınırlı tutmaz. Topluma dokunmayı, fark yaratmayı ve geride kalıcı izler bırakmayı da görev bilir.<br />
Corendon, yıllardır bu anlayışla hareket eden şirketlerin başında geliyor.</h4>

<h4>Bugüne kadar havacılıktan tur operatörlüğüne, sponsorluklardan kültür ve sanata kadar pek çok alanda adından söz ettiren Corendon, şimdi de “<strong>Toplumsal duyarlılığı yüksek ve son derece anlamlı projelerle”</strong> bir kez daha gündemde.</h4>

<h4>Corendon’un, <strong>“İnsanı merkeze alan”</strong> yaklaşımlarının en somut örneklerinden ikisini sizlere anlatmaya çalışacağım.</h4>

<h4>Önce, fiziksel veya zihinsel engelliler için uygulamaya geçirilen proje:</h4>

<h1><strong>SADECE TATİL DEĞİL, HAYATA DOKUNUŞ</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Wie zijn onze reizigers?Begeleide vakanties voor mensen met een lichamelijke beperking of NAH" decoding="async" height="238" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/wie-zijn-onze-reizigersbegeleide-vakanties-voor-m.jpeg" width="358" /></p>

<h4>Hollanda’da faaliyet gösteren ve temel amacı “<strong>engelli bireylerin tatil yapabilmesini mümkün kılmak”</strong> olan, günlük hayatlarında pek çok engelle karşılaşan bireylerin, tamamen erişilebilir ortamlarda, profesyonel destekle ve gönül rahatlığıyla tatil yapmalarını sağlayan, Stichting Het Buitenhof vakıfı ile birlikte yürütülen bir projeden söz ediyorum.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met vlak, buitenshuis, kleding, transport Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="410" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-vlak-buitenshuis-kleding-transpo.jpg" width="644" /></p>

<h4>Bu projede, konaklamadan ulaşıma, rehberlikten günlük bakıma kadar pek çok ayrıntı titizlikle planlanmış. <strong>“Tatil lüks değil, herkesin hakkıdır”</strong> anlayışını hayata geçiren bir projeden söz ediyorum.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="De wereld ontdekken met de easyTravelseat - Manon van den Heuvel" decoding="async" height="186" sizes="465px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/de-wereld-ontdekken-met-de-easytravelseat-manon.jpeg" width="465" /></p>

<h4>Bu proje kapsamında, fiziksel ya da zihinsel engeli bulunan bireylerin de herkes gibi “<strong>rahat, güvenli ve kaygısız”</strong> bir tatil yapabilmesi hedefleniyor. Corendon çalışanları, bu seyahatlere “<strong>gönüllü”</strong> olarak katılıyor ve engelli misafirlere yolculuk boyunca birebir eşlik ediyor. Yani ortada sadece kurumsal bir destek değil, doğrudan insan emeği, gönüllülük ve yürekten bir dayanışma var.</h4>

<h1><strong>CORONDON DESTEĞİYLE GELEN TARİHİ BAŞARI: CURAÇAO DÜNYA SAHNESİNDE</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, sport, gras, stadion Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="335" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-sport-gras-stadion-door.jpg" width="608" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Turizmde olduğu kadar sporda da kalıcı izler bırakmayı hedefleyen Corendon, bu kez Karayipler’den tüm dünyaya uzanan tarihi bir başarıya adını yazdırdı. <strong>Curaçao Milli Futbol Takımı’nın, tarihinde ilk kez Dünya Futbol Şampiyonası’na katılma hakkı elde etmesi</strong>, sadece sportif bir sonuç değil, uzun soluklu bir vizyonun meyvesi olarak değerlendiriliyor.</h4>

<h4>Bu başarının arkasında, yıllardır Curaçao futboluna kesintisiz destek veren Corendon’un “<strong>başsponsor”</strong> olarak üstlendiği rol özel bir yer tutuyor. Corendon, sponsorluk anlayışını sadece forma reklamı ya da isim desteğiyle sınırlı tutmadı; altyapıdan organizasyona, milli takımın uluslararası arenadaki görünürlüğünden lojistik desteğe kadar pek çok alanda katkı sağladı.<br />
<strong>(Corendon’un Alanyaspor’a ismini verme ve Antalyaspor’un stadına da ismini verme sponsorluğu da unutulmamalı)</strong></h4>

<h4><img alt="Corendon Mangrove Beach Resort » nu boeken via NaarCuracao.com" decoding="async" height="319" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/corendon-mangrove-beach-resort-nu-boeken-via-naa.jpeg" width="570" /><br />
<strong><em>Corendon’un Curaçao’daki otelleri, ülke turizmine de katkı sağlıyor.</em></strong></h4>

<h4>Curaçao gibi nüfusu sınırlı, ancak futbol potansiyeli yüksek bir ada ülkesi için bu destek, <strong>“kader değiştirici”</strong> bir etki yarattı. Oyuncular, teknik ekip ve federasyon açısından istikrar ve güven ortamı sağlanırken, genç futbolcular için de <strong>“hayal kurmanın mümkün olduğu”</strong> somut bir örnek ortaya çıktı.</h4>

<h4>Ortaya çıkan tablo, Corendon’un spora bakış açısını da net biçimde ortaya koyuyor:<br />
Kısa vadeli reklam getirisi yerine, “<strong>uzun vadeli gelişim ve sürdürülebilir başarı</strong>.”</h4>

<h4>Dünya Kupası bileti alan Curaçao Milli Takımı, aynı zamanda bir ülkenin kendine güveninin, adanın dünyaya açılan yüzünün ve genç nesiller için oluşan yeni umutların da simgesi hâline geldi. Bu tarihi başarıda Corendon’un rolü, spor dünyasında <strong>“örnek sponsorluk”</strong> başlığında anılmayı fazlasıyla hak ediyor.</h4>

<h4>Kısacası Corendon, sadece yolcu taşıyan bir marka değil; <strong>ülkeleri, hayalleri ve başarı hikâyelerini de taşıyan</strong> bir güç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.</h4>

<h2><strong>CORENDON’UN ALIŞKANLIĞI: İLKLER VE ÖRNEKLER</strong></h2>

<h4>Corendon’un sponsorlukları, kültürel projelere verdiği destek, spora ve gençlere yönelik yatırımları uzun süredir biliniyor. Ancak Het Buitenhof ile yapılan çalışma, şirketin “<strong>insana dokunan yüzünü”</strong> belki de en yalın biçimde ortaya koyuyor.</h4>

<h4>Bu projeler bir kez daha gösteriyor ki, Corendon için seyahat sadece <strong>“bir yerden bir yere gitmek”</strong> anlamına gelmiyor. Seyahat, bazen bir engeli aşmak, bazen hayata karışmak, bazen de <strong>“ben de varım”</strong> diyebilmek demek.</h4>

<h4>Kısacası Corendon, geçmişteki başarılarına yenilerini eklerken, çıtayı yine oldukça yukarı koyuyor. Het Buitenhof ile yürütülen örnek proje ve Curaçao futbolunda yazılan tarih, şirketin “<strong>sosyal duyarlılık ve vizyon”</strong> konusundaki iddiasını açık biçimde ortaya koyuyor.</h4>

<h4><strong>İyi turizm, iyi insanlarla ve iyi niyetle yapılır.</strong><br />
<strong>Ve Corendon, bu ilkeyi bir kez daha başarıyla hayata geçiriyor.</strong></h4>

<h2><strong>İŞTE, BU BECERİLERİ YARATAN 4 İSMİN HİKÂYESİ</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, overhemd, Net overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="194" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-overhem.jpg" width="641" /></p>

<h4>Bir hava yolu şirketinin adının Dünya Futbol Şampiyonası’na ilk kez katılan Curaçao Milli Takımı ile birlikte anılması, tesadüf değildir.<br />
Zihinsel ve bedensel engelli bireylerin daha nitelikli ve erişilebilir tatil yapabilmesi için vakıflarla iş birliği gerçekleştirilmesi de, tek başına bir <strong>“kurumsal sosyal sorumluluk”</strong> cümlesiyle açıklanamaz.</h4>

<h4>Bu iki örnek, Corendon’un bugün geldiği noktayı anlatırken, yalnızca sonuçlara değil, o sonuçları ortaya çıkaran akla, cesarete ve vicdana da bakılması gerektiğini gösteriyor. Çünkü bu başarıların arkasında, tabelalardan çok insan hikâyeleri, bilanço satırlarından çok hayat tecrübesi var.</h4>

<h4>Bir yanda, sıfırdan kurulmuş bir tur operatörlüğünü, global ölçekte söz sahibi bir yapıya dönüştüren girişimci sezgi.<br />
Diğer yanda, havacılığı matematik kadar disiplin ve risk kadar cesaretle yöneten stratejik akıl.<br />
Ve tam ortada, kamudan özel sektöre konfor alanını terk ederek geçen, toplumsal duyarlılığı kurumsal yönetime taşıyan bir CEO profili.</h4>

<h4>Bugün Curaçao sahaya dünya sahnesinde çıkabiliyorsa ve engelli bireyler hayal ettikleri tatili daha onurlu koşullarda yapabiliyorsa, bu tabloda yalnızca bir şirket değil, üç ayrı karakterin birbiriyle örtüşen bakış açıları vardır.</h4>

<h4>İşte bu noktada, Corendon’u Corendon yapan şeyin ne olduğunu anlamak için, o becerileri yaratan dört ismin hikâyesine yakından bakmak gerekiyor.</h4>

<h2><strong>GÜNAY USLU: KONFOR ALANINDAN ÇIKAN BİR CEO</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, microfoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="400" sizes="664px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-kleding.jpg" width="664" /></p>

<h4>Bugünkü Corendon vizyonunu anlatırken, Günay Uslu’nun adını anmamak mümkün değil. Çünkü bu vizyonun merkezinde, alışılmış kariyer yollarını sorgulayan, risk almayı bilen ve bulunduğu her pozisyona anlam katmayı hedefleyen bir yönetici duruyor. Uslu’nun ismi, yalnızca bir unvanla değil, taşıdığı sorumluluk ve arkasında bıraktığı etkiyle anılıyor.</h4>

<h4>Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi son derece kritik ve prestijli bir görevden ayrılarak, Corendon’un CEO’luğunu üstlenmesi, sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da yankı uyandırmıştı. Bu karar, pek çok kişi için <strong>“alışılmışın dışında”</strong> bir tercihti.<br />
Kamu yönetiminin en tepe noktalarından biri sayılabilecek bir makamdan, özel sektörün yoğun rekabet içeren sahasına geçmek, ciddi cesaret ve özgüven gerektiriyordu. Günay Uslu bu adımı atarken, konfor alanında kalmayı değil, üretmeye devam edebileceği yeni bir alanı tercih etti.</h4>

<h4>Bu tercih, aslında Uslu’nun mesleğe ve hayata bakışını da net biçimde özetliyor: Risk almaktan kaçmayan, sahadan kopmayan ve kararlarını masa başı teorilerle değil, gerçek hayat deneyimleriyle veren bir yönetici profili. Onun yaklaşımında unvanlar değil, yapılan işin topluma, sektöre ve insanlara kattığı değer ön planda yer alıyor. Bu nedenle Uslu, yönetimi bir güç alanı olarak değil, bir sorumluluk alanı olarak görüyor.</h4>

<h4>Bakanlık döneminde kültür, sanat ve turizmin kamusal değerini öne çıkaran Uslu, Corendon’daki görevinde de bu birikimi özel sektör aklıyla birleştiriyor. Bu birikim, şirketin yalnızca ticari hedeflerine değil, toplumsal duruşuna da yön veriyor. Kültürün, sanatın ve turizmin bir ülkenin dünyaya açılan yüzü olduğuna inanan Uslu, bu perspektifi Corendon’un kurumsal reflekslerine taşımış durumda.</h4>

<h4>Onun liderliğinde Corendon, yalnızca büyüyen bir turizm markası değil, toplumla bağ kuran, sorumluluk alan ve bulunduğu coğrafyalara değer katan bir kurum olma çizgisini daha da güçlendiriyor. Bu anlayış, şirketin faaliyet gösterdiği ülkelerde, yerel topluluklarla kurduğu ilişkilerden, kültürel projelere verdiği desteğe kadar pek çok alanda kendini hissettiriyor.<br />
Günay Uslu için başarı, yalnızca bilanço rakamlarıyla ölçülen bir kavram değil. Başarı, aynı zamanda güven duyulan bir marka olmak ve arkasında kalıcı bir iz bırakabilmektir.</h4>

<h1><strong>GÖKYÜZÜNDE KANATLAR, YÖNETİMDE İNSAN AKLI VE VİCDANI: YILDIRAY KARAER</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, buitenshuis, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="615" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-menselijk-gezicht-buitens.jpeg" width="1053" /></p>

<h4>Yıldıray Karaer, 20 yılın üzerinde bir birikim ve liderlikle, Corendon Airlines’ı bugün uluslararası bir marka hâline getirmiş, Türkiye’den başlayıp Avrupa ve dünya arenasına uzanan bir başarı öyküsünün baş aktörüdür. Onun öngörüsü, stratejik hamleleri ve kararlılığı sayesinde Corendon sadece bir charter havayolu olmaktan çıkarak, geniş filosu ve uluslararası hatlarıyla tatil, turizm ve uçuş denince akla gelen güçlü bir referans noktasına dönüşmüştür.</h4>

<h4>Havacılık gibi yüksek riskli ve sürekli değişen bir sektörde kalıcı olmanın, yalnızca sayılarla veya uçuş planlarıyla mümkün olmadığını bilen Karaer, insanı merkeze alan bir anlayışı her zaman ön planda tuttu. Yolcunun güvenliği ve konforu, çalışanların aidiyeti ve şirketin sürdürülebilirliği onun yönetim felsefesinin temel taşları oldu.</h4>

<h4>Karaer’in liderliğinde Corendon, dinamik bir büyüme çizgisine oturdu ve bu vizyoner yönetim sayesinde şirket zaman içinde filolarını, uçuş noktalarını ve hizmet ağını istikrarlı biçimde genişletti. 2025 yılına gelindiğinde 35 uçaklık filo ile yılda yaklaşık 10 milyon yolcu taşıyan uluslararası bir hava yolu şirketine ulaşılması, plansız bir şansın değil, sabırlı ve insanı önceleyen bir yönetim anlayışının sonucudur.</h4>

<h4>2025 itibarıyla Corendon’un Türkiye merkezli yapılanmasının yanı sıra Hollanda ve Malta bayraklı havayolu şirketleriyle Avrupa ve uluslararası ölçekte güçlü bir yapıya kavuşması, Yıldıray Karaer’in vizyonunun ne kadar geniş ve geleceğe dönük olduğunun açık bir göstergesidir. Bu yapı yalnızca ticari büyümeyi değil, farklı ülkeler arasında kurulan kalıcı bağları ve kültürel etkileşimi de beraberinde getirmiştir.</h4>

<h4>Karaer’i farklı kılan yönlerden biri de, sadece mevcut pazarlarla yetinmeyen ve daima yeni fırsatları kollayan bir bakış açısına sahip olmasıdır. İskandinavya’dan Orta Doğu’ya, Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’ya uzanan uçuş ağı sayesinde hem tatil amaçlı seyahat edenlere hem de etnik ve diasporik yolculara ulaşılmış, binlerce insan sevdiklerine veya hayallerindeki destinasyonlara güvenle taşınmıştır. Sektörde yaşanan tüm küresel dalgalanmalara rağmen büyüme iradesinin korunması, onun liderlik gücünün en somut yansımalarından biridir.</h4>

<h4>Yıldıray Karaer sadece bugünü yöneten bir havayolu yöneticisi değil, yarını planlayan ve şirketini geleceğe hazırlayan bir vizyon sahibidir. 2025 yılında gündeme gelen halka arz hazırlıkları, Corendon’u daha kurumsal, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir bir yapıya taşıma hedefinin ifadesidir. Bu adım, hem sektöre duyulan güvenin hem de kurumsal sorumluluk anlayışının güçlü bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.</h4>

<h4>Bana yaptığı açıklama, Karaer’in geleceğe bakarken geçmiş deneyimlerden nasıl dersler çıkardığını da açıkça ortaya koymaktadır. Avrupa’nın birçok ülkesinden Türkiye başta olmak üzere İspanya, Yunanistan, Fas ve Mısır’daki destinasyonlara 10 milyon yolcu taşınması, yalnızca kapasiteyi değil, doğru planlamayı ve güçlü operasyon yönetimini de yansıtmaktadır. Aynı yıl doluluk oranının yüzde 87 seviyesine yükselmesi, bu disiplinli yaklaşımın somut bir başarısıdır.</h4>

<h4>Mısır pazarında atılan adımlar ve Sharm El Sheikh uçuşlarının eklenmesi, Karaer’in destinasyon stratejisine verdiği önemin altını çizer. Antalya, Düsseldorf, Köln Bonn ve Viyana çıkışlı uçuşların kısa sürede yüksek doluluk oranlarına ulaşması, hem tatil hem de dalış turizmine olan talebin doğru okunduğunu göstermiştir. Hurghada hattının Sharm El Sheikh ile desteklenmesiyle Mısır operasyonlarının genişletilmesi, bölgesel büyümenin ne kadar bilinçli yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.</h4>

<h4>2025 yılı, Orta Doğu pazarında da yeni bir dönemin başladığı yıl olmuştur. Royal Avis iş birliğiyle Almanya, Avusturya ve Hollanda’daki sekiz farklı havalimanından Cidde ve Medine’ye direkt uçuşların başlatılması, Avrupa’dan kutsal topraklara doğrudan ulaşım noktasında önemli bir hizmet sunmuştur. Köln Bonn çıkışlı ilk uçuşun başarıyla gerçekleştirilmesi ve charter seferlerle yıl boyunca onbinlerce yolcunun taşınmasının hedeflenmesi, bu hamlenin ne kadar güçlü bir başlangıç yaptığını göstermektedir.</h4>

<h4>Karaer’in başarısının arkasında yalnızca cesur büyüme kararları değil, aynı zamanda gerçekçi bir risk analizi de bulunmaktadır. 2025 sonrasında havacılık sektörünün üç ila beş yıl boyunca daha durağan bir sürece girebileceğine dair uyarıları, kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli istikrarı önceleyen bir yönetim anlayışını yansıtmaktadır. Bu yaklaşım, Corendon’un sağlam temeller üzerine oturtulmasına büyük katkı sağlamaktadır.</h4>

<h4>Sonuç olarak Yıldıray Karaer, havacılık ve turizm dünyasında imkânsız denilen birçok hedefi gerçeğe dönüştürmüş bir lider olarak öne çıkmaktadır. Geniş vizyonu, stratejik cesareti ve insan odaklı yönetim anlayışıyla Corendon’u yalnızca bir havayolu şirketi değil, insanları hayallerine, sevdiklerine ve yeni deneyimlere taşıyan bir marka haline getirmiştir.</h4>

<h4>Onun liderliğinde Corendon’un bugünü güçlü, yarını ise umut vericidir. Bu başarı, sadece rakamlardan ibaret değildir. Bu başarı, emek veren binlerce çalışanın, uçağa binen milyonlarca yolcunun ve gökyüzünde kurulan büyük bir hayalin ortak ürünüdür.</h4>

<h1><strong>ATİLAY USLU:MÜTEVAZİ BAŞLAYIP SINIRSIZ HAYAL KURAN ADAM</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, hemel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="287" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht-2.jpeg" width="651" /></p>

<h4>Bazı başarı hikâyeleri vardır, sonradan parlatılarak anlatılır. Bazıları ise zaten bütün çıplaklığıyla yaşanmıştır ve anlatırken süslemeye bile ihtiyaç duymaz.<br />
Atilay Uslu’nun hikâyesi, işte bu ikinci gruptadır. Hatta daha da ötesi, bugün gelinen noktaya bakıldığında insan ister istemez şu soruyu sorar: <strong>“Gerçekten bu kadar küçük başlayıp bu kadar büyümek mümkün müydü?”</strong></h4>

<h4>Eğer Yıldıray Karaer ve Atilay Uslu, yıllar önce benim tavsiyeme uysalardı, bugün Corendon diye bir marka olmayacaktı. Çünkü ben o günlerde, seyahatçılığın kötü gidişine bakarak, sağduyulu ama korkakça bir öneride bulunmuştum. Oysa Atilay Uslu, şartlara değil sezgilerine kulak veren bir insandı.</h4>

<h4>Hollanda’da, biri yeme içme sektöründe yükselmeye çalışan Atilay Uslu ve havacılık alanında deneyim arayan Yıldıray Karaer’in birlikte kurduğu ufacık Corendon adlı firmanın, bir gün Türkiye’nin en önemli stadyumlarından birine isim sponsoru olacağına inanmak kolay değildi. Ama bugün o küçük firma, <strong>“Corendon Airlines Park Antalya”</strong> gibi dev bir organizasyonun altına imzasını atabilecek kadar büyüdü ve hatta devleşti. Corendon Alanyaspor’un başsponsoru olmanın yanında, Curaçao milli takımının da sponsorluğunu üslendi ve bu ülkeynin ilk kez Dünya Futbol Şampiyonasına katılmasında büyük rol oynadı.</h4>

<h4>Atilay Uslu’nun hikâyesi, bir gecede alınan ani kararlarla değil, yıllara yayılan bir mücadeleyle başladı. Babası Ata Uslu, Hollanda’daki Emirdağlılar’ın ağası olarak bilinen güçlü bir figürdü. Atilay ise bir yaşında getirildiği Hollanda’da, elektronik eğitimi aldı ve Fokker uçak fabrikasında kokpit düzenlemeleri yaptı. Hayatı bir noktadan sonra kahvehane işletmeciliği, lokantacılık, dönercilik gibi pek çok durağa uğradı. Yani masa başında değil, hayatın tam içinde pişti.</h4>

<h4>1990 yılında, henüz 22 yaşındayken kendini birden bire seyahat dünyasının içinde buldu. O dünya onu ciddiye almadı. Ama Atilay Uslu’nun sabrı ve çalışma disiplini, kulaktan dolma bilgiyle değil, sahada öğrenerek ilerleme arzusuyla birleşince, zamanla ses getirmeye başladı.</h4>

<h4>Babasıyla birlikte çalıştırdığı müzikli restorana bir gece yarısı ilan işi için uğradığımda, bana <strong>“Abi ben de seyahatçılığa başlayacağım, ne dersin?”</strong> diye sormuştu. O günlerde sektörün hali iç açıcı değildi. <strong>“Sakın ha”</strong> demiştim. <strong>“Üç beş kuruşluk bilet komisyonuyla iflas edersin.”</strong><br />
Ama iki hafta sonra Mega Reizen’in açılış davetiyesi geldi. 15 metrekarelik bir dükkân, birkaç tepsi baklava ve büyük hayaller.</h4>

<h4>THY, <strong>“çok fazla acenta var” </strong>diyerek ona bilet bile vermemişti. O, uçak biletlerini oğlum ile işlettiğm bizim ofisten alıyor, banka kredisi için başvuran müşterileri yönlendiriyor ve mütevazı adımlarla ilerliyordu. Sonra Türkiye’de otelleri bulunan Murat Bilal ile ortak oldu. Snowman adıyla kış turizmine girdiler ve büyük başarı yakaladılar. Ardından Sunman ile yaz turizmi geldi.</h4>

<h4>1993’te Yıldıray Karaer ile tanışması, Corendon’un kader anlarından biri oldu. Biri iyi bir havacıydı, diğeri tur operatörlüğünde deneyim kazanmıştı. Güçlerini birleştirdiler. Corendon adını ve rengini seçtiler. İlk büyük atraksiyonları, Türkiye gidiş geliş 19 Euro programıydı. Ardından ucuz ama kaliteli tur anlayışı geldi. Başta küçümsendiler. Bıyık altından gülündü. Ama kısa sürede rakipler ağlamaya başladı.</h4>

<h4>Corendon yalnızca tur operatörlüğüyle yetinmedi. Havacılığa girdi. Ardından otelciliğe soyundu. Önce turist götürdükleri bölgelerde otel kiraladılar. Sonra Amsterdam’da kolej binası olan bir oteli satın aldılar. Ardından büyük bir ofis binasını restore edip otele çevirdiler. Hollanda basını bu yükselişi hayranlıkla izledi. <strong>“Mütevazı seyahat acentası sahibi Atilay Uslu’nun sınırsız hırsı var”</strong> manşetleri boşuna atılmadı.</h4>

<h4>Atilay Uslu’nun fark yaratan yönü, yalnızca büyümek değil, deneyim yaratmaktı. Schiphol yakınındaki Village Hotel açılışında, dünyanın en eski Boeing 747 uçağını otel bahçesine 57 manevrayla yerleştirmek, otoyolu kapattıracak cesareti göstermek ve bunu bir turizm atraksiyonuna dönüştürmek, sıradan bir girişimcinin yapacağı iş değildi. Uçak artık restoran, kafe ve kütüphane olarak hizmet veriyor ve Corendon imzasını simgeliyor.</h4>

<h4>Bugün Corendon Hotels and Resorts sadece yatak satan bir zincir değil. İçinde uçak bulunan, hikâyesi olan ve misafirine <strong>“ben buradaydım”</strong> dedirten mekânlar sunan bir marka. Amsterdam’daki Boeing 737 kokpitli oda ve Curaçao’daki yeni yatırımlar bunun en somut örnekleri.</h4>

<h4>Atilay Uslu için başarı, rakamların ötesinde bir duygudur. Fark yaratmak, akılda kalmak ve cesaret etmek anlamına gelir. Bugün Corendon denince yalnızca uçuşlar veya oteller değil, bir ruh, bir yolculuk ve bir hayal hatırlanıyorsa, bunda Atilay Uslu’nun sezgisi, inadı ve sınır tanımayan girişimci aklı vardır.</h4>

