Önce İltisak, sonra irtikap...

Abone Ol

İltisak ve irtikap…
Cumhuriyet Halk Partisi’nin son iki dönemine damga vuran iki kavram.
2019–2024 arası iltisak dönemi, 2024’ten bugüne ise irtikap dönemi. Bir bakıma fetret hali…
2019 yerel seçimlerinde kıyıları adeta kırmızıya boyayan CHP, önemli bir başarı elde etti. Ancak bu başarının hemen ardından başlayan tartışmalar, partinin DEM Partisi ile aynı safta gösterilmesiyle şekillendi.
O dönem Cumhur İttifakı’nın Millet İttifakı’na “zillet” demesinin arkasında da DEM’in bu yapıya verdiği destek vardı. Böylece CHP’nin kriminalize edilme süreci de başlamış oldu.
DEM’in desteğiyle özellikle büyükşehirleri kazanan CHP’nin “diyet ödediği” iddiası ortaya atıldı. Belediye kadrolarına, terör örgütü PKK ile bağlantılı kişilerin yerleştirildiği öne sürüldü.
Bu iddialar yalnızca söylemde kalmadı. Merkezi hükümet harekete geçti; operasyonlar düzenlendi, kayyumlar atandı. Çok sayıda DEM Partili belediye başkanı tutuklandı. CHP’li belediyeler de benzer operasyonların hedefi oldu.
Üstelik devletin güvenlik soruşturmasından geçerek işe alınan kişiler dahi gözaltına alındı ya da tutuklandı. Bu durum, seçimlerin rövanşı alınmak istenirken, devletin kendi güvenlik mekanizmalarının da sorgulanmasına yol açtı.
Sonra ne oldu?
Bir dönem “terörle iltisaklı” denilen yapıyla yeniden temas kuruldu. Yeni bir açılım süreci başlatıldı. DEM ve onun uzantısı olarak görülen PKK ile masaya oturuldu.
Bu noktadan sonra geriye tek bir siyasi hedef kaldı: CHP.
Ancak artık terörle iltisak söylemi eskisi kadar kullanışlı değildi. Bu nedenle yeni bir alan açıldı: ekonomi ve yolsuzluk…
Ve irtikap dönemi başladı.
2024 seçimlerinde birinci parti çıkan CHP, bu kez belediyeleri üzerinden hedef alınmaya başlandı. Belediye başkanları ve bürokratlar “görevi kötüye kullanma” suçlamalarıyla gözaltına alındı, tutuklandı.
Siyasi rekabet yerini adli süreçler üzerinden yürütülen bir mücadeleye bıraktı. CHP, kendi gündeminden uzaklaştırılarak adeta bir suç örgütü gibi konumlandırıldı.
İltisak ile alınamayan sonuç, irtikap ile alınmak istendi.
Ancak bu süreçte bir başka sorun daha ortaya çıktı: Devletin denetim mekanizmaları…
Yıllarca müfettişler tarafından denetlenen belediyelerin bir anda suç odağına dönüşmesi, bu mekanizmaların güvenilirliğini de tartışmaya açtı.
Ve biz…
Tüm bu yaşananları izliyoruz. Nereye varacağını merak ederek.
Aslında mesele basit:
Hükümet olmak ile devlet olmak arasındaki farkı anlamak gerekiyor .
Kuvvetler ayrılığı zedelendikçe, devlet zayıflıyor.
Elbette kim kamuyu zarara uğrattıysa cezasını çekecek ve çekmelidir.
Ama “benimki yaparsa mubah, seninki yaparsa günah” anlayışıyla adalet tesis edilemez
Ve artık bu ülkede iltisak ve irtikap değil…
İnkılap konuşulmalı.