DİRİSİ “CANAVAR” İDİ, ÖLÜSÜ İSE ORTALIĞI KARIŞTIRDI.

Abone Ol
Geri

29 Ağustos 20262026

DİRİSİ “CANAVAR” İDİ, ÖLÜSÜ İSE ORTALIĞI KARIŞTIRDI. LAHEY’DE MLADİĆ SEMPATİZANLARI İLE İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI ÇARPIŞTI

Paylaş:

Srebrenitsa’da 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuğun öldürüldüğü soykırımın baş sorumlularından Ratko Mladić, ömür boyu hapis cezasını çektiği Lahey’de 84 yaşında öldü.

Lahey’deki yakın dost kaynaklarımdan edindiğim bilgilere göre, ölüm haberinin ardından, Mladić sempatizanları ile insan hakları savunucuları arasında sert bir gerilim ve yer yer fizikî arbede yaşandı.

Savaş meydanında korku salan Mladić, Scheveningen’deki BM Cezaevi’nde de uyumlu bir mahkûm olmadı. Cezaevi çevrelerinden aktarılan bilgilere göre, geçimsiz tavrı, öfke nöbetleri ve bitmeyen şikâyetleriyle çevresindekileri bezdirdi.

Srebrenitsa’nın düşüşü sırasında Mladić ile kadeh tokuşturan Dutchbat Komutanı Thom Karremans’ın görüntüsü, Hollanda’nın vicdanında kapanmayan yaranın simgesi oldu.

Mladić öldü, fakat arkasında yalnız mezarlar değil, hâlâ inkâr edilen bir soykırım, kahramanlaştırılan bir savaş suçlusu ve hesaplaşmasını tamamlayamayan bir Avrupa bıraktı.

(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)


İlhan KARAÇAY yazdı:

Srebrenitsa’dan Lahey’e uzanan kanlı dosya: Kurbanlar, mezarlar, Karremans ile tokuşturulan kadeh ve mahkeme önündeki Mladić.

LAHEY’DEN GELEN ÖLÜM HABERİ

Değerli Okurlarım,

“Bosna Kasabı” Ratko Mladiç öldü. Ancak arkasında bıraktığı kanlı miras ve derin nefret, Lahey’de yeni bir hesaplaşmanın fitilini ateşledi.. Bosna Savaşı’nın en karanlık yüzlerinden biri, “Bosna Kasabı” ve “Srebrenitsa Kasabı” diye anılan Ratko Mladić, ömür boyu hapis cezasını çektiği Scheveningen’deki Birleşmiş Milletler Cezaevi’nin hastane bölümünde öldü. 84 yaşındaydı.

Ölüm haberi dünyanın dört bir yanında aynı cümlelerle duyuruldu: Srebrenitsa soykırımından, Saraybosna kuşatmasından, insanlığa karşı suçlardan ve savaş suçlarından mahkûm edilen eski Bosnalı Sırp komutan artık hayatta değildi. Fakat Lahey’de yaşayan ve bu şehri yıllardır gazeteci gözüyle izleyen şahsım için mesele, yalnızca bir ölüm ilanından ibaret olamazdı. Çünkü Mladić’in dirisi nasıl insanları böldüyse, ölüsü de aynı fay hatlarını yeniden harekete geçirdi.

ÖLÜMÜ LAHEY’İ KARIŞTIRDI

Lahey’deki güvenilir tanıdıklardan aldığım bilgilere göre, Mladić’in ölüm haberinin duyulmasının ardından, kentte savaş suçlusunu hâlâ “Sırp kahramanı” olarak gören kişiler ile insan hakları savunucuları ve soykırım karşıtları arasında sert tartışmalar yaşandı. Sözlü atışmanın bazı noktalarda itişme ve fizikî arbedeye dönüştüğü bildirildi.

