Türkiye Nereye Gidiyor

Abone Ol

Ulusumuz, övünçle söylemiyorum; yönetilmeyi seven bir ulustur.

Bilebildiğimiz tarihten, Sümer kaynaklarından, Göbeklitepe kazılarından, aradan geçen binlerce seneden, Oğuz Kağan’dan, Bilge Kağan’dan, Mete Kağan’dan bugüne dek bir üst kimlik tarafından yönetildik. Ne diyor Bilge Tonyukuk?

“Ben Bilge Tonyukuk'um. Çin ülkesinde doğdum. Türk milleti Çin'de tutsak idi. Türk milleti hanını bulmayınca Çin'den ayrıldı, han sahibi oldu. Hanını bırakıp yine Çin'e tutsak düştü. Tanrı şöyle demiş: Han verdim, hanını bırakıp tutsak düştün. Tutsak düştüğün için Tanrı öldürdü…”

Metne mensubiyet ve yetki bağlamlarından bakarsak eleştirilen toplumsal anlayışımız ve benimsememiz gereken siyasal /yönetsel zihniyet açıkça görülüyor: Tanrının verdiği “han’a” bağlı kalacaksın. Onu bırakırsan, ona bağlı kalmazsan tutsak düşersin, Tanrı da seni öldürür.

On binlerce yıldır bu anlayışla yaşadık. Bilinen çağlar içerisinde, bilebildiğimiz kadarıyla, 220 devlet kurduk. Bunların Dünya siyaset tarihine girecek denli önemlileri Cumhurbaşkanlığı forsumuzda 16 yıldızla temsil ediliyor.

Elbette bu geçmişimizle övünürüz; ancak bu övüngenlik bizi çağdaş dünyada, bize layık bir ortamda ve uygarlık düzeyinde yaşatmaya yetmez.

Mustafa Kemal öncülüğünde gerçekleştirilen devrim, bizi çağdaş uygarlık platformuna taşıdı; ama Tanrının verdiği “Han”a biat zihniyetini bir türlü öldüremedi. Bu anlayışa bir de İslam’ın “Ulu-l emre itaat” zihniyeti yamanınca ulu-l emrin makamında kim oturursa otursun, ona itaat zihniyeti, hayatiyetini kaybetmedi; yanlış yolda olsa da çağdaş olmasa dak işisel ve zümresel çıkarlarını, oligarşik yapının çıkarlarını halkın/ ulusun çıkarlarından üstün tutsa da…

Şimdi nereye gidiyoruz/ götürülmek isteniyoruz?

Söylesem halkı kin ve nefrete… diye başlarlar…

Söylemiyorum; merakınızdan çatlayın.