Siyaset, Sanat, Esnaf Ve De Kılıçdaroğlu

Abone Ol

Siyaset sözcüğünü “toplumsal düzeni sağlama amacıyla toplumu ,toplumu yönetmek işi” anlamıyla, en sınırlı/ dar tanımı içinde kullanıyorum.

Toplumsal düzeni sağlama bağlamında bireyler ve toplumsal katmanlar(sınıflar dahil) arasındaki ilişkileri düzenlemekten tutun bu yapılar arasındaki ilişkileri doğru ve düzenli sağlamaya, bunları yapacak olan hükümetleri inceleyen blim dalı anlamını da biliyorum.

Bu çerçeveden bakıldığında “siyasetçi”nin hak, yetki ve yeteneklerini tanımlamak epeyce kolaylaşıyor: “Siyaset yapan insanlar, toplumsal ilişkileri düzenlemeyi bilmeli. Amacı ise bu ilişkilerin sağlıklı, adalet çerçevesinde ve toplumsal yapıyı geliştirici, refahı yüceltici olmalıdır.

KILIÇDAROĞLU VE EKİPCİĞİ NE YAPIYOR?

Sanat sözcüğünü de insanın duygularını, düşüncelerini, hayal gücünü estetik bir formda ifade etmek bağlamında anlıyorum. Diyebilirim ki sanata, bu çerçevenin çok daha fevkinde bir anlam yüklüyorum. Diyorum ki insanoğlu, sanat üretme tözü olan tek canlıdır ve bu niteliği sayesinde bütün diğer canlılardan daha yetkin özelliklere sahiptir. Ne güzel ve ne kadar değerlidir Atamızın o sözü:”Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Sanatı ve sanatçıyı önemsemeyen toplumları anlamak olanaksızdır.

Öylesi toplumlar için “ilkel” demek, zayıf bir tanımlamadır çünkü ilkel insanlar bile sanat eseri yaratmışlardır.

KILIÇDAROĞLU VE EKİPÇİĞİ NE YAPIYOR?

Sanatı müzik olan sanatçılarımız ağız birliği ile Kılıçdaroğlu ve ekipciğinin hayat damarlarından birini kopardılar.

Bu bana çok anlamlı ve üzücü geldi.

Dahası var: Şükrü Küçükşahin anlattı, bir esnaf ona demiş ki:

“Kılıçdaroğlu benden alış- veriş yapamaz.”

Bu cümleyi insanlık adına içim burkularak okudum.

Diyorum ki:

Kılıçdaroğlu ve ekipçiği bu toplumsal gerçekliği bile anlamıyorsa söz bitmiştir.