GÜNDEM

Mehmet Emin Ekmen Cezaevi Tablosunu Açıkladı

DEVA Partili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye'de cezaevi nüfusunun 4 ayda 15 bin kişi artarak 427 bin 525'e ulaştığını ve kapasite krizinin büyüdüğünü açıkladı.

Abone Ol

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye'deki ceza infaz kurumlarında yaşanan aşırı yoğunluk ve kapasite sorunlarına ilişkin çarpıcı veriler paylaşarak adalet sistemine yönelik köklü eleştirilerde bulundu. Ülkedeki mahkum ve tutuklu sayısının alarm veren bir hızla tırmandığına dikkat çeken Ekmen, yalnızca son dört ayda cezaevi nüfusuna yaklaşık 15 bin yeni kişinin eklendiğini belirtti. Mevcut tablonun sadece fiziksel bir yer darlığı olmadığını vurgulayan Ekmen, bu durumun yargı mekanizmasının işleyişindeki yapısal krizlerin bir yansıması olduğunu ifade etti.

4 Ayda 15 Bin Kişilik Artış: Doluluk Oranı %138.5

Adalet Bakanlığı’nın güncel verileri ve kamuoyuna yansıyan istatistikler üzerinden cezaevlerinin kapasite raporunu çıkaran Milletvekili Ekmen, resmi rakamlar arasındaki devasa uçurumu gözler önüne serdi. 1 Mart 2026 tarihinde 412 bin 991 olan cezaevi nüfusunun, 1 Temmuz 2026 itibarıyla 427 bin 525'e yükseldiğini belirten Ekmen, şu çarpıcı kıyaslamayı yaptı:

"Yalnızca dört ay gibi kısa bir süre içerisinde cezaevlerindeki insan sayısı 15 bin kişi arttı. Haziran 2026 verilerine göre hapishanelerdeki doluluk oranı yüzde 138.5 gibi rekor bir seviyeye ulaşmış durumda. Bugün itibarıyla toplam cezaevi kapasitesi 304 bin 956 ile sınırlıyken, içerideki tutuklu ve hükümlü sayısı 427 bini aşmış vaziyette. Bu vahim tabloyu sürekli yeni cezaevi binaları inşa ederek ya da geçici, pansuman niteliğindeki tampon düzenlemelerle çözmek imkansızdır. Bu kriz, sadece Adalet Bakanlığı’nın teknik bir meselesi değil, doğrudan hukuk devleti ilkesinin varlık meselesidir."

"Tutuklama Kararları Fiili Cezalandırmaya Dönüştü"

Sorunun temelinde ceza siyasetindeki hatalar ve yargılama pratikleri olduğunu savunan Mehmet Emin Ekmen, adalet sisteminin cezalandırma odaklı değil, hakkaniyeti tesis edecek bir vizyonla yeniden şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Cezaevlerinin üzerindeki yükü artıran kronikleşmiş yargı sorunlarına değinen Ekmen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Cezaevlerindeki bu aşırı yoğunluk, yargılama süreçlerimizi ve ceza adaleti politikalarımızı acilen masaya yatırmamızı zorunlu kılıyor. Anayasal bir kural olan 'tutuklamanın istisna olması' ilkesi artık tamamen çiğnenmiş, tutuklama kararları fiili birer cezalandırma yöntemine dönüşmüştür. Buna bir de makul süreleri çok aşan uzun yargılama süreçleri ve infaz sistemindeki adaletsizlikler eklenince cezaevleri taşma noktasına gelmiştir."

"Övünülecek Şey Hapishane Sayısı Değil, Hukuka Güvendir"

Hükümetin cezaevi projeleri üzerinden yürüttüğü icraat dilini de eleştiren DEVA Partili Ekmen, çağdaş hukuk devletlerinde başarının kriterinin hapishane çokluğu olamayacağının altını çizdi. Türkiye'nin daha fazla hücreye değil, güven veren bir yargı düzenine muhtaç olduğunu belirterek açıklamasını şu vizyon vurgusuyla tamamladı:

"Bir ülkenin uluslararası alanda ve kendi vatandaşı nezdinde övünebileceği şey, inşa ettiği cezaevlerinin sayısı veya büyüklüğü değil, toplumda hukuka duyulan güven endeksinin yüksekliğidir. Bizler sürekli yeni cezaevi yapmakla övünen değil; tam aksine suçu önleyen, adaleti zamanında dağıtan ve dolayısıyla cezaevlerine duyulan ihtiyacı asgariye indiren bir hukuk düzeni inşa etmek mecburiyetindeyiz. Hukuki güvenliğin tam anlamıyla sağlandığı, yargılamaların makul sürelerde bitirildiği adil bir sistem kurulmadığı müddetçe, bu kapasite krizi insan hakları ihlalleri doğurarak büyümeye devam edecektir."