Haarlem’de bir göçmen ailesinin çocuğu olarak futbola başlayan Orkun Kökçü, daha 22 yaşındayken Feyenoord’un kaptanlığına yükseldi; takımını Hollanda şampiyonluğuna taşıyan bir lider oldu.
O, yalnızca pasları, golleri ve kupalarıyla değil; şampiyonluk coşkusunun ortasında, maçlara sedyeyle getirilen ağır hastaları ve tekerlekli sandalyedeki taraftarları fark ederek yanlarına gitmesiyle de gönüllerde taht kurdu.
Takım arkadaşı Quilindschy Hartman’ın, ‘Orkun saha içinde de dışında da bize örnek’ sözleri, genç kaptanın soyunma odasında nasıl bir güven ve saygı oluşturduğunu ortaya koydu.
Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat depremlerinden sonra acıyı sahaya taşıyan Kökçü, depremzedelerin unutulmaması için sergilediği hassasiyetle Hollanda’da geniş yankı uyandırdı. Siyah pazubandı takmayan Ajaxlı Tadić’in elini sıkmayan genç futbolcumuz, aynı ismin Fenerbahçe taraftarından alkış almasına üzülmüştü.
De Telegraaf’ın 35 kişilik jürisi tarafından ezici üstünlükle Altın Ayakkabı’ya layık görülen Kökçü, daha sonra Eredivisie’deki 18 takım kaptanının oylarıyla da 2022-2023 sezonunun en iyi futbolcusu seçildi.
Feyenoord’dan Benfica’ya rekor transferle giden, ardından çocukluk aşkı Beşiktaş’a kavuşan Orkun’un hikâyesi; yetenek, aidiyet, aile terbiyesi, vefa ve merhametin aynı insanda buluşabileceğini gösteriyor.
Orkun Kökçü’yü ve ailesini uzun yıllardır tanıyan Beşiktaş yöneticilerinden Erdal ve Aykut Torunoğulları, çocukluktan gelen Beşiktaş sevgisinin yıllar süren yolculuğunu anlattı: Erdal Torunoğulları geçmişte gerçekleşmeyen transfer girişimini, Aykut Torunoğulları ise Başkan Serdal Adalı’nın büyük rolüyle bu hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünü izah etti.
(Yazının Hollandacası en sonda.
De Nederlandse versie staat onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Bazı futbolcuları attıkları gollerle, bazılarını kazandıkları kupalarla, bazılarını da milyonlarca euroluk transfer bedelleriyle hatırlarız. Orkun Kökçü’nün hikâyesinde bunların hepsi var.
Fakat O’nu farklı kılan asıl özellik, başarı basamaklarını çıkarken çevresindeki insanları görmeye devam etmesi; alkışların en gürültülü anında bile bir hastanın, bir engellinin, bir depremzedenin acısını fark edebilmesidir.
Bu nedenle Orkun Kökçü’yü anlatırken yalnızca futbol istatistiklerine bakmak eksik kalır.
Çünkü O’nun kaptanlığı, koluna taktığı pazubanttan ibaret değildir.
Kaptanlık O’nun için, gerektiğinde takım arkadaşının sorumluluğunu almak, sevincin ortasında unutulan insana el uzatmak, ailesini ve köklerini unutmamak, inandığı değerleri açıkça savunurken başkasının varlığına da saygı göstermek demektir.
Henüz 25 yaşındaki bu genç adamın hayatında elbette tartışmalar, kırgınlıklar ve sert dönemeçler de oldu. İnsanlık timsali olmak kusursuz olmak değildir. Asıl değer, büyük başarıların ve büyük baskıların ortasında vicdanını kaybetmemektir. Orkun’un kısa fakat yoğun hayat çizgisi, tam da bunu anlatıyor.
HAARLEM’DE BAŞLAYAN GÖÇMEN AİLESİ HİKÂYESİ
Orkun Kökçü, 29 Aralık 2000’de Haarlem’de dünyaya geldi. Ailesinin kökleri Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Suvermez köyüne uzanıyordu. Hollanda’da doğup büyüyen iki kardeşten ağabey Ozan da profesyonel futbolcu oldu. Azerbaycan Millî Takımı’nı seçti. Küçük kardeş Orkun ise ilerleyen yıllarda Türkiye formasını giyecekti.