<h4>Ve belki de en önemlisi şudur: Atilay Uslu, kendisine <strong>“yapma”</strong> denilen yerde, <strong>“bir deneyeyim”</strong> diyebilen adamlardandır. Corendon’un gerçek doğuşu da tam olarak burada başlar.</h4>

<h1><strong>ATACAN USLU:BAYRAĞI DEVRALAN DEĞİL, TAŞIMASINI BİLEN KUŞAK</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, person, bloem Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="632" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-menselijk-gezicht-person.jpeg" width="1200" /></p>

<h4>Corendon’un başarı hikâyesi bugün artık yalnızca kurucularla sınırlı değil. Bu hikâyenin devamında, sessiz ama sağlam adımlarla sorumluluk alan üçüncü kuşak da var.<br />
Atacan Uslu, tam olarak bu noktada, adı yüksek sesle anılmadan ama yaptığı işlerle dikkat çeken bir isim olarak öne çıkıyor.</h4>

<h4>Hollanda’daki üç Corendon Oteli’nin yönetimini başarıyla yürüten Atacan Uslu, yalnızca mevcut yapıyı koruyan bir yönetici değil. Amsterdam’daki Kolej Oteli’ni restore ederek 5 yıldızlı statüye kavuşturan isim olarak, markanın otelcilik vizyonuna somut katkılar sunmuş durumda.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, person, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="233" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-person-vrouw-do.jpg" width="1052" /></p>

<h4>Atacan Uslu’nun yöneticilik anlayışı, <strong>“arka planda işini yapan”</strong> çizgide ilerliyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, otellerinden birinde ağırlanan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ziyaretiydi. Bu ağırlama, yalnızca bir protokol organizasyonu olarak değil, kusursuz bir ev sahipliği örneği olarak Hollanda medyasında geniş yer bulmuştu. Genç bir yönetici için bu; hem uluslararası güven hem de kurumsal yetkinliğin güçlü bir göstergesi olarak kayda geçti.</h4>

<h4>Ancak Atacan’ın hikâyesi yalnızca yöneticilikten ibaret değil. Onun durduğu yer, aynı zamanda bir ailenin değerleriyle şekillenmiş bir sorumluluk alanı. Bu sorumluluk, Yavuz Nufel’in verdiği 61’inci madalya ile anlam kazanan bir sembole dönüştü.</h4>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="313" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-menselijk-gezicht.jpeg" width="618" /></p>

<h4>Atilay Uslu’nun Curaçao’da bulunması nedeniyle kendisine verilemeyen madalyanın, oğlu Atacan’a takdim edilmesi kararı, yalnızca duygusal bir jest değildi. Yavuz Nufel’in de ifade ettiği gibi, Atacan Uslu’nun <strong>“61’inci yılda 61’inci madalyayı”</strong> hak edecek bir gelecek vadettiği artık görülüyordu. Bu törene tanıklık etmek ve o anı fotoğraflamak da bana nasip oldu.</h4>

<h4>Atacan Uslu, madalyayı alırken yaptığı kısa ama anlamlı açıklamayla, bu ödülü bir onurdan çok bir sorumluluk olarak gördüğünü vurguladı. <strong>“Bugün benim için unutulmaz bir gün olacak”</strong> sözü, aslında bundan sonra atacağı adımların da bir özeti gibiydi.</h4>

<h4>Sanat, kültür ve akademiyi hayatının önemli bir parçası haline getirmiş güçlü bir aile ortamında yetişen Atacan Uslu, bu mirası yalnızca taşımıyor; çalışarak, öğrenerek ve risk alarak kendi yolunu da inşa ediyor. O, soyadının sağladığı kolaylıklardan çok, taşıdığı yükün farkında olan bir ikinci kuşak temsilcisi.</h4>

<h4>Bugün Corendon’un otellerinde hissedilen düzen, misafirperverlik ve kurumsal ciddiyet varsa, bunun ardında Atacan Uslu gibi işi sahada öğrenmiş, masa başından çok operasyonun kalbinde yoğrulmuş bir yöneticinin emeği bulunuyor.</h4>

<h1><strong>CORENDON’DA KUŞAKLAR: KURUCULAR AKIL, YÖNETİCİ CESARET VE DEVAM EDEN VİZYON</strong></h1>

<h4>Corendon’un bugün ulaştığı noktaya bakıldığında, bu başarının tek bir kararla ya da tek bir dönemle açıklanamayacağı açıkça görülüyor. Burada söz konusu olan; farklı kuşakların, farklı karakterlerin ve farklı yeteneklerin aynı hedefte buluşmasıyla ortaya çıkan uzun soluklu bir yolculuk.</h4>

<h4>Bu yolculuğun temelinde, sezgiye dayalı girişimci akıl ve sınır tanımayan cesaret var. Küçük bir seyahat acentasından küresel ölçekte söz sahibi bir turizm ve havacılık grubuna uzanan bu hikâye, Atilay Uslu’nun risk almaktan çekinmeyen yaklaşımı ve Yıldıray Karaer’in havacılık disiplinini stratejiyle buluşturan yönetim anlayışıyla şekillendi. Biri sahayı, diğeri gökyüzünü bilen bu iki isim, Corendon’un sağlam temelini birlikte attı.</h4>

<h4>Bu temel, zamanla yalnızca büyümekle kalmadı, kurumsallaştı ve anlam kazandı. Günay Uslu’nun Corendon CEO’luğu ile birlikte, kamudaki deneyimini özel sektöre taşıyan bir liderlik anlayışı devreye girdi. Onun yönetiminde Corendon, ticari başarının yanına toplumsal duyarlılığı, kültürel farkındalığı ve sorumluluk bilincini koymayı başardı. Böylece şirket, yalnızca hizmet üreten değil, bulunduğu coğrafyalara değer katan bir yapıya dönüştü.</h4>

<h4>Bugün bu hikâyenin devamında, ikinci kuşağın sessiz ama kararlı adımları yer alıyor. Atacan Uslu’nun Hollanda’daki otellerde üstlendiği sorumluluk, Corendon’un geleceğe plansız değil, bilinçli biçimde hazırlandığını gösteriyor. Bu, miras devralmanın ötesinde; mirası çalışarak ve üreterek devam ettirme iradesinin açık bir ifadesi.</h4>

<h4>Corendon’da kuşaklar arasındaki asıl bağ, soyadlarından veya ünvanlardan değil, paylaşılan değerlerden besleniyor. Cesaret, çalışma disiplini, sahaya hâkimiyet ve insana dokunma becerisi, bu yapının ortak paydası.<br />
Curaçao Milli Takımı’na verilen destek veya engelli bireyler için geliştirilen tatil projeleri de, bu vizyonun doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.</h4>

<h4>Sonuçta Corendon’un hikâyesi, sadece uçuş rotaları ya da otel yatırımlarıyla sınırlı değil. Bu hikâye; kurucu aklın cesaretle birleştiği, yöneticilik sorumluluğunun insan duygusuyla dengelendiği ve kuşaklar boyunca devam edecek bir vizyonun adım adım inşa edildiği bir başarı yolculuğudur.</h4>

<h4>Ve tam da bu yüzden, Corendon’da başarı bir sonuç değil, sürdürülen bir anlayış olarak karşımızda duruyor.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/curacaoyu-ilk-kez-dunya-futbol-sampiyonasina-tasidi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-4jpeg.webp" type="image/jpeg" length="94121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İznik 1700 Yıl Sonra Yeniden Dünya Gündeminde…]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/iznik-1700-yil-sonra-yeniden-dunya-gundeminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/iznik-1700-yil-sonra-yeniden-dunya-gundeminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Papa geldi ve gitti ama arkasından Noel Baba Barış Konseyi geliyor…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Hollandalılar dün Sint Nikolaas şenliği ile coştular…</strong></h3>

<h3><strong>Hıristiyan aleminin, Hz. İsa’nın doğumu olarak kutladığı noel hakkında bilmediklerimiz…</strong></h3>

<h3><strong>‘Noel Baba’ diye fotoğraflananlardan biri, Demreli Sint Nikolaas’tır, diğeri ise İskandinavyalı Noel Baba’dır.</strong></h3>

<h3><strong>Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir ve bu adet Türkler’den avrupa’ya geçmiştir.</strong></h3>

<h3><strong>Yılbaşı ise, Noel ile ilgisi olmayan, yeni bir yıla girişin başlangıç kutlamalarıdır.</strong></h3>

<h3><strong>(Derlemenin Hollandacası en alttadır.<br />
Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h3>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="194" sizes="332px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-2.jpeg" width="332" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY derledi:</strong></p>

<p>İznik, Hristiyanlığın ilk büyük buluşması olan 325 tarihli Konsilin üzerinden <strong>tam 1700 yıl</strong> geçtikten sonra yeniden dünya gündeminin merkezine oturdu.</p>

<h4>Papa 14. Leo’nun 28 Kasım 2025’teki ziyareti, yalnızca sembolik bir ibadet değil aynı zamanda küresel ölçekte bir birlik çağrısı olarak değerlendirildi.<br />
Papa, ayin sırasında <strong>“İznik ortak inancın ilan edildiği yerdir, bu topraklar bugün tüm insanlığa birlik mesajı sunuyor”</strong> dedi. Bu sözler dünya basınında geniş yer bulurken Türkiye’de de ekümeniklik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</h4>

<h4>Ancak Papa geldi ve gitti<br />
<strong>İznik’teki hareketlilik bitmedi, aksine şimdi çok daha anlamlı bir buluşma başlıyor.</strong></h4>

<h4>Çünkü Aralık sonunda Antalya merkezli Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi, ‘<strong>31. Noel Baba ile Dünya Barışına Çağrı Etkinlikleri’</strong>ni İznik’te gerçekleştirecek.<br />
Bu yıl İznik’in seçilmesinin en önemli nedeni de bellidir<br />
Dünyanın en tanınmış evrensel figürlerinden biri olan <strong>Aziz Nikolaos</strong>, MS 325’teki İznik Konsili’ne bizzat katılmıştır.</h4>

<h4>Bugün dünya çocuklarının sevgilisi olan Noel Baba imgesinin gerçek kökeni, işte bu topraklarda yaşamış olan o Myralı piskopostur.</h4>

<h4>Etkinlikler arasında sanat çalıştayları, arama konferansları, Ayasofya Camii programı, sergiler ve 2025 Noel Baba Barış Ödülü töreni yer alıyor. Böylece İznik, bu yıl boyunca hem dini hem kültürel hem de evrensel barış mesajlarının merkezi hâline geliyor.</h4>

<h4>Tüm bu gelişmeler, bir gerçeği yeniden görünür kıldı<br />
<strong>Aziz Nikolaos’un hikâyesi Anadolu’nun en güçlü kültürel miraslarından biridir.</strong></h4>

<h4>Bu nedenle şimdi, dosyanın devamında <strong>uzun ve değerli Aziz Nikolaas yazısını</strong>, olduğu gibi, eksiksiz ve bütün hâliyle sunuyorum.</h4>

<h4><strong>DÜN, HOLLANDALI ÇOCUKLARIN EN MUTLU OLDUKLARI DEMRE-PATARALI AZİZ NİKOLAAS GÜNÜYDÜ, KUTLU VE MUTLU OLSUN.</strong></h4>

<h4><strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></h4>

<h4>Hollanda’da <strong>‘çocukların sevgilisi’</strong> konumundaki Sint Nikolaas’ın, Anadolu topraklarındaki Myra’da doğduğunu bilenler olduğu gibi bilmeyenler de çoktur. Hollanda’da Myra’nın nerede olduğunu sorduğunuz zaman, akıllarına ilk gelen ülke İspanya olur.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="kişi, mont, giyinmiş, oyuncak bebek içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu" decoding="async" height="661" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/kisi-mont-giyinmis-oyuncak-bebek-iceren-bir-res.jpeg" width="1322" /></p>

<h4>Her yılın 5 aralık günü, Sint Nikolaas’ın gelişini kutlayan çocuklar hediyelere boğulur ve o gün çocukları çok mutlu eder.</h4>

<h4>45 yıl önce, Sint Nikolaas’ın, Patara ve Demre’de doğduğunu ve rahip olduğunu belirten bir yazıyı gönderdiğim Hollanda medyasından bazıları bu yazıyı kullanmış ama başta Enschede’deki Tubantia gazetesi olmak üzere bazı gazeteler ise bu yazıyı bana posta ile geri göndererek, <strong>‘Bilginize ihtiyacımız yoktur’</strong> gibi bir mesajla terbiye sınırını aşmışlardır.</h4>

<p><br />
<img alt="metin, ağaç, açık hava, kişi içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu" decoding="async" height="480" sizes="319px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/metin-agac-acik-hava-kisi-iceren-bir-resim-aci.jpeg" width="319" /><br />
Bir zamanlar yolum Demre’ye düştü. Sint Nikolaas’ın rahip olduğu kiliseyi ziyaret ettim. Sordum, soruşturdum ve tarih sayfalarını karıştırdım.<br />
Bakınız kitaplara nasıl yansımıştır Sint Nikolaas:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Bütün dünyada <strong>“Noel Baba”</strong> adıyla karıştırılan, Avrupa ülkelerinde çoğunlukla Santa Klaus olarak bilinen Aziz Nikolaas, Anadolu’da yaşamış bir din adamıdır. Günümüz İtalya’sının Sicilya Adası, Napoli, Bari, Almanya’nın Frieburg ve hatta Amerika’da New York kentinin koruyucu azizi olma derecesine varan önemi, her yılın 6 Aralık günü (Hollanda’da 5 aralık) yapılan anma törenleri ile daha da pekişmektedir.</h4>

<h4>Aziz Nikolaas’ın hayatı hakkında, azizlerin birçoğunda olduğu gibi fazla bir şey bilinmez. Sonraları pek çok efsane ile hayatı süslenmiştir. Tahıl ticareti yapan bir ailenin çocuğu olduğu bilinir. Hayatına dair yazılan dinî kitaplarda, göğün bir hediyesi, ana-babasının dualarının ve verdikleri sadakaların bir meyvesi, fakirlerin kurtarıcısı olarak dünyaya geldiğine işaret edilmiş, daha bebek iken mucizeler yarattığına inanılmıştır.</h4>

<h4>Aziz Nikolaas’ın ölüm günü tüm Hıristiyanlarca 6 Aralık olarak kabul edilir. Ancak bu tarihin kesin bir kaynağa dayandığı söylenemez.</h4>

<h4>Aziz Nikolaas’ın üçüncü yüzyıl sonlarında Patara’da dünyaya geldiği ve Myra’ya papaz olana dek, gençlik yılarının Patara’da geçtiği bilinmektedir. Ölümünden sonra Avrupa’nın birçok kentinde adına kiliseler inşa edilmiştir ki, bunlar arasında VI. yüzyılda İstanbul’da inşa edilen Bazilika en göze çarpan yapıdır. Rusya ve Yunanistan’ın en saygın Azizi olarak tanınmış, çocukların, mahkûmların, denizcilerin ve gezginlerin koruyucusu olarak saygı görmüştür.</h4>

<h4>Yaşantısı ve mucizeleri hakkında gerçekliği tartışılacak, sayısız hikâyeler anlatılmıştır. Piskopos olma kararının kehanetlere veya seçim toplantısı kararına göre, ertesi günü kiliseye giren ilk adam olmasına dayanılarak verildiği söylenir.</h4>

<h4>Bir keresinde de Mısır’dan İstanbul’a giden bir gemiden aldığı hububatla Myra halkını açlıktan kurtarır. Ancak gemi İstanbul’a vardığında yükünde hiçbir eksilme görülmez. Bu belki de Aziz’in, denizcilerin patronu olmasına bağlanan mucizelerden biridir. Çünkü, Akdeniz’de seyreden gemicilerin sefere çıkmadan önce birbirlerine iyi dilek olarak <strong>“Dümenini Aziz Nikolaas tutsun”</strong> demeleri gelenek olmuştur.</h4>

<h4>Aziz’in sağlığında din adamı olarak çalıştığı Likya sahilleri, Akdeniz’in en önemli denizcilik merkezi, burada yaşayanlar da Akdeniz’in ünlü denizcileriydi. Bu nedenle, Aziz’in denizle ilgili birçok mucizesine din kitaplarında da rastlanır.</h4>

<h4>Hikâyeye göre, fakir bir tüccar, kızlarını evlendirmeye gücü yetmeyince, onları satmayı düşünür. Aziz Nikolaas, tüccarın evine pencereden üç kese dolusu altın atar. Ev halkı çok şaşırır ve korkar. Bunun üzerine pencereleri kaparlar. Nikolaas aileye yardımı devam ettirmek ister. Her yer kapalı olunca, uşağı olan Siyah Pit’i dama çıkarır ve hediyelri bacadan aşağı attırır. Böylece de kızları kötü yola düşmekten kurtarır.<br />
İşte bu nedenle bugün Hollandalı çocuklar bacalardan atılacak olan hediyeleri bekleyecekler veya kapı önlerine ayakkabılarını bırakıp içine para konmasını umut edecekler.</h4>

<h2><strong>Noel Baba Kilisesi</strong></h2>

<p><br />
<img alt="çayır, ağaç, park, zemin içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu" decoding="async" height="525" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/cayir-agac-park-zemin-iceren-bir-resim-aciklam.jpeg" width="1024" /></p>

<h4>Aziz Nikolaas öldüğünde yapılan kilise veya şapel 529 yılındaki depremde yıkılınca daha büyük, belki de bazilika tipinde bir kilise yapılmıştır.<br />
XIII. yüzyılda Türklerin eline geçen Myra’da, kiliseyi serbestçe ibadet etmek için kullandığını ve kilisede bazı onarımların yapıldığını anlıyoruz. 1738’de büyük kilisenin yanındaki şapel tamir edilmiştir.</h4>

<h4>Aziz Nikolaas’ın piskoposluk yaptığı ve bu nedenle tüm Orta Çağ boyunca ününü sürdüren Myra, önemli bir Lykia kenti olup ismi <strong>“Yüce Ana Tanrıçasının yeri”</strong> anlamına gelmektedir. Lykia dilinde “Myrrh” olarak geçen Myra, Demre ovasını kuzeybatıdan çeviren dağların denize bakan yamacına kurulmuştur. Önce bugünkü kaya mezarlarının üzerindeki tepeden kurulan şehir daha sonraları aşağıya inerek genişlemiş ve Lykia’nın çok önemli altı büyük kentinden birisi olmuştur. Kentin M.Ö. IV. yüzyılda basılan ilk sikkesi üzerinde ana tanrıça kabartması vardır.</h4>

<h4>Myra’nın su ihtiyacı, Demre deresinin aktığı vadi kenarındaki kaya yüzüne açılan kanallarla karşılanmaktaydı. Bugünde bu kanalları görmek mümkündür. Myra’nın diğer yapıları bugün toprak altında olup gün ışığına kavuşacakları zamanı beklemektedirler. Myra’ya gelirken yol üzerindeki Karabucak mevkiinde, günümüze kadar iyi korunmuş Roma Devri mezar anıtı dikkati çeker.</h4>

<h4>Çay ağzındaki Myra’nın limanı olan Andriake’nin üzerinde kehanet merkezi olmasıyla ünlü Sura antik kenti Sura’dan birkaç km uzaklıktaki Gürses’te ise Trebenda antik kenti yer alır. Myra’nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir. Arkasındaki dik dağın yamacında kurulan tiyatronun caveası büyük ölçüde kayalara oyulmuştur. Tiyatro daha sonraları arena olarak da kullanılmış, bu nedenle bazı düzenlemeler yapılmıştır.</h4>

<h4>Kaya mezarlarıyla ünlü Myra’da, mezarlar hemen tiyatronun üzerinde ve doğu taraftaki nehir nekropolü denilen yerde olmak üzere iki yerde toplanmıştır.</h4>

<h4>Söylenecek so söz: İznik, 1700 yıl önce olduğu gibi bugün de hem inanç hem kültür dünyasının odağındadır.<br />
Papa’nın ayini ve Noel Baba Barış Konseyi’nin gelişi, bu toprakların barışı, hoşgörüyü ve ortak insanlık mirasını taşıyan özel yerler olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.</h4>

<h4>Ve bütün bu büyük buluşmanın merkezinde tek bir isim vardır<br />
<strong>Aziz Nikolaos<br />
Anadolu’nun dünyaya armağan ettiği evrensel iyilik sembolü.</strong></h4>

<h2><strong>HIRİSTİYAN ALEMİNİN, HZ. İSA’NIN DOĞUMU OLARAK KUTLADIĞI NOEL HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ…</strong></h2>

<h4><strong>‘Noel Baba’ diye fotoğraflananlardan biri, Demreli Sint Nikolaas’tır, diğeri ise İskandinavyalı Noel Baba’dır.</strong></h4>

<p></p>

<p><strong>Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir ve </strong><strong>bu adet Türkler’den Avrupa’ya geçmiştir.</strong></p>

<p><strong>Yılbaşı ise, Noel ile ilgisi olmayan, yeni bir yıla girişin başlangıç kutlamalarıdır.</strong></p>

<h4><strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></h4>

<h4>Hıristiyan aleminin kutladığı Noel Bayramı hakkında çeşitli varsayımlar dile getirilir. İskandinavyalı Noel Baba ile, Demreli Sint Nikolaas ve Yılbaşı kutlamaları birbiri ile karıştırılır. Çam ağacı süslemenin de bir Hıristiyan geleneği olduğu bilinir.<br />
Kaldı ki, dünyanın en önemli Sümeroglarından biri olan Dr. Muazzez İlmiye Çığ bakın bu konuda ne diyor: <strong>“Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor ve buna Hayat Ağacı deniyordu.<br />
Bu, Sümerlerde de vardı.</strong><br />
<strong>Bir ucunda Gök Tanrısı duruyordu.</strong><br />
<strong>Halen Orta Asya’da 22 Aralık’taki gündönümünde, evlerine Akçam Ağacı getirip, dallarına ertesi sene için Tanrı’dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için kurdele koyuyorlar.</strong><br />
<strong>Türklerdeki bu ağaç süslemenin Hıristiyanlıktaki Noel ile bir ilgisi yoktur.</strong><br />
<strong>Bu adet, daha sonra Türkler yoluyla Avrupa’ya geçmiş, 16’ncı yüzyılda Almanya’da başlamış ve buradan da dünyaya yayılmıştır.”</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\OCAK BULTENINE GIRECEKLER\nardugan-bayrami-4.jpg" decoding="async" height="490" sizes="720px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-ocak-bultenine-girecekler-n.jpeg" width="720" /></p>

<h4>Coğrafi bir olgu olarak, 21/22 Aralık gecesi, günler uzamaya, geceler kısalmaya başlar.<br />
Eski Türkler’in inanışlarına göre, Güneş, 21/22 Aralık gecesi, karanlığı yenmekte ve bu güne <strong>“NARDUGAN”</strong> denmekteydi.<br />
<strong>Dugan, Tugan= Doğan</strong><br />
<strong>Nardugan= Doğan Güneş, anlamına gelir.</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\OCAK BULTENINE GIRECEKLER\nardugan-bayrami-1.jpg" decoding="async" height="423" sizes="720px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-ocak-bultenine-girecekler-n-1.jpeg" width="720" /></p>

<h4>Türkler, <strong>Nardugan’da</strong>, Hayat Ağacı’nı (Sonsuz Hayat) temsilen bir Akçam’ın altına duaları Tanrı’ ya gitsin diye hediyeler koyuyorlar, ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlardı.<br />
Yaşlılar ziyaret ediliyor ve bir arada yemek yeniyordu.<br />
Bu gelenek halen Tatarlar, Başkırlar, Çuvaşlar ve Karaçay- Malkarlar tarafından yaşatılmaktadır.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\OCAK BULTENINE GIRECEKLER\8A3E49E8-EE56-4F58-9C26-117A76371DCC.jpeg" decoding="async" height="810" sizes="640px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-ocak-bultenine-girecekler-8.jpeg" width="640" /></p>

<h4><strong>“Hayat Ağacı”</strong> (Sonsuz Hayat) motifi, Hitit, Urartu ve daha sonraki dönemlerde Selçuklular ve Osmanlılar’ da farklılık gösterse de göze çarpar.<br />
<strong>Halı ve kilim desenlerinde de, “Hayat Ağacı” motifi sıklıkla görülür.</strong></h4>

<h4><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\OCAK BULTENINE GIRECEKLER\nardugan-bayrami-3.jpg" decoding="async" height="480" sizes="720px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-ocak-bultenine-girecekler-n-2.jpeg" width="720" /><br />
Ve son olarak çok önemli bir konuyu da unutmayalım:<br />
21/22 Aralık günlerinde, Muğla’ nın Bodrum ilçesine bağlı Gündoğan beldesinde “NARDUGAN ŞENLİKLERİ” <a href="https://arkaguverte.com/tag/yapi" rel="noopener" target="_blank">yapı</a>ldı.<br />
Gündoğan sahilinde ‘Nardugan’ (doğan güneş) <a href="https://arkaguverte.com/tag/ates" rel="noopener" target="_blank">ateş</a>i yakıldı,<br />
‘Hayat Ağacı’ olarak seçilen bir okaliptüs ışıklandırıldı.</h4>

<h4><strong>NOEL BABA’NIN BİLİNMEYEN YANI</strong></h4>

<h4>Gerek Noel Baba ve gerekse Sint Nikolaas gerçeğini aşağıda sizlere sunacağım.<br />
Ama önce , 2016 yılında, eski hakemlerden, şimdiki spor yorumcusu Ahmet Çakar’ın bir falsosu için yazdığım yoruma bakalım.<br />
Daha sonra da Noel Baba, Sint Nikolaas ve Yılbaşı konularına değineceğim. En altta da Hollandaca yazıları bulacaksınız.</h4>

<h4><strong>İlhan Karaçay’ın Ahmet Çakar’a cevabı:</strong><br />
<strong>Noel Baba, adamın daniskasıdır, bacadan girmez, kapıdan girer.</strong></h4>