Ortaya çıkan tablo aslında şaşırtıcı değildir. Mladić, uluslararası mahkemelerin kesinleşmiş kararlarında bir soykırım suçlusu olarak tarihe geçti. Buna rağmen Sırp milliyetçiliğinin en sert çevrelerinde hâlâ bir askerî kahraman gibi yüceltiliyor.
Ölümünün ardından Bosna’daki kurban yakınları, “hapiste öldü, olması gereken yerde öldü” derken, Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik ve aşırı milliyetçi Vojislav Šešelj gibi isimler, Mladić’i öven açıklamalar yaptılar.
Rusya ise Lahey’deki yargılamayı yeniden hedef aldı. Böylece Mladić’in bedeni sustu, fakat etrafında kurulan inkâr ve kahramanlaştırma siyaseti bir kez daha konuşmaya başladı.

KÖY ÇOCUĞUNDAN “BOSNA KASABI”NA

Ratko Mladić, 12 Mart 1942’de, bugünkü Bosna Hersek sınırları içinde kalan Božanovići köyünde doğdu. Babası, İkinci Dünya Savaşı sırasında Tito’nun partizanları arasında savaşırken öldürüldü.
Mladić, sosyalist Yugoslavya’nın askerî eğitim sisteminde yetişti, 1961’de askerî akademiye girdi ve Yugoslav Halk Ordusu’nda düzenli biçimde yükseldi.

Yugoslavya parçalanmaya başlayınca askerî kariyeri karanlık bir dönüş yaptı. Önce Hırvatistan’daki çatışmalarda görev aldı. Mayıs 1992’de Bosnalı Sırp ordusunun ana karargâh komutanlığına getirildi.
Artık karşısında yalnız silahlı birlikler değil, şehirler, köyler ve sivil halk vardı.
Radovan Karadžić’in siyasî hedeflerini sahada uygulayan en güçlü isim oldu.

Mladić’in savaşı, yalnız toprak kazanma savaşı değildi. Mahkeme kararlarının ortaya koyduğu gibi, Boşnakları ve Hırvatları belirli bölgelerden kalıcı biçimde çıkarmaya dayanan ortak suç planının askerî ayağını yönetti. Sürgün, toplama kampları, işkence, cinsel şiddet, öldürme ve korku, bu planın araçlarıydı.


Ratko Mladić, Bosna Savaşı’nın devam ettiği 1993 yılında askerî üniformasıyla.

SARAYBOSNA’YI NEFESSİZ BIRAKAN KUŞATMA

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna, yaklaşık dört yıl boyunca Bosnalı Sırp birliklerinin topçu ateşi ve keskin nişancı terörü altında kaldı. İnsanlar su almaya giderken, ekmek kuyruğunda beklerken, tramvaya binerken veya çocuklarını korumaya çalışırken hedef oldu. On bini aşkın insanın öldüğü kuşatma, modern Avrupa’nın en uzun ve en acımasız şehir kuşatmalarından biri olarak tarihe geçti.

Lahey’deki yargıçlar, siviller arasında terör yaratmanın rastlantısal değil, planlı bir askerî yöntem olduğuna hükmetti. Mladić’in komuta ettiği kuvvetlerin amacı, başkentin gündelik hayatını imkânsız hâle getirmek ve halkı teslimiyete zorlamaktı.

SREBRENİTSA: “GÜVENLİ BÖLGE”DE SOYKIRIM

Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa’yı “güvenli bölge” ilan etmişti. Bölgenin korunması, Dutchbat adı verilen Hollanda birliğine bırakılmıştı. Fakat Temmuz 1995’te Mladić’in kuvvetleri ilerlediğinde bu güvenlik şemsiyesi çöktü. Yetersiz silah, belirsiz görev emri, geciken hava desteği, rehin alınan Hollandalı askerler ve uluslararası iradenin felci, binlerce insanı savunmasız bıraktı.

Srebrenitsa’dan çıkarılmak üzere otobüslerin çevresinde toplanan binlerce Boşnak kadın, çocuk ve yaşlı. Erkeklerin ve erkek çocukların çoğu ailelerinden ayrıldı.

