AKP Quo Vadis

Abone Ol

Bütün Türkiye hatta bütün dünya açıkça görüyor ki AKP ilginç bir politika izliyor: Seçimle kazanamadığı vekillikleri, belediye başkanlıklarını, belediye meclisi üyeliklerini, yine o kelimeyi kullanacağım, ilginç yöntemlerle (örneğin yargıyı ve iktidarın olanaklarını kullanarak, baskı ve tehditle) partiye kazandırıyor.

Bugün Özgür Özel sayıyı verdi, yetmişten fazla belediye yönetimi AKP’ye transfer olmuş.

İnsanın tam da burada AKP’yi, yani partinin Genel Başkanı dahil bütün yönetimini kutlayası geliyor. Öyle ya bütün siyasi partilerden, vatandaşın oyunu almış/ seçilmiş insanlar akın akın partilerine geçiyor. Parti, seçimlerde olduğundan çok daha güçlü hale geliyor. Böyle giderse yakında referandum için hatta anayasayı değiştirmek için gerekli sayıya ulaşacak…

Elbette muhalefet bu gidişattan rahatsız. Yargının çifte standart kullandığı, hatta yargının ortadan kalktığı; iktidarın yasaları hatta Anayasayı çiğnediği, Anayasa Mahkemesinin kararlarını bile uygulamadığı tarzında eleştirileri var.

İşte bu noktada muhalefete iki sözüm var:

1- Sayın Erdoğan, kendi iktidarını, “Sadece eğitimde ve kültürde gerekli hamleleri yapamadık” sözleriyle eleştirmişti. Muhalefet bu itirafı değerlendiremedi. Bu sözler, AKP ile hangi mecrada yarışılacağını gösteriyor.

Muhalefet, iktidarla ideolojik mücadele etmezse havanda su döğer.

2- Bunca insan, temsil ettiği kurumla beraber AKP’ye geçti. Burada iki sorun var:

a) AKP, transfer ettiği bu insanların oylarını alarak temsil ettiği, seçilerek yönettiği yerleri kazandı mı? Örneğin Aydın, Afyonkarahisar, Bursa şimdi AKP’ye oy vermiş mi oldu?

b) AKP önümüzdeki seçimlerde, temsilcilerini transfer ettiği kentlerde, / beldelerde seçimleri kazanabilecek mi?

Önümüzde İstanbul seçimleri örneği var: 13.000 oy farkı, dayatılan seçimlerde 806 000’e çıkmıştı. Yarın seçilmişleri transfer edilen her yerde benzer sonuçlar alınırsa ne olacak?

İşte bu düşünceler sorduruyor bana:

- Quo Vadis AKP?