<h4>Ünlü eski hakemlerimizden Ahmet Çakar, her hafta ahkam kestiği spor programlarından birinde, konularla hiç alakası olmadığı halde bir laf etmişti.<br />
Laf şöyleydi<strong>:”Noel baba’yı hiç sevmem. Adam olsa kapıdan girer; niye bacadan giriyor kardeşim? Yemişim Noel Baba’yı.”</strong><br />
Bu lafı duyunca midem bulanmıştı doğrusu.<br />
Kocaman ve tahsilli bir adamın <strong>”Yemişim Noel baba’yı”</strong> gibi argo bir cümleyi kullanması hiç hoş olmadı.<br />
Benim sevgili meslektaşım Yüksel Aytuğ da <strong>SABAH</strong>‘taki (<strong>GÜNAYDIN</strong> eki de olabilir), Ahmet Çakar’ın bu hakaretini<strong>, ‘Yılın Lafı’</strong> olarak köşesine koymuş.<br />
<strong>‘Kocaman ve tahsilli’</strong> dediğim Ahmet Çakar, Tıp tahsili yapmış ve pratisyen doktor olarak göreve başlamıştı. Babası Mustafa Çakar da bir hekimdi. Ama sonra hakem de oldu. Ahmet Çakar da babası gibi hekimlikten sonra hakemliğe başladı.</h4>

<h4>Tanışmışlığımız da vardır Ahmet Çakar ile.<br />
1994’de ABD’de yapılan Dünya Futbol Şampiyonası sırasında, New York’ta aynı yemek sofrasını paylaşmıştık. Aynı masada sevgili dostum Fatih Terim de vardı. Ahmet Çakar eşi ile birlikteydi ve çok kibar bir insandı.<br />
Ama nedense, çıktığı TV programlarında yorumculuk yaparken ukalalığı ile göze çarpmaya başladı. O’nun bu tavrı birilerinin hiç hoşuna gitmemiş olacak ki, bir tetikçi tarafından silahla vurulmuştu.</h4>

<h4>Ne yazık kİ, televizyon programlarında yorumculuk yapmakta olanların bazıları, patavatsız konuşmaları ile dikkat çekmeye çalışırlar. Bunlardan biri de benim Mersinli hemşehrim Erman Toroğlu’dur. Kendilerine verilen mikrofonları fuzuli laflarla işgal edip durur bu tip adamlar.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\ARALIK BULTENINE GIRECEKLER\2ddd450483d974166a27bc3bb9bbcaa8.jpg" decoding="async" height="337" sizes="236px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-aralik-bultenine-girecekler.jpeg" width="236" /><br />
<strong><em>İskandinavyalı Noel Baba</em></strong></p>

<h4>Biz konumuza dönelim ve Ahmet Çakar’ın Noel baba için söylemiş olduğu yakışıksız sözleri ele alalım.<br />
Ahmet Çakar, tarihi bilmediği için böylesi bir laf etmiştir. Zira, Ahmet Çakar tarihi bilseydi, Noel Baba dediği adam ile Sint Nicolaas’ın değişik kişiler olduğunu da bilirdi. Tarihi bilseydi, evlere bacadan girdiğini sandığı kişinin Demreli (Myra-Patara) Sint Nicolaas olduğunu bilirdi.</h4>

<h4>Tarihi biliyor olsaydı, Sint Nicolaas’ın evlere bacadan girmediğini, bir eve bacadan hediye attırdığını bilirdi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="C:\Users\ILHAN\Desktop\ARALIK BULTENINE GIRECEKLER\download.jpg" decoding="async" height="287" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/c-users-ilhan-desktop-aralik-bultenine-girecekler-1.jpeg" width="188" /><br />
<strong><em>Demreli Sint Nikolaas</em></strong></p>

<h4>Ben, Sint Nicolaas’ın yaşamını öğrenmek için Demre’ye gittim ve araştırdım.<br />
Sint Nicolaas, Anadolu’nun bu şirin kentinde yaşayan sevimli bir insandı. Babası tüccardı. yani zengin bir ailenin çocuğuydu.<br />
O’nun yaşam öyküsünü detaylı bir şekilde öğrenmek isteyenler, bu yazının altındaki uzunca öyküye bakabilirler.</h4>

<h4>Sint Nicolaas’ın <strong>‘baca’ </strong>iddiasına gelince…</h4>

<h4>Nicolaas yardımsever bir insandı. Yaşadığı yerdeki fakirlere yardım ederdi.<br />
Nicolaas’ın yaşam öyküsünde çeşitli rivayetler vardır.<br />
Bu rivayetlerden birine göre, yaşadığı yerde fakir bir aile vardı. Üç kızı olan bu fakir ailenin kızları parasızlıktan evlenemiyormuş. Kızların kötü yola düşmesinden korkan Nicolaas, bu kızların evlerine pencereden arada bir altın para attırırmış.<br />
Kızlar bu durumdan çok korkmuşlar ve pencereleri kapamışlar. Sint Nicolaas, yamağı olan siyahi Pit’e, <strong>‘Dama çık ve bacadan at’</strong> emrini vermiş.<br />
Bu durum karşısında zengin olan baba, kızlarını teker teker evlendirmiş.</h4>

<h4>İşte, hikaye bu kadar basit.<br />
Ahmet Çakar’ın, kapıdan girmeyip bacadan girdiğini öne sürerek hakaret ettiği Noel (Sint Nicolaas) hikayesinin aslı budur işte.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/iznik-1700-yil-sonra-yeniden-dunya-gundeminde</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-2jpeg.webp" type="image/jpeg" length="52344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’yi En İyi Şekilde Yönetecek Ve Düzlüğe Çıkaracak Deha İsim]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/turkiyeyi-en-iyi-sekilde-yonetecek-ve-duzluge-cikaracak-deha-isim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/turkiyeyi-en-iyi-sekilde-yonetecek-ve-duzluge-cikaracak-deha-isim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ben bir ‘yetenek avcısı Scout’ değilim. Cumhurbaşkanı seçme görevim de yok. Ama, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmayı en çok hak eden, bunu bilgiyle, olgunlukla ve temsil gücüyle en çok doldurabilecek isim: Prof. Dr. Talip Küçükcan’dır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Akademiden siyasete, siyasetten diplomasiye uzanan başarılı bir Türk portresini, sizlere tüm detayları ile anlatacağım.</strong></h3>

<h4>Türkiye, tarihin her döneminde zor sınavlardan geçmiş bir ülkedir. Fakat son yıllarda yaşanan siyasi gerilimler, ekonomik dalgalanmalar, toplumsal huzursuzluklar, kutuplaşmalar ve dış politikada ortaya çıkan belirsizlikler, milletçe hepimize aynı soruyu sorduruyor:<strong>“Bu ülkeyi, bilgiyle, liyakatle, vakar ile kim yeniden ayağa kaldırabilir?<br />
Kim, bu ülkenin yaralarını sükûnetle sarabilir?<br />
Kim, Türkiye’yi hem içeride hem dışarıda saygın, güçlü ve güven veren bir yapıya taşıyabilir?”</strong></h4>

<h4>Bu soruların cevabını yıllardır zihnimde taşıyor ama yüksek sesle dillendirmiyordum. Zira Türkiye’de bir ismi <strong>“cumhurbaşkanı adayı”</strong> diye anmak, büyük bir sorumluluk, büyük bir iddia ve aynı zamanda büyük bir hakkaniyet gerektirir. Ancak bazı kişilerin devlet adamlığı vasfı, <strong>“adaylık”</strong> tartışmalarının ötesine geçer ve kendini apaçık ortaya koyar.</h4>

<h4>Ben, bir spor kulübüne yıldız arayan ‘<strong>scout’</strong> değilim ve bir ülkeye cumhurbaşkanı seçmek gibi bir görevim de yok. Ama birazdan anlatacaklarım öyle bir isim üzerinedir ki, kendimi adeta gizli bir scouting departmanının gönüllü elemanı gibi hissettim.</h4>

<h4>Az önce sizin için kaleme almaya başladığım yazı, bende uzun zamandır şekillenmiş olan bu kanaati kalbimin ve kalemimin tam ortasına yerleştirdi. Bu yazı, beni adeta şu gerçeği açıkça ifade etmeye mecbur bıraktı: <a id="post-18585-_Hlk215496929"></a>Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmayı en çok hak eden, bunu bilgiyle, olgunlukla ve temsil gücüyle en çok doldurabilecek isim: Prof. Dr. Talip Küçükcan’dır.<br />
Çünkü Talip Küçükcan’ın hayatına ve birikimine şöyle yakından baktığımızda, aslında karşımıza tek bir meslek kimliği değil, çok boyutlu bir devlet adamı portresi çıkıyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="288" sizes="478px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-kleding.jpeg" width="478" /></p>

<h4>Talip Küçükcan’ın hayat hikâyesine baktığımızda, karşımıza sadece bir akademisyen çıkmıyor.<br />
Sadece bir siyasetçi de çıkmıyor.</h4>

<h4>Karşımıza <strong>‘ilmi bilen, siyaseti kavrayan, diplomasiyi okuyabilen, toplum dinamiklerine hakim, uluslararası çevrelerde saygı gören, çalışkan, dürüst ve sakin bir devlet adamı’ </strong>profili çıkıyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met pak, person, kleding, tekst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="247" sizes="798px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-pak-person-kleding-tekst-door-a.jpg" width="990" /></p>

<p><strong><em>T</em></strong><strong><em>ürk diasporasının önemli isimlerini İstanbul’da bir araya getiren “10. Dünya Türk İş Konseyi Kurultayı”nda, branşlarında başarılı olmuş kişilere ödüller dağıtılmıştı. İşte o ödül töreninde, ‘En Başarılı Akadmisyen’ dalındaki ödülü, Talip Küçükcan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden almıştı.</em></strong></p>

<h4>Küçükcan’ın Osmaniye’nin Kadirli ilçesinden başlayarak İngiltere’nin en köklü üniversitelerine uzanan eğitim hattı; Avrupa’daki Türk ve Müslüman toplumları üzerine yaptığı derinlikli incelemeler; Türkiye’deki akademik üretimi; Meclis’teki görevi sırasında dış politika ve demokrasi alanında oynadığı aktif rol; Avrupa Konseyi’ndeki temsiliyeti; bugün ise Endonezya’da yürüttüğü çok katmanlı diplomatik faaliyetler…</h4>

<h4>Bütün bunlar bir araya geldiğinde, Türkiye’de çok az kişide gördüğümüz bir tablo ile karşılaşıyoruz: <strong>Liyakat ile tevazu, bilgi ile temsil gücü, yerli duruş ile evrensel bakış birlikte yürüyebiliyor.</strong></h4>

<h4>İşte bu yüzden, bu ismi sadece tanıtmakla yetinemezdim.<br />
Bu yüzden, sadece bir <strong>“portre yazısı”</strong> yazamazdım.<br />
Bu yüzden, bu kalemin bir noktada şunu açıkça söylemesi gerekiyordu:<br />
<strong>Benim cumhurbaşkanı adayım Talip Küçükcan’dır.</strong></h4>

<h4>Bu yazının devamında, neden böyle düşündüğümü; neden Küçükcan’ın Türkiye için <strong>“devlet aklı”,</strong> <strong>“diplomatik derinlik”, “bilgi birikimi”</strong> ve <strong>“toplumsal uzlaşı”</strong> anlamında en uygun isim olduğunu; neden Türkiye’nin geleceğinde onun gibi bir vizyoner devlet adamına ihtiyaç duyulduğunu tüm yönleriyle anlatacağım.</h4>

<h4><strong>…VE İŞTE BENİM CUMHURBAŞKANI ADAYIM:</strong></h4>

<h4>Türkiye’nin son yıllardaki dış politika açılımında önemli görevler üstlenen Prof. Dr. Talip Küçükcan, akademik birikimi, siyaset tecrübesi ve bugün temsil ettiği diplomatik misyon ile çok yönlü bir kamu insanı olarak öne çıkıyor. Küçükcan’ın yaşam öyküsü, Türkiye’nin entelektüel sermayesinin devlet yönetiminde ve uluslararası ilişkilerde nasıl değer üretilebildiğinin somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.</h4>

<h4><strong>AKADEMİK TEMEL: ULUSLARARASI ÇALIŞMALARDA DERİNLİK</strong></h4>

<h4>Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde doğan Talip Küçükcan, Türkiye’deki eğitim hayatının ardından yurtdışına açılarak akademik kariyerini uluslararası düzeyde geliştirdi.<br />
Londra SOAS’ta yüksek lisans yapması, ardından Warwick Üniversitesi’nde etnik ilişkiler alanında doktora tamamlaması, onun sosyal bilimler disiplininde güçlü ve çok boyutlu bir perspektif edinmesini sağladı. Göç, kimlik, din-devlet ilişkileri ve toplumsal uyum gibi konularda uzmanlaşan Küçükcan, akademik camiada saygın bir yer edindi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, stoel, person, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="372" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-stoel-person-overdekt-d.jpg" width="676" /></p>

<p><strong><em>Prof. Dr. Talip Küçükcan, Toplum Liderlik Vakfı ile Londra SOAS Üniversitesi’nin düzenlediği ‘Toplumsal Başarı Ödülleri’ gecesinde, en başarılı ödüle layık görüldü.</em></strong></p>

<h4>Bu süreçte Avrupa’daki Türkler ve Müslüman topluluklar üzerine yürüttüğü araştırmalar kapsamında, Hollanda’da da incelemelerde bulundu.<br />
O dönemde toplumun nabzını tutmak için benimle de bir görüşme yapmış ve bu görüşmeden elde ettiği bilgileri raporuna yansıtmıştı. Bu durum, onun akademik çalışmalarında sahaya verdiği önemin ve araştırmacı titizliğinin erken bir göstergesiydi.</h4>

<h4><strong>SİYASET VE PARLAMENTO DENEYİMİ</strong></h4>

<h4>Prof. Dr. Talip Küçükcan, Türkiye’ye döndükten sonra akademik alandaki birikimini siyaset kurumuna taşıdı. 2015 yılında Adana milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren Küçükcan, özellikle dış politika, Avrupa Konseyi ilişkileri, demokrasi, azınlık hakları ve kimlik politikaları üzerine yoğunlaştı. Parlamentoda görev yaptığı dönemde Türkiye’yi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde temsil etti ve burada kısa sürede etkin bir figür hâline geldi.</h4>

<h4>Hem ulusal hem uluslararası platformlarda Türkiye’nin tezlerini akademik bir olgunlukla savunması, onu <strong>“entelektüel siyasetçi”</strong> kimliğiyle tanınır kıldı. Sadece siyasi söylemiyle değil, rapor ve analizleriyle de dikkat çeken Küçükcan, Türkiye’nin demokratikleşme, toplumsal uyum ve dış politika konularında üretken bir isim oldu.</h4>

<h4><strong>DİPLOMASİDE YENİ BİR SAYFA: CAKARTA BÜYÜKELÇİLİĞİ</strong></h4>

<h4>Küçükcan’ın kariyeri, 2023 yılında Türkiye’nin Cakarta Büyükelçisi olarak atanmasıyla yeni bir evreye girdi. Endonezya gibi çok kültürlü, çok dinli ve stratejik bir ülkeye gönderilmesi, hükümetin ona duyduğu güvenin açık bir göstergesiydi.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met pak, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="363" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-pak-kleding-person-persoon-door.jpg" width="644" /><br />
<strong><em>Talip Küçükcan, ASEAN Genel Merkez Binasında , TIKA’nın ortak projeleri ve örnekleri yansıtan bir fotoğraf sergisi açmıştı.</em></strong></p>

<h4>Cakarta’daki görevine başladığı günden itibaren diplomatik alanda oldukça aktif bir profil çizen Küçükcan, Türkiye–Endonezya ilişkilerini <strong>“stratejik ortaklık”</strong> boyutuna taşımak için yoğun bir temas trafiği yürütüyor. Paylaşımlarında ve resmi etkinliklerde görüldüğü üzere, iki ülkenin:</h4>

<h4>Ekonomik ilişkilerini derinleştirmesi, ASEAN çerçevesinde politik iş birliklerinin güçlendirilmesi, kültür, eğitim ve din hizmetleri alanlarında ortak programların genişletilmesi, TİKA projelerinin tanıtılması, Türk kültürünün Endonezya’da daha görünür hâle gelmesi, gibi pek çok alanda aktif çalışmalar yürütüyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, person, persoon, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="375" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-person-persoon-vrouw-do.jpg" width="667" /><strong><em>Talip Küçükcan, Türkiye Endonezya ilişkilerinin 75. Yıldönümünde, 1880’lerde Osmanlı Devleti Fahri Konsolosluğu olarak kullanılan, bugünki Cakarta Tekstil Müzesi’ne, ilişkilerimizin tarihi hatırlatan bir plaka yerleştirdi ve bir de ilişkilerde dünü ve bugünü yansıtan bir belgesel sergi açtı.</em></strong></p>

<h4>Endonezya’daki tekstil müzesine yerleştirilen ve Osmanlı’nın bu bölgedeki tarihî bağlarını hatırlatan plaka, Küçükcan’ın kültürel diplomasiye verdiği önemin bir yansıması olarak dikkat çekti. Bunun yanında düzenlediği fotoğraf sergileri, eğitim kurumlarına yaptığı ziyaretler ve bölgesel iş birliklerine dair temasları, Türkiye’nin Güneydoğu Asya’daki görünürlüğünü güçlendiren bir çizgi oluşturuyor.</h4>

<h4><strong>HALKLA İLİŞKİ VE KAMU DİPLOMASİSİNDE ETKİN BİR İSİM</strong></h4>

<h4>Küçükcan’ın diplomatik dildeki sakin üslubu, akademik temelli yaklaşımı ve toplumla doğrudan temas kuran çalışma tarzı, onu bölgedeki en görünür Türk diplomatlarından biri hâline getiriyor. Sosyal medya paylaşımlarından da görüldüğü üzere, hem protokol düzeyinde hem halk düzeyinde bir diplomasi yürütüyor. Endonezyalı öğrencilerle buluşmaları, eğitim kurumlarına yaptığı ziyaretler ve gençlere yönelik mesajları, Türk diplomasisinin yeni nesil yüzünü temsil ediyor.</h4>

<h4><strong>TÜRKİYE’NİN ASYA’YA AÇILIMINDA KİLİT BİR İSİM</strong></h4>

<h4>Prof. Dr. Talip Küçükcan, Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesindeki genişleyen dış politika vizyonunda önemli bir rol üstleniyor. Akademik birikimini diplomasiye taşıyan, siyaset tecrübesini uluslararası arenada ustalıkla kullanan Küçükcan; Türkiye’nin hem tarihî bağlarını hem güncel stratejik hedeflerini bölgeye anlatan güçlü bir temsilci konumunda.</h4>

<h4>Bugün geldiği nokta, uzun yıllara dayanan çalışkanlığının, düşünsel emeğinin ve devlet adamı ciddiyetinin doğal bir sonucu. Türkiye’nin Cakarta Büyükelçisi olarak yaptığı çalışmalar, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha önce olmadığı kadar derinleştiği yeni bir dönemin habercisi niteliğinde.</h4>

<h4>İlimle siyaseti, siyasetle diplomasiyi birleştiren bu kariyer çizgisi, Talip Küçükcan’ı Türk kamu hayatında özel bir yere taşıyor.</h4>

<h4><strong>KÜÇÜKCAN’IN DOĞUM, EĞİTİM VE AKADEMİK GEÇMİŞİ DE ÇOK İLGİNÇ</strong></h4>

<h4>Talip Küçükcan 5 Mart 1963’te Osmaniye’ye bağlı Kadirli ilçesinde doğdu.<br />
İlk ve orta öğreniminden sonra Kadirli İmam-Hatip Lisesi’ni tamamladıktan sonra, 1986’da Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu.<br />
Daha sonra akademik kariyer yaptı: 1990’da Londra Üniversitesi (SOAS) yüksek lisansını; 1997’de ise Warwick Üniversitesi etnik ilişkiler alanında doktorasını tamamladı.<br />
Doktora sonrası dawarwick’te (Warwick Üniversitesi Etnik İlişkiler Araştırma Merkezi) araştırmacı olarak çalıştı.<br />
Türkiye’ye döndükten sonra akademik kariyerine devam etti; din-devlet ilişkileri, göç, kimlik, sosyal entegrasyon gibi konularda çalışmalar yaptı. Kısacası Küçükcan, hem dini ilimler hem de sosyoloji/etnik ilişkiler alanlarında donanımlı bir akademisyen.</h4>

<h4><strong>SİYASİ HAYAT VE MECLİS DÖNEMİ</strong></h4>

<h4>Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) saflarından siyasete atıldı.<br />
7 Haziran 2015 seçimlerinde, 25. Dönem Adana milletvekili olarak TBMM’ye girdi.<br />
2015–2018 yılları arasında milletvekili olarak görev yaptı.<br />
Meclis’te özellikle dış politika, demokrasi, din-devlet ilişkileri, göç, azınlıklar ve Avrupa Birliği ile ilişkiler gibi konularda çalıştı.<br />
Aynı zamanda partide görev aldı: AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcılığı yaptı.<br />
Ayrıca uluslararası platformlarda da temsil etti: 2016 itibarıyla Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türkiye Delegasyonu Başkanı, daha sonra Başkan Yardımcısı oldu.<br />
Bu yönleriyle Küçükcan, akademik birikimini siyaset zemininde hayata geçiren, dış politika ve kimlik meselelerine odaklanan bir parlamenter portresi çizdi.</h4>

<h4><strong>AKADEMİK VE SİVİL TOPLUM GÖREVLERİ</strong></h4>

<h4>Akademisyen kimliğiyle siyaset öncesinde ve sonrasında da çalıştı. Özellikle göç, azınlıklar, din-devlet ilişkileri, toplumsal çözümleme alanlarında yazılar kaleme aldı.<br />
Kurucu üyelerinden olduğu SETA (Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) bünyesinde dış politika araştırmaları yaptı; aynı zamanda dergilerde editörlük yaptı.<br />
Örneğin, Insight Turkey adlı uluslararası bakış dergisinin editörü olarak görev aldı.<br />
Bu yönüyle Küçükcan, akademi-siyaset sarmalında köprü işlevi gören entelektüel bir figür.</h4>

<h4><strong>DİPLOMASİYE GEÇİŞ: BÜYÜKELÇİLİK GÖREVİ VE GÜNÜMÜZ</strong></h4>

<h4>2022 yılında, TBMM milletvekilliği sürecini geride bıraktıktan sonra, diplomatik kariyere yöneldi.<br />
2023 Nisan ayından itibaren Türkiye Cumhuriyeti Cakarta Büyükelçiliğine atandı; bu bağlamda ASEAN üye ülkeleri ile ilişkiler, Endonezya ve Doğu Timor gibi ülkelerle diplomatik temsil görevlerini yürütüyor.<br />
Büyükelçi olarak görev aldığı süre zarfında, Türkiye-Endonezya ilişkilerini <strong>“stratejik iş birliği”</strong> boyutuna taşımaya odaklandığı anlaşılıyor. Siyasi, kültürel, eğitim ve diplomatik alanlarda aktif bir gündem izliyor.<br />
Örneğin: Endonezya Din İşleri Bakanı ile görüşerek iki ülke arasında dini alanlarda iş birliğini görüştüğü haberleri var.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, schermopname, pak, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="399" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-schermopname-pak-persoon.jpg" width="692" /><strong><em>Talip Küçükcan, Pasentren Modern Daarul Uluum Lido yatılı okulunu ziyaret etti. Endonezya’da dini eğitim odaklı 42 bin yatılı okulda milyonlarca öğrenci eğitim görüyor. Küçükcan orada, Türkiye’deki eğitim sistemi, kültürel ve tarihi bağlarımız ve yükseköğretim imkânlarını anlattı.</em></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Aynı zamanda Türkiye’nin sağlık sistemi ve sağlık turizmi potansiyelini Endonezyalılara tanıttığı, turizm, eğitim ve kültür alanlarında ortak projelere açık olduklarını belirttiği haberler basında yer aldı.</h4>

<h4><strong>KAMUOYU ve SİYASİ DURUŞ</strong></h4>

<h4>Milletvekilliği döneminde, özellikle kültürel çeşitlilik, dil-din kimliği, vatandaşlık hakları gibi konularda, farklı kimliklerin eşit vatandaşlık temelinde temsil edilmesi gerektiğini savundu.<br />
Din ve vicdan özgürlüğü, kimlik hakları gibi konulara vurgu yaptı; Türkiye’de demokratik alanın genişlemesinden yana olduğunu belirtti.<br />
Dış politika alanında, hem parlamento içinde hem uluslararası platformlarda, Türkiye’nin çıkarları, göç, entegrasyon, farklı kültürlerle ilişkiler, Müslüman azınlıkların durumu, devlet-din ilişkileri gibi konularda aktif oldu.<br />
Bu duruşu, akademik altyapısı ve diplomatik tecrübesiyle birleşince onu <strong>“entelektüel siyasetçi &amp; diplomat”</strong> kimliğiyle öne çıkan bir figür hâline getiriyor.</h4>

<h4>Dış politika alanında, hem parlamento içinde hem uluslararası platformlarda, Türkiye’nin çıkarları, göç, entegrasyon, farklı kültürlerle ilişkiler, Müslüman azınlıkların durumu, devlet-din ilişkileri gibi konularda aktif oldu.</h4>

<h4><strong>SON GELİŞMELER: ENDONEZYA VE ASEAN ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE’NİN YENİ DİPLOMASİ DİLİ</strong></h4>

<h4>Türkiye ile Endonezya arasındaki iş birliğinin <strong>“yeni faz”</strong>a geçtiğini işaret ediyor. Ekonomi, kültür, eğitim, diplomasi gibi birçok alanda geniş kapsamlı ortaklık arayışı olduğu anlaşılıyor.</h4>

