Mikroplastik bahanesiyle hedef kim?

Abone Ol

Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik çevre cezaları üzerinden önemli bir tartışma yürütülüyor.
Denizimizi kirleten kimse elbette cezasını çekmeli. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama asıl soru şu:
Akdeniz’deki mikroplastik kirliliğinin sorumlusu gerçekten sadece belediyeler mi?
Bakanlığın kendi raporları bile meselenin bu kadar basit olmadığını gösteriyor.
Mikroplastik; atıksu arıtma tesislerinden olduğu kadar sanayiden, plastik atıklardan, tekstil liflerinden, yağmur sularından, derelerden, gemilerden ve balıkçılık faaliyetlerinden de denize ulaşabiliyor.
Üstelik Bakanlığın Mersin Körfezi’ne ilişkin çalışmalarında Karaduvar, Silifke ve Tarsus atıksu arıtma tesislerinde mikroplastik araştırmaları yapılmış ve arıtma tesislerinin önemli kaynaklardan biri olabileceği ortaya konulmuş.
Burada belediyelerin sorumluluğu elbette vardır.
Ancak Çevre Bakanlığı’nın sorumluluğu sadece belediyeye ceza kesmek değildir.
Kirliliğin kaynağını belirlemek, bütün kaynakları denetlemek, sanayi tesislerini kontrol etmek, deniz kirliliğini izlemek ve gerekli önlemleri almak da Bakanlığın görevidir.
O halde soralım:
Mersin Körfezi’ndeki mikroplastiğin yüzde kaçı belediyelerden geliyor?
Sanayinin payı ne?
Gemilerin, derelerin, yağmur sularının ve diğer kaynakların payı ne?
Ve en önemlisi:
Aynı ölçekte bütün bu kaynaklar denetleniyor mu?
Çevre mücadelesi, bir belediyeyi hedef göstermekle yapılmaz.
Kirleten kimse ortaya çıkarılır ve gereği yapılır.
Ama bilimsel olarak kaynağı ortaya konulmadan bütün faturayı Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne çıkarmak, çevre mücadelesinden çok siyasi bir tartışmaya dönüşür.
Akdeniz hepimizin.
Dolayısıyla sorumluluk da hepimizin.
Denizi koruyacaksak, önce gerçeği koruyalım.