Arınma mı, Siyasi Hesaplaşma mı?

Abone Ol

Kemal Bey, "arınma" mesajıyla yola çıktı önce.
Ardından ilk günkü görüntülerin nedenini, Özgür Özel ve ekibinin uzlaşmaya sıcak bakmamasına bağladı. Sonrasında ise cumartesi günü kürsüye çıkarak, Erdoğan'ı aratmayan sertlikte bir metinle Özel ve ekibine ayar verdi.
Bana göre bu metin, Kemal Bey'in niyetini ele veren, çelişkilerle dolu ve aynı zamanda adeta bir suçlama silsilesi niteliğindeydi.
Ne dedi Kemal Bey?
"Arınma" dedi. "Fabrika ayarları" dedi. Özür diledi. Partisinde FETÖ ajanlarının cirit attığını söyledi. Bir kez daha helalleşme çağrısı yaptı.
Benim metinden çıkardığım sonuç, siyasi iktidarın ana muhalefet partisine yönelik yürüttüğü politikayı kabullenmiş bir Kemal Kılıçdaroğlu profili olduğuydu.
Örneğin operasyonları fiilen kabul etmiş görünüyordu. "Arınma" mottosunu ortaya atarak bu algıyı güçlendirdi. Tutuklu belediye başkanlarını da kendi içinde ikiye ayırdı. "Suçsuz olanlar için mücadelemiz devam edecek" dedi. Ancak bunu beşerî hukuk açısından mı, ceza hukuku açısından mı söylediği anlaşılmadı. Benim anladığım kadarıyla burada Ekrem İmamoğlu ve diğer isimler arasında bir ayrım yapıyordu.
Sonra özür diledi.
Tıpkı FETÖ darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanı'nın kullandığı "aldatıldık" söylemini hatırlatan bir şekilde...
On üç yıl boyunca yanı başında bulunan kurmaylarını isim vermeden FETÖ ile ilişkilendirdi. Böylece Kemal Bey sayesinde FETÖ'nün siyasi ayağı da ortaya çıkmış oldu (!)
Yıllardır "Ne istediler de vermedik?" anlayışından bir arınma beklerken, şimdi CHP'nin PKK'dan sonra FETÖ ile de aynı evde barındığı iddiası gündeme taşınmış oldu (!)
Bitmedi.
Kemal Bey, yerel ve genel yöneticiler konusunda yanlış tercihler yaptığını söyleyerek özür diledi. Böylece bunca bilinmezliğin ortasında parti yönettiğini de tescil etmiş oldu .
Aslında farkında olmadan; ne kurmaylarına, ne milletvekillerine ne de belediye başkanlarına tam anlamıyla hâkim olamadığını da ilan etmiş oldu.
Zaten makam aracını genel merkezin önüne bırakarak verilen ve birçok kişi tarafından yadırganan "arınma" mesajıyla başlayan süreçte, bunu kim ya da kimler planladıysa, Kemal Bey'i yine yanlış tercihlerin merkezine yerleştirmiş görünüyor.
Devam edelim .
CHP'yi kriminalize etme çabalarına, partinin 13 yıl genel başkanlığını yapmış bir ismin de eklenmesiyle iş iyice çığırından çıkıyor.
Üstelik bunun daha Meclis boyutu var, Parti Meclisi var, il ve ilçe örgütleri var. Bekleyip göreceğiz.
Peki Özgür Özel ve ekibi bu süreci nasıl yönetiyor?
Kurultay meselesi bana göre Kemal Bey'in kısa vadeli gündeminde değil. Özel ve ekibinin bunu ne kadar zorlayabileceği ya da sonuç alabileceği ise belirsiz. Kanaatimce kısa vadede bir kurultay ihtimali oldukça düşük.
Geriye ya yeni bir parti kurmak ya da başka bir siyasi oluşuma katılmak seçeneği kalıyor. Bu meselenin zamanla Mansur Yavaş etrafında şekillenecek milliyetçi bir cephe formülüne doğru evrilebileceğini düşünüyorum.
Gelelim Özgür Özel ve ekibine ..
Özgür Özel ve ekibi siyasal strateji açısından çok güçlü bir görüntü vermiyor. Daha çok slogan merkezli siyaset yapmayı alışkanlık hâline getirmiş durumdalar. Kemal Bey döneminde Özgür Özel, Ali Mahir Başarır ve Veli Ağbaba nasıl bir siyaset dili kullanıyorsa, bugün de o alışkanlıkların devam ettiğini görüyoruz.
Bence en büyük hataları, Ekrem İmamoğlu ile birlikte siyasi gündemlerini Silivri eksenine sıkıştırmaları oldu. Oradan çıkamadılar ve siyasi iktidarın elini güçlendirdiler.
Oysa sokakta Ekrem davasından çok ekmek davasını öne çıkarabilselerdi, çok farklı sonuçlar elde edebilirlerdi.
Uzun lafın kısası..
CHP'nin ya da ilerleyen günlerde şekillenecek yeni yapının iktidar alternatifi olabilmesi, bu dağınık ve tartışmalı görüntüden bir an önce kurtulmasına bağlı.
Eğer milyonlarca kararsız seçmene; Kemal, Ekrem, Özgür ya da Mansur profilleri üzerinden değil, adalet, güvenlik, ekmek ve emek ekseninde ulaşılmadığı sürece, yüzde 30'lara sıkışmış bir siyasi iktidarın rahatça vakit geçireceği bir siyasi oyuncak olmaya devam edilir.
Benden söylemesi.