<h4>Bu paylaşım, Endonezya’daki Türk dış temsilciliğinin yalnızca diplomatik yazışma ya da protokol temelli değil; <strong>“stratejik ortaklık, halkla ilişki, kamu diplomasisi, kültür diplomasisi”</strong> gibi çok boyutlu olduğunu gösteriyor.</h4>

<h4>Küçükcan’ın geçmişte sosyal bilimler, din-devlet, göç, kimlik çalışmaları yapmış biri olması; Endonezya gibi çok dinli, çok etnikli ve tarihî olarak Müslüman kimlikli bir ülkede Türkiye’nin politikasını temsil etmede teorik bir altyapıya sahip olduğunu düşündürüyor.</h4>

<h4>Bu yönüyle, Küçükcan’ın büyükelçiliği, klasik diplomatik görevlerin ötesinde, Türkiye’nin Asya’daki pozisyonunu kültürel ve ideolojik düzeyde yeniden şekillendirme çabasının parçası olarak okunabilir.</h4>

<h4><strong>NİÇİN ÖNEMLİ?</strong></h4>

<h4>Türkiye’nin son yıllarda dış politikasında <strong>“Atlantik ekseni dışında”</strong> alanlarda genişlemeye gitmesi, Asya–Pasifik, ASEAN, Güneydoğu Asya gibi coğrafyalarla ilişkileri derinleştirmesi hedefi, bu açıdan Küçükcan’ın ataması stratejik.</h4>

<h4>Küçükcan’ın akademik geçmişi, Türkiye ile Endonezya arasındaki hem tarihî hem kültürel bağları analiz edebilecek donanımı sağlıyor. Bu da ilişkilerin <strong>“sadece devletler arası protokol”</strong> değil, <strong>“kültür-diplomasi, toplumsal bağ, halkla temas”</strong> boyutunu kapsadığı anlamına geliyor.</h4>

<h4>Diplomasinin giderek <strong>“çok katmanlı”</strong> hâle geldiği günümüzde, ekonomi, eğitim, sağlık, göç, kültür ve bu çeşitlilik Küçükcan’ın vizyonuna uygun gibi görünüyor.</h4>

<h4><strong>KÜÇÜKCAN’IN HOLLANDA ZİYARETİ SIRASINDA YAYINLADIĞIM HABER</strong></h4>

<h4><strong>Milletvekili ve AGIT Özel temsilcisi Talip Küçükcan Hollanda ziyaretinde çeşitli temaslarda bulundu.</strong></h4>

<h4><strong>Türkevi Araştırmalar Merkezi’nin kurucu üyesi olan, çiçeği burnunda milletvekili Küçükcan, Hollanda Türkleri’nin sorunları ile yakından ilgileneceği sözünü verdi.</strong></h4>

<h4><strong>AMSTERDAM, (ÇAYPRESS)-</strong>Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGIT) Dönem Başkanı’nın, <strong>‘Müslümanlara Karşı Ayırımcılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele’</strong> özel temsilcilsi Prof. Dr.Talip Küçükcan, Hollanda’daki müslümanların karşılaştığı sorunları yerinde incelemek ve tespitlerini raporlamak üzere resmi bir ziyarette bulundu.</h4>

<h4>Türkevi Araştırmalar Merkezi kurucuları arasında olan ve 7 Haziran seçimlerinde AK Parti Adana Milletvekili seçilen Prof. Talip Küçükcan, müslümanların karşılaştığı ırkcılık, ayırımcılık ve şiddet olaylarını araştırmak üzere önce ülke çapında faaliyet gösteren müslüman sivil toplum kuruluşlarının (CMO, SPIOR, EMCMO, v.d.) liderleri ve temsilcileriyle bir dizi görüşmelerde bulundu. Görüşmeler esnasında müslümanların eğitim, istihdam, güvenlik, siyaset v.b. alanlarda ayırımcılığa maruz kaldıkları, sözkonusu ayırımcılık ve hoşgörüsüzlüğün engellenmesi hususunda, Hollanda hükümetinin yeterli tedbirleri almadığı görüşünün hakim olduğu ifade edildi.</h4>

<h4>Prof. Küçükcan, resmi ziyareti çerçevesinde Hollandalı müslümanlar üzerine bilimsel çalışmalar yürüten akademisyen ve uzmanlarla da görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde Hollanda’da yaşayan müslümanların islamofobik olaylarla karşılaştıkları, özellikle Fransa’daki karikatür dergisine yapılan saldırılardan sonra Hollandalı müslümanların sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldıkları dile getirildi. Camilere yapılan saldırılarda da artış görüldüğü ifade edilerek, Hükümetin sözkonusu ayırımcılık, hoşgörüsüzlük ve nefret söylemine karşı yeni yöntemler ve önlemler geliştirmesi gerektiği üzerinde hemfikir olundu.</h4>

<h4>Prof. Küçükcan, AGIT heyetiyle birlikte Hollanda Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı; Eğitim, Bilim ve Kültür Bakanlığı; Halk Sağlığı, Refah ve Spor Bakanlığı yetkilieriyle de görüşerek, din ve inanca dayalı ayırımcılık ve hoşgörüsüzlükle mücadelede hangi tedbirlerin alındığı, ne tür siyasi ve hukuki enstrümanların kullanıldığı hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmelerde Hollandalı yetkililerin bu tür ayırımcılıkların varlığını teyid ettiklerini ve bunların engellenmesi için girişimlerde bulunduklarının ifade edildiği öğrenildi.</h4>

<h4>Küçükcan’ın, AGIT heyetinin ziyaret esnasında elde ettikleri bilgileri raporlaştırrarak, AGIT’e sunacağı ve raporda Hollanda hükümetine yol gösterici önerilerde bulunacağı ifade edildi.</h4>

<h4>Prof. Küçükcan, Hollanda ziyareti sırasında aynı zamanda kurucuları arasında bulunduğu Türkevi Araştırmalar Merkezi’ni de ziyaret ederek, Merkez’in yeni çalışmarı hakkında bilgi alışverişinde bulundu.</h4>

<h4>25. Dönem milletvekili olarak seçilen Türkevi dostları milletvekillerinin de katılacağı, Amsterdam ve Ankara merkezli faaliyetlerin yapılmasının da gündeme geldiği görüşmede, çeyrek asırdır Hollanda merkezli yürütülen ve Avrupa’yı aşan Türkevi faaliyetlerinin sivil toplum dünyasında örnek gösterilmesi sonucuna varıldı. Küçükcan, Türkevi Araştırmalar Merkezi’ne bundan sonra da desteklerinin devam edeceğini belirtti.</h4>

<h4>Diğer taraftan, Prof. Kücükcan Hollanda ziyaretinde, Hollanda MUSİAD iftarına da katılarak, Hollanda Türk toplumu temsilcileri ve girişimcileriyle de görüşerek, ekonomik hayata katkıları ve bunun Türkiye Hollanda ilişkilerine dair görüşlerini aldı.<br />
AGIT Özel temsilcisi Prof. Küçükcan, aynı zaman da Hollanda Diyanet Vakfı merkezini ziyaret ederek, Vakıf’ın çalışmarı hakkında bilgi aldı.</h4>

<h4>Prof. Küçükcan ziyaretinin son gününde, Amsterdam’da Avrasya Sivil Toplum Forumu üyeleriyle iftar yemeğinde buluşarak, özellkle Hollanda’daki Türk ve Akraba Toplulukları sorunları hakkında görüş alışverişinde bulundu, ve bu sorunların çözümünün takipcisi olacağını ifade etti.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, pak, kleding, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="235" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-pak-kleding-person-door-a.jpg" width="444" /><br />
<strong><em>Talip Küçükcan ile övünenler arasında, aynı zamanda kurucusu olduğu Türkevi Araştırmalar Merkezi de var. Merkez’in üstteki mesajı, övüncü her yanı ile anlatıyor…</em></strong></p>

<h4><strong>KÜÇÜKCAN’IN HOLLANDA ARAŞTIRMASI SONRASINDA YAZMIŞ OLDUĞU YORUM:</strong></h4>

<p>Küçükcan, öğrencilik yıllarında bir araştırma yapmak için gelmiş olduğu Hollanda’da, naçizane şahsımla da yapmış olduğu görüşmeden sonra, aşağıdaki makaleyi kaleme almıştı:</p>

<h4>Bu makalede Küçükcan’ın bilgi ve duyarlılığı açıkça farkediliyor.</h4>

<h4><strong>AVRUPALI TÜRKLERİN İMAJ SORUNU</strong></h4>

<h4><strong>Doç. Dr. Talip Küçükcan</strong></h4>

<h4>Avrupalıların, Türkler hakkındaki fikirleri ve düşünceleri kuşkusuz farklılıklar içeriyor. Gerek kendi gözlemlerimize gerekse şimdiye kadar yapılan bilimsel araştırmalara dayanarak şunu söylemek mümkündür: Batı Avrupalıların Türkler hakkındaki tutum ve düşünceleri yüzeysel bilgilere, yetersiz deneyimlere ve bazen de önyargılara dayalı oluşuyor. Zamanla bu düşüncelerin kalıp yargılara ve değişmesi zor imajlara dönüşme olasılığı taşıdığını da belirtmekte yarar var. Özellikle olumsuz düşünceleri ve önyargıları besleyen deneyimlerin yaşanması veya olayların gözlemlenmesi Türkler hakkında oluşan imajların kurumsallaşmasına katkıda bulunuyor.</h4>

<h4><strong>“Öteki” olmak</strong></h4>

<h4>Geldiğiniz farklı köken, kullandığınız başka dil, taşıdığınız farklı inanç ve kültürel kimlik sizi sadece yabancı ve <strong>“öteki”</strong> yapmakla kalmaz bu farklılıklarınızdan dolayı gördüğünüz işlemler veya karşılaştığınız davranışlar aynı zaman da sizin de kendinizi <strong>“farklı” </strong>olarak görme eğiliminizi pekiştirir. Genel olarak Avrupa’ya bakıldığında azınlıklar hakkında olumlu düşüncelerin pek yaygın olmadığı, bunun tam tersine yabancı olarak tanımlanan topluluklara ilişkin olumsuz, mesnetsiz ve yüzeysel önyargıların ve kalıplaşmış düşüncelerin yaygın olduğunu görüyoruz. Yani bizim dışımızdakilerin yani <strong>“öteki”</strong> veya <strong>“diğerleri”</strong> dediğimiz insanların bize bakışı, yani kendi açılarından <strong>“öteki”</strong>lere bakışının çok ta olumlu olmadığını görürüz.</h4>

<h4>Avrupalı Türkler hakkındaki fikir ve imajların oluşmasında başlıca iki aktör var. Biri <strong>“biz”,</strong> diğeri ise <strong>“öteki”</strong>ler. Bir ülkede göçmen ve yabancı olmak otomatikman sizi <strong>“öteki”</strong> yapar. Sayısal olarak azınlıkta iseniz, siyasi gücünüz yoksa, çoğunluğun dilinden farklı bir dil, çoğunluğun inancından faklı bir inancınız, renginiz veya etnik kökeniniz varsa bu da sizi kolayca <strong>“öteki”</strong>, <strong>“diğeri”</strong> veya <strong>“yabancı”</strong> yapar.</h4>

<h4><strong>Kendi rolümüz hakkında…</strong></h4>

<h4>Farklı milli, dini, kültürel ve etnik kökenden gelen ve Avrupa ülkelerine yerleşen, bu ülkelerin vatandaşı olan insanların ve hatta onların bu ülkede doğan çocuklarının bile “ötekiler” olarak görüldüğünü söylemek abartı olmaz. Ancak Avrupa’nın çeşitli ülkelerine ve kentlerine dağılmış bu yerleşik “yabancıların” bir kısmının olumsuz önyargıları besleyen, bir anlamda yabancı düşmanlarına koz veren davranışlar içinde bulunduklarını da belirtmekte yarar. Arada sırada çuvaldızı kendimize de batırmalı ve hakkımızdaki yalan-dolan ve yanlış imajların oluşmasında katkımız olup olmadığını sormalıyız.</h4>

<h4>Türklerin imajları hakkında Avrupa’da günümüzde genelde şöyle bir manzara var: Diğer yabancı kökenliler gibi Türkler de uyumsuz, başarısız, içine kapanık, suç işlemeye eğilimli, devletin sosyal yardımlarından geçinen, girişimcilik ruhu zayıf, eğitime önem vermeyen, değişime kapalı ve ortak yaşam kurulması kolay olmayan bir gurup olarak görülüyor.</h4>

<h4>Avrupa’da ırkçılığın, ayrımcılığın ve yabancı düşmanlığının arttığı siyasi ve sosyal bir ortamda yabancı kökenlilere hoş gözle bakılmıyor. Avrupa’da yabancılar arasındaki işsizlik oranları ve yoksulluk düzeyi gibi değişkenlere bakıldığında, bundan da daha vahimi yabancıları hedef alan siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan dışlayıcı ve küçük düşürücü politikalara bir göz atıldığında dediğimiz ayrımcılık ve dışlama kendiliğinden görülecektir.</h4>

<h4><strong>Önyargıların tarihsel kaynakları</strong></h4>

<h4>Diğer yabancı kökenliler gibi Avrupa’daki Türkler de bazı önyargıların, kalıplaşmış düşüncelerin ve ayrımcı politikaların hem hedefi hem de kurbanı olabilecek bir çevrede yaşıyor. Türklerle ilgili önyargıları, kalıplaşmış fikirleri ve şablonlara dayalı düşünceleri besleyen iki şey var. Bunlardan birincisi Türkler ve Avrupalılar arasında yüzyıllar süren sürtüşmeler, çatışmalar, savaşlar ve kavgalardır. İkincisi ise bugün Avrupa’da yaşayan Türklerin temsil sorunlarının ciddi boyutlara ulaşmış olmasıdır ve Türklerin genelde olumsuz ve onaylanması mümkün olmayan davranışlarla kamuoyu gündemine gelmesi.</h4>

<h4>Kuşkusuz, Viyana kapılarına kadar dayanan Türklerin uzun yıllardır ders kitaplarında barbarlar olarak okutulması, Avrupalıların Türklere bakışını derinden etkilemiştir. Türkler şiddet yanlısı, savaşçı, kavgacı, işgalci, talancı ve kendi dinlerini empoze etmeye çalışan bir millet olarak lanse edilmiştir. Böylesi bir kampanya Avrupalıların zihinlerinde derin ve olumsuz izler bırakmıştır. Bugün bile Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesine karşı çıkanların bazıları, kafalarının arka planında, Türklerin farklı bir uygarlık dünyasına ait olduğunu, Avrupa ile uzlaşamayacağını düşünüyorsa, bu, tesadüfi değildir. Geçmişe ait izlenimleri değiştirmek, özellikle bunu yaşı ilerlemiş kuşakların zihninden silmek kolay değil. Çünkü bir anlamda burada kurumsallaşmış bir imaj söz konusu.</h4>

<h4><strong>Türklerin imajı neden olumsuz?</strong></h4>

<h4>Ancak yaşadığımız ortamı paylaştığımız Avrupalıların Türkler hakkında daha olumlu düşünceler edinmelerine ve Türklere bakışlarındaki önyargılarından kurtulmalarına katkıda bulunabiliriz. Ya da tam tersi bazı yanlış davranışlarla yanlış imajların kökleşmesine ve bir daha silinmeyecek kadar derinlik kazanmasına neden olabiliriz.</h4>

<h4>Türklerin imajını en çok zedeleyen şeylerden birisi, Türkiye kökenli olduğu söylenen bazı kendini bilmezlerin işledikleri suçlarla basında sık sık yer almalarıdır. Özellikle uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti ve benzeri olaylara karışanlar arasında Türklerin de olması, yabancı düşmanlığı yanında, Türk düşmanlığını da körüklemektedir.</h4>

<h4>Eğitimde en başarısız öğrenciler arasında Türk çocuklarının da bulunması bir başka önyargı kaynağıdır. Sürekli başarısız olan ve doğru dürüst üniversitelere öğrenci gönderemeyen bir toplum hakkında olumlu yargıların oluşması bir hayli zor görünüyor.</h4>

<h4>Ayrıca Türklerin kamuoyunda daha iyi temsil edilmesini sağlayacak siyasal katılımın az olması, bazı başarılı iş adamlarımız olmasına karşın ekonomik alanda kurumsallaşmanın hala ciddi boyutlarda olmayışı, Türklerin sanatsal ve kültürel birikimlerini aktaracak, tanıtacak ve yayacak kurumların yetersizliği, yukarıda bahsettiğimiz olumsuz yargıların sürmesine katkıda bulunuyor.</h4>

<h4><strong>Özeleştiri yapmanın zamanı geldi</strong></h4>

<h4>Eğer bugün bir imaj sorunumuz varsa bunun nedenlerini iyi araştırmak ve ona göre kalıcı tedbirler almak zorundayız. Yoksa <strong>“bunlar bizi sevmiyor, istemiyor”</strong> edebiyatına devam eder dururuz. Bırakın başkalarını, iki Türk bir araya geldiğinde onlar başlıyor Türklerden şikayet etmeye. Uzun lafın kısası Avrupalı Türklerin imaj sorunu Türkler kendilerine çeki düzen vermedikleri sürece çözülemez. Önce kendimize bir çeki verelim. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.</h4>

<h4><strong>OKURLARIMA SON NOTUM:</strong></h4>

<h4><em>Bu vesileyle bir hususu özellikle belirtmek isterim. Prof. Dr. Talip Küçükcan ile hayatım boyunca yalnızca bir kez karşılaştım. Daha sonra herhangi bir görüşmemiz, dostluğumuz veya yakın bir ilişkimiz olmadı. Ayrıca, kendisinin AK Partili kimliğine rağmen, benim siyasî eğilimimin Chp’ye daha yakın olduğu bilinir. Ancak ben her zaman olduğu gibi, gazetecilikle siyasî görüşü birbirine karıştırmayan bir anlayışla yazıyorum. Bu analiz, kişisel yakınlık ya da siyasî sempati ile değil, tamamen kamusal gözlem ve mesleki değerlendirme ile kaleme alınmıştır.</em></h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/turkiyeyi-en-iyi-sekilde-yonetecek-ve-duzluge-cikaracak-deha-isim</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 08:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-menselijk-gezicht-persoonjpeg.webp" type="image/jpeg" length="21058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlhan Karaçay’ın Kuşbakışından Dünyadaki Durum]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/ilhan-karacayin-kusbakisindan-dunyadaki-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/ilhan-karacayin-kusbakisindan-dunyadaki-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[*Çin’in Uygur Türklerine yönelik politikaları ve sessiz bırakılan bir halk…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4><strong>*İsrail ve Filistin savaşında karar vericiler ve bedel ödeyenler…<br />
*ABD ve küresel güç düzeni: Hegemon mu yoksa ticaret imparatoru mu?…<br />
*Rusya: Parçalanan Sovyetler’den sonra süper güç sevdası…<br />
*Ukrayna Krizi: Avrupa’nın hesap hataları ve cahil cesareti…<br />
*Kıbrıs Sorunu: Tanınmayan KKTC ve görmezden gelinen Türk varlığı…<br />
*Türkiye: Umut veren söylemler ve büyüyen endişeler…</strong><br />
<strong>*İstanbul: Dünyanın en güzel ve yaşanır şehri. bir de o fakirlik olmasa…<br />
*Hollanda: 60 yıldır yaşadığım, dünyanın en refah ülkelerinden biri…<br />
*Tüm bu karmaşanın içinde hâlâ ayakta kalan insanlık değerleri…</strong></h4>

<h4><strong>(Haberin Hollandacası en altta.<br />
Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h4>

<h3></h3>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="257" sizes="441px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p.jpeg" width="441" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY dünyayı inceledi ve yazdı:</strong></p>

<h4>Bir sabah oturdum ve düşündüm. Bu yaştan sonra ben, niye yola çıkarım?<br />
Para için değil. Şöhret için değil. Gezmiş olmak için hiç değil.<br />
Ben dünyayı gezmeye, insanı yerinde anlamak için çıktım.<br />
Bu yolculuğa çıkarken aklımda turistik fotoğraflar yoktu.<br />
Ne Eyfel’in önünde poz verme derdim vardı, ne de <strong>“şurada da bulunmuştum”</strong> demek gibi bir hevesim. Zira geçmişte bunların hepsini görmüş ve yaşamıştım.</h4>

<h4>Ben dünyayı kartpostallardan değil, yüzlerden okumak istedim.<br />
Çünkü artık şunu fark ettim: Dünya, masa başından anlaşılmıyor. Dünya, stüdyodan anlatılamıyor. Dünya, koltukta oturarak yorumlanamıyor. Dünya, yerinde görülerek anlaşılır.</h4>

<h4>Hangi ülkeye gittiysem kendime şunu sordum: <strong>‘Burada insanlar sadece hayatta mı kalmaya çalışıyor yoksa hâlâ yaşamaya mı çalışıyor?’</strong></h4>

<h4>Aradığım aslında manzara değildi, insandı.<br />
Ve hemen şunu gördüm: Dünya büyük bir televizyon yalanı değil, ama televizyon dünyayı çok küçük ve çok çarpık gösteriyor.</h4>

<h4><strong>ÇİN VE UYGUR SORUNU: SESSİZLİĞE MAHKÛM EDİLEN BİR HALK</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, person, kleding, wolkenkrabber Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="388" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-person-kleding.jpg" width="581" /></p>

<h4>Çin, dışarıdan bakılınca kusursuz bir makine gibi ve dev bir güç. Aynı zamanda kendi sergilediği imajın esiridir. Teknoloji üreten, fabrikalarıyla dünyayı dolduran, limanlara hükmeden bu dev ülke. Ekonomisiyle, teknolojisiyle, disipliniyle dünyaya meydan okuyor gibi.<br />
Her şey sistemli, her şey düzenli, her şey kontrol altında.</h4>

<h4>Ama konu <strong>‘Uygurlar’</strong> olduğunda, gücünü korkuya dönüştüren bir devlete dönüşüyor.<br />
O dev güç, bir halktan korkuyor.</h4>

<h4>Sorunun kökü, sadece azınlık politikası değildir. Bu mesele, Çin’in kültürel homojenleştirme takıntısından kaynaklanıyor. Pekin yönetimi şunu istiyor: <strong>‘Tek dil, tek kimlik, tek resmi tarih.’</strong></h4>

<h4>Ama Uygurlar bu kötülüğü kabul etmiyor. Çünkü Uygurlar sadece bir etnik grup değil, bin yıllık bir kültürdür. Dilleri, müzikleri, yemekleri, inançları. Hepsi bir hafızadır.<br />
Ve işte tam da bu yüzden Çin, onları sadece susturmuyor. Onları unutmak zorunda bırakmak istiyor.<br />
Toplama kampları, yeniden eğitim merkezleri adı altında kurulan sistemler. Ama gerçekte olan şu: Bir halkın kimliği törpüleniyor.<br />
Uygur bölgesine vardığınızda şunu hissediyorsunuz: Binalar modern, yollar geniş, her şey var. Ama ruh eksik.<br />
İnsanlar konuşurken etrafına bakıyor. Sohbet ederken sesi kısılıyor. Bazı kelimeler yarım kalıyor.</h4>

<h4>Bir Uygur şöyle dedi: <strong>“Burada sözler serbest değil, sadece nefes almak serbest.”</strong></h4>

<h4>Ama buna rağmen, bir şey hâlâ yaşıyor orada: Kültür.<br />
Bir anne çocuğunun kulağına gizlice Uygurca bir ninni fısıldıyor.<br />
Bir yaşlı, evinde yasak olduğu halde eski bir türkü mırıldanıyor.<br />
Bir genç, telefonunda gizli gizli kendi tarihini okuyor.</h4>

<h4>Şunu anladım: Baskı suskunluk yaratır ama hafızayı öldüremez.</h4>

<h4>Ve tüm dünya ve hatta Türkiye Ucuz Çin mallarından vazgeçmemek için vicdanını taksitle susturuyor.</h4>

<h4><strong>İSRAİL VE FİLİSTİN SAVAŞI: SAVAŞI YÖNETENLER VE ACISINI ÇEKENLER</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="429" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-menselijk-gezicht-person.jpg" width="644" /></p>

<h4>Bu coğrafyada taş bile yorgun.<br />
Her sokakta bir hikâye, her duvarda bir kayıp var.<br />
Yıkılmış evler, parçalanmış hayatlar, sessiz kalan dünya.<br />
Filistin tarafında yıkılmış evler, yerde toz, havada siren sesi, gökyüzünde dron uğultusu.<br />
Bir çocuğa soruluyor: <strong>“Büyüyünce ne olmak istiyorsun?”</strong><br />
Çocuk duruyor ve şöyle diyor: <strong>“Büyümek istiyorum.”</strong></h4>

<h4>Bu cümle bütün diplomasi metinlerinden daha ağırdır.</h4>

<h4>Ama işin diğer tarafında, İsrail’de yaşayan sıradan bir kadın da şunu söylüyor: <strong>“Biz de korkuyla yaşıyoruz. Ama korku, başkasının canını almaya gerekçe olmamalı.”</strong></h4>

<h4>İşte gerçek burada. Sorun sadece iki halk arasında değil.<br />
Sorun, bu korkuyu siyasete, bu acıyı yatırıma, bu savaşı stratejiye dönüştürenlerde.</h4>

<h4>Bu meselenin kökü, 1917 Balfour Deklarasyonu’na, 1948’deki Nakba’ya ve Batı’nın Ortadoğu’daki çıkar hesaplarına uzanır.<br />
Bir halkın vatan diye gördüğü yer, bir başka halk için güvenlik alanı olarak sunuldu.</h4>

<h4>Ve bu yanlış hesap, on yıllardır kanla ödeniyor.<br />
Çocuklar ölüyor ama karar masasında çocuk yok.<br />
Anneler ağlıyor ama müzakere masasında onları kimse temsil etmiyor.<br />
Sokaklar yanıyor ama yangını çıkaranlar klimalı odalarda oturuyor.</h4>

