Özgür Özel’in Asıl Sınavı: Yavaş ve Seçer

Abone Ol

Özgür Özel, uzun zamandır Mansur Yavaş ve Vahap Seçer üzerinden CHP tabanının belli bir bölümünü konsolide ediyor.
Bunun bir nedeni var.
Bu iki ismin parti içerisindeki özgül ağırlığını ve temsil ettikleri kitlesel gücü fazlasıyla önemsiyor.
Çünkü ikisini de kaybetmeyi göze alamıyor.
Son dönemdeki bazı çıkışlarına bakınca, Özel'in bu konuda giderek daha fazla bir panik refleksi gösterdiğini söylemek mümkün.
Kısa süre önceki grup konuşmasında Mansur Yavaş, Vahap Seçer ve Zeydan Karalar üzerinden verdiği mesajlar da bunun bir parçasıydı.
Bu isimlere istikamet göstermemesi, onları yeni bir parti arayışının içine zorunlu aktörler olarak itmemesi aslında dikkatli bir siyasetin işaretiydi.
Ancak sonrasında yaşananlar, bu kontrollü görüntünün zaman zaman yerini duygusal reflekslere bıraktığını gösterdi.
İki örnek özellikle dikkat çekici.
İlki Mansur Yavaş...
Özgür Özel'in Yavaş'la yaptığı görüşmeyi kamuoyuna açıklaması ve ardından Trabzon'a Yavaş'ın selamını götürmesi...
Neden?
Çünkü Mansur Yavaş isminin, milliyetçi damarları güçlü Trabzon'da karşılık bulacağını düşünüyordu.
Bir başka mesaj daha vermek istiyordu:
“Mansur Yavaş hâlâ bizim için önemli. Hâlâ değerli. Hâlâ potansiyel bir cumhurbaşkanı adayı.”
Fakat iddialara göre Yavaş, göndermediği bir selamın gönderilmiş gibi kamuoyuna aktarılmasından rahatsız oldu.
Burada mesele bir selamdan çok daha büyük.
Mesele, Yavaş'ın isminin ve Özel'le yaptığı görüşmenin siyasi bir enstrümana dönüştürülmesiydi.
İkinci örnek ise Vahap Seçer.
Özel, Seçer'in Kemal Kılıçdaroğlu'nu karşılaması ve festivalde yaptığı konuşmadan farklı bir siyasi sonuç çıkardı.
Sonra da bildiğimiz yöntem devreye girdi:
WhatsApp...
Seçer'e sitem içeren bir mesaj gönderildi.
Seçer ise nezaketen Özel'i aradı.
Bu telefon görüşmesi kamuoyuna, “Seçer Özel'e izahat vermek için aradı” şeklinde yansıtıldı.
Oysa mesele çok daha farklıydı.
Seçer'in, mesajdaki sitemkâr ifadelerin yarattığı yanlış anlamaya açıklık getirmek için Özel'i aradığı ve bir anlamda tekzip niteliğinde bir görüşme yaptığı söyleniyor.
İşte tam da burada siyasetçinin karakteri devreye giriyor.
Özgür Özel'in en büyük rakibi belki de muhalefet değil.
Kendi heyecanı.
Kritik anlarda duyguları çok hızlı harekete geçiyor.
Hızlı karar veriyor.
Hızlı mesaj gönderiyor.
Hızlı açıklama yapıyor.
Ama siyaset bazen önemli olan hız değil, frendir.
Çünkü Mansur Yavaş ve Vahap Seçer siyasetin “konuşan” değil, daha çok “düşünen” tarafında duruyor.
Daha stratejik...
Daha planlı...
Daha kontrollü...
Özel ile bu iki isim arasındaki temel farklılık da burada ortaya çıkıyor.
Bir tarafta hızlı tepki veren, duygusal refleksleri güçlü bir siyaset anlayışı...
Diğer tarafta ölçen, tartan ve uzun vadeli hesap yapan bir siyasi akıl...
İşte belki de asıl sorun burada.
Çünkü çözülmesi gereken mesele;
“Vahap Seçer kalacak mı, gidecek mi?"
değil.
“Mansur Yavaş Trabzon'a selam gönderdi mi, göndermedi mi?”
hiç değil.
Asıl soru şu:
Aynı dili konuşuyorlar mı?
Bence asıl ıskalanmaması gereken nokta tam olarak burası.
Peki Mansur Yavaş ve Vahap Seçer, Kemal Kılıçdaroğlu ile siyaset yapar mı?
Aynı dili konuşur mu?
Benim cevabım:
Hayır.
Çünkü bugün CHP'de de, yeni parti arayışlarında da birçok siyasi aktör kendisine bir alan parsellemenin peşinde.
Kimi makamını...
Kimi gelecekteki adaylığını...
Kimi de kendi siyasi çevresini korumanın hesabını yapıyor.
Ve her iki genel başkan da, farklı yöntemlerle de olsa, bu alan paylaşımının önünü açıyor.
Böyle bir siyasal zeminde Mansur Yavaş ve Vahap Seçer gibi isimlerin siyaset yapma alanı ister istemez daralıyor.
Ama...
Öfke diner.
Hesaplar bir kenara bırakılır.
Siyaset yeniden aklıselime kavuşur.
Ve insanlar birbirini dinlemeye başlarsa...
Onların da söyleyecek bir çift sözü olur elbet.
Yeter ki karşılarında küfreden değil,
dinleyen adamlar bulsunlar.