11 Temmuz’da Mladić kameraların karşısında Srebrenitsa’ya girdi. Kadınları, çocukları ve yaşlıları taşıyan otobüslerin yanında güven verici sözler söylüyor, çocuklara şeker dağıtıyordu. Aynı saatlerde erkekler ve erkek çocuklar ailelerinden ayrılıyor, esir ediliyor ve ölüm noktalarına götürülüyordu.
Takip eden günlerde 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk sistematik biçimde öldürüldü; cesetler toplu mezarlara gömüldü, delilleri gizlemek için bazı mezarlar daha sonra iş makineleriyle açılarak kalıntılar başka yerlere taşındı.

Mladić, 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’nın düşmesinin ardından Bosnalı Sırp askerleriyle.

Uluslararası mahkemeler bu katliamı soykırım olarak tanıdı. Mladić’in mahkûmiyeti de yalnızca savaş alanındaki genel sorumluluğa değil, Srebrenitsa’daki öldürme ve zorla nakletme operasyonundaki belirleyici komuta rolüne dayanıyordu.

Potočari Soykırım Anıtlığı’nda yan yana uzanan beyaz mezar taşları, Mladić’in arkasında bıraktığı insanlık suçunun sessiz tanıklarıdır.

KARREMANS İLE TOKUŞTURULAN O KADEH

Srebrenitsa trajedisinin Hollanda hafızasına kazınan en sarsıcı görüntülerinden biri, Dutchbat Komutanı Yarbay Thom Karremans ile Ratko Mladić’in aynı masada kadeh tokuşturmasıydı. Görüntü, 11 Temmuz 1995 akşamındaki görüşmeler sırasında kaydedildi. Karremans, askerlerinin, rehinelerin ve Potočari’de toplanan on binlerce sivilin kaderi karşısında ağır baskı altındaydı. Mladić ise masanın tartışmasız hâkimi gibi davranıyor, tehdit ve sözde nezaketi aynı anda kullanıyordu.


Ratko Mladić solda, Dutchbat Komutanı Thom Karremans ortada. Srebrenitsa’nın düşüşünün ardından tokuşturulan bu kadeh, Hollanda’nın kapanmayan yarasının simgesi oldu.

Karremans’ın “Ben sadece piyanistim, piyaniste ateş etmeyin” anlamındaki savunmasına Mladić’in “Sen kötü bir piyanistsin” diye karşılık verdiği aktarıldı. Ardından sunulan içki ve tokuşturulan kadeh, bir teslimiyet görüntüsüne dönüştü. Bu birkaç saniyelik kayıt, aradan otuz yılı aşkın zaman geçmesine rağmen Hollanda’da hâlâ utanç, öfke ve çaresizlik duygularını birlikte uyandırıyor.

Ancak tarihî sorumluluğu yalnız Karremans’ın omuzlarına yüklemek de gerçeği eksik anlatır. Dutchbat, uygulanması neredeyse imkânsız bir görevle, yetersiz asker ve ağır silah desteği olmadan gönderilmişti. Hava desteği talepleri gecikti, uluslararası komuta zinciri işlemedi ve siyasî karar alıcılar risk almaktan kaçındı. Buna rağmen, koruma arayan Boşnak erkeklerin ayrılmasına engel olunamaması ve savaş suçu işaretlerinin zamanında, güçlü biçimde rapor edilmemesi, Hollanda’nın sorumluluk tartışmasını bitirmedi.

NIOD’un 2002’de yayınlanan kapsamlı Srebrenitsa raporunun ardından Wim Kok hükümeti topluca istifa etti. Hollanda Yüksek Mahkemesi ise 2019’da, Potočari’deki Dutchbat yerleşkesinde bulunan yaklaşık 350 erkeğin tahliye edilmesinden doğan zarar konusunda Hollanda devletini sınırlı ölçüde sorumlu tuttu. 2022’de Başbakan Mark Rutte, imkânsız bir göreve gönderildiklerini söyleyerek Dutchbat III askerlerinden özür diledi. Fakat kurban yakınları açısından asıl soru hep aynı kaldı: Koruma sözü verilen insanlar neden korunamadı?

16 YILLIK KAÇIŞ VE SAHTE KİMLİK

16 yıl kaçtıktan sonra Lazarevo’da yakalanan Mladić, 2011’de Sırp polislerinin arasında mahkemeye götürülürken.