<h4>Savaşın kazananı yoktur. Ama kaybedenleri her gün artıyor.</h4>

<h1><strong>ABD VE KÜRESEL HEGEMONYA:<br />
DÜNYANIN PATRONU MU, TACİRİ Mİ?</strong></h1>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, glimlach, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="356" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-menselijk-gezicht-glimlac.jpg" width="534" /></p>

<h4>Amerika’ya gittiğinizde, size satılan ilk şey özgürlük olur.<br />
Ama fiyat etiketi hep arkada gizlidir.</h4>

<h4>Bir üniversite öğrencisi, <strong>“Amerika gerçekten özgür mü?”</strong> sorusuna şu cevabı veriyor: <strong>“Özgür olmak pahalıdır. Biz çoğu zaman onu karşılayamıyoruz.”</strong></h4>

<h4>Bu ülke, dünyaya demokrasi ihraç ettiğini söyler ama, arka kapıdan silah satar.<br />
Bir yandan insan haklarından söz eder, öte yandan milyonlarca insanın iç işlerine burnunu sokar.</h4>

<h4>Sorunun kökü şudur: <strong>“Amerika için demokrasi bir değer değil, çıkar aracıdır.”</strong><br />
ABD’ye uymayan hükümetler devrilir. Uyanlar desteklenir. Petrol olan yerlere özgürlük gider. Olmayan yerlere ise sadece nasihat.</h4>

<h4>Ama şu da açıktır: <strong>“Amerika sadece Pentagon’dan ibaret değildir.”</strong><br />
Orada da sokakta yaşayan, direnen, vicdanını kaybetmemiş insanlar vardır.<br />
Devlet başka, insan başkadır.</h4>

<h4>Amerika, sadece dünya jandarması değil.<br />
Bugün aynı zamanda kendi sokaklarında bile güvenliği tartışılan bir ülke.</h4>

<h4>Birkaç gün önce yaşanan yeni bir terör saldırısı, bunun en acı örneklerinden biri oldu.<br />
Her olaydan sonra benzer cümleler kuruluyor:<br />
<strong>“Tedbirler artırılacak… Güvenlik gözden geçirilecek… Sorumlular bulunacak…”</strong><br />
Ama değişen bir şey oluyor mu?<br />
Hayır.</h4>

<h4>Çünkü Amerika’da sorun silah değil. Sorun, silaha tapınan bir zihniyettir.<br />
Özgürlük, burada çoğu zaman başkasının canına mal olan bir ayrıcalığa dönüşüyor.</h4>

<h4>Bir başka son gelişme daha: Venezuela’daki durum.<br />
Venezuela artık sadece ekonomik bir çöküş değil, küresel bir hesaplaşma alanıdır.<br />
Bir zamanlar petrol zengini olan bu ülke, bugün yoksulluğun ve siyasi tıkanmanın sembolüne dönüşmüştür.</h4>

<h4>Ancak ABD’den buraya “demokrasi için” bir müdahale beklemek saflık olur.<br />
Çünkü Washington’un derdi özgürlük değil, enerji ve jeopolitik kontroltür.</h4>

<h4>Ve bugün artık şu cümle daha sık kuruluyor:<br />
<strong>ABD’nin Venezuela’ya müdahale edeceği iddiaları yoğunlaşıyor.</strong><br />
Bu kez “dünya jandarması” rolüyle değil, açık çıkar hesabıyla.</h4>

<h4>…Ve bugün Amerika’nın en büyük sorunu da budur: <strong>“Kendi halkıyla bile arasında büyüyen mesafe.”</strong></h4>

<h3><strong>RUSYA: PARÇALANAN BİR İMPARATORLUĞUN RUH HALİ</strong></h3>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met buitenshuis, persoon, kleding, wolkenkrabber Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="416" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-buitenshuis-persoon-kleding-wolk.jpg" width="624" /></p>

<h4>ABD’nin yönlendirdiği Gorbaçov, Sovyetler Birliği’ni çökertti.<br />
Ama yıkılan sadece bir rejim değildi. Bir hayal, bir güç duygusu, bir dünya iddiası da dağıldı.<br />
Ve o enkaz, hâlâ Rus halkının omuzlarında.</h4>

<h4>Bir Rus emekli şöyle dedi. <strong>“O zaman özgür değildik. Şimdi de huzurlu değiliz.”</strong></h4>

<h4>Rusya bugün geçmişine sıkışmış bir dev.<br />
Bir yandan eski gücüne dönmek istiyor.<br />
Bir yandan yeni dünyada yer bulamıyor.</h4>

<h4>Bir ülke sadece haritayla toparlanmaz. Önce ruhunu toparlaması gerekir.<br />
Ve Rusya hâlâ bunu yapmaya çalışıyor ama bazen yanlış yollardan geçerek.<br />
Gücü güvenliğin yerine koyuyor. Ve bedelini yine halk ödüyor.</h4>

<h4>Sorunun kökü şudur. Gücü güvenlik zanneden bir zihniyet.<br />
Ve o güvenlik adına yapılan her hamle, yeni güvensizlikler doğurur.</h4>

<h4>Bedelini kim ödüyor? Siyasetçiler değil.<br />
Cephede ölen gençler.<br />
Markette fiyatları sayan kadınlar. Kira yetiştiremeyen işçiler.</h4>

<h4><strong>UKRAYNA: BİR KOMEDYENİN RUH HALİ VE AVRUPA’NIN CAHİL CESARETİ</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, hemel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="398" sizes="646px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon.jpg" width="646" /></p>

<h4>Ukrayna artık sadece bir ülke değil. Bir cephe hattı.<br />
Avrupa, bu savaşı uzaktan izlerken, barıştan değil, jeopolitik kazançtan söz ediyor.<br />
Ukrayna’da gençler liderlik tartışmasını çoktan bırakmış durumda. Onlar sadece yaşamak istiyor.</h4>

<h4>Zelenski bir lider olabilir. Bir komedyen de olabilir.<br />
Ama Avrupa’nın onu, dünyayı ateşe atacak kadar sahiplenmesi, tarihi bir körlüktür.<br />
Çünkü gençler şunu söylüyor: <strong>“Bize silah değil, barış lazım.”</strong><br />
Ama silah satmak, barış satmaktan her zaman daha kârlı.</h4>

<h4>Sorunun kökü şudur. Barış kazandırmaz. Silah ise çok kazandırır.<br />
Bu dünyada artık vicdan değil, bütçe konuşur.</h4>

<h1><strong>KIBRIS: TANINMAYAN DEVLET VE UNUTULMAYA ZORLANAN HALK</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, wolk, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="340" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-persoon-kleding-wolk-menselijk-g.jpg" width="510" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Kıbrıs meselesi sadece bir ada meselesi değildir.<br />
Bu, uluslararası ikiyüzlülüğün açık fotoğrafıdır.<br />
Kasıtlı olarak bölünmüş devletler bile dünyada bir şekilde tanınırken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hâlâ yok sayılıyor. Kendi toprağında var, dünya haritasında yok.</h4>

<h4>Sorunun kökü Rum tarafının tek egemen devlet olarak sunulması değildir sadece.<br />
Sorunun kökü, Batı’nın çıkar terazisidir.</h4>

<h4>Kosova’yı tanıyanlar, Güney Sudan’ı alkışlayanlar, KKTC söz konusu olunca susuyor.<br />
Çünkü Kıbrıs, satranç tahtasında bir taş. Ama o taşın üzerinde yaşayan bir halk var.<br />
Gençleri göç ediyor. Ekonomi kırılgan. Umudu sınır kapılarında tükeniyor.</h4>

<h4>Kıbrıs’ta dolaşırken garip bir duygu var.<br />
Hem evindesin hem yabancısın.<br />
Bir taraf tanınıyor. Bir taraf yok sayılıyor.<br />
Ama adalet bu mu?</h4>

<h4>Bir Kıbrıslı Türk şöyle dedi: <strong>“Biz en çok dünyaya değil, bazen kendimize yeniliyoruz.”</strong><br />
En acısı şu. Bazı Kıbrıslı Türkler, <strong>“Rum tarafına bağlanalım”</strong> diyor.<br />
Bu, geçmişin acılarını bilmeden geleceği satmaktır.</h4>

<h4>Bir esnafın cümlesi ise şuydu: <strong>“Bayrak karnı doyurmuyor abi. Ama hafıza satılmaz.”</strong><br />
Buna rağmen hâlâ bu toprağa sahip çıkanlar var.<br />
Hâlâ bu hafızayı terk etmeyenler var.</h4>

<h1><strong>TÜRKİYE: UMUT, YORGUNLUK VE<br />
ARADA KALAN BİR ÜLKE</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="332" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon-1.jpg" width="498" /></p>

<h4>Türkiye artık sadece bir ülke değil. Bir ruh hali.<br />
Bir yanı geçmişinin gururuyla yaşayan, bir yanı bugünün yükünü taşımakta zorlanan bir toplum.<br />
Sorunun kökü sadece ekonomi değil.<br />
Sorun, güvenin aşınması.<br />
Adalet duygusunun zedelenmesi.<br />
Geleceğin flu hale gelmesi.</h4>

<h4>İnsanlar artık şunu soruyor: <strong>“Bu ülkede hayal kurulur mu yoksa sadece sabredilir mi?”</strong><br />
Gençler yurt dışına gitmenin yollarını arıyor.<br />
Yaşlılar geçmişi özlüyor.<br />
Orta yaşlılar bugünü taşımaktan yorulmuş durumda.</h4>

<h4>Ama buna rağmen Türkiye hâlâ direniyor.<br />
Çünkü bu ülkede hâlâ güçlü bir dayanışma damarı var.<br />
Hâlâ düşene el uzatma kültürü var.<br />
Hâlâ yok olmamış bir vicdan var.</h4>

<h4>Türkiye şu an bir yol ayrımında değil. Bir yüzleşmenin eşiğinde.<br />
…Ve bu yüzleşme, ya yeni bir diriliş doğuracak, ya da uzun bir yorgunluk.</h4>

<h1><a id="post-18558-_Hlk215290856"></a><strong>İSTANBUL: DÜNYANIN EN GÜZEL VE YAŞANIR ŞEHRİ. BİR DE O FAKİRLİK OLMASA…</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, hemel, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="419" sizes="686px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-kleding-persoon-hemel-buitenshui.jpeg" width="686" /></p>

<h4>Bu fotoğrafa bakınca insanın içine garip bir şey çöküyor.<br />
Sanki hem bir gurur, hem bir hüzün, hem de tarifsiz bir özlem.<br />
Çünkü İstanbul, yalnızca bir şehir değil.<br />
O, bir hatıralar atlası, bir medeniyet yorgunu ve aynı zamanda bir direniş mekânı.</h4>

<h4>Boğaz, gecenin içinde bir gümüş yol gibi uzanıyor.<br />
Köprü, iki kıtayı değil, iki ayrı ruh halini birbirine bağlıyor.<br />
Bir yakasında geçmiş…<br />
Diğer yakasında belirsiz bir gelecek.</h4>

<h4><strong>“Boğaziçi şen gönüller yatağı…” </strong>diye başlayan o eski şarkılar boşuna söylenmedi.<br />
Bu şehir, vaktiyle gerçekten de şen gönüllerin yatağıydı.<br />
Aşıkların buluştuğu, şairlerin ilham aldığı, gurbetçilerin veda ederken son kez baktığı yerdi.</h4>

<h4>Bugün ise İstanbul biraz daha yorgun.<br />
Biraz daha gürültülü.<br />
Biraz daha sabırsız.<br />
Ama hâlâ büyüleyici.</h4>

<h4>Lüks gökdelenlerin gölgesinde sıkışan hayatlar var artık.<br />
Tarih kokan semtlerin yerini betonun sert yüzü alıyor.<br />
Ama ne olursa olsun,<br />
Boğaz’ın suyuna karışan o kadim ruhu kimse söküp atamıyor.</h4>

<h4>Orhan Veli’nin dediği gibi,<br />
<strong>“İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı…”</strong><br />
Dinlediğinizde hâlâ martı seslerini, vapur düdüklerini ve sokak satıcılarının yankısını duyarsınız.</h4>

<h4>Ve bir de o derin iç çekişi…<br />
Yüzyılların yorgunluğunu taşıyan o sessiz iç çekişi.</h4>

<h4>İstanbul artık bir masal şehri değil belki.<br />
Ama hâlâ bir kader şehri.<br />
Sevenini de yoran.<br />
Gururlandıran ama aynı zamanda yaralayan.</h4>

<h4>Ve yine de…<br />
Bütün yoksulluğuna, bütün keşmekeşine, bütün kırgınlığına rağmen<br />
İstanbul, İstanbul’dur.</h4>

<h4>Çünkü bazı şehirler yaşanmaz.<br />
Bazı şehirler yaşatır insanı.<br />
Ve İstanbul, hâlâ yaşatmaya devam ediyor.</h4>

<h1><a id="post-18558-_Hlk215291059"></a><strong>HOLLANDA: 60 YILDIR YAŞADIĞIM, DÜNYANIN EN REFAH ÜLKELERİNDEN BİRİ</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met windmolen, buitenshuis, hemel, gras Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="351" sizes="693px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-windmolen-buitenshuis-hemel-gras.jpeg" width="693" /></p>

<h4>Ben bu ülkeye geldiğimde takvimler farklıydı.<br />
Sokaklar daha sessizdi. İnsanlar daha mesafeliydi. Ama sistem, daha netti.</h4>

<h4>Hollanda bana şunu öğretti: Refah, sadece para değildir. Refah, kuralların işlemesidir.<br />
Refah, hakkın tanınmasıdır. Refah, sıraya girmenin doğal karşılanmasıdır.<br />
Burada kimse torpil sormaz. Çünkü sistem torpile izin vermez.</h4>

<h4>60 yıldır bu ülkede yaşıyorum. Lalelerin açtığı baharları da gördüm.<br />
Koalisyon kavgalarının bitmeyen sonbaharlarını da.<br />
Hollanda’da hükümet kurmak, bazen mevsim değiştirmekten daha uzun sürer.<br />
Ama ilginçtir, devlet aksamaz.<br />
Koalisyon tartışmaları aylar sürer.<br />
Partiler anlaşamaz. Masalar dağılır, yeniden kurulur.<br />
Ama hiçbir Hollandalı şunu sormaz: <strong>“Peki şimdi ülke nasıl yönetilecek?”</strong><br />
Çünkü burada sistem kişilere değil, kurallara dayanır.</h4>

<h4>Bir gün bir Hollandalı komşum bana şöyle dedi: <strong>“Bizde hükümetler geçicidir ama kurumlar kalıcıdır.”</strong></h4>

<h4>İşte bu cümle, bu ülkenin özüdür.</h4>

<h4>Hollanda bazen soğuk görünür. Ama adaletle ısınan bir tarafı vardır.<br />
Bazen mesafelidir. Ama güven verir.</h4>

<h4>Ve ben, 60 yıldır bu ülkede yaşarken şunu gördüm:<br />
<strong>Refah, lale bahçeleri kadar süslü değil. Ama bir o kadar da emeğe dayalıdır.</strong></h4>

<h1><strong>DÜNYANIN, YAŞAMAYA DEĞER HÂLÂ GÜZEL TARAFLARI DA VAR</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, glimlach, hemel, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="439" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/12/afbeelding-met-menselijk-gezicht-glimlach-hemel.jpg" width="658" /></p>

<h4>Dünya çok yara aldı. Bunu gördüm. Bunu yaşadım. Bunu dinledim.<br />
Ama şunu da gördüm: <strong>“Dünya sadece yıkımdan ibaret değil.”</strong></h4>

<h4>Her bombanın düştüğü yerde birileri enkaz kaldırıyor. Her yıkılan evin yanında birileri yeniden umut kuruyor. Her kararan gökyüzünün ardından bir sabah yine doğuyor.</h4>

<h4>Ve işte bu yüzden bu yazıyı karamsarlıkla değil, umutla bitirmek istiyorum.</h4>

<h4><strong>İtalya’da küçük bir kasaba:</strong><br />
Sabah erkenden bir fırında yaşlı bir amca vardı.<br />
Kahveleri hazırlarken baktı ve dedi ki: <strong>“Gelen misafir değildir. Dünyanın her köşesinden gelen, ev sahibidir.”</strong><br />
İşte o an anladım. Güzellik bazen bir fincan kahvedir.</h4>

<h4><strong>Japonya’da bir sabah, küçük bir tren istasyonu:</strong><br />
Kalabalık yoktu. Gürültü yoktu. Sadece zaman vardı. Bir adam geldi. Elindeki süpürgeyle peronu temizlemeye başladı. Ama öyle hızlı değil. Öyle acele değil.</h4>

<h4>Her çöpü alırken hafifçe eğiliyor, her adımı bir ritüel gibi atıyordu.<br />
<strong>‘Her gün mü bunu yapıyorsunuz?’</strong> sorusuna, gülümseyerek şu cevabı verdi: <strong>“Evet. Çünkü buraya gelen herkesin günü temiz başlasın istiyorum.”</strong></h4>

<h4>O an anladım: Bazı ülkeler teknolojisiyle büyür. Bazı ülkeler parasıyla. Ama Japonya, sorumluluk duygusuyla büyümüş.<br />
Orada sokaklarda çöp göremezsiniz. Ama çöp kovası da yoktur. Çünkü herkes, çöpünü vicdanında taşır.</h4>

<h4>İşte Japonya bana şunu öğretti: <strong>Güzellik bazen tapınak değil, bir davranıştır. Bir düzendeki sessizliktir. Bir insanın işine gösterdiği saygıdır.</strong></h4>

<h4>Ve bu yüzden diyorum ki: Dünya hâlâ güzel.<br />
Çünkü Japonya’da bir adam hâlâ sabahları bir istasyonu temizliyor.</h4>

<h4>Evet…<br />
Çin’de zulüm var.<br />
Filistin’de gözyaşı var.<br />
Ukrayna’da bombalar var.<br />
Kıbrıs’ta yalnızlık var.<br />
Rusya’da korku var.<br />
Amerika’da fırsatçılık var.</h4>

<h4>Ve bu yüzden diyorum ki: ‘<strong>Dünya kötü değil. Dünya yorgun.’</strong><br />
Ama hâlâ sevgiye açık, umut taşıyan, iyilikle nefes alan insanlarla dolu.</h4>

<h4>Ben dünyayı gezerken şunu öğrendim:<br />
Devletler bozabilir.<br />
Sistemler çökebilir.<br />
Siyaset kirletebilir.<br />
Ama eğer bir insan yolda bir yabancıya gülümseyebiliyorsa, bu dünya hâlâ kurtarılabilir.</h4>

<h4>Bu yazıyı şöyle bitirmek istiyorum: <strong>Dünya kötüye gidiyor olabilir. Ama insan hâlâ güzel kalabiliyorsa, bu yol bitmemiştir.</strong></h4>

<h4>…Ve sırf bu yüzden gezmeye devam edeceğim. Çünkü dünyayı, haberlerden değil, insanlardan öğrenmek istiyorum.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/ilhan-karacayin-kusbakisindan-dunyadaki-durum</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/12/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-pjpeg.webp" type="image/jpeg" length="84207"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[THY Kargo Uçağı Hollanda’yı Uçurdu…]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/thy-kargo-ucagi-hollandayi-ucurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/thy-kargo-ucagi-hollandayi-ucurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Bakanlığın 2026 bütçesi görüşmelerinde iktidarı Mersin’i ihmal etmek, kenti kirletmek ve borçlandırmakla suçladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Bölge insanları, “Güvenliğimiz sağlanmalı, zararımız ödenmeli” diyor.</strong></h1>

<h3><strong>(Haberin Hollandacası en altta.<br />
De Nederlandse versie staat hieronder.)</strong></h3>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="208" sizes="357px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-14.jpeg" width="357" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY’ın haberi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>(16 günlük bir gezi sonrasında ‘Merhaba’ değerli okurlarım.</strong><br />
<strong>Pazartesi günü sizlere dünyayı anlatacağım. Bekleyiniz)</strong></h4>

<h4>Hollanda’nın Limburg eyaletine bağlı Beek kasabasında, Maastricht Aachen Airport çevresinde yaşanan bir olay, kargo taşımacılığı ile yerleşim alanları arasındaki kırılgan dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met vliegtuig, transport, hemel, vlak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="195" sizes="681px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-vliegtuig-transport-hemel-vlak.jpeg" width="681" /></p>

<h4>Bir <strong>THY kargo uçağının inişi</strong> sırasında oluşan güçlü hava akımı, havaalanına yakın konumda bulunan bir yapının çatısında ciddi hasara yol açtı. Olay sonrası çekilen görüntülerde, çatının geniş bir bölümünde kiremitlerin yerinden söküldüğü, bazı kısımların tamamen açıldığı ve yapının içinden bakıldığında doğrudan gökyüzünün görülebildiği açıkça seziliyor.</h4>

<h4>Bu durum, sıradan bir hasardan çok daha fazlası. Çünkü ortada yalnızca kırılmış kiremitler değil, doğrudan yaşam alanına dokunan bir risk var.</h4>

<p></p>

<p><img alt="Afbeelding met gebouw, raam, dak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="216" sizes="679px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-gebouw-raam-dak-door-ai-gegenere.jpg" width="679" /></p>

<h4>Ev ve ahır olarak kullanılan yapının çatısında büyük boşluklar oluşmuş durumda. Ahşap taşıyıcı kirişlerin bazı bölümleri tamamen açığa çıkmış, rüzgâr ve yağmurla birlikte yapının içi savunmasız bırakılmış.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met buitenshuis, persoon, person, raam Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="218" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-buitenshuis-persoon-person-raam.jpg" width="968" /><br />
Yapı sahibi Peter op ‘t Veld’in ifadesine göre olay birkaç saniye içinde gerçekleşti. Önce yoğun bir gürültü duyuldu, ardından çatıda sarsıntı hissedildi ve kiremitlerin ardı ardına koparak savrulduğu fark edildi.<br />
Ev sahibi Peter op ’t Veld, THY uçağının, ilk inişte zorlandığını ve tekrar yükseldiğini, ikinci inişte ise 400 feet daha alçak indiğini iddia etti.</p>

<h4>Teknik açıdan bakıldığında, olayın büyük gövdeli kargo uçaklarının iniş ve kalkış sırasında oluşturduğu güçlü hava girdaplarıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Havacılıkta bu duruma <strong>“wake vortex”</strong> adı veriliyor. Uçağın kanat uçlarında oluşan bu görünmeyen ama son derece kuvvetli hava akımı, özellikle yere yakın yapılar üzerinde beklenmedik ve yıkıcı sonuçlara yol açabiliyor.</h4>

<h4>Bu noktada kritik unsur ise uçağın bir yolcu uçağı değil, <strong>Turkish Cargo tarafından işletilen bir THY kargo uçağı</strong> olması. Bu tür uçaklar, daha ağır yük taşıdıkları ve farklı aerodinamik özelliklere sahip oldukları için, oluşturdukları hava girdapları da daha yoğun ve daha etkili olabiliyor.</h4>

<h4>Maastricht Aachen Airport, Avrupa içinde kargo taşımacılığında önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Turkish Airlines ve Turkish Cargo da bu havalimanını düzenli olarak kullanıyor. Özellikle çiçek, taze ürün ve lojistik taşımalarında Maastricht hattı stratejik bir rol oynuyor.</h4>

<h4>Ancak bu yoğunluk, havalimanı çevresinde yaşayanlar için her zaman sadece ekonomik fayda anlamına gelmiyor.</h4>

<h4>Beek ve çevresinde yaşayan birçok kişi, uçuş trafiği nedeniyle zaman zaman sarsıntılar yaşandığını, evlerin titrediğini ve çatılarda stres oluştuğunu dile getiriyor. Son yaşanan olay ise bu şikâyetleri görünür hale getiren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.</h4>

<h4>Yetkililer olayın ardından inceleme başlatıldığını ve bilirkişi raporlarının hazırlanacağını açıkladı. Bu raporlarda, hasarın kesin nedeni, uçağın geçtiği irtifa, hava koşulları ve yapının konumu gibi teknik detaylar değerlendirilecek. Sigorta süreci ve olası tazminat konusu da bu raporlar doğrultusunda netleşecek.</h4>

<h4>Şu ana kadar Turkish Airlines veya Turkish Cargo tarafından bu olayla ilgili doğrudan bir açıklama yapılmış değil. Ancak bölgedeki tartışmaların artması halinde, şirketin de konuya ilişkin bir değerlendirme yapması bekleniyor.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met gebouw, dak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="291" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-gebouw-dak-door-ai-gegenereerde-i.jpg" width="1039" /></p>

<h4>Bu olay, sadece bir çatının zarar görmesi meselesi değil.<br />
Bu, gökyüzündeki ticari hareketlilik ile yeryüzündeki günlük yaşamın kesiştiği bir noktada ortaya çıkan bir gerçeklik.</h4>

<h4>Bir yanda Avrupa’nın lojistik damarlarından biri olan bir havalimanı, diğer yanda ise bu yoğunluğun hemen altında yaşayan insanlar.</h4>

<h4><strong>Beek’te o gün:</strong><br />
Gökyüzünde bir THY kargo uçağı vardı.<br />
Yerde ise saçılmış kiremitler, açılmış bir çatı ve tedirgin bir sessizlik.<br />
Ve şu soru ortada duruyor:<br />
Uçuşlar devam ederken, yerdeki hayat ne kadar korunabiliyor?</h4>

