Aslında CHP'nin iktidar yürüyüşü 2019 yılında başladı. Bu yürüyüşün başında Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Büyükşehir belediye başkanları ise bu sürecin kilometre taşlarıydı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin ve diğer büyükşehirler...
Milyonlarca insanın yaşadığı kentlerde plan belliydi: Merkezi iktidarın açtığı yaralar bir nebze olsun sarılacak, sosyal politikalar devreye girecek ve vatandaşla güçlü bir bağ kurulacaktı. CHP artık sadece siyaset üreten değil, aynı zamanda hizmet üreten bir parti konumuna geliyordu.
Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Zeydan Karalar ve Vahap Seçer hem hizmetleriyle hem de siyasi etkileriyle diğer isimlerin önüne çıktı. Ancak Ekrem İmamoğlu siyasi iktidarın doğrudan hedef alanına girince Silivri'nin yolunu tuttu. Zeydan Karalar çeşitli tartışmaların odağında kaldı. Mansur Yavaş ve Vahap Seçer ise daha sağlam bir pozisyonda ayakta kalmayı başardı.
Ardından "mutlak butlan" tartışmaları CHP'nin kapısını çaldı. Kapıyı çalan isim ise tanıdıktı: Kemal Kılıçdaroğlu.
Özgür Özel ve ekibi bu süreci hukuksuz olarak değerlendirdi ve mücadeleyi sahaya taşıdı. Bugün CHP'de ciddi bir belirsizlik hâkim. Herkesin aklındaki soru aynı:
CHP bölünecek mi, küçülecek mi, etkisizleştirilecek mi?
Cumhuriyet tarihinin kurucu ve en eski partisi bu krizden yara almadan çıkabilecek mi?
İşte bu noktada görev, iktidar yolunun taşlarını döşeyen; laf değil hizmet üreten, vatandaşla parti arasındaki mesafeyi azaltan siyasi aktörlere düşüyor.
Kim bunlar?
Elde kalan birkaç büyükşehir belediye başkanı: Mansur Yavaş, Vahap Seçer ve Zeydan Karalar.
Kurultay öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyen bu üç isim, mutlak butlan sürecini de en itidalli ve en soğukkanlı şekilde karşılayan isimler oldu. Parti tabanına ve kamuoyuna ne istediklerini bilen, ölçülü mesajlar verdiler.
Özellikle Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer, diğer büyükşehir belediye başkanlarıyla sık sık bir araya gelerek sürece ağırlığını koydu.
Dikkatli bakıldığında Ahmet Akın dışındaki büyükşehir belediye başkanlarının çoğu süreci Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden değil, hukuksuzluk tartışmaları üzerinden değerlendirdi. Ortak kanaat ise mutlak butlan meselesinin partide açacağı yaranın tek tedavisinin yeniden bir kurultay olduğu yönündeydi.
Dün gibi hatirliyorum.
O meşhur 38. Kurultayın ilk tur sonuçlarının ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nu yeniden salona davet edenler arasında Vahap Seçer ve Zeydan Karalar vardı. Mutlak butlan tartışmalarıyla ilgili olarak Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunanlar da Mansur Yavaş ile birlikte yine bu iki isimdi.
Daha da önemlisi, Türk siyasi tarihinin en geniş uzlaşılarından biri olan Altılı Masa'dan sert bir şekilde ayrılan dönemin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in yeniden masaya dönmesinde de bu isimler önemli rol oynadı.
Şimdi onları yeni bir arabuluculuk görevi bekliyor.
Özellikle Mansur Yavaş ve Vahap Seçer'in sahip oldukları siyasi ağırlık, etki alanı ve kamuoyu karşılığı, bu kritik sürecin dizginlerini ele alabilecek düzeyde görünüyor.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı için adı geçen Mansur Yavaş ile Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer, CHP'nin bu kaotik süreçten çıkış formülünü ortaya koyamazsa, zaten derinleşmiş olan kırılma daha da büyüyebilir ve Türk solunu bir kez daha iktidar hedefinden uzaklaştırabilir.
Öte yandan, ülkenin siyasal hayatına sayısız siyasetçi kazandırmış CHP içerisinde çözüme katkı sunabilecek isimlerin sayısının bir elin parmaklarını geçmemesi de son derece düşündürücü ve manidardır.
Uzun lafın kısası;
CHP artık sorunun bir parçası olmak isteyenlerin değil, çözüme katkı sağlayanların partisi olmalıdır