Mladić hakkında ilk iddianame Temmuz 1995’te hazırlandı. Buna rağmen yıllarca yakalanamadı. Milošević döneminde koruma gördü, Belgrad’da ve askerî tesislerde rahatça dolaştığı ileri sürüldü. Siyasî dengeler değiştikten sonra yeraltına çekildi. Ailesi bir ara O’nun resmen ölü ilan edilmesi için girişimde bulundu.

Kaçış 26 Mayıs 2011’de sona erdi. Sırbistan’ın Lazarevo köyünde, bir akrabasının evinde bulundu. Üzerinde sahte kimlik vardı ve iki tabanca taşıyordu. Kendisini saklayan ağ yıllarca tartışıldı. Beş gün sonra Lahey’e getirildi. Böylece 16 yıllık firar, Scheveningen’de 15 metrekarelik bir hücreye açıldı.

MAHKEMEYİ DE TANIMADI, PİŞMANLIK DA GÖSTERMEDİ


Mladić, 2012’de başlayan Lahey yargılamasının ilk döneminde.

Mladić’in yargılanması 2012’de başladı. Duruşmalarda sık sık öfkelendi, mahkemeyi taraflı olmakla suçladı ve kendisini Sırp halkının savunucusu olarak sundu. 22 Kasım 2017’de 11 suçlamanın 10’undan mahkûm edildi; soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Karar okunurken bağırıp çağırdığı için salondan çıkarıldı.


22 Kasım 2017’de hüküm duruşması: Mladić, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından ömür boyu hapse mahkûm edildi.

8 Haziran 2021’de temyiz dairesi mahkûmiyetleri ve ömür boyu hapis cezasını kesinleştirdi. Dava dosyası, 500’ü aşkın duruşma günü, yüzlerce tanık ve binlerce delille yalnız bir kişinin değil, sistemli bir yok etme siyasetinin kaydına dönüştü. Mladić ise sonuna kadar pişmanlık göstermedi.


8 Haziran 2021’deki temyiz duruşmasında Mladić. Mahkûmiyetleri ve ömür boyu hapis cezası kesinleştirildi.

HAPİSHANEDE DE KİMSEYLE GEÇİNEMEDİ

Scheveningen’deki Birleşmiş Milletler Cezaevi, sıradan bir hapishane değildir. Eski devlet başkanları, generaller ve milis liderleri aynı koridorlarda tutuldu; mahkûmların gün içinde ortak alanlarda görüşebildiği, yemek hazırlayabildiği ve spor yapabildiği bir düzen kuruldu. Mladić ise savaş meydanındaki buyurgan karakterini hücre kapısının dışında bırakmadı.

Cezaevi çevrelerinden şahsıma ulaşan bilgilere göre, Mladić diğer mahkûmlar ve görevliler arasında sevilen biri değildi. Kimseyle kolay geçinemiyor, her şeye itiraz ediyor, sağlık hizmetlerinden günlük düzene kadar pek çok konuda sürekli şikâyette bulunuyordu. Sert dili, üstünlük taslayan tavrı ve öfke nöbetleri, hakkındaki şikâyetleri artırdı. Bu ayrıntılar cezaevi mahremiyeti nedeniyle resmi tutanaklarla kamuoyuna bütünüyle açıklanmış değildir; bu nedenle burada aktarılanlar Lahey’deki cezaevi çevrelerinden edinilen bilgilerdir.

Oysa cezaevi, uluslararası standartlara uygun sağlık hizmeti sunuyordu. Mladić yıllar içinde felç, kalp ve dolaşım sorunları, bilişsel gerileme ve başka ağır rahatsızlıklarla mücadele etti. Ailesi ve avukatları defalarca tedavinin yetersiz olduğunu iddia ederek Sırbistan’a gönderilmesini veya insani gerekçelerle serbest bırakılmasını istedi. Mahkeme, 2026 baharında durumunun çok ağır ve hayatının son aşamasında olduğunu kabul etti; fakat Hollanda’da kapsamlı ve şefkatli bakım gördüğünü, başka yerde sunulabilecek ek bir tedavi bulunmadığını belirterek tahliye talebini reddetti.