<h4><strong>Olayın mizahi tarafı:</strong><br />
Gökyüzünde bir THY kargo uçağı, yerde bir ahır ve görünmeyen ama çok güçlü bir hava girdabı. Sonuçta uçuş planında olmayan bir <strong>“ek sefer”</strong> daha gerçekleşiyor.<br />
Bu seferin yolcuları ise <strong>‘kiremitler’.</strong></h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/thy-kargo-ucagi-hollandayi-ucurdu</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-14jpeg.webp" type="image/jpeg" length="48913"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollanda’da 3. Ve 4. Nesil Göçmen Kökenliler Başarılarıyla Örnek Oluyor]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/hollandada-3-ve-4-nesil-gocmen-kokenliler-basarilariyla-ornek-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/hollandada-3-ve-4-nesil-gocmen-kokenliler-basarilariyla-ornek-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Torunum Esra, “İlham veren girişimcilik”, “İnsanları buluşturan platformlar” ve “Şirketlerin dijital gücünü büyütmek” gibi yeni iş alanlarında faaliyet gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h2><strong>Torunum Esra, “İlham veren girişimcilik”, “İnsanları buluşturan platformlar” ve “Şirketlerin dijital gücünü büyütmek” gibi yeni iş alanlarında faaliyet gösteriyor.</strong></h2>

<h2><strong>Fadime Örgü, Hollanda’nın en yüksek Nişan Kurulu’na atandı.</strong></h2>

<h2><strong>Günay Uslu, ‘iş mükemmelliğinde en değerli ödül’e layik görüldü</strong></h2>

<h2><strong>Göçmen torunları Hollanda’ya değer katıyor…</strong></h2>

<h3><strong>(Yazıların Hollandacası en altta:<br />
Nederlandse versies staat onderaan)</strong></h3>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="185" sizes="317px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-10.jpeg" width="317" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Hollanda’da yaşayan üçüncü ve dördüncü nesil yabancı kökenliler, artık yalnızca <strong>“misafir işçi torunları” </strong>olarak değil, başarı hikâyeleriyle parmak ısırtan, kıskandıran, övünülecek bir konuma gelmiş durumdalar.</h4>

<h4>Bir zamanlar yalnızca ağır sanayide, temizlikte veya ulaşımda işçi olarak bilinen göçmen çocukları ve torunları, bugün iş dünyasında, siyasette, sporda ve sanatta kendilerine sağlam yerler edinmiş bulunuyorlar.</h4>

<h4>Kimi iş dünyasında şirketler kuruyor, kimi spor sahalarında şampiyonluk kazanıyor, kimi siyasette önemli makamlara yükseliyor, kimi de sanatın farklı dallarında Hollanda’ya değer katıyor.</h4>

<h4>Torunum Esra, <strong>“İlham veren girişimcilik”, “İnsanları buluşturan platformlar”</strong><br />
ve <strong>“Şirketlerin dijital gücünü büyütmek”</strong> gibi yeni iş alanlarında faaliyet gösteriyor.</h4>

<h4>Gazetecilik, hatır gönül için övgü yazmak ya da kin ve öfke için yergi kaleme almak değildir. Bu mesleğin özü, gerçeği olduğu gibi aktarmaktır. Ben de meslek hayatım boyunca bu çizgiden hiç ayrılmadım. Hak edeni övdüm, gerektiğinde eleştirilmesi gerekeni eleştirdim; ama hiçbir zaman kişisel duygularımı kalemime taşımadım. Yazdıklarımda tek dayanağım, kamuya karşı duyduğum sorumluluk oldu.</h4>

<h4></h4>

<p>Okumakta olduğunuz haberde, torunum Esra’dan söz ederken de aynı anlayışla hareket ediyorum. Onun başarılarını dile getirmek, sadece bir dedenin gurur anı değildir. Aynı zamanda bir gazeteci olarak, yeni nesillerimizin hangi ufuklara yelken açabildiğinin somut bir örneğini sunmaktır. Esra’nın hikâyesi, bir ailenin sevincini aşarak, göçmen kökenli gençlerimizin toplumda nasıl değer ürettiklerinin de en güzel göstergesidir.</p>

<h1><strong>GURUR VERİCİ NESİLLER</strong></h1>

<h4>Hollanda’da üçüncü ve dördüncü nesil yabancı kökenliler, artık yalnızca göçmen hikâyeleriyle değil, başarı öyküleriyle de anılıyor. İşte bu öykülerden üçünü sizlere sunuyorum. Beni bağışlarsanız, ilk önce, kızım Vahide’den doğma torunum Esra’nın hikâyesini anlatmak istiyorum.</h4>

<h4>Esra’nın hikâyesi, sadece bir aile gururu değil; göçmen kökenli gençlerin neler başarabileceğinin de en güzel kanıtıdır.</h4>

<h1><strong>ESRA, YARATICI GİRİŞİMCİ VE İLHAM KAYNAĞI</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="429" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/word-image-18499-3.jpg" width="1287" /></p>

<h4>Henüz 24 yaşında olan Esra, Hollanda’nın Almere kentinde yaşayan, kısa sürede büyük bir çıkış yapan genç bir girişimci. Onun hikâyesi, yalnızca ailesini değil, geniş toplum kesimlerini de gururlandırıyor.</h4>

<h4>Esra’nın başarısı, üç farklı girişimle somutlaşıyor:</h4>

<h4><strong>*The Outcast Box</strong>: İnsanları buluşturan ve ilham veren bir platform,<br />
<strong>*Esra’s Vision</strong>: Şirketlerin dijital dünyada büyümesine yardımcı olan bir ajans,<br />
<strong>*Soulful Babes</strong>: Kadınlara içsel güç kazandırmayı amaçlayan bir girişim.</h4>

<h4><strong>THE OUTCAST BOX: KALABALIKLARI TOPLAYAN BULUŞMALAR</strong></h4>

<p></p>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="388" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/word-image-18499-4.jpeg" width="846" /><br />
<strong><em>Esra (Şapkalı) Toplantılarına katılan kalabalık gruplar içindeki bir müşterisi ile mülakat yapıyor.</em></strong></p>

<h4>Esra’nın kurduğu <strong>The Outcast Box</strong> <strong>(İnsanları Buluşturan Platform),</strong> kısa sürede büyük ilgi görmeye başladı. Başlangıçta küçük bir çevreye hitap eden etkinlikler, bugün salonları dolduruyor. İnsanlar burada hem ilham alıyor, hem de kendi potansiyellerini fark ederek harekete geçiyor.</h4>

<h4>Esra’nın toplantıları, yalnızca sohbet ve paylaşım değil; aynı zamanda ruhu besleyen, katılımcıları cesaretlendiren, hayallerini somutlaştırmaya yardımcı olan birer okul niteliğinde. Bu yönüyle, uluslararası çapta tanınmış kişisel gelişim platformlarıyla kıyaslanıyor.</h4>

<h1><strong>ESRA’S VISION: ŞİRKETLERİN GÖZÜ KULAĞI</strong></h1>

<p></p>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="392" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/word-image-18499-5.jpeg" width="657" /><br />
<strong><em>Esra’nın çalışmalarından bir görüntü.</em></strong></p>

<h4>Esra’nın ikinci girişimi ‘<strong>Esra’s Vision’</strong> şirketlerin dijital gücünü büyütüyor ve markaların dijital alandaki ihtiyaçlarını karşılıyor. Burada en önemli faaliyetlerinden biri, tanıtım / reklam klipleri hazırlamak.</h4>

<h4>Bugün birçok firmanın reklam filmi onun imzasını taşıyor. Esra yalnızca kamera arkasında değil, aynı zamanda içerik stratejisi, sosyal medya yönetimi ve reklam kampanyalarıyla da şirketlerin dijital gücünü büyütüyor.</h4>

<h4>Artık birçok marka, sosyal medyadaki görünürlüğünü onun çalışmaları sayesinde artırıyor. İşin güzel yanı, Esra bu yoğun tempoyu tek başına yürütmüyor; yanında iki kişilik bir ekibi var. Bu sayede her iş, profesyonelce ve sistemli şekilde yönetiliyor.</h4>

<h1><strong>SOULFUL BABES: KADINLARA İÇSEL GÜÇ</strong></h1>

<h4>Üçüncü girişim olan <strong>Soulful Babes</strong> <strong>(Kadınlara içsel güç kazandırmaya)</strong> odaklanıyor.<br />
Esra, düzenlediği atölye ve birebir koçluk çalışmalarıyla kadınların kendilerini daha iyi tanımalarını, özgüven kazanmalarını ve hayallerine yürümelerini sağlıyor.</h4>

<h4>Programlarına katılan kadınlar, Esra sayesinde hayatlarına yeni bir yön verdiklerini, daha olumlu düşündüklerini ve kendilerini güçlü hissettiklerini ifade ediyorlar.</h4>

<h1><strong>ÇOK YÖNLÜ BİRİKİM VE NET BİR MİSYON</strong></h1>

<h4>Esra, Hollanda’nın Almere kentinde yaşayan yaratıcı bir girişimcidir. <strong>The Outcast Box</strong> adlı girişimin kurucusudur. Bu platform; koçluk, ilham verme ve kişisel gelişim alanına odaklanmaktadır. Pazarlama ve video prodüksiyonu alanındaki geçmişi sayesinde ilham verici içerikler üretmekte ve toplum içinde ilgi gören spiritüel buluşmalar düzenlemektedir.</h4>

<h4>Esra, <strong>Amsterdam Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde (Hogeschool van Amsterdam)</strong> eğitim görmüş, burada dijital medya ve pazarlama alanındaki becerilerini geliştirmiştir. Başkalarına yardımcı olma ve kişisel gelişimi destekleme tutkusu, The Outcast Box’taki çalışmalarında açıkça görülmektedir.</h4>

<h4>Profesyonel çalışmalarının yanı sıra Esra, sosyal medyada da aktif olarak yer almakta; kişisel gelişim ve spiritüellik üzerine paylaştığı deneyim ve görüşleriyle büyüyen bir topluluğa ilham vermektedir.</h4>

<h4>Esra’nın yolculuğu tesadüf değil. Daha önce müşteri temsilciliği, uygulamalı psikoloji ve <strong>NLP (Nöro-Dilsel Programlama)</strong> eğitimi aldı. Tüm bu birikimlerini iş hayatında bilinçli şekilde kullanıyor.</h4>

<h4>Onun misyonu ise çok net:<br />
<strong>“İnsanlara ilham vermek, onların gücünü ortaya çıkarmalarına yardımcı olmak ve büyük hayaller kurmaları için cesaretlendirmek.”</strong></h4>

<h4>Esra bunu tek cümleyle özetliyor<br />
<strong>“Neden olmasın? Hayat bir kere yaşanır.”</strong></h4>

<h1><strong>…VE DİĞER İKİ BAŞARI ÖYKÜSÜ</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="590" sizes="417px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/word-image-18499-6.jpeg" width="417" /></p>

<h4>Yukarıda yazdıklarım, sadece benim torunumdan örneklerdi.</h4>

<p>Hollanda’da başarıya ulaşmış pek çok işçi çocuğumuz vardır.<br />
Dikkat ederseniz, sorulduğu zaman, kendisini işçi çocuğu yerine <strong>‘expat’ </strong>olarak tanımlamayı tercih edenler değil; iş göçüyle gelenlerin torunlarıdır sözünü ettiğim kişiler.<br />
Birinci nesil, binbir meşakkat ile çocuklarını buraya yerleştirmiş, eğiterek büyütmüş kıymetli insanlarımızdır. İkinci ve üçüncü nesilden binlerce iş insanı olmuştur.<br />
Yakında <strong>KADIN Dergisi’</strong>nde yayımlanacak olan, 500 Ünlü Türk Kadını ve 500 Başarılı Türk kadını içinde niceleri vardır.<br />
Benim torunum Esra da bunlardan sadece biridir.</p>

<h4>Esra ve çalışmalarına dair daha fazla bilgi almak için sosyal medya hesaplarını takip edebilir veya internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.</h4>

<h4><strong>Linked-in: Esra Mohamed<br />
E-mail: Esra-mohamed@hotmail.com</strong></h4>

<p></p>

<h4><strong>********************</strong></h4>

<h1><strong>FADİME ÖRGÜ, HOLLANDA’NIN EN YÜKSEK NİŞAN KURULUNA ATANDI</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="685" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/word-image-18499-7.jpeg" width="1029" /></p>

<h4>Türk kökenli eski milletvekili ve medya profesyoneli Fadime Örgü, Hollanda Krallığı’nın en prestijli kurullarından biri olan <strong>‘Kapittel voor de Civiele Ordene’</strong> üye olarak atandı. Hollanda Bakanlar Kurulu, İçişleri ve Krallık İlişkileri Bakanlığı’nın önerisi üzerine Örgü’nün bu göreve getirilmesine karar verdi. Resmî açıklamaya göre atama 15 Kasım 2025 tarihinde yürürlüğe giriyor. ￼</h4>

<h4>Kanselarij der Nederlandse Orden tarafından yayımlanan duyuruda, Örgü <strong>“yönetici ve bağımsız (medya) girişimci”</strong> kimliği ile tanıtılıyor. Metinde, 2007’den bu yana bağımsız medya girişimcisi olarak çalıştığı, aynı zamanda gazeteci, yönetici ve çeşitli kurumlarda denetim kurulu üyesi olduğu belirtiliyor. Örgü, şu anda Hoogheemraadschap van Delfland adlı su idaresinin genel kurulunda görev yapıyor ve kamu kurumlarında çeşitli denetim görevleri yürütüyor.</h4>

<h4>Fadime Örgü, yeni görevi ile ilgili yaptığı kısa değerlendirmede şunları söylüyor: <strong>“Kalbini ve ruhunu başkaları için ortaya koyan insanların takdir edilmesine katkıda bulunmak büyük bir onur.”</strong></h4>

<h4>Kapittel Başkanı eski bakan Ank Bijleveld ise, Örgü’nün atanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, farklı alanlardaki birikimi sayesinde kraliyet nişanlarının daha geniş bir kesim tarafından tanınmasına katkı sağlayacağını vurguluyor.<br />
Bijleveld, Örgü’nün çok yönlü geçmişi sayesinde, bugün henüz bu imkânı düşünmeyen birçok kurumun da gönüllüleri için kraliyet nişanı önermeye teşvik edilebileceğini belirtiyor.</h4>

<h4>Resmî açıklamada, Fadime Örgü’nün bu görevde Joan Leemhuis Stout’un yerini aldığı ve Leemhuis Stout’un, iki dönemlik azami sekiz yıllık hizmetinin ardından kuruldan ayrıldığı da hatırlatılıyor.</h4>

<h3><strong>KARAMAN’DAN HOLLANDA SİYASETİNE UZANAN YOL</strong></h3>

<h4>1968 yılında Karamanda doğan Fadime Örgü, dört yaşındayken işçi olarak Hollanda’ya gelen babasının yanına taşınarak ailesi ile birlikte bu ülkeye yerleşti. Rotterdam ve Kiel’de Almanca ve İngilizce eğitimi aldı, ardından Tilburg Üniversitesi’nde dilbilimi okudu.</h4>

<h4>Örgü, meslek hayatına Hilversum’da televizyon gazetecisi olarak başladı. Daha sonra Hollanda İslam Yayın Kurumu’nda çalıştı ve çeşitli vakıf ve derneklerde yöneticilik yaptı.</h4>

<h4>Siyasete VVD saflarında giren Örgü, 1998–2002 ve 2003–2006 dönemlerinde Hollanda Temsilciler Meclisi’nde (Tweede Kamer) milletvekilliği yaptı. Mecliste özellikle medya politikası, gençlik politikası, çocuk bakımı ve turizm gibi alanlarda sözcülük üstlendi.</h4>

<h4>Parlamentodaki görevinin ardından Örgü, kamu ve sivil toplum alanında çeşitli yönetim ve denetim görevleri üstlenmeye devam etti. Bugün hem su idaresindeki seçilmiş görevi hem de sağlık başta olmak üzere farklı alanlardaki denetim kurulu üyelikleri ile tanınıyor.</h4>

<h3><strong>KAPITTEL VOOR DE CIVIELE ORDEN NEDİR?</strong></h3>

<h4>Hollanda’nın Kraliyet Nişanları Sistemi içinde çok özel bir yeri olan <strong>Kapittel voor de Civiele Orden,</strong> Kraliyet Nişanı verilmesi için yapılan tüm başvuruları inceleyerek hükümete tavsiye veren organdır. Kapittel üyeleri, Hollanda Aslanı Nişanı ve Oranje Nassau Nişanı gibi ülkenin en yüksek sivil onurlarına ilişkin dosyaları tek tek değerlendirir ve hangi adayın hangi nişanı, hangi derecede hak ettiğine dair görüş bildirir.</h4>

<h4><strong>Kapittel’</strong>in görüşleri, hükümet açısından son derece bağlayıcıdır. Bir Bakan bu tavsiyeden ayrılmak isterse, bunun için güçlü gerekçeler sunmak zorundadır. Görüş ayrılığı sürerse, nihai kararı Bakanlar Kurulu verir. Bu nedenle Kapittel üyeliği, hem devlet nezdinde hem de toplum gözünde büyük bir prestij ve güven gerektiren bir görev olarak kabul edilir.</h4>

<h4>Fadime Örgü’nün bu kurula atanması, hem Hollanda’da Türk kökenli siyasetçilerin ulaştığı konumu hem de yıllardır süren medya, siyaset ve kamu yönetimi deneyiminin, devlet tarafından takdir edildiğini gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</h4>

<h1>************************</h1>

<h1><a id="post-18499-_Hlk214075519"></a><strong>GÜNAY USLU, ‘İŞ MÜKEMMELLİĞİNDE EN DEĞERLİ ÖDÜLÜ’NE LAYIK GÖRÜLDÜ</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="794" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/word-image-18499-8.jpeg" width="1186" /></p>

<h4>Hollanda’da siyasetten kültüre, akademiden turizme uzanan başarı öyküsüyle sık sık gündeme gelen Günay Uslu, bu kez iş dünyasının vitrininde yeni bir ödülle sahneye çıktı. Amsterdam Concertgebouw’da düzenlenen <strong>‘15. UBER fCN Jewel Awards’</strong> gecesinde, Corendon’un TCEO’su Günay Uslu’ya, gecenin en prestijli onurlarından biri olan <strong>‘Business Excellence Jewel Award’</strong><br />
<strong>(Iş mükemmelliinde en değerli ödül)</strong> verildi.</h4>

<h4>Kurumsal ve bireysel girişimcileri buluşturan <strong>FCN (Founders Carbon Network)</strong> tarafından organize edilen bu gala, Hollanda iş dünyasında uzun yıllardır, “<strong>yılın en parlak liderleri ve girişimcileri”</strong>nin sahneye çıktığı bir buluşma olarak biliniyor.</h4>

<h4>Bu yıl ödüller arasında, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan isimlere verilen Uber <strong>FCN Jewel Award for Female Leadership </strong>de vardı.<br />
Aynı gece, Günay Uslu da Corendon’daki yönetim başarısı ve işini büyütürken gösterdiği vizyon nedeniyle, <strong>Business Excellence Jewel Award</strong> ile onurlandırıldı.</h4>

<h4>Böylece Uslu, kültür politikalarından sivil toplum çalışmalarına uzanan kariyerinin yanına, iş dünyasında adeta <strong>“yılın CEO’su”</strong> seviyesinde sayılabilecek bir ödülü daha eklemiş oldu.</h4>

<h3><strong>AKADEMİDEN SİYASETE, ORADAN CEO KOLTUĞUNA</strong></h3>

<h4>1972 yılında Haarlem’de doğan Günay Uslu, Türk göçmen bir ailenin kızı.<br />
Kültür bilimleri ve Avrupa kültür tarihi alanındaki eğitiminden sonra Amsterdam Üniversitesi’nde doktora yaparak, <strong>“Homer, Troya ve Türkler, Geç Osmanlı İmparatorluğu’nda Miras ve Kimlik (1870–1915)”</strong> başlıklı tezini tamamladı ve kültür tarihçisi unvanını aldı.</h4>

<h4>Uslu, yıllarca Amsterdam Üniversitesi’nde kültür tarihi ve miras politikaları üzerine dersler verdi, Rijksmuseum ve Museum Amsterdam gibi kurumlarla çalışan akademik ve kültürel projelerde yer aldı.</h4>

<h4>Aile şirketi Corendon ise, Uslu’nun hayatında ayrı bir yere sahip.<br />
Kurucu kardeşi Atilay Uslu ile birlikte 1990’ların sonunda Corendon’un temellerini atan Günay Uslu, ilerleyen yıllarda <strong>Corendon Hotels &amp; Resorts</strong> için otel geliştirme ve tasarım direktörlüğü yaptı, <strong>Badhoevedorp’taki Corendon Village</strong> ve <strong>Curaçao’daki Mangrove Beach Resort</strong> gibi büyük projelere imza attı.</h4>

<h4>2022 yılında ise, siyasetçi olmamasına rağmen, Hollanda siyaset sahnesine çıktı. D66 Partisi onu meclis dışından Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı yaptı. Rutte 4 kabinesinde görev alan Uslu, özellikle kültür sektörünün pandemi sonrası toparlanma sürecinde önemli rol oynadı.</h4>

<h4>Kasım 2023’te hükümet görevinden ayrılan Uslu, kısa süre sonra Corendon’a geri döndü ve 11 Aralık 2023 itibarıyla şirketin CEO’luk görevini üstlendi.</h4>

<h3><strong>EDEBİYATTAN RADYOYA, KÜLTÜRLE ÖRÜLÜ LİDERLİK</strong></h3>

<h4>Günay Uslu yalnızca turizm ve siyaset alanında değil, kültür ve edebiyat dünyasında da aktif.<br />
2025 yılı için Boekenbon Edebiyat Ödülü jürisinin başkanlığına getirildi, böylece Hollanda edebiyatının en önemli ödüllerinden birinin başındaki isim oldu.</h4>

<h4>Günay Uslu, <strong>NPO Klassiek</strong> radyosunda, Avrupa klasik müziğinde Osmanlı ve Türk etkisini anlattığı özel bir programla, dinleyicilerin karşısına çıkarak, akademik bilgisini geniş bir kitleye ulaştırıyor.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/hollandada-3-ve-4-nesil-gocmen-kokenliler-basarilariyla-ornek-oluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/11/word-image-18499-2-980x503jpeg.webp" type="image/jpeg" length="33577"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollanda Parlamentosu’nda Türk Kökenlilerin Yükselişi]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/hollanda-parlamentosunda-turk-kokenlilerin-yukselisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/hollanda-parlamentosunda-turk-kokenlilerin-yukselisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşçi olarak gelen birinci neslin çocukları, şimdi Hollanda’nın karar verici koltuklarında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h3><strong>İşçi olarak gelen birinci neslin çocukları, şimdi Hollanda’nın karar verici koltuklarında.</strong></h3>

<h3><strong>Senatör ve Milletvekili olmuş Türk kökenlilerin tam listesi.</strong></h3>

<h3></h3>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="204" sizes="350px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-9.jpeg" width="350" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY araştırdı ve yazdı:</strong></p>

<h4>1960’lı yılların başında, umut dolu bavullarla Hollanda’ya gelen Türk işçileri, o günlerde yalnızca ekmek parasını kazanmayı, ailelerine daha iyi bir gelecek hazırlamayı hayal ediyordu. Kim bilebilirdi ki, o mütevazı umut yolculuğu, birkaç on yıl içinde bir siyasi başarı öyküsüne dönüşecekti? Bugün o işçilerin çocukları ve torunları, Hollanda’nın en önemli karar organlarında, Temsilciler Meclisi’nde ve Senato’da görev yapıyorlar.</h4>

<h4>Türk kökenli siyasetçiler, sadece kendi topluluklarının değil, tüm Hollanda toplumunun meselelerine sahip çıkan, çalışkan, eğitimli ve özgüvenli bireyler olarak ülkenin siyasi yaşamına damga vurdular. Onlar, <strong>“entegrasyon”</strong> kavramının en somut, en onurlu örneklerini verdiler.</h4>

<h4>Bu hikâye, fabrikalarda, tersanelerde ve temizlik işlerinde çalışan birinci kuşak işçilerin, çocuklarını okutup topluma kazandırma azminin eseridir. O çocuklar, iyi eğitim aldılar, Hollanda’yı kendi vatanları bildiler ve siyasetten bilime, kültürden kamu yönetimine kadar her alanda başarıya ulaştılar.</h4>

<h4>1990’lı yıllardan itibaren Hollanda Parlamentosu’nda Türk kökenli milletvekillerinin sayısı giderek arttı. Çoğu farklı partilerde yer alsa da, ortak noktaları aynıydı: eşitlik, adalet, fırsat eşitliği ve insan onuru. Kimisi liberal çizgide, kimisi sosyalist, kimisi yeşil ya da muhafazakâr bir partide görev aldı ama hepsi, Hollanda toplumuna katkı sunmayı kendine ilke edindi.</h4>

<h4>Bugün bu başarı zinciri, yalnızca siyasette değil, polis teşkilatında, kamu yönetiminde, üniversitelerde ve sivil toplumda da devam ediyor. Artık Türk kökenli isimler, yasa yapan, yöneten, denetleyen ve toplumu dönüştüren konumlarda.</h4>

<h4>Aşağıda yer alan liste, Hollanda Parlamentosu’nda görev yapmış ya da hâlen görevde bulunan tüm Türkiye kökenli siyasetçilerin bir dökümüdür. Her biri, bir hikâyenin, bir mücadelenin ve bir gururun temsilcisidir. Ve her biriyle çekilmiş bir fotoğraf, o uzun yolculuğun en değerli tanıklığıdır.</h4>

<h4><strong>HOLLANDA DEMOKRASİSİNE İMZA ATAN TÜRK KÖKENLİLERİN TAM LİSTESİ</strong></h4>

