LİMAN BÜYÜYOR, MERSİN DARALIYOR!

Türkiye limanın kazancını alıyor; Mersin ise limanın yükünü, trafiğini ve bedelini taşıyor. Liman büyürken kent rahatlamıyor; aksine her geçen gün biraz daha sıkışıyor.

Abone Ol

Mersin Limanı yalnızca bu şehrin değil, Türkiye’nin dış ticaret kapılarından biridir. Elbette büyümesi, kapasitesinin artması ve dünya limanlarıyla rekabet etmesi önemlidir. Ancak büyümenin gerçek karşılığı, o büyümenin yükünü taşıyan kentin yaşam kalitesinde de görülmelidir. Bugün Mersin’de yaşanan tablo bunun tam tersidir.

Liman çevresinde günün neredeyse her saatinde oluşan ağır vasıta yoğunluğu artık geçici bir trafik sorunu değildir. Bu, yanlış planlamanın kalıcı hâle gelmiş sonucudur. Tırlar ana arterlere taşıyor, kavşaklar kilitleniyor; işe, okula ya da hastaneye yetişmeye çalışan Mersinli, kendi şehrinde yol alamıyor. Bir kentin ekonomisi büyürken günlük hayatı bu kadar daralıyorsa burada başarıdan değil, eksik planlamadan söz edilir.

Mersin, limanın sağladığı ekonomik değere karşı değildir. Mersinli üretime, ticarete ve istihdama karşı hiç değildir. İtiraz edilen şey; kazancın merkezde toplanması, yükün ise kentin sokaklarına bırakılmasıdır. Gürültüyü Mersin çekiyor, egzozu Mersin soluyor; bozulan yolların ve kaybedilen zamanın bedelini Mersin ödüyor.

Sorun yıllardır biliniyor. Çözüm de bilinmez değildir: Liman bağlantı yolları kent trafiğinden ayrılmalı, otoyol ve demiryolu bağlantıları güçlendirilmeli, tır bekleme ve lojistik alanları şehir içine yük bindirmeyecek biçimde planlanmalıdır. Giriş-çıkış saatleri akıllı sistemlerle yönetilmeli; belediye, merkezi yönetim, liman işletmesi ve meslek kuruluşları aynı masada somut bir ulaşım takvimine bağlanmalıdır.

Fakat Mersin’in artık yeni vaatlere değil, tarihi ve bütçesi belli bir uygulama planına ihtiyacı var. Her yeni kapasite artışında önce “Bu büyüme şehir trafiğine ne getirecek?” sorusu sorulmalıdır. Liman yatırımı ile kent ulaşımı birbirinden ayrı dosyalar gibi ele alınamaz. Çünkü limanın kapısından çıkan her araç, birkaç dakika sonra Mersinlinin hayatına karışmaktadır.

Bu kent yalnızca üzerinden yük geçirilen bir koridor değildir. Mersin; insanıyla, esnafıyla, öğrencisiyle, çalışanıyla ve sahiliyle yaşayan bir şehirdir. Ekonomik büyümenin bedeli, vatandaşın saatlerini trafikte tüketmesi ve çocukların egzoz dumanı soluması olamaz.

Liman büyüyebilir, büyümelidir de… Ama Mersin küçülerek, sıkışarak ve nefessiz kalarak değil. Şehrin taşıdığı ulusal yükün karşılığında Mersin’e çağdaş ulaşım yatırımı, güçlü altyapı ve adil bir kamu payı verilmelidir.

Kısacası mesele limana karşı olmak değildir. Mesele, liman büyürken Mersin’in de büyümesini istemektir. Çünkü bir yatırım bulunduğu şehri yaşanmaz hâle getiriyorsa orada eksik olan şey kapasite değil; akıl, koordinasyon ve şehir vicdanıdır.