KIZININ ÖLÜMÜNDE BİLE SAVAŞIN GÖLGESİ

Mladić’in özel hayatındaki en karanlık olaylardan biri, 23 yaşındaki tıp öğrencisi kızı Ana’nın 1994’te babasının tabancasıyla yaşamına son vermesiydi. Aile, ölümün ardında başka ihtimaller bulunduğunu öne sürdü. Arkadaşları ve dönemin tanıklıkları ise genç kadının babası hakkında duydukları ve savaşın yarattığı ahlaki yıkımla sarsıldığını anlattı. Mladić, kızının mezarını ziyaret etmeyi yakalanmasının ardından Lahey’e gönderilmeden önce son dileklerinden biri olarak istedi.

Bu trajedi bile O’nda gözle görülür bir hesaplaşmaya dönüşmedi. Mahkeme salonlarında kurbanlara değil, sürekli kendisine ve temsil ettiğini iddia ettiği davaya odaklandı.

ÖLÜSÜNÜN ARDINDA BAŞLAYAN YENİ KAVGA

Mladić’in ölümü, Balkanlar’daki iki ayrı hafızayı yeniden karşı karşıya getirdi. Srebrenitsa anneleri için O, evlatlarını, eşlerini ve kardeşlerini ellerinden alan soykırımın yüzüydü. Bazı Sırp milliyetçileri için ise bütün mahkeme kararlarına rağmen “halkını savunan general”di. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, mahkeme hükümlerinin tarihî kaydın ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı ve savaş suçlularının yüceltilmesine karşı çıktı.

İşte Lahey’deki gerilimin arka planında bu iki dünya vardır. Bir tarafta mezar taşlarına isimlerini yazdırabilmek için yıllarca kemik arayan aileler, diğer tarafta kesinleşmiş soykırım kararını reddedenler. Mladić’in ölümü bu çatışmayı sona erdirmedi; tam tersine, üstü örtülen bütün soruları yeniden açtı.

DİRİSİ CANAVARDI, ÖLÜSÜ AYNA OLDU

Ratko Mladić artık yok. Fakat O’nun ölümünü yalnızca “bir savaş suçlusu cezaevinde öldü” cümlesine sığdırmak, tarihin bize bıraktığı ağır sorumluluğu küçültmek olur. Çünkü geride Srebrenitsa’nın beyaz mezar taşları, Saraybosna’nın kurşun izleri, parçalanmış aileler, inkâr edilen suçlar ve kahramanlaştırılan bir cellât kaldı.

Hollanda açısından da dosya kapanmış değildir. Karremans’ın Mladić ile tokuşturduğu kadeh, geciken uçaklar, çalışmayan komuta zinciri, Wim Kok hükümetinin istifası, mahkemenin devlet sorumluluğu kararı ve yıllar sonra gelen özür, aynı hikâyenin parçalarıdır.

Mladić’in dirisi “canavar” idi. Ölüsü ise kimin kurbanın yanında, kimin cellâdın gölgesinde durduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Lahey’de yaşandığı bildirilen gerilim de bunun en yeni ve en çarpıcı işaretidir.

KISA KRONOLOJİ

TARİH GELİŞME
12 Mart 1942 Božanovići’de doğdu.
Mayıs 1992 Bosnalı Sırp ordusunun komutanı oldu.
1992-1995 Saraybosna kuşatması ve Bosna genelindeki etnik temizlik harekâtlarını yönetti.
11-19 Temmuz 1995 Srebrenitsa düştü; 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk öldürüldü.
24 Temmuz 1995 Lahey Savcılığı ilk iddianameyi sundu.
26 Mayıs 2011 Sırbistan’ın Lazarevo köyünde yakalandı.
31 Mayıs 2011 Lahey’deki BM Cezaevi’ne getirildi.
22 Kasım 2017 Ömür boyu hapse mahkûm edildi.
8 Haziran 2021 Temyiz kararı cezayı kesinleştirdi.
14 Mayıs 2026 İnsani gerekçeli erken tahliye talebi reddedildi.
27 Ağustos 2026 Lahey’deki cezaevi hastanesinde öldü.