YENİ YASA NEYİ ÇERÇEVELİYOR!

Bu yasa her şeyden önce Türkiye’nin yaşadığı 40 yıllık çatışmalı sürecin sonuna gelindiğini teyit ediyor, tescil ediyor. Bu bakımından çok önemli, çok değerli.

Abone Ol

Hazırlayıcıları tarafından Terörsüz Türkiye hedefinde dönük diye açıklanan Çerçeve Yasa TBMM’de 467 oyla kabul edildi. Peki şimdi ne olacak? Bu yasa ile sonuçta ne çerçevelendi.

Bu çerçevenin içinde, demokratikleşme ile ilgili umut verebilecek bir ipucu yok. Örneğin: Kürt Sorunun eşit yurttaşlık temelinde çözümü yok. Muhalefetin siyaset yapma alanını daraltmaya dönük müdahalelere, itibarsızlaştırmalara son vermek yok.

Peki ne var:

Kasten adam öldürme suçları ile 2005 öncesi müebbet hapis cezası gerektiren suçlular hariç dağdaki, yurt dışındaki ve cezaevlerindeki PKK/KCK ile irtibatlı töhmet altında olanın (tutuklu olsun, hükümlü olsun) evine, normal yaşamına dönebilmesi umudu var, çerçevenin içinde.

Bu yasa her şeyden önce Türkiye’nin yaşadığı 40 yıllık çatışmalı sürecin sonuna gelindiğini teyit ediyor, tescil ediyor. Bu bakımından çok önemli, çok değerli.

İnsan ister istemez soruyor: Bu 40 yıllık çatışmalı süreç içinde yaşananlarda hep mi bir taraf suçlu, diğer tarafın hiç mi suçu yok? Bu kirli çatışmadan kimler hangi bakımlardan nemalandı. Bu çatışmalı sürecin fay hattında gerçek anlamda siyasal, ekonomik, toplumsal bakımdan neler yaşandı, Türkiye’ye, Türk ve Kürt halklarına gerçek anlamda bu çatışma neye mal oldu?

Birgün bu süreç, objektif olarak araştırılır mı, o “tuğla” gerçekten çekilir mi, çok kolay görünmüyor. Bu mucize gerçekleşirse de herhalde bunu görecek kadar yaşamam.

Çerçeve Yasa kısa vadede somut sonuç doğurur mu? Çok kolay görünmüyor. Sorunun bir tarafında KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) var, diğer tarafında Cumhur İttifakı.

PKK, örgütsel varlığını feshettiğini ve silahlı mücadeleyi bıraktığını ilan etti (12 Mayıs 2025), fakat henüz KCK, kendini feshettiğini açıklamadı. Silahlı mücadeleyi araç olarak seçmiş bir örgüt varlığını sürdürürken silah bıraktığından emin olamazsınız.

Mücadele doğrudan Irak’ta Suriye’de, Türkiye’de; İran’da kurulu demokratik siyasi yapılara bırakılacak mı? Yasanın altında Öcalan imzası olduğuna göre bunun teminatı da verilmiş olmalı. Yoksa baştan kadük doğacak bir yasa etrafında koparılan bunca gürültünün bir anlamı olmazdı.

Fakat bu da yetmiyor, daha sonra Milli Güvenlik Kurulu’nun PKK/KCK’nın tümüyle dağıldığını, silahlarını bıraktığını tespit ve