Kökçü ailesinde futbol yalnızca bir meslek değildi. Fedakârlık, yolculuk ve dayanışma demekti.
Baba Halis ile anne Sibel, çocuklarının antrenmanlarına ve maçlarına yetişebilmek için Hollanda yollarında yıllarca kilometreler yaptı. Orkun’un yeteneği elbette doğuştan geliyordu; fakat yeteneğin disipline dönüşmesini sağlayan, arkasındaki aile düzeni ve hiç eksilmeyen destekti.
Orkun, Haarlem çevresindeki Olympia Haarlem, EDO ve Stormvogels gibi kulüplerden sonra
FC Groningen altyapısına geçti. 2014 yılında Feyenoord Akademisi’nin kapısından girdiğinde henüz 13 yaşındaydı. Dört yıl sonra, 17 yaşında A takım formasını giydi. Hollanda KNVB Kupası’nda
VV Gemert karşısındaki ilk resmî maçında gol attı. 9 Aralık 2018’de FC Emmen karşısındaki ilk lig maçında ise oyuna sonradan girip bir gol ve bir asist üretti. Hollanda futbolu yeni bir yıldızın gelişini daha ilk adımlarda görmüştü.
22 YAŞINDA KAPTANLIK: PAZUBANDIN ÖTESİNDE BİR AĞABEY
Teknik direktör Arne Slot, 2 Eylül 2022’de Feyenoord kaptanlığını Orkun Kökçü’ye verdi.
Bu kararın ağırlığını anlamak için yalnızca yaşına bakmak yeterlidir:
Orkun henüz 21 yaşındaydı. Rotterdam gibi futbolun tutkuyla, kimi zaman da acımasız bir baskıyla yaşandığı bir şehirde, Feyenoord gibi köklü bir kulübün kaptanlığı genç bir futbolcuya kolayca teslim edilmez.
Orkun, o sezon takımın yalnızca oyun kurucusu olmadı. Orta sahada tempoyu belirledi, arkadaşlarının birbirine bağlanmasına katkı sağladı, sorumluluktan kaçmadı.
Feyenoord 2022-2023 sezonunda Hollanda şampiyonu olurken, Orkun ligde 32 maçta 8 gol kaydetti. Avrupa ve kupa karşılaşmalarıyla birlikte sezonu 12 golle tamamladı. Ancak rakamların söylemediği başka bir gerçek vardı: Takım arkadaşları O’nu, yaşından büyük bir olgunlukla soyunma odasını toparlayan bir lider olarak görüyordu.
Şampiyonluğu tek bir futbolcu kazanmaz. Bu nedenle ‘Feyenoord’u tek başına şampiyon yaptı’ demek futbolun takım ruhuna haksızlık olur. Fakat Orkun’un o şampiyonluğun oyun aklı, karakter merkezi ve en belirleyici liderlerinden biri olduğunu söylemek hiç de abartı değildir.
YÜZ BİNLERİN COŞKUSUNDA SEDYEDEKİ TARAFTARI GÖRDÜ
14 Mayıs 2023’te Feyenoord şampiyonluğunu ilan etti. Ertesi gün Rotterdam’daki Coolsingel, on binlerce taraftarla doldu. Belediye binasının balkonunda kupa kaldırılıyor, marşlar söyleniyor, şehir yıllardır beklediği şampiyonluğu kutluyordu. Bir futbolcunun böylesi bir anda kendisini kalabalığın ve alkışların büyüsüne bırakması son derece doğaldı.
Fakat aşağıda, kutlamaya sedyeyle getirilen ağır hasta taraftarlar ile tekerlekli sandalyedeki futbolseverler vardı. Kalabalığın içinde kolayca görünmez hâle gelebilecek bu insanları kaleci Justin Bijlow fark etti ve Orkun’u çağırdı. İki futbolcu balkonun ihtişamından ayrılıp onların yanına indi; sohbet etti, fotoğraf çektirdi, imza verdi ve sevinçlerini paylaştı.
NOS bu anları canlı yayınında özellikle duyurdu. Görüntüler ekrana geldiği sırada röportaj yapılan takım arkadaşı Quilindschy Hartman’ın ilk tepkisi çok anlamlıydı: “Orkun saha içinde de dışında da bize örnek. İnsanlar bazen O’nun daha 22 yaşında olduğunu unutuyor.”
