Bugüne kadar turizm alanında başarı ülkelerin yatak miktarı ve konaklayan misafirlerle ölçülürdü..
Avrupa’ nın turizm vahalarının yeni dönemlere ilişkin planlamaları o anlayışa dayalı önceliklerin sonuna geldiğimizi gösteriyor.
Ziyaretçi sayılarının her yıl bir öncekini aşması, gelir rakamlarının yeni rekorlar kırması, uçuş kapasitesinin ve yatak arzının katlanarak büyümesi yakın zamana kadar tartışmasız başarı karnelerinin en önemli göstergeleriydi…
İspanya ve Portekiz gibi her biri 100 milyon turist sayılarına ulaşan iki ülkenin yeni döneme ilişkin yol haritaları bize bu başarı tanımını sorgulayan bir yol ayrımına geldiklerini gösteriyor…
Her iki ülkenin yeni strateji anlamında onayladığı turizmde başarının ölçütü artık "gelen kişi sayısının” ötesine geçip "burada yaşayanların hayatı nasıl etkilendi" sorusuna odaklanıyor.
Bu nedenle teknik bir revizyon ötesine geçen ve turizmin ekonomi politiğine dair bir paradigma değişiminden söz etmemiz gerekiyor…
İspanya'nın son verileri bu değişimin neden kaçınılmaz olduğunu açıklaması bakımından önemli…
Ülke 2025 yılını 96,8 milyon uluslararası ziyaretçiyle kapatarak yeni bir rekora imza attı; ancak aynı dönemde bazı kıyı bölgeleri ve büyük metropoller öylesine sınırlara gelip dayandı ki, literatüre "başarıdan ölmek" gibi çarpıcı bir kavramla yüzleşmemizi sağladı…
Örneğin kent sakinlerini var olma sınavıyla karşı karşıya getiren konut fiyatlarının yerel ücretlerden koparak turistik kiralama piyasasının insafına terk edilmesi, tarihi merkezlerin gündelik hayat mekânı olmaktan çıkıp bir vitrin dekoruna dönüşmesi, su ve atık altyapısının sezon içinde çökmesi…
Bu sorunlar öylesine dayanılmaz bir hal aldı ki, Barselona'dan Kanarya Adaları'na, İbiza’ dan Mallorca’ya uzanan ve artık sokağa taşan yerel tepkiler, turizmin artık yalnızca bir gelir kalemi değil, aynı zamanda bir toplumsal onay meselesi olduğunu göstermeye başladı…
İşte, Ekim 2025'te onaylanan España Turismo 2030 stratejisi bu toplumsal tepkileri de göz önünde bulundurması ve turist sayılarını, elde edilen gelirleri neredeyse kutsayan eski anlayışa karşı , tam da bu nedenle turizmi ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlikten oluşan üçlü bir temel üzerine oturtuyor ve beş ana programdan birini doğrudan "yerel halk" başlığına ayırıyor.
Programda en çarpıcı hedef; turizm yoğunluğunu ülke ya da il ölçeğinde değil, mahalle ölçeğinde izleyecek bir veri altyapısının kurulması…
Barınma krizini ülke hatta kent ortalamalarından yola çıkıp gizlemek yerine, sokak sokak görünür kılma iradesi, planın en dikkat çekici yanı…
Planın on sekiz bakanlığın, iki yüzden fazla kamu-özel kuruluşun ve özerk yönetimlerin katılımıyla hazırlanmış olması ve AB’ den sağlanan 3,4 milyar Euro büyüklüğünde bir bütçeyle desteklenmesi, meselenin turizm bakanlığının sadece yatak ve turist sayılarına indirgediği dar görüşün ötesine geçtiğine dair çok önemli bir gösterge…
Portekiz’ e gelince; İspanya’ dan çok daha önce fark ettiği ve daha kurumsallaşmış bir çerçeveyle sorunları çözmeye odaklandığı görülüyor…
2017'de onaylanan ve 10 yıl sonrasına ışık tutmaya çalışan Turizm Stratejisi 2027 (ET2027), turizmi "tüm topraklarda ekonomik, sosyal ve çevresel gelişmenin merkezi" hâline getirme vizyonunu açıkça ilan etme yanında vizyonu ölçülebilir hedeflerle sınırlıyor…
Stratejik plan, 80 milyon geceleme ve 26 milyar euro gelir gibi ekonomik büyüklüklerin yanına, yaz sezonuna sıkışan turist akınını yıl geneline yayarken, yerel halkın turizmden memnuniyetini yüzde 90'ın üzerine çıkarmayı, turizm işletmelerinin tamamının on yıl içinde aşamalı olarak enerji, su ve atık yönetiminde verimlilik önlemleri almasını sağlamayı amaçlıyor…
Portekiz' in ortaya koyduğu 10 yıllık stratejik planın kâğıt üzerinde bırakmadığı, uygulama planlarının seyriyle çok daha somut biçimde görülüyor…
Döngüsel ekonomi, enerji geçişi ve yerel etki başlıkları altında yer alan 119 eylemin neredeyse tamamının (%97) plana uygun olarak gerçekleşmesi murat edilenin kağıt üzerinde kalmadığını, halkın beklentilerini karşıladığını göstermesi bakımından önemli….
