Kadın hastalıkları arasında en sık rastlanan sorunlardan biri olan miyomlar, artık rahim kaybına yol açan bir "kader" olmaktan çıkıyor. Özellikle 35-55 yaş grubundaki kadınları tehdit eden bu iyi huylu oluşumlarda, tıp dünyası radikal bir makas değişikliğine gitti.
Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi’nden Op. Dr. Saltuk Buğra Arıkan, geçmişteki "miyom varsa rahim alınmalı" anlayışının yerini "organ koruyucu" felsefeye bıraktığını vurguladı. Arıkan, modern cerrahinin önceliğinin kadının beden bütünlüğünü ve hormon dengesini korumak olduğunu belirtti.
Sessizce İlerleyip Hayatı Karartıyor Çoğu zaman hiçbir belirti vermeden büyüyen miyomlar; yoğun kanama, kansızlık, şiddetli kasık ağrısı ve idrar kaçırma gibi yaşam kalitesini düşüren şikayetlerle kendini gösteriyor. Bazı vakalarda ise kabızlık ve gebelik sorunlarına yol açarak günlük hayatı çekilmez hale getirebiliyor.
"Rahim Sadece Doğurganlık Demek Değildir" Toplumdaki genel kanının aksine rahmin sadece çocuk sahibi olmakla sınırlı olmadığını ifade eden Op. Dr. Arıkan, bu organın pelvik denge ve psikolojik bütünlük açısından kritik önem taşıdığını hatırlattı. Tıbben mümkün olan her vakada rahmi korumanın temel prensip haline geldiğinin altını çizdi.
Kişiye Özel Kapalı Cerrahi Dönemi Tek tip tedavi döneminin kapandığını belirten Arıkan, miyomun yeri, sayısı ve hastanın beklentilerine göre laparoskopik (kapalı) veya açık cerrahi seçeneklerinin değerlendirildiğini söyledi. Günümüzde hekim ve hasta iş birliğiyle belirlenen kişiye özel yöntemler, hastanın en kısa sürede normal hayatına dönmesini sağlıyor.
Bilimsel gelişmeler ışığında şekillenen bu yeni yaklaşım, kadınların cerrahi müdahale sonrası hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendilerini çok daha güçlü hissetmelerine olanak tanıyor. Modern tıp, artık hastalığı yok ederken kadının yaşam kalitesinden ödün vermemeyi hedefliyor.