Hartman, Orkun’un takımı şampiyonluğa götüren gerçek liderlerden biri olduğunu da vurguladı.
Daha da önemlisi, bu davranış bir defalık ve kameralar için hazırlanmış bir gösteri değildi.
Orkun, bir hafta önce Excelsior deplasmanının ardından da hasta taraftarların yanına gitmişti. Coolsingel’deki buluşma sorulduğunda, övgüyü kendisine mal etmedi. O gün hastaları Bijlow’un fark ettiğini anlattı ve sözü takım ruhuna getirdi.
Bu tavır, yaptığı iyilik kadar değerlidir: İyiliğin reklamını değil, iyiliğin çoğalmasını önemsemek.
İnsanlık bazen büyük nutuklarda değil, herkes yukarı bakarken aşağıda kalanı görebilmekte saklıdır. Orkun Kökçü’nün o gün yaptığı tam olarak buydu.
DEPREM ACISINI HOLLANDA SAHALARINA TAŞIDI
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler Türkiye ile Suriye’de on binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Hollanda’daki Türk toplumu günlerce yardım seferberliği yürütürken, Türkiye Millî Takımı’nın futbolcusu ve Feyenoord’un kaptanı olan Orkun da bu acıyı derinden yaşadı.
Hollanda sahalarında depremzedeler için saygı gösterileri düzenlendi ve kaptanlar özel pazubantlar taktı. Ajax kaptanı Dušan Tadić’in bu pazubandı takmaması, Türk kamuoyunda büyük tepki doğurdu. 19 Mart 2023’teki Feyenoord-Ajax karşılaşması öncesinde Orkun ile Tadić’in birbirlerinin elini sıkmaması geniş yankı uyandırdı.
Bununla birlikte tartışmanın merkezinde değişmeyen bir gerçek vardı: Orkun, deprem felâketinin unutulmasına razı değildi. O’nun hassasiyeti, Hollanda’da yaşayan ve yakınlarını kaybeden binlerce insanın duygusuna tercüman oldu. Futbol sahasının birkaç saniyelik protokolü, bir halkın yasının görünür olduğu simgesel bir ana dönüştü.
Nisan 2023’teki kupa maçında Orkun ile takım arkadaşı Oussama Idrissi’nin Ramazan oruçlarını saha kenarında açmaları sırasında Tadić’in yaptığı ağız hareketi de alay olarak yorumlandı ve yeni bir tartışmaya yol açtı. Sahada gerilim yaşandı; iki oyuncu da sarı kart gördü. Orkun’un zaman zaman sertleşen tepkileri tartışılabilir. Fakat O’nun açısından mesele, yalnızca kişisel bir rekabet değil; acıya, inanca ve kimliğe saygı meselesiydi.
Böylece büyük bir ayıba imza atan Sırp futbolcu, daha sonra oynadıkları bir maçın 27’inci dakikasında, orucuna açan Orkun Kökçü ve diğer bir müslüman futbolcunun, bu hareketi ile dalga geçmişti. Hareketleri ile iritasyon yaratan Tadić, aynı maçta Orkun ile kavgasını sürdürmüştü.
Depremzedelere ve müslümanlara yaptığı ayıpların üzerinden birkaç ay geçmişken, Fenerbahçe’ye transfer olan Dušan Tadić’in yaptıklarının unutulması ve alkışlanması, olayları yakından takip eden bizleri çok üzmüştü tabii…
Türk halkına sempatik görünmek için, bazı yayın organlarına demeçler veren ve kendisini savunan Tadic’in samimiyetine zaten güvenmemiştim.
YÜZ ROTTERDAMLIYI İFTAR SOFRASINDA BULUŞTURDU
Orkun Kökçü, inancını yalnızca tartışmalar sırasında savunan bir futbolcu değildi; birlik, paylaşma ve dayanışma için de sorumluluk aldı. 17 Nisan 2023’te takım arkadaşları Oussama Idrissi ve Mohamed Taabouni ile birlikte, Feyenoord’un stadı De Kuip’te yaklaşık yüz Rotterdamlıyı iftar sofrasında buluşturdu. Fikrin kendilerinden çıktığını belirten Orkun, kulübün de öneriyi hemen benimsediğini izah etti. Farklı çevrelerden insanları aynı sofrada buluşturan bu girişim, O’nun inancını ayrıştırmanın değil; paylaşmanın, cömertliğin ve toplumsal dayanışmanın vesilesi olarak gördüğünü ortaya koydu.