<h4><strong>TEMSİLCİLER MECLİSİ MİLLETVEKİLLİĞİ (Tweede Kamer)</strong></h4>

<h4><strong>Nebahat Albayrak</strong>: PvdA, 1998–2007, 2010–2012; Adalet’ten Sorumlu Devlet Bakanı.<br />
<strong>Fadime Örgü</strong>: VVD, 1998–2002, 2003–2006.<br />
<strong>Coşkun Çörüz</strong>: CDA, 2001–2012.<br />
<strong>Nihat Eski:</strong> CDA, 2002–2010.<br />
<strong>Fatma Koşer Kaya</strong>: D66, 2004–2010, boşluk ve 2015–2017.<br />
<strong>Nevin Özütok</strong>: GroenLinks, 2006 -2009 boşluk ve 2017–2021.<br />
<strong>Sadet Karabulut</strong>: SP, 2006–2021.<br />
<strong>Keklik Yücel</strong>: PvdA, 2010 -2017.<br />
<strong>Sultan Günal-Gezer</strong>: PvdA, 2012–2017.<br />
<strong>Metin Çelik</strong>: PvdA, 2010–2012.<br />
<strong>Yasemin Çegerek</strong>: PvdA, 2013–2017.<br />
<strong>Cem Laçin</strong>: SP, 2017–2021.<br />
<strong>Zihni Özdi:</strong> GroenLinks, 2017–2019.<br />
<strong>Tunahan Kuzu</strong>: PvdA, 2012–2014 (2014’te PvdA’dan ayrılıp DENK’i kurdu).<br />
<strong>Selçuk Öztürk</strong>: Pvda, 2012–2014 ( 2014’te PvdA’dan ayrılıp DENK’i kurdu)<br />
<strong>Dilan Yeşilgöz-Zegerius</strong>: VVD, 2017–Adalet Bakanı ve şimdi siyasi lider.).<br />
<strong>Mahir Alkaya</strong>: SP, 2018–2023.<br />
<strong>Hülya Kat</strong>: D66, 2021–2023.<br />
<strong>Nilüfer Gündoğan</strong>: Volt Partsisi, sonra da bağımsız 2021–2023.<br />
<strong>Songül Mutluer</strong>: PvdA (şimdi GL-PvdA fraksiyonu) 2022–günümüz (2025).<br />
<strong>İsa Kahraman </strong>– NSC Partisi 2023-2025</h4>

<h4><strong><strong>SENATÖRLER (Eerste Kamer)</strong></strong></h4>

<h1><strong><strong>HAMİT KARAKUS: PvdA, 2021–2023)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="269" sizes="695px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-persoon-menselijk-gezicht-person.jpeg" width="695" /></p>

<h4>22 Şubat 1965 Kırşehir doğumlu Hamit Karakus, Rotterdam’da uzun yıllar <strong>imar ve konut politikaları</strong> üzerine çalıştı. 2006–2014 yılları arasında Rotterdam Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra 2021’de Senato’ya (Eerste Kamer) girdi.<br />
Senato’daki görevi süresince <strong>konut krizi, kira kontrolü ve şehir planlaması</strong> konularında raporlar hazırladı. Sakin üslubu ve uzlaşıcı çizgisiyle tanındı.<br />
Görevini 2023’te tamamladı. 1 Eylül 2023’ten bu yana, Kuzey Hollanda polis teşkilatının Genel Müdürü olarak görev yapıyor.</h4>

<h2><strong>DÜZGÜN YILDIRIM: SP ve sonra bağımsız 2007–2011)</strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="443" sizes="784px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-kleding-4.jpeg" width="784" /></p>

<h4>Sivas doğumlu Düzgün Yıldırım, 1970’li yıllarda Hollanda’ya göç etti. İş hayatına sosyal hizmet alanında başladı ve yerel siyasette aktif oldu. 2007 yılında Sosyalist Parti (SP) listesinden Hollanda Senatosu’na (Eerste Kamer) seçilerek <strong>ülke tarihinin ilk Türk asıllı senatörü</strong> unvanını aldı. Ancak, SP yönetimiyle yaşadığı görüş ayrılıkları nedeniyle partiden ihraç edildi ve bir süre <strong>bağımsız senatör</strong> olarak görev yaptı.<br />
Yıldırım, senatörlük döneminde özellikle <strong>göçmen hakları, sosyal adalet ve eğitimde fırsat eşitliği</strong> konularında çalışmalarıyla tanındı.</h4>

<h4><strong>HOLLANDA’DA MİLLETVEKİLİ OLAN TÜRKİYELİLERİN ÖYKÜSÜ</strong></h4>

<h4>Hollanda siyasetinde 1990’lı yıllardan itibaren dikkat çeken bir yükseliş başladı. Türkiye doğumlu ya da kökenli siyasetçiler, ülkenin en köklü partilerinde yer almaya, komisyonlarda görev almaya ve daha sonra kamu kurumlarında üst düzey görevlere getirilmeye başladılar. İşte bu yolculuğun ilk temsilcilerinden bazıları:</h4>

<h2><strong><strong>FADİME ÖRGÜ – VVD (1998–2002, 2003–2006)</strong></strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, tafel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="313" sizes="667px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht-1.jpeg" width="667" /></p>

<h4>Karaman doğumlu Fadime Örgü, Hollanda’ya işçi olarak gelen bir ailenin kızı. Eğitimini Amsterdam Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra medya ve kültür alanlarında çalıştı. 1998’de liberal VVD partisinden milletvekili seçilerek parlamentoya giren ilk Türkiyeli kadınlardan biri oldu.</h4>

<h4>Milletvekilliği süresince özellikle <strong>medya politikaları</strong>, <strong>yayıncılık reformu</strong> ve <strong>kamu fonlarının şeffaf kullanımı</strong> üzerinde durdu. 2002’de kamu yayıncılığına ilişkin cesur çıkışlarıyla dikkat çekti. <strong>“Hollanda yayıncılığı toplumun çeşitliliğini yansıtmalıdır”</strong> diyerek verdiği önergeler, dönemin basın tartışmalarına damga vurdu.</h4>

<h4>Parlamentodan ayrıldıktan sonra Fadime Örgü’ye önemli görevler verildi. Amsterdam’daki bir <strong>iskân kooperatifinin yönetim kurulu başkanlığına</strong> getirildi, <strong>Hollanda Voleybol Federasyonu</strong> yönetiminde görev aldı ve daha sonra <strong>Surinam Futbol Federasyonu’nun Avrupa temsilciliğine</strong> seçildi. Bugün hâlâ kamu yönetimi ve spor diplomasisi alanında aktif bir isim olarak anılıyor.</h4>

<h2><strong><strong>NEBAHAT ALBAYRAK – PvdA (1998–2007, 2010–2012)</strong></strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="420" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht-2.jpeg" width="875" /></p>

<h4>Şarkışla doğumlu Nebahat Albayrak, Hollanda’da hukuk eğitimi aldı ve kısa sürede PvdA saflarında yükseldi. 1998’de parlamentoya giren Albayrak, <strong>göç, entegrasyon ve adalet politikaları</strong> konularında etkili oldu.</h4>

<h4>2007–2010 yılları arasında <strong>Adalet Devlet Sekreterliği</strong> görevine getirildi. Bu dönemde, Hollanda kamuoyunda çok tartışılan <strong>“asielpardon”</strong> (iltica affı) yasasını hayata geçirdi; on binlerce belgesiz göçmenin yasal statüye kavuşmasını sağladı. Bu hamle hem insancıl hem de siyasi açıdan cesur bir adımdı.</h4>

<h4>Siyasetten ayrıldıktan sonra, Albayrak özel sektörde büyük bir kariyer yaptı. Önce <strong>Shell</strong>’in üst düzey yönetim kadrosuna katıldı, daha sonra <strong>Fortum</strong> enerji şirketinin yönetim kuruluna geçti. Bugün uluslararası enerji çevrelerinde tanınan bir yönetici olarak görev yapıyor.</h4>

<h1><strong><strong>COŞKUN ÇÖRÜZ – CDA (2001–2012)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, stropdas Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="323" sizes="642px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-persoon-kleding-menselijk-gezicht-2.jpeg" width="642" /></p>

<h4>Samsun’un Salıpazarı ilçesinde doğan Coşkun Çörüz, hukuk eğitimi alarak uzun süre avukatlık yaptı. 2001’de Hristiyan Demokrat Parti (CDA) listesinden parlamentoya girdi.</h4>

<h4>Hollanda siyasetinde uzun süre Hristiyan Demokratlar Partisi’nde milletvekilliği yapan Coşkun Çörüz, iki farklı tartışmanın merkezinde yer aldı. Bunlardan ilki 1915 olaylarının <strong>“soykırım”</strong> olarak adlandırılması konusunda, Hollanda parlamentosunda yürüyen ve Türk diasporası içinde de yankı uyandıran tartışmaydı.</h4>

<h4>İkincisi ise özellikle 2008 ile 2012 arasında yoğunlaşan <strong>“sorunlu gençler”</strong> konusunda, Fas kökenli gençlerle ilgili güvenlik ve ebeveyn sorumluluğu tartışmalarıydı. Aşağıda her iki başlığı, tarih ve kaynak göstererek, Çörüz’ün beyan ve tutumları ekseninde özetliyorum.</h4>

<h4><strong><strong>ERMENİ SOYKIRIMI TARTIŞMASINDAKİ TUTUMU</strong></strong></h4>

<h4>Coşkun Çörüz’ün bu konudaki tutumu, 6 Ekim 2006 tarihinde Hollanda’nın <strong>Trouw </strong>gazetesinde Eildert Mulder imzasıyla yayımlanan bir röportajla netleşmişti.<br />
Haberde, Çörüz şu ifadeleri kullanmıştı: <strong>“Hollanda toplumunda Ermeni soykırımı üzerine bir tartışma başlatmak istiyorum. 2004 yılında Hristiyan Birlik Partisi’nin önerisiyle Meclis’ten geçen ve 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak nitelendiren kararı herkesin kabul etmesi gerekir. Artık bu konuyu halka anlatmanın zamanı geldi.”</strong></h4>

<h4>Çörüz, Türk toplumundaki en sert muhaliflere, özellikle de milliyetçi çevrelere ve Bozkurt’lara karşı bu görüşü savunmaya hazır olduğunu da belirtmişti: “<strong>Bu zor bir tartışma olacak. Ama hedefim, Türk toplumunun 2004’teki kararı içselleştirmesi” </strong>diyen Çörüz, daha önce <strong>“namus cinayetleri”</strong> konusundaki tabuların da zamanla yıkıldığını hatırlatarak benzer bir sürecin Ermeni meselesinde de yaşanabileceğini savunmuştu.</h4>

<h4>Çörüz’ün söyleşilerindeki <strong>“gerekirse en sert milliyetçilerle tartışırım”</strong> ve <strong>“müfredat, ders kitabı”</strong> vurguları, Hollanda Meclisi’nin çok yıllı çizgisiyle uyumludur.</h4>

<h4><strong>FASLI GENÇLER SORUNU</strong></h4>

<h4>Özellikle 2008 ile 2012 arasında gençlik şiddeti ile mücadelede sert tedbirler ve ebeveyn sorumluluğu ekseninde konumlanmasıdır. Bu eksen, Faslı gençler tartışması ile birleşince <strong>“ebeveynler de cezalandırılmalı”</strong> şeklindeki sert başlıklara ve haklı tepkilere yol açmıştır.</h4>

<h4>Topluca bakıldığında, Çörüz’ün çizgisi, partisinin o dönemdeki güvenlik ve düzen öncelikleri ile, Meclis’in 1915 olaylarına ilişkin kurumsal yaklaşımının kesişiminde şekillenmiştir. Bu nedenle hem diaspora içi kimlik tartışmalarını hem de ülke içi güvenlik gündemini aynı anda kesen, keskin ve tartışmalı bir portre ortaya çıkar.</h4>

<h4>Çörüz, Milletvekilliğinden ayrıldıktan sonra <strong>“altın yumurtalar”</strong> devreye girdi. Önce ‘<strong>Uluslararası Çocuk Kaçırma Merkezi’nin direktörlüğü’ne </strong>getirildi, ardından ‘<strong>Hollanda Arabulucular Federasyonu (MfN)’</strong> başkanlığına seçildi. Bugün de hukuk ve insan hakları alanında danışmanlık yapmayı sürdürüyor.</h4>

<h2><strong><strong>NİHAT ESKİ – CDA (2002–2003, 2003–2006, 2009–2010)</strong></strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, stropdas, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="461" sizes="669px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-stropda.jpeg" width="669" /></p>

<h4>Kastamonu’nun Tosya ilçesinde doğan Nihat Eski, 1970’li yıllarda Hollanda’ya gelen işçi kuşağının ikinci temsilcilerindendi. CDA içinde uzun yıllar <strong>sendika ve eğitim politikaları</strong>yla ilgilendi.</h4>

<h4>Parlamentoya ilk kez 2002’de girdi. Eğitimde güvenlik, okul ortamında disiplin, öğretmenlerin statüsü ve gençlerin istihdamı konularında çok sayıda önerge sundu. Özellikle 2005’te “Okul Şiddeti ve Öğrenci Hakları” konulu girişimiyle dikkat çekti. 2009’da kısa bir aradan sonra yeniden Meclis’e döndü.</h4>

<h4>Milletvekilliğinden sonra Eski, sendikal hareketlerde ve kamu kurumlarında görev aldı. Uzun yıllar <strong>CNV Sendikası danışmanı</strong> olarak çalıştı. Halen yerel düzeyde toplumsal projelerde yer alıyor.</h4>

<h2><strong>FATMA KOŞER KAYA – D66 (2004–2010, 2015–2017)</strong></h2>

<h2></h2>

<p><img alt="Afbeelding met glimlach, Menselijk gezicht, Modeaccessoire, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="589" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-glimlach-menselijk-gezicht-modeac.jpg" width="932" /></p>

<h4>Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğan Fatma Koşer Kaya, Utrecht Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. D66 partisinden parlamentoya girerek sosyal liberal çizginin dikkat çeken bir sesi oldu.</h4>

<h4>Mecliste <strong>sosyal güvenlik, emeklilik reformu ve adalet politikaları</strong> üzerine öneriler verdi. Dönemin “Finansal Sistem Araştırma Komisyonu”nda yer aldı. Çalışmaları, özellikle kadınların istihdamda güçlenmesi ve sosyal yardımların daha adil hale getirilmesi yönündeydi.</h4>

<h4>Milletvekilliğinden sonra kamu yönetimi sahnesinde yıldızı parladı. Önce <strong>Wassenaar Belediyesi’nde başkan yardımcısı (wethouder)</strong> oldu, ardından <strong>Amersfoort Belediyesi’nde aynı görevi</strong> sürdürdü. Bugün ise Hollanda’nın <strong>Tüketicileri Koruma Kurumu (Autoriteit Consument &amp; Markt)</strong> başkanı olarak ülke çapında etkili bir makamda bulunuyor.</h4>

<h1><strong><strong>SADET KARABULUT – SP (2006–2021)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, Spreken in het openbaar Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="253" sizes="652px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon.jpeg" width="652" /></p>

<h4>Aslen Dersimli bir ailenin çocuğu olan Sadet Karabulut, Hollanda’nın Dordrecht kentinde doğdu. Babası 1960’larda Hollanda’ya işçi olarak gelen ilk kuşaktan. Karabulut, Amsterdam Üniversitesi’nde sosyoloji eğitimi aldıktan sonra sendikacılığa yöneldi ve Sosyalist Parti (SP) saflarında siyasete atıldı.</h4>

<h4>2006 yılında parlamentoya girdiğinde, Hollanda siyasetinde sınıfsal eşitsizlik ve toplumsal adalet konularını açık bir dille gündeme taşıdı. <strong>Sosyal yardımların güçlendirilmesi, düşük gelirli ailelerin korunması ve genç işsizliğin azaltılması</strong> konularında onlarca önerge verdi. 2018’de Irak’ın Hawija kentindeki bombardımanda ölen sivillerin hesabını sormasıyla ulusal çapta ses getirdi.</h4>

<h4>Kürt kökenli, Alevi inançlı olduğunu açıklayan Karabulut, inanç özgürlüğü konusunda da örnek bir duruş sergiledi. 2021’de siyaseti bıraktıktan sonra çeşitli sivil toplum kuruluşlarında danışmanlık yapıyor, yazılar yazıyor ve sosyal politikalarda aktif bir yorumcu olarak varlığını sürdürüyor.</h4>

<h2><strong><strong>NEVİN ÖZÜTOK – GROENLINKS (2006 [kısa], 2017–2021)</strong></strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Wethouder Beverwijk weg om mogelijk grensoverschrijdend gedrag | Haarlems Dagblad" decoding="async" height="551" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/wethouder-beverwijk-weg-om-mogelijk-grensoverschri.jpeg" width="980" /></p>

<h4>Adana doğumlu Nevin Özütok, 1970’lerde ailesiyle birlikte Hollanda’ya geldi. Eğitimini tamamladıktan sonra sendikal alanda ve Amsterdam belediyesinde uzun süre çalıştı. GroenLinks partisinden seçilerek parlamentoya giren Özütok, <strong>demokrasi, kamu yönetimi ve işçi hakları</strong> konularında uzmanlaşmış bir siyasetçidir.</h4>

<h4>Parlamentoda kamu çalışanlarının koşullarını iyileştirmeye yönelik girişimleriyle tanındı. “Devlet, yalnızca vatandaşlardan değil, çalışanlarından da adaletle sorumludur” sözü, dönemin kamu personeli reformu tartışmalarında sıkça anıldı.</h4>

<h4>2021’de milletvekilliğini bıraktıktan sonra, 2024’te <strong>Beverwijk Belediyesi’nde Başkan Yardımcılığı (Wethouder)</strong> görevine getirildi. Bugün hâlâ yerel yönetim alanında etkin, GroenLinks çizgisinde çalışmalarına devam ediyor.</h4>

<h1><strong><strong>METİN ÇELİK – PvdA (2010–2012)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="PvdA'er Metin Çelik trekt zich terug | Trouw" decoding="async" height="303" sizes="575px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/pvdaer-metin-celik-trekt-zich-terug-or-trouw.jpeg" width="575" /></p>

<h4>Gölcük doğumlu Metin Çelik, genç yaşta Hollanda’ya göç eden bir ailenin ferdi. Rotterdam’da polis olarak görev yaparken siyasete adım attı. 2010’da PvdA listesinden parlamentoya seçildi.</h4>

<h4>Milletvekilliği döneminde <strong>eğitim, gençlik ve entegrasyon politikaları</strong> üzerine yoğunlaştı. Okul devamsızlığı, öğretmen kalitesi ve göçmen çocukların fırsat eşitliği konularında önemli önergeler sundu. Hollanda’da polis kökenli ilk Türkiyeli milletvekili olarak dikkat çekti.</h4>

<h4>2014’te PvdA’dan ayrılarak Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk ile birlikte <strong>DENK Partisi’nin kurucuları arasında</strong> yer aldı. 2019’dan bu yana <strong>Güney Hollanda Eyalet Meclisi DENK Grup Başkanı</strong> olarak görev yapıyor. Ayrıca eyalet düzeyinde “Güvenlik ve Eğitim Komisyonu”nda aktif bir rol sürdürüyor.</h4>

<h1><strong><strong>KEKLİK YÜCEL – PvdA (2010 [kısa], 2012–2017)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Keklik Yücel: “Wat ik hier zelf kreeg, hoop ik nu terug te geven” | SaxNow" decoding="async" height="372" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/keklik-yucel-wat-ik-hier-zelf-kreeg-hoop-ik-nu.jpeg" width="806" /></p>

<h4>Konya’nın Cevizli kasabasında doğan Keklik Yücel, Hollanda’da büyüyüp eğitimini tamamladıktan sonra Deventer Belediyesi’nde siyaset sahnesine çıktı. 2010’da kısa süreliğine, ardından 2012’de kalıcı olarak parlamentoya girdi.</h4>

<h4>Yücel, özellikle <strong>kadın hakları, LGBTI+ eşitliği, toplumsal cinsiyet adaleti ve istihdam</strong> konularındaki önergeleriyle tanındı. “Emansipasyon yalnızca kadınlar için değil, toplumun tümü için bir kazanımdır” diyerek parlamentoda dikkat çekici konuşmalar yaptı.</h4>

<h4>Görev süresince ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı verdiği mücadeleyle sivil toplumun takdirini kazandı. 2017’de siyaseti bıraktıktan sonra, çeşitli kamu kurumlarında danışmanlık ve toplumsal projelerde aktif görevler üstlendi.</h4>

<h1><strong>TUNAHAN KUZU – PvdA → DENK (2012–2023)</strong></h1>

<p><br />
<br />
<img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="395" sizes="725px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht-3.jpeg" width="725" /></p>

<h4><em><strong>Tunahan Kuzu, Netenyahu’nun Hollanda’yı ziyareti sırasında uzattığı eli havada bırakmış ve tüm dikkatleri üzerine çekmişti.</strong></em></h4>

<h4>İstanbul doğumlu Tunahan Kuzu, Leiden Üniversitesi mezunu bir kamu yöneticisidir. 2012’de PvdA’dan parlamentoya seçildi, ancak 2014’te partisiyle fikir ayrılığına düşerek Selçuk Öztürk’le birlikte <strong>DENK Partisi’ni kurdu</strong>.</h4>

<h4>Kuzu, Hollanda siyasetinde <strong>İslamofobi, ayrımcılık, entegrasyon politikaları ve sosyal adalet</strong> başlıklarında öne çıktı. “DENK, Hollanda’daki göçmenlerin sesi olacaktır” sözü, partinin manifestosu hâline geldi. Parlamentoda azınlık hakları, ayrımcılıkla mücadele ve dış politika konularında yüzlerce soru ve önerge sundu.<br />
Hollanda siyasetinde göçmen kökenli en tanınmış isimlerden biri olmayı sürdürüyor.</h4>

<h1><strong>SELÇUK ÖZTÜRK – PvdA → DENK (2012–2021)</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="306" sizes="663px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-kleding-persoon-menselijk-gezicht.png" width="663" /></p>

<h4>Kütahya doğumlu Selçuk Öztürk, 1990’lı yıllarda Roermond’da yerel siyasete atıldı. 2012’de PvdA’dan parlamentoya seçildi; 2014’te Tunahan Kuzu ile birlikte PvdA’dan ayrılarak <strong>DENK Partisi’nin ikinci kurucusu</strong> oldu.</h4>

<h4>Parlamentoda <strong>istihdam, ekonomi ve sosyal güvenlik</strong> alanlarında etkili oldu. “Eşit işe eşit ücret” önergesiyle göçmen kökenli işçilerin haklarını savundu. Ayrıca sağlık sektöründe ayrımcılıkla mücadeleye ilişkin önemli parlamento soruları yöneltti.</h4>

<h4>Siyaseti bıraktıktan sonra özellikle <strong>sosyal girişimcilik ve vakıf çalışmaları</strong> alanında faal. Hâlen Limburg bölgesinde iş dünyası ve göçmen sivil toplum kuruluşları arasında köprü rolü üstleniyor.</h4>

<h1><strong><strong>SULTAN GÜNAL-GEZER – PvdA (2012–2017)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, glimlach, persoon, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="452" sizes="638px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-glimlach-persoo.jpeg" width="638" /></p>

<h4>Hatay’ın Antakya kentinde doğan Sultan Günal-Gezer, çocuk yaşta Hollanda’ya göç etti. Uden kentinde belediye meclisi üyeliğiyle başlayan siyasi kariyerini, 2012’de PvdA listesinden parlamentoya girerek sürdürdü.</h4>

<h4>Günal-Gezer, Hollanda ordusunun yurt dışı operasyonları, deniz güvenliği ve korsanlıkla mücadele konularında aktif oldu. Özellikle <strong>kadın askerlerin statüsü, asker ailelerinin sosyal hakları ve uluslararası barış görevleri</strong> hakkında sunduğu önergelerle dikkat çekti.</h4>

<h4>Milletvekilliği sonrası Hollanda kamu kurumlarında danışmanlık görevleri üstlendi. Bugün yerel yönetim ve sosyal hizmet projelerinde görev almayı sürdürüyor.</h4>

<h1><strong><strong>YASEMİN ÇEGEREK – PvdA (2013–2017)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="317" sizes="589px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-kleding-5.jpeg" width="589" /></p>

<h4>Enschede doğumlu Yasemin Çegerek, Türkiye kökenli bir işçi ailesinin kızı. Eğitimini tamamladıktan sonra Gelderland Eyalet Meclisi’nde siyaset yaptı. 2013’te PvdA’dan parlamentoya girerek çevre ve altyapı konularında sözcülük üstlendi.</h4>

<h4><strong>Çevre, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi</strong> üzerine verdiği önergelerle dikkat çekti. “Doğa, yalnızca korunması gereken değil; yeniden kazanılması gereken bir değerdir” sözü, Yeşil Dönüşüm tartışmalarında sıkça anıldı.</h4>

<h4>Milletvekilliğinden sonra <strong>Heerde Belediyesi Başkan Yardımcılığı (Wethouder)</strong> görevine getirildi ve hâlen bu görevini sürdürüyor. Çevre politikalarında yerel düzeyde etkili bir isim.</h4>

<h1><strong><strong>ZİHNİ ÖZDİL – GROENLINKS (2017–2019)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Zihni Özdil nieuwe online columnist EW - EW" decoding="async" height="336" sizes="597px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/zihni-ozdil-nieuwe-online-columnist-ew-ew.jpeg" width="597" /></p>

<h4>Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde doğan Zihni Özdil, Rotterdam Erasmus Üniversitesi’nde tarih eğitimi aldı ve akademisyen olarak tanındı. 2017’de GroenLinks listesinden parlamentoya girdi.</h4>

<h4>Meclisteki kısa döneminde <strong>yükseköğretim, emek piyasası ve sosyal eşitlik</strong> konularında öneriler sundu. “Eşit fırsat, sadece eğitimle değil, sistemle mümkündür” diyerek Hollanda’daki göçmen gençlerin eğitimde yaşadığı zorlukları gündeme getirdi.</h4>

<h4>2019’da parti içi fikir ayrılıkları nedeniyle GroenLinks’ten ayrıldı. Siyasetten sonra yazarlık ve yorumculuk yapmaya başladı. Bugün bağımsız bir yazar ve düşünce insanı olarak Hollanda medyasında yer buluyor.</h4>

