Amok Koşusu: Küresel Kuralsızlık Çağında Türkiye

Abone Ol

Türkiye’deki çözüm süreci (Terörsüz Türkiye) ve CHP’ye yönelik son operasyon gibi majör iç siyasi gelişmeleri, dış konjonktürden ayrı okumak büyük hatalara yol açar.
Rusya’nın Ukrayna’ya, Hamas’ın ise İsrail’e rasyonel hesaplara sığmayan saldırılarıyla başlayan süreç; bugün ABD’nin İran’a saldırmasıyla bambaşka bir evreye geçti. Trump’ın yeniden iş başına gelmesiyle tetiklenen bu küresel iklim, evrensel hukukun yerle bir edildiği bir dönemin önünü açtı. Sınırların kalktığı o eski Avrupa Birliği mimarisi ve ABD’nin başını çektiği küreselleşme dalgası artık çöküyor. Avrupa’da aşırı sağ adım adım yükselirken, bunun bir sonraki adımı –bugüne kadar ABD’nin üstlendiği koruma şemsiyesinin kapanmasıyla oluşacak güvenlik korkusu nedeniyle– topyekûn bir dağılma olacaktır.
Yükselen Çin karşısında, liberal ekonominin mucidi olan ABD’nin bugün yapabildiği tek şey gümrük duvarları örmek. Öte yandan İran’ın sergilediği direniş, 1940’lardan beri dünyanın jandarmalığına soyunup küresel sistemi haraca bağlayan ABD’nin de erişilmez sanılan gücünün sınıra dayandığını ve "karizmayı çizdirdiğini" doğrudan ilan ediyor.
İran’a karşı bölge ülkelerinden yardım dilenen; Mısır, Suudi Arabistan ve Erdoğan Türkiye'sini yanına almaya çalışan bir Trump ve onun sergilediği doktrin ortadayken, Ankara’da tanık olduğumuz siyasi gelişmeleri bu tablodan bağımsız düşünmek safdilliktir.
Şöyle soralım: Eğer bugün AB, kuruluş felsefesinin temelini oluşturan demokrasi, hak ve özgürlükler gibi ilkeleri gerçek anlamda savunabilseydi ya da ABD’nin başında Obama benzeri kurumsal bir isim olsaydı, Erdoğan bu hamleleri bu kadar rahat yapabilir miydi?
Soruları ve örnekleri çoğaltmak mümkün...
Bırakın diğer ABD başkanlarını, aynı Trump’ın 2018’deki Rahip Brunson krizinde Türkiye’ye uygulayacağını söylediği müeyyidelerin sadece ayak sesinin duyulmasıyla ekonominin ne hale geldiğini anımsayın.
Anayasa hükmü olmasına rağmen AİHM kararlarını bile uygulamayan bir Türkiye, geçmişin kurallı Avrupa Birliği ile ilişkilerini sürdürebilir miydi? Ya da kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi içinde kalmasına göz yumulur muydu?
Trump’ın ABD başkanı sıfatıyla resmi hesabından paylaşıp, sonra Ankara’nın uyarısıyla sildiği ve "Erdoğan’ın kendisine sarf ettiğini" iddia ettiği o meşhur paylaşım, aslında bugünkü güç ilişkilerine dair çoğu şeyi gereğinden fazla anlatıyor.
Dünya, demokrasilerin içinin boşaldığı, hukukun yerini çıplak gücün aldığı bir "Amok koşusuna" kalkmış durumda. Ve bu soluksuz, kuralsız koşunun nerede, nasıl sonlanacağı şimdilik tamamen meçhul...
Abdullah Ayan, 26.05.2026