ALTIN AYAKKABI’DAN ‘YILIN FUTBOLCUSU’NA İKİ AYRI ZAFER
Orkun’un muhteşem 2022-2023 sezonu iki büyük bireysel ödülle taçlandı. Bunlardan ilki, De Telegraaf’ın eski millî futbolcular ve gözlemcilerden oluşan 35 kişilik jürisinin verdiği Altın Ayakkabı’ydı. Orkun 96 puan toplarken, PSV’nin yıldızı Xavi Simons 54, Feyenoord’dan Dávid Hancko ise 19 puanda kaldı. Böylesine büyük bir fark, Hollanda futbolunda ender görülen bir üstünlüktü.
Feyenoord ve Hollanda futbolunun efsane isimlerinden Rinus Israël, Orkun’un kondisyon gücünü, boş alanı bulmasını, sürekli derinlik aramasını, pas kalitesini, vuruş tekniğini ve oyun görüşünü övdü. Bu değerlendirme yalnızca popülerliğe değil, futbolun içinden gelen insanların sezon boyunca tuttuğu notlara dayanıyordu.
Ödül haberini Orkun’a babası Halis Kökçü verdi. Şampiyonluğun ilan edildiği maçtan sonra soyunma odasında yaşanan sürpriz buluşma, başarı hikâyesinin aile tarafını da görünür kıldı. Baba ile oğlun duygulandığı o an, yıllarca yapılan yolculukların, bekleyişlerin ve fedakârlıkların karşılığıydı.
İkinci büyük ödül 4 Eylül 2023’te geldi. Eredivisie’de mücadele eden 18 takımın kaptanları,
Orkun Kökçü’yü 2022-2023 sezonunun en iyi futbolcusu seçti. Böylece Orkun, De Telegraaf’ın Altın Ayakkabı’sından sonra ligin resmî ‘Yılın Futbolcusu’ ödülünü de kazandı. İki ödül aynı başarı dönemini onurlandırıyordu, fakat iki farklı seçim mekanizmasının sonucuydu.
BABA HALİS’İN SÜRPRİZİ, AĞABEY OZAN’IN EN KIYMETLİ ARMAĞANI
Orkun’un hikâyesinde aile, başarı fotoğraflarının kenarında duran bir ayrıntı değil, hikâyenin merkezidir. Baba Halis’in Altın Ayakkabı müjdesini bizzat vermesi bunun en güzel örneklerinden biriydi. Aile, Feyenoord’a ilk profesyonel imzadan kaptanlığa, Hollanda şampiyonluğundan Benfica transferine kadar her döneme birlikte tanıklık etti.
Ağabey Ozan ise kardeşine duyduğu sevgiyi ömür boyu yaşayacak bir armağana dönüştürdü: Oğluna Orkun adını verdi. Böylece Kökçü ailesinde ‘Orkun’ yalnızca bir yıldız futbolcunun adı değil; kardeşlik, hayranlık ve aile bağlılığının simgesi oldu.
Halis Kökçü’nün Orkun’un Beşiktaş’a gelişi üzerine kaleme aldığı mesajdaki, ‘Sen hayalini, biz hayalimizi yaşıyoruz’ cümlesi de bu ortak yolculuğu özetliyordu. Bir çocuğun başarısı, anne ve babanın yıllarca sessizce taşıdığı hayalin gerçeğe dönüşmesiydi.
REKOR TRANSFERLE BENFICA’YA
Feyenoord’daki şampiyonluk ve bireysel ödüllerin ardından Orkun, 10 Haziran 2023’te Benfica’ya transfer oldu. Portekiz kulübü 25 milyon euro sabit bedel ve 5 milyon euroya ulaşabilen bonuslarla beş yıllık sözleşme imzaladı. 45 milyon euroyu bulan bu transfer, o tarihte Benfica tarihinin en pahalı alımı ve Feyenoord’un en büyük satışlarından biri olarak kayda geçti.