<h1><strong>CEM LAÇİN – SP (2017–2021)</strong></h1>

<p></p>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="169" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-person.jpeg" width="412" /></p>

<h4>Türkiyeli işçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Cem Laçin, küçük yaşlardan itibaren emek hareketiyle iç içe büyüdü. Uzun yıllar <strong>FNV Sendikası</strong> bünyesinde görev yaptıktan sonra, Sosyalist Parti’den parlamentoya girdi.</h4>

<h4><strong>Ulaştırma, iş güvenliği ve çalışan sağlığı</strong> konularında aktif çalıştı. Özellikle demiryolu çalışanlarının koşullarına ilişkin verdiği önergeler ve <strong>kimyasal maddeye maruz kalan işçilerin hakları</strong> üzerine yaptığı konuşmalar geniş yankı uyandırdı.</h4>

<h4>2021 seçimlerinde meclis dışında kaldı. Şimdilerde işçi hakları üzerine sivil toplum projelerinde görev alıyor.</h4>

<h1><strong><strong>MAHİR ALKAYA – SP (2018–2023)</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Dreigt tekort aan ontgassingsinstallaties? | Schuttevaer.nl" decoding="async" height="306" sizes="543px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/dreigt-tekort-aan-ontgassingsinstallaties-or-schut.jpeg" width="543" /></p>

<h4>Amsterdam doğumlu Mahir Alkaya, endüstriyel tasarım eğitimi aldı. 2018’de SP’den parlamentoya girdiğinde Hollanda basınında “teknolojiye kafa yoran sosyalist” olarak tanındı.</h4>

<h4>Finans ve vergilendirme alanında yaptığı çalışmalarla dikkat çekti. Kripto paralar, dijital finansal sistemler ve gelir eşitsizliği konularında çok sayıda önerge sundu. 2020’de hazırladığı <strong>“Eşit Vergi, Adil Sistem”</strong> başlıklı girişimiyle büyük destek kazandı.</h4>

<h4>2023’te aktif siyaseti bıraktı. Şu anda mühendislik ve teknoloji danışmanlığı yapıyor; finansal etik üzerine konferanslarda konuşmalar veriyor.</h4>

<h2><strong><strong>DİLAN YEŞİLGÖZ-ZEGERİUS – VVD (2017–2021, 2023 )</strong></strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, muur, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="328" sizes="684px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-muur-k.jpeg" width="684" /><br />
<strong><em>Dilan Yeşilgöz, çalışma odasında, duvara asılı ninesinin kalaşnikoflu fotoğrafı ile…</em></strong></p>

<p></p>

<p>Ankara doğumlu Dilan Yeşilgöz, çocuk yaşta ailesiyle Hollanda’ya sığındı. Politikaya Amsterdam Belediye Meclisi’nde başladı, ardından VVD’den parlamentoya girdi.</p>

<p>Mecliste <strong>adalet, güvenlik ve organize suçla mücadele</strong> konularında öne çıktı. “Özgürlük, korkusuz yaşamak demektir” sözü, VVD’nin güvenlik politikalarının sloganına dönüştü. 2022’de <strong>Adalet ve Güvenlik Bakanı</strong>, 2023’te ise <strong>VVD Genel Başkanı</strong> oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Hollanda siyasetinin en etkili isimlerinden biri hâline gelen Yeşilgöz, 2025 itibarıyla ülkenin en güçlü başbakan adayları arasında gösteriliyor.</h4>

<p></p>

<p>Yeşilgöz, kendisinden ‘Türk kökenli’ diye söz edenlere karşı çıkıyor ve <strong>“Ben hiç bir zaman Türk olmadım ve Türk pasaportu taşımadım”</strong> diyor.</p>

<h1><strong>HÜLYA KAT – D66 (2021–2023)</strong></h1>

<p></p>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="195" sizes="437px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-persoon-menselijk-gezicht-kleding.jpeg" width="437" /></p>

<h4>Amsterdam doğumlu Hülya Kat, siyaset bilimi eğitiminin ardından D66 partisinde yükseldi. 2021’de parlamentoya girdi.</h4>

<h4><strong>Sosyal adalet, borç yönetimi, çocuk yardımları (toeslagenaffaire)</strong> ve adalet reformu konularında etkili oldu. “Bir hata, devletin değil; devlet adına yanlış yapan sistemin hatasıdır” diyerek vatandaş odaklı reform çağrısında bulundu.</h4>

<h4>2023’te görevini devrettikten sonra hukuk ve sosyal politika alanında sivil projelerde yer almaya başladı.</h4>

<h2><strong><strong>NİLÜFER GÜNDOĞAN – VOLT (2021–2023)</strong></strong></h2>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, portret Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="278" sizes="556px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-persoon-menselijk-gezicht-kleding-1.jpeg" width="556" /></p>

<h4>Tunceli doğumlu, Zaza-Alevi kökenli Nilüfer Gündoğan, genç yaşta Hollanda’ya göç etti. 2021’de Volt partisinden seçilerek parlamentoya girdi.</h4>

<h4>Avrupa Birliği politikaları, eğitim reformu ve kadın hakları konularında aktifti. Ancak 2022’de partisiyle yaşadığı anlaşmazlık sonucu bağımsız milletvekili olarak görevine devam etti.</h4>

<h4>Milletvekilliği sonrası kamuoyu önünde yaşadığı hukuk süreçlerinden sonra siyasetten çekildi. Bugün bağımsız bir aktivist ve konuşmacı olarak sosyal medya üzerinden çalışmalarını sürdürüyor.</h4>

<h1><strong><strong>SONGÜL MUTLUER – GL-PvdA (2022 )</strong></strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, overdekt, muur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="268" sizes="603px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-overdek.jpeg" width="603" /></p>

<h4>Zaanstad’da uzun yıllar belediye başkan yardımcılığı yapan Songül Mutluer, 2022’de GroenLinks-PvdA ortak grubundan parlamentoya girdi.</h4>

<h4><strong>Kadın cinayetleri, eşitlik politikaları ve emniyet</strong> konularında güçlü bir ses oldu. “Bir kadının yaşam hakkı, devletin onurudur” sözleriyle mecliste büyük takdir topladı.</h4>

<h4>Halen görevine devam eden Mutluer, Hollanda’da kadın politikaları alanında etkili bir isim olarak gösteriliyor.</h4>

<h1><strong><strong>İSA KAHRAMAN – NSC (2023–2025)</strong></strong></h1>

<h1></h1>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Woordvoerder Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="271" sizes="606px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-persoon-kleding-6.jpeg" width="606" /></p>

<h4>Midyat doğumlu, Süryani/Arami kökenli İsa Kahraman, Hollanda siyasetine 2023’te NSC (Yeni Sosyal Sözleşme) partisiyle adım attı. Daha önce Rijssen-Holten Belediye Meclisi’nde CDA üyesiydi.</h4>

<h4>Kahraman, Meclis’te <strong>dış politika, savunma, dini azınlıklar ve Orta Doğu’daki Hristiyan toplulukların korunması</strong> konularında dikkat çekti. Süryani diasporasının sesi olarak tanındı ve <strong>soykırımların tanınması, dini özgürlükler ve insani yardım</strong> alanlarında önergeler sundu.</h4>

<h4>Kamuoyunda dürüstlüğü ve kapsayıcı diliyle saygı kazandı. 2025 seçimlerinde listede yer almadı ancak, Hristiyan sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğini sürdürüyor.</h4>

<h4></h4>

<section id="comment-wrap"></section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/hollanda-parlamentosunda-turk-kokenlilerin-yukselisi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-9jpeg-2.webp" type="image/jpeg" length="89705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollanda'da Koalisyon Çıkmazı]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/hollandada-koalisyon-cikmazi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/hollandada-koalisyon-cikmazi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda’da Koalisyon Arayışı Ve Rob Jetten’in Tarihî Şansı. Laleler Ülkesinin Büyük Umudu Olan Eşcinsel Rob Jetten Ve Partisi D66’nın Yeni Yüzü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Şimdi en çok konuşulan soru şu: Rob Jetten, ülkeyi “ortanın soluna” mı, yoksa “ortanın sağına” mı yaslanarak yönetecek?</strong></h3>

<h4><br />
<strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></h4>

<h4>Hollanda’da siyaset, her zamanki gibi yine sakin ama bir o kadar da heyecanlı bir döneme girdi.<br />
Bu ülkenin demokrasi geleneği, seçim sonrası yaşanan sabırlı ve titiz süreçlerle tanınır. Hükümeti kurma görevi, sandıktan birinci çıkan parti liderine hemen verilmez. Önce bir <strong>“verkenner”,</strong> <strong>“informateur” </strong>ve <strong>“formateur”</strong> görevlendirilir.<br />
Bu kişiler, genellikle devletin tecrübeli isimleridir; farklı partiler arasında uzlaşının yollarını arar, ülkenin geleceğini belirleyecek koalisyonun temelini atarlar. Hollanda demokrasisinin gücü de işte bu sabırlı, ince işlenmiş süreçlerde gizlidir.</h4>

<h4>29 Ekim seçimlerinde ipi göğüsleyen Democraten 66 (D66) Partisi ve genç lideri Rob Jetten, şimdi bu tarihî geleneğin tam merkezinde yer alıyor. Informateur Wouter Koolmees, kendisine tanınan süreyi doldurdu ve topladığı tüm bilgileri bugün Jetten’e sunacak. Artık gözler, Hollanda’nın siyasi geleceğini şekillendirecek bu genç lidere çevrilmiş durumda</h4>

<h4>Şimdi en çok konuşulan soru şu: Rob Jetten, ülkeyi <strong>“ortanın soluna”</strong> mı, yoksa <strong>“ortanın sağına</strong>” mı yaslanarak yönetecek?<br />
Bu tercih, yalnızca kurulacak hükümetin rengini değil, Hollanda siyasetinin geleceğini de belirleyecek. Zira Jetten, artık sadece bir parti lideri değil; yeni kuşağın enerjisini, özgürlükçü anlayışı ve ilerici liberalizmi temsil eden bir figür olarak görülüyor. O, alışılmış kalıpları yıkan, siyasete gençlik ve samimiyet katan bir simge haline geldi.</h4>

<h4>Ve şimdi, Hollanda’nın koalisyon masasında, bir ülkenin geleceğiyle birlikte yeni bir siyasi felsefe de şekilleniyor: bireysel özgürlükleri önceleyen, ama devletin sosyal sorumluluğunu da göz ardı etmeyen bir anlayış.<br />
İşte tam bu noktada, Hollanda’nın büyük umudu Rob Jetten ve partisi D66’nın yeni yüzünü daha yakından tanımak gerekiyor.</h4>

<h4><strong>Şimdi gelelim, bu değişimin merkezindeki Rob Jetten ve D66’nın yeni kimliğine…</strong></h4>

<h4>Hollanda siyaset sahnesinde <strong>Democraten 66 (D66)</strong> partisi, uzun yıllar <strong>“ortanın solu”</strong> olarak tanımlanabilecek, reformcu bir çizgide yer almıştı. Ancak günümüzde bu tanımlama giderek yetersiz kalıyor; lider Rob Jetten’in öncülüğünde parti artık kendini daha çok ilerici liberal merkez çerçevesinde konumlandırıyor.</h4>

<h1><strong>KÖKEN VE İLK DÖNEM</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img decoding="async" height="191" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/word-image-18452-2.jpg" width="641" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>D66, 1966’da Jan Terlouw tarafından kurulduğunda; özellikle genç kuşaklar arasında, parlementer sistemi canlandırmayı, demokratik kurumları güçlendirmeyi, bireysel özgürlükleri ve toplumsal sorumluluğu aynı anda savunmayı amaçlıyordu.<br />
Yani ne klasik sağın’<strong>serbest piyasa ilkeleri’</strong>ne, ne de geleneksel solun devletçi anlayışına tam olarak denk düşen bir hareketti: <strong>‘Ortanın solu’</strong> ya da <strong>‘Sosyal liberal’</strong> olarak değerlendirilebilirdi.<br />
Alexander Pechtold ve Fatma Koşer Kaya döneminde de yukraıda belirlilen çizgiden ayrılınmadı.</h4>

<h1><strong>JETTEN DÖNEMİ VE YENİ ÇİZGİ</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="D66 – Rob Jetten: De wederopstanding van Europa is aan ons" decoding="async" height="255" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/d66-rob-jetten-de-wederopstanding-van-europa-is.jpeg" width="455" /></p>

<h4>Rob Jetten döneminde D66, bir dizi gelişmeyle kendini tazeledi ve yeniden tanımladı:<br />
Jetten’in açık eşcinsel kimliği, partinin LGBTQ+ hakları, kimlik özgürlüğü, çevresel duyarlılık gibi alanlarda daha cesur bir duruş sergilemesine yol açtı.<br />
Bu yönelimler, D66’yı geleneksel sol partilerle tam olarak aynı çizgiye getirmedi; aksine, <strong>“kültürel özgürlükler”</strong> alanında sol, <strong>“ekonomi ve devlet yapısı”</strong> alanında ise daha liberal bir konumu benimsedi.</h4>

<h4>D66, GroenLinks (Yeşil Sol) ya da Socialistische Partij (SP) gibi partilerle zaman zaman ideolojik uyumsuzluk yaşarken, aynı zamanda Partij van de Arbeid (PvdA) eski liderlerinden Frans Timmermans ile de belirli açılardan mesafeli bir ilişki sürdürdü.</h4>

<h1><strong>NEDEN “SOLCU” DEĞİL?</strong></h1>

<h4>Elbette Jetten’in D66’sı, bazı <strong>“sol”</strong> etiketleri taşıyor: eşitlik, özgürlük, toplumsal çeşitlilik gibi. Fakat ekonomik ve devlet yapısı konularında partinin tercihleri, klasik sol partilerden ayrılıyor:</h4>

<h4>Devletin ekonomik müdahalesi ya da sendikal gücün güçlendirilmesi gibi güçlü <strong>“sosyalist”</strong> söylemler yerine, daha çok rekabetçi piyasa, yenilikçilik, uluslararası entegrasyon gibi liberal çizgiler ön planda.</h4>

<h4>Bu yüzden D66 için <strong>“liberal sol”</strong> tanımı bazı açılardan yönlendirici olsa da, tam olarak solcu bir parti olduğunu söylemek yanıltıcı olabilir. D66, <strong>“merkez liberal”</strong> ya da <strong>“ilerici liberal”</strong> olarak adlandırılmayı tercih edebilir.</h4>

<h1><strong>KİMLİK, STRATEJİ VE SİYASET</strong></h1>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met person, persoon, kleding, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="177" sizes="646px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-person-persoon-kleding-menselijk-2.jpg" width="646" /></p>

<h4>Jetten’in eşcinsel kimliği sadece sembolik bir detay değil; D66 için bir stratejik kapsayıcı unsur. Partinin kimlik siyaseti alanındaki aktif bakışı ve kültürel özgürlükler, eşit evlilik, çeşitlilik politikaları, D66’yı sosyal olarak ilerici bir pozisyona taşıyor.</h4>

<h4>Ancak, ekonomik ve politik alanda bu ilerici kimlikle birlikte, ılımlı-liberal bir pragmatizm de devreye giriyor. Bu yüzden D66, tamamen sol blokta yer almak yerine; <strong>‘sağ-merkez’</strong> ya da <strong>‘merkez sol’</strong> koalisyonlarında yer almayı göze alıyor.</h4>

<h4>D66, artık <strong>“ortanın solu”</strong> etiketinin ötesinde bir siyasi yapı. Parti, kültürel ve kimlik özgürlükleri açısından oldukça ilerici bir duruş sergiliyor; ancak ekonomi, devlet yapısı ve koalisyon stratejileri açısından <strong>‘merkez-liberal’</strong> çizgide kalıyor. Rob Jetten bu dönüşümün katalizörü ve sembolü durumunda.</h4>

<h4>Rob Jetten, Hollanda siyasetinde yeni kuşağın simgesi olarak görülüyor.<br />
Jetten, klasik partilerde rastlanmayan bir açıklıkla hem kimliğini hem fikirlerini ortaya koyuyor. Onun kişisel duruşu, sadece D66’nın değil, genel olarak Hollanda siyasetinin dönüşümünü de temsil ediyor. Artık ideolojik kalıpların yerini kimlik, özgürlük ve pragmatizm ekseninde şekillenen bir siyaset anlayışı almış durumda.</h4>

<h4>D66 da bu dönüşümün en belirgin laboratuvarı. <strong>“Ortadan sola”</strong> uzanan bir geçmişin ardından, bugün <strong>“merkezin ilerici liberali”</strong> olarak yoluna devam ediyor. Ve bu yol, Rob Jetten gibi genç, özgüvenli, kimliğini saklamayan liderlerle daha da dikkat çekici hale geliyor.</h4>

<h4>Rob Jetten, Hollanda siyasetinde sadece genç bir lider olarak değil, yeni bir dönemin ruhunu temsil eden figür olarak öne çıkıyor. Onun hikâyesi, sıradan bir parti liderinin hikâyesi değil. Genç yaşta siyasete adım atan, kimliğini gizlemeden, aksine kimliğinden güç alarak yoluna devam eden bir isimden söz ediyoruz. Eşcinsel kimliğini saklamayan, bununla övünmeyen ama bunu bir doğallık göstergesi olarak sunan bir lider. Hollanda gibi özgürlükçü bir toplumda bile, siyasette hâlâ cesaret isteyen bir tavır bu.</h4>

<h4>Jetten, işte bu duruşuyla sadece D66’yı değil, ülkenin siyaset anlayışını da değiştirdi. Onun liderliğinde D66, klasik anlamdaki <strong>“ortanın solu”</strong> kimliğinden sıyrılarak, daha renkli, daha bireysel ve daha özgürlükçü bir ilerici liberal merkez haline geldi. Artık parti, ekonomik istikrarı savunan ama sosyal özgürlüklerden de asla taviz vermeyen bir konumda. Bu denge, bazılarına göre kararsız bir politika gibi görünse de, aslında Hollanda demokrasisinin tam kalbini yansıtıyor.</h4>

<h4>Rob Jetten’in partisiyle kurduğu bağ, ideolojik değil, felsefî bir bağ.<br />
O, D66’yı <strong>“politik bir platformdan”</strong> çok, <strong>“özgür düşüncenin modern bir evi”</strong> haline getirdi. Bu evde kadın-erkek eşitliği, çevre bilinci, çeşitliliğe saygı ve kimlik özgürlüğü birlikte yaşanıyor. Geleneksel solun devletçi yönüyle değil, birey merkezli bir adalet anlayışıyla hareket ediliyor.</h4>

<h4>D66, artık sadece bir parti değil; Hollanda’nın çağdaş yüzü. Rob Jetten de bu yüzün enerjik, dürüst ve kendisiyle barışık temsilcisi. Onun liderliğinde D66, geçmişin <strong>“ortanın solu”</strong> tanımını geride bırakıp, geleceğin <strong>“özgürlükçü merkezi”</strong>ne doğru yürüyor. Ve bu yürüyüş, belki de Avrupa siyasetinde yeni bir tarzın kimliğinden güç alan, ideolojiden değil insandan beslenen bir siyasetin habercisi.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/hollandada-koalisyon-cikmazi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-8-300x175jpeg.webp" type="image/jpeg" length="77161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Teknolojicileri Hollanda’da Buluştu]]></title>
      <link>https://www.sonses.tv/turk-teknolojicileri-hollandada-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonses.tv/turk-teknolojicileri-hollandada-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyükelçi Yazgan: “O Salondaki Zekâ Seviyesi Gerçekten Hayranlık Uyandırıcıydı”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>“Turks in Tech” topluluğu, yalnızca Hollanda’da değil; Londra, New York, Toronto, San Francisco ve Barselona gibi dünya kentlerinde de aktif bir ağ oluşturmuş durumda. Bu yapı sayesinde Türk teknoloji uzmanları, küresel ölçekte birbirleriyle bağlantı kurabiliyor, bilgi paylaşabiliyor ve uluslararası projelere dahil olabiliyor.</strong></h3>

<h3><strong>(Haberin Hollandacası en altta.<br />
Nederlandse versie staat onderaan)</strong></h3>

<h2></h2>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="157" sizes="269px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-menselijk-gezicht-person-p-5.jpeg" width="269" /><br />
<strong>İlhan KARAÇAY yazdı:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>Hollanda’da yaşayan Türk dijital ve teknoloji profesyonelleri, “<strong>Turks in Tech</strong>” adı altında düzenlenen gönüllü bir buluşmada bir araya geldi. Amsterdam’da gerçekleştirilen bu etkinliğe, farklı alanlarda faaliyet gösteren <strong>300’ün üzerinde Türk teknoloji uzmanı, girişimci, yazılımcı, veri analisti ve dijital stratejist</strong> katıldı.</h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="875" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon.jpg" width="1320" /></p>

<h4>Lahey Büyükelçimiz <strong>Fatma Ceren Yazgan</strong> da etkinliğe katılarak katılımcılarla bir araya geldi. Büyükelçi Yazgan, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: <strong>“Hollanda’daki 300’ü aşkın Türk dijital ve teknoloji göçmeninin gönüllü buluşması: Turks in Tech. O salondaki zeka seviyesi gerçekten hayranlık uyandırıcıydı.”</strong></h4>

<h4>Etkinlikte, Hollanda’daki Türk profesyonellerin teknoloji ekosistemi içindeki konumu, yeni girişimlerin doğuşu, uluslararası iş birlikleri ve inovasyon alanındaki potansiyeller ele alındı. Katılımcılar, hem bireysel projelerini hem de ortak üretim alanlarını tanıtma fırsatı buldu.</h4>

<h4><strong>TÜRKLER DÜNYA TEKNOLOJİ HARİTASINDA</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, kleding, person, mensen Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="495" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-kleding-person-mensen-doo.jpg" width="835" /><br />
<br />
<strong>“Turks in Tech”</strong> topluluğu, yalnızca Hollanda’da değil; <strong>Londra, New York, Toronto, San Francisco ve Barselona</strong> gibi dünya kentlerinde de aktif bir ağ oluşturmuş durumda. Bu yapı sayesinde Türk teknoloji uzmanları, küresel ölçekte birbirleriyle bağlantı kurabiliyor, bilgi paylaşabiliyor ve uluslararası projelere dahil olabiliyor.</p>

<h4>Hollanda’daki toplantı, bu küresel ağın Avrupa’daki en güçlü duraklarından biri oldu. Amsterdam’daki etkinlikte konuşan teknoloji girişimcileri, Türklerin dijital dönüşüm, yapay zekâ, veri bilimi ve yazılım alanlarındaki başarılarının artık uluslararası düzeyde görünür hale geldiğini vurguladılar.</h4>

<h4><strong>DİJİTAL KÖPRÜ VE BİLGİ PAYLAŞIMI</strong><br />
Etkinliğe sponsor olan teknoloji şirketleri, katılımcılara mentorluk, yatırım ağı kurma ve kariyer geliştirme konularında destek sunarken, Amsterdam merkezli girişimciler de deneyimlerini paylaştı. Bu yönüyle buluşma, yalnızca bir “<strong>networking”</strong> faaliyeti değil, aynı zamanda <strong>Türkiye ile Hollanda arasında dijital bir köprü </strong>oluşturma girişimi olarak değerlendiriliyor.</h4>

<h4>Katılımcılar, Hollanda’nın inovasyon ortamının Türk girişimciler için büyük fırsatlar barındırdığını, özellikle yapay zekâ ve veri teknolojileri gibi alanlarda ortak projelerin geliştirilebileceğini ifade ettiler.</h4>

<h4><strong>BİRLİK VE DAYANIŞMA MESAJI</strong></h4>

<h4></h4>

<p><img alt="Afbeelding met tekst, kleding, poster, presentatie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist." decoding="async" height="537" sizes="795px" src="https://www.ilhankaracay.com/wp-content/uploads/2025/11/afbeelding-met-tekst-kleding-poster-presentatie.jpg" width="1320" /><br />
<strong>Turks in Tech</strong> buluşması, Hollanda’daki Türk topluluğunun artık yalnızca ekonomik ve sosyal değil, aynı zamanda <strong>teknolojik alanda da güçlü bir varlık gösterdiğinin</strong> en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<h4>Etkinliğe katılan profesyonellerden biri<strong>, “Biz burada hem Türkiye’yi temsil ediyoruz hem de bilgi ve yeteneğimizi dünya ile paylaşıyoruz. Bu platform, bizi birleştiriyor ve güçlendiriyor.”</strong> sözleriyle duygularını dile getirdi.</h4>

<h4><strong>GELECEĞE YÖNELİK PLANLAR</strong><br />
Etkinlikte ayrıca, önümüzdeki dönemde Hollanda’da ve Avrupa genelinde düzenli aralıklarla benzer buluşmalar yapılması kararlaştırıldı. Bu toplantıların amacı, Türk teknoloji profesyonellerini bir araya getirerek ortak girişimler oluşturmak, genç yetenekleri desteklemek ve bilgi alışverişini artırmak olacak.</h4>

<h4>Amsterdam’da gerçekleşen bu geniş katılımlı buluşma, Türklerin teknoloji dünyasındaki yerinin ne kadar güçlü ve etkili hale geldiğini bir kez daha ortaya koydu.<br />
Hollanda’daki Türk profesyoneller, bu tür etkinliklerle yalnızca bireysel başarılarını değil, aynı zamanda <strong>uluslararası dayanışma ve iş birliği kültürünü</strong> de güçlendiriyorlar.</h4></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sonses .tv</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hollanda</category>
      <guid>https://www.sonses.tv/turk-teknolojicileri-hollandada-bulustu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsestv.teimg.com/crop/1280x720/sonses-tv/uploads/2025/11/afbeelding-met-menselijk-gezicht-kleding-persoon-980x650jpg.webp" type="image/jpeg" length="15783"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
