Tam da böyle midir bu söz, emin değilim. Bazı yörelerde “öttürdüğüm düdük” değil, “çaldığım düdük” kullanımı vardır.
Anlattığı nedir bu deyimin?
Kimseyi dinlemeyen, kendi bildiğinden şaşmayan, kararlarını, ne pahasına olursa olsun uygulayan inatçı, otoriter kişileri anlatır bu söz.
Ne var ki, buna karşın bir de “Keskin sirkenin küpüne zararı vardır “ diye bir sözümüz vardır; otoriter, inatçı kişilikleri eleştiren.
Bu girizgahı Özgür Özel’e, bir gerçeği bir kez daha anımsatabilmek için yaptım.
Efendim, bizim siyasi tarihimizin en renkli kişilerinden biri Rahmetli Osman Bölükbaşı idi. Büyük, kalabalık mitingler yapardı; ama seçim kazanamzdı. Bu gerçekliği bir cümleyle özetlemişti: “Benim çeçim büyük; ama tenesi çıkmıyor.”
Bu siyasi gözlem/ deneyim bize öğretti ki seçim, mitinglerle kazanılmıyor.
Mitingler önemsizdir demiyorum, tek başına seçim kazandırmıyor, aldatıcı bile olabiliyor, diyorum.
İşte gördük: Tokat, Gümüşane,Amasya, Giresun spontane olduğu halde inledi. İnsanlar alanlara sığmadı. Seçim sonuçları ne oldu? İstediğiniz kadar yorum yapın, mazeret uydurun; efendim buralarda Cumhur İttifakı % bilmem ne kadar oy alıyormuş da…
Biz ne dedik, ne diyoruz?
Örgütsüz seçim kazanılmaz. Örgütü harekete geçireceksiniz. Rahmetli Deniz Baykal’ın hantallaştırdığı örgütü ne yapıp yapıp harekete geçirmelisiniz.
Mitinglerde sadece siz konuşmamalısınız; miting yapılan yere göre başkan yardımcılarınız, gölge bakanlarınız, yerel yöneticileriniz konuşmalıdır.
Sizin gideceğiniz yere iki üç gün öncesinden bölgeyi bilen, sorumlular/ yetkililer gitmeli; halk, iktidarınızda ne yapacağınızı, neyi kimlerle/ hangi kadrolarla, hangi yöntemlerle, hangi paralarla vs vs yapacağınızı mahalleleri, köyleri, apartmanları, sokakları, esnafı bütün demografik yapıyı tarayan örgütünüzden öğrenmeli.
Değilse,
Osman Bölükbaşı’nın ağıdını okursunuz.
Benden söylemesi.