Merkez Sol Tarihi Bir Yol Ayrımında

Abone Ol

Burhan Savtekin
Siyasi Strateji ve Planlama Uzmanı
Türk siyasetinde bazı günler vardır; sadece bir parti için değil, bir siyasi geleneğin tamamı için dönüm noktası olur.
Bugün merkez sol tam da böyle bir eşikte duruyor.
Özgür Özel'in CHP'den ayrılarak Yeni Parti'yi kurması ve çok sayıda milletvekiliyle yola çıkması, yalnızca bir parti değişikliği değil, merkez solda yeni bir güç dengesi arayışının işareti olarak değerlendiriliyor.
Yıllardır süren liderlik tartışmaları, kurultay krizleri ve parti içi çekişmeler, CHP'nin enerjisinin önemli bir bölümünü kendi iç gündemine yöneltti. Türkiye'nin ekonomi, enflasyon, üretim, genç işsizliği ve yatırım ortamı gibi temel sorunları konuşulurken, kamuoyunda CHP çoğu zaman kendi iç meseleleriyle anılır hâle geldi.
Siyasette seçmen, sadece muhalefet eden değil; güven veren, yön gösterebilen ve kriz yönetebilen bir alternatif görmek ister.
Merkez solda yaşanan bu kırılmanın bundan sonraki etkisi, yalnızca milletvekili sayısıyla ölçülmeyecek. Asıl belirleyici olan; seçmenin güveninin hangi siyasi yapıya yöneleceği olacaktır.
Bugün bazı belediye başkanları, teşkilatlar veya siyasetçilerin hangi tarafta yer alacağına ilişkin çeşitli iddialar dolaşmaktadır. Ancak bunların önemli bir kısmı henüz resmî olarak doğrulanmış değildir. Bu nedenle bugünden kesin sonuçlar çıkarmak yerine farklı senaryoları değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.
Önümüzde üç temel olasılık bulunmaktadır: Yeni Parti merkez solda güçlü bir çekim merkezi oluşturabilir; CHP kurumsal yapısıyla yeniden toparlanabilir; ya da iki yapı arasındaki rekabet merkez sol oylarını bölerek muhalefetin etkinliğini azaltabilir.
Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu şey, hangi parti olursa olsun, seçmene sadece eleştiri değil; uygulanabilir ekonomi, eğitim, hukuk ve üretim politikaları sunabilen bir siyaset anlayışıdır.
Siyasi tarihte birçok parti bölünme yaşamıştır. Bazıları bu süreçten güçlenerek çıkmış, bazıları ise seçmenin güvenini yeniden kazanamamıştır.
Çünkü siyasetin değişmeyen bir kuralı vardır:
Seçmen, yalnızca geçmişi değil; geleceği de yönetebileceğine inandığı kadrolara yetki verir.