Benfica formasıyla Portekiz Süper Kupası’nı ve Lig Kupası’nı kazandı.
İlk 50 resmî maçında 10 gol ve 14 asist üretti.
Portekiz’deki dönemi her zaman kolay geçmedi; görev yeri ve teknik direktör tercihleri konusunda açıkça konuştuğu için tartışmalar yaşadı. Fakat sahadaki üretkenliği, sorumluluk alma isteği ve kendi futbol kimliğine sahip çıkması devam etti.
Orkun’un karakterinin bir başka yönü de burada görüldü: O, rahatını korumak için susanlardan değildi. Bazen sözleri eleştirildi, bazen bedel ödedi. Fakat ne istediğini açıkça söylemekten kaçınmadı. Bu özellik, doğru yönetildiğinde büyük liderlerin en önemli vasıflarından biridir.
ÇOCUKLUK AŞKINA KAVUŞMAK İÇİN BÜYÜK FEDAKÂRLIK
Orkun Kökçü’nün Beşiktaş sevgisi sonradan kurulmuş bir transfer hikâyesi değildi.
Kökçü ailesi yıllardır siyah-beyaz renklere gönül vermişti.
Orkun, Avrupa’nın büyük kulüplerinde oynarken de bir gün Beşiktaş formasını giymek istediğini saklamadı.
Temmuz 2025’te Benfica ile Beşiktaş arasında anlaşma sağlandı.
Beşiktaş’ın resmî açıklamasına göre, ilk sezon için kiralama bedeli ödenmeyecek, sözleşmedeki şartların gerçekleşmesiyle 25 milyon euroluk kalıcı transfer hükmü devreye girecekti. Orkun için mesele yalnızca sözleşme değildi. Çocukken tribünlerinden etkilendiği kulübe, ‘ailem’ dediği camiaya kavuşmaktı.
13 Temmuz 2025’te Beşiktaş Park’ta 50 bin taraftarın önünde imza attığında, ailesinin yaşadığı duygu paradan ve kariyer hesabından daha büyüktü.
Baba Halis’in ifadesiyle, ‘Âşıklar buluşmuştu: Orkun Beşiktaş’ına, Beşiktaş evladına kavuşmuştu.’
Orkun, Beşiktaş’a kavuştuğu gün duygularını, “Ailem, taraftarlarımız ve bütün camiamız için savaşacağım. Yüzde yüz değil, yüzde iki yüz, üç yüz; her şeyimi vereceğim” sözleriyle dile getirmişti.
Beşiktaş yönetimi 17 Ekim 2025’te Orkun’u birinci kaptanlığa getirdi.
Feyenoord’da 21 yaşında kaptanlığa layık görülen Haarlemli çocuk, bu kez çocukluk aşkının pazubandını taşıyordu. Avrupa’da kazandığı tecrübeyi Türkiye’ye getirmiş, saha içindeki sorumluluğunun yanına milyonlarca taraftarın beklentisini de eklemişti.
Orkun, çocukluk aşkı Beşiktaş’taki ilk sezonunda yalnızca kaptanlık sorumluluğunu üstlenmekle kalmadı, takımın hücum gücüne de önemli katkı sağladı. 2025-2026 Süper Lig sezonunda çıktığı 30 karşılaşmada 8 gol attı ve 8 asist yaptı. Toplam 16 gole doğrudan katkıda bulunan Orkun, bu alanda Beşiktaş’ın en verimli futbolcusu oldu. Böylece Avrupa’dan Türkiye’ye yalnızca büyük bir isim olarak değil, sorumluluk alan ve sahada karşılığını veren bir lider olarak geldiğini de gösterdi.
ERDAL TORUNOĞULLARI: “ORKUN’UN BEŞİKTAŞ SEVGİSİ SONRADAN OLUŞMADI”
Orkun Kökçü’yü ve ailesini uzun yıllardır tanıyan Erdal Torunoğulları’nın arşivinden samimi bir buluşma… Torunoğulları, Beşiktaş’ta futbol şube sorumlusu olduğu dönemde de Kökçü’yü siyah-beyazlı takıma kazandırmak istemişti.