Portekiz şimdi kararlılıkla sürdürülen stratejinin devamı niteliğindeki orta vadeli 25-30 planını yürütmeye hazırlanıyor..
Bu plan ise iklim, kapsayıcılık ve katılım, rekabetçilik ve refah şeklinde üç tematik alan üzerine kuruluyor ve değer zincirinin tamamında yüksek sürdürülebilirlik standartlarını Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilişkilendiriyor.
Sonraki aşamada ise tamamlanma aşamasına gelen ve önümüzdeki 10 yılı kapsayan Estratégia Turismo 2035 stratejik plan devreye girecek…
O planın hedefleri çok daha iddialı:
Sürdürülebilirlik yanında çeşitlendirilmiş arz ve yerel halkın güçlü katılımı…
Bunun yanında turist akınını Lizbon, Porto ve Algarve üçgeninde sıkışmaktan kurtarıp düşük yoğunluklu iç bölgelere yönlendirmek ve böylece merkezdeki taşma baskısına ve taşradaki kalkınma boşluğuna cevap arayan, coğrafi olduğu kadar sosyal mühendislik girişimi…
Azor Takımadaları'nın dünyada ilk kez GSTC sürdürülebilir destinasyon sertifikası (GSTC, sürdürülebilir seyahat ve turizm için küresel standartları belirleyen kuruluş) alması ise bu yaklaşımın vitrini olmaktan öte, bir ölçek kanıtıdır: Bu belgeyle sürdürülebilirliğin içi doldurulmamış slogan olmaktan çıkıp, küresel kriterlere uygun biçimde pratikte hayat bulduğunu gösteriyor…
İki İber ülkesinin birbirinden bağımsız belirledikleri yol haritalarındaki hedeflerde görülen ortak akıl şudur:
Yerel halkın memnuniyeti artık turizmin hoş bir yan ürünü değil, sürdürülebilirliğinin ön koşuludur; çünkü toplumsal rızanın çekildiği yerde turizmin tıkanması kaçınılmaz…
İspanya ve Portekiz bugün artık, sezona dayalı turizm anlayışının temelini oluşturan doluluğa dayalı turizm yerine istihdamın niteliğine, altyapının ömrüne ve doğal kaynakların dayanma gücüne öncelik veren yeni bir paradigma ortaya koyuyor…
Bu paradigmadan Türkiye’ nin çıkaracağı dersler yok mu?
Türkiye Akdeniz’ deki kıyı şeridinde Antalya’ ya yoğunlaşan tesisleriyle daha çok yatak, daha çok uçuş, daha çok ziyaretçi temelli turizm ekonomisinin bütün avantajlarını ve bunun yanında maliyetlerini birlikte taşıyor.
Antalya' nın batısında Ege’ ye, doğusunda Mersin kıyılarına kadar geniş bir coğrafyada su stresi, ikinci konut baskısı, kısa dönemli kiralamanın yerel konut piyasası üzerindeki etkisi ve sezon dışında sönen yerel ekonomiler son dönemde daha da yoğunlaşan sorunlar…
Gelişmelerin gösterdiği gibi İspanya ve Portekiz, turizmde büyümeden vazgeçmiyor, büyümenin yönünü ve niteliğini değiştiriyor.
Rekor ziyaretçi sayılarının bir başarı göstergesi olmaktan çıkıp bir risk uyarısına dönüştüğü bu yeni dönemde, en çok turisti çeken bölgeler değil, yerel halkla gelen ziyaretçiyi buluşturan, ekonomik olmaktan çıkıp kültürel akışkanlığı sağlayan bir anlayış kazanacak…