Çok iyi dostlarım olan ve halen Beşiktaş Yönetim Kurulu’nda görev yapan Erdal ve Aykut Torunoğulları’ndan, Orkun Kökçü hakkındaki görüşlerini benimle paylaşmalarını rica ettim. Erdal Torunoğulları, isteğime hemen karşılık verdi; Orkun’u ve ailesini uzun yıllardır tanıyan bir spor yöneticisi olarak düşüncelerini yazdı ve bu dostluğun sıcaklığını yansıtan samimi bir fotoğraf gönderdi.
Erdal Torunoğulları, Beşiktaş bünyesinde yıllarca transfer operasyonları, oyuncu izleme çalışmaları ve futbol dış ilişkileri alanlarında önemli sorumluluklar üstlendi. Fikret Orman ve Ahmet Nur Çebi’nin başkanlık dönemlerinde yönetim kurullarında görev yapan Torunoğulları; Futbol Dış İlişkiler Sorumluluğu, Transfer Komitesi Başkanlığı ve Futbol Şube Sorumluluğu gibi önemli görevlerde bulundu. Avrupa’da yetişen Oğuzhan Özyakup, Gökhan Töre ve Cenk Tosun gibi gurbetçi futbolcuların Beşiktaş’a kazandırılması süreçlerinde de etkin rol oynadı.
Orkun Kökçü’nün kariyerinin henüz başlarında Beşiktaş’a transfer olamamasıyla sonuçlanan sürecin merkezinde de Erdal Torunoğulları vardı. Feyenoord altyapısında oynadığı dönemde kendisine verilen A takım sözünün tutulmadığını düşünen Orkun, babasını arayarak kulüpten ayrılmak istediğini söyledi. Orkun’un babası da Hollanda’daki iş hayatından tanıdığı ve yakın ilişkiler içinde bulunduğu Erdal Torunoğulları’na ulaşarak oğlunun Beşiktaş’ta oynama arzusunu iletti.
Bunun üzerine hemen harekete geçen Erdal Torunoğulları, Feyenoord yönetimiyle masaya oturdu ve Hollanda kulübünü 1 milyon dolarlık bonservis bedeline ikna etti. Ancak dönemin Beşiktaş yönetimi ve teknik heyeti, henüz yolun başındaki genç bir oyuncu için bu bedeli yüksek buldu.
Böylece Torunoğulları’nın bütün çabalarına rağmen transfer gerçekleşmedi. Orkun’un daha sonra Avrupa futbolunda gösterdiği büyük gelişme ise kaçırılan fırsatın büyüklüğünü yıllar içinde çok daha belirgin hale getirdi. Erdal Torunoğulları, hem bu süreci hem de bugün çok daha olgun bir futbolcu haline gelen Orkun Kökçü hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi:
“Orkun Kökçü’yü ve ailesini uzun yıllardır tanıyorum. Beşiktaş’ta futbol şube sorumlusu olduğum dönemde kendisini transfer etmek istemiştim. O dönem nasip olmadı. Belki de onun için daha iyi oldu. Çünkü ardından çok önemli bir gelişim gösterdi, Avrupa’nın üst düzey futbol ortamında kendisini kanıtladı ve büyük tecrübeler kazandı.
Orkun’u yalnızca yetenekli bir futbolcu olarak değerlendirmek eksik olur. O, sahadaki sorumluluğu üstlenmekten kaçmayan, mücadele gücü yüksek ve lider karakterli bir oyuncudur. Sahaya çıktığında kafasında yalnızca kazanmak vardır. Takımını harekete geçiren hırsı, oyunun hiçbir anında mücadeleden vazgeçmeyen yapısı ve profesyonelliği, onu diğer oyunculardan ayıran önemli özelliklerdir.
Bence Orkun’un Beşiktaş sevgisi de sonradan ortaya çıkmış veya şartlara göre oluşmuş bir sevgi değildir. O, Beşiktaş’la büyümüş; bu camianın kültürünü, duygusunu ve taraftarının beklentilerini bilen bir futbolcudur. Beşiktaş formasının taşıdığı anlamın ve sorumluluğun farkındadır.
Bugün geldiği noktada Orkun, hem futbolculuğu hem de Avrupa’da kazandığı tecrübeler sayesinde çok daha olgun ve güçlü bir oyuncu haline geldi. Ben, Orkun’un Beşiktaş formasını giymesini her zaman istedim. Çünkü Beşiktaş’ın yalnızca yetenekli futbolculara değil, sorumluluk alabilecek, takımına yön verebilecek ve zor anlarda öne çıkabilecek karakterlere de ihtiyacı vardır. Orkun, yeteneğinin yanı sıra Beşiktaş’ın ihtiyaç duyduğu bu liderlik karakterine de sahiptir.”
AYKUT TORUNOĞULLARI: “ORKUN, ÇOCUKLUĞUNDAN BERİ FANATİK BEŞİKTAŞLIYDI”
Erdal Torunoğulları’nın ardından, halen Beşiktaş Yönetim Kurulu’nda görev yapan kardeşi Aykut Torunoğulları’nın Orkun Kökçü hakkındaki değerlendirmesine de yer vermek istiyorum. Çünkü Aykut Torunoğulları da Orkun’u yalnızca bugünün başarılı futbolcusu olarak değil, çocukluk yıllarından itibaren tanıyan isimlerden biridir. Orkun ile Aykut Bey’in oğlu arasındaki arkadaşlık, Torunoğulları ailesi ile Kökçü ailesini yıllar öncesinden birbirine yakınlaştırmıştı.
Aykut Torunoğulları, Hollanda ile Beşiktaş arasında yıllardır köprü kuran deneyimli bir spor yöneticisi ve iş insanıdır. Edelstaal Group ve Orka Otelleri yönetim kurullarında görev yapan Torunoğulları, 2007-2022 yılları arasında tam 15 yıl Hollanda Beşiktaşlılar Derneği’nin başkanlığını yürüttü. Bu süre içinde Hollanda ve Avrupa’daki Beşiktaş taraftarlarının İstanbul’daki kulüple bağlarının güçlendirilmesine, dayanışma faaliyetlerinin geliştirilmesine ve siyah-beyazlı camianın Avrupa’daki yapılanmasına önemli katkılar sağladı. Görevini devrettikten sonra derneğin Onursal Başkanı oldu.
Uzun yıllar Avrupa’daki Beşiktaş yapılanmasının ön saflarında görev yapan Aykut Torunoğulları, bugün Beşiktaş’ta Dış İlişkiler ve Yurtdışı Derneklerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Hollanda’daki güçlü ilişkileri ve Avrupa futbol çevrelerini yakından tanıması sayesinde, gurbetçi futbolcular ile Beşiktaş arasında kurulan temaslarda da önemli bir köprü görevi üstlendi.
Orkun Kökçü’nün Beşiktaş sevgisinin sonradan veya transfer şartlarının oluşmasıyla ortaya çıkmadığını belirten Aykut Torunoğulları, genç futbolcunun siyah-beyazlı renklere çocukluk yıllarından beri tutkuyla bağlı olduğunu anlattı. Torunoğulları, yıllar önce gerçekleşmeyen buluşmanın Başkan Serdal Adalı’nın girişimleriyle sonunda gerçeğe dönüşmesini şu sözlerle değerlendirdi:
“Orkun’u ve ailesini Hollanda’dan çok eskiden tanıyorum. Yaş olarak benim oğlumun da arkadaşı. Orkun, çocukluğundan beri fanatik Beşiktaş taraftarıydı. Beşiktaş denildiği zaman gözü hiçbir şeyi görmez. Onu bir gün mutlaka Beşiktaş formasıyla buluşturmak istiyorduk ve nasip oldu. Başkanımız Serdal Adalı sağ olsun, gereken her şeyi yaparak camiamızın beklentisine cevap verdi. Burada Başkan’ın çok büyük rolü var.”
Aykut Torunoğulları’nın sözleri, Orkun Kökçü’nün Beşiktaş’a gelişinin sıradan bir transferden ibaret olmadığını da ortaya koyuyor. Yıllar önce kurulmuş bir aile dostluğu, çocukluktan gelen Beşiktaş sevgisi ve bir gün siyah-beyazlı formayı giyme hayali, uzun bir yolculuğun ardından aynı noktada birleşti. Orkun için Beşiktaş forması yalnızca kariyerindeki yeni bir durak değil, çocukluk yıllarından beri taşıdığı güçlü bir aidiyetin gerçekleşmesiydi.
MİLLÎ FORMA KONUSUNDA KALBİNİN SESİNİ DİNLEDİ
Hollanda’da doğan, bu ülkenin genç millî takımlarında oynayan Orkun’un önünde iki yol vardı.
O, 2019 yılında Türkiye’yi seçti. Önce Ümit Millî Takım formasını giydi; 6 Eylül 2020’de Sırbistan karşısında A Millî Takım’da ilk maçına çıktı. EURO 2020 ve EURO 2024 kadrolarında yer aldı.
Orkun’un millî takım yolculuğu, 2026 Dünya Kupası ile yeni bir zirveye ulaştı. Türkiye’nin 24 yıllık aradan sonra Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmasında önemli rol oynayan Orkun, turnuvada üç karşılaşmada forma giydi. Amerika Birleşik Devletleri karşısında alınan 3-2’lik galibiyette bir asist yapan genç futbolcu, çocukluk yıllarında gönülden bağlandığı ay yıldızlı formayı bu kez dünyanın en büyük futbol sahnesinde taşıdı.
Orkun Kökçü, Türkiye Millî Takımı’nın formasını giymeden önce de ay yıldıza gönülden bağlıydı. Feyenoord’un NEC Nijmegen ile oynadığı karşılaşmanın ardından Türk bayrağını gururla açan Kökçü, Türkiye’ye duyduğu aidiyeti açıkça gösteriyordu.
Bu tercih, doğduğu ülkeyi reddetmek anlamına gelmiyordu. Aksine Orkun, Hollanda futbol eğitiminin disiplinini Türkiye’ye duyduğu aidiyetle birleştirdi. Haarlem’den Rotterdam’a, Lizbon’dan İstanbul’a uzanan hayatı iki toplum arasında canlı bir bağ oluşturdu. O, Hollanda’nın yetiştirdiği; Türkiye’nin formasını gururla taşıyan bir futbolcuydu.
İNSANLIK TİMSALİ OLMAK, EN ZAYIF ANI GÖREBİLMEKTİR
Orkun Kökçü’yü yalnızca ‘çok iyi futbolcu’ diye anlatmak kolaydır.
Altın Ayakkabı’sı, Yılın Futbolcusu ödülü, Hollanda şampiyonluğu, Portekiz kupaları, rekor transferleri ve kaptanlıkları zaten bunu kanıtlıyor. Fakat bütün bu ünvanların üzerinde daha değerli bir ölçü vardır: İnsan, gücünü elde ettiğinde ne yapar?
Orkun, şampiyonluk balkonundayken aşağıdaki sedyeyi gördü. Herkes O’na ulaşmaya çalışırken O, ulaşmakta güçlük çekenlerin yanına gitti. Bir takım arkadaşı kendisini övdüğünde, başarının payını kalecisiyle ve takımıyla paylaştı. Deprem felâketinde yüreği yanan insanların acısını sahada görünür kıldı. Köklerini, ailesini ve çocukluk sevgisini milyonların alkışına değişmedi.
O’nun bütün kararlarına katılmak zorunda değiliz. Her tepkisini kusursuz bulmak da gerekmez. Fakat insanı insan yapan değerleri yalnızca sakin günlerde değil, baskı ve şöhret altında da taşıyabilmek kolay değildir. Orkun Kökçü’nün değeri burada ortaya çıkıyor.
Bugün Beşiktaş’ın ve Türkiye Millî Takımı’nın formasını giyen Orkun’a düşen sorumluluk büyüktür. Çünkü artık çocuklar yalnızca O’nun paslarını ve gollerini değil, davranışlarını da izliyor. Şampiyonluklar bir gün istatistik olur, transfer bedelleri unutulur, kupalar müzelere kaldırılır. Ama sedyedeki bir taraftarın omzuna konan el, yıllar sonra bile hatırlanır.
İşte bu nedenle Orkun Kökçü, bir futbolcudan daha fazlasıdır. O, yeteneğini emekle; liderliğini sorumlulukla; inancını saygıyla; şöhretini merhametle birleştirebildiği ölçüde, genç kuşaklara örnek olacak gerçek bir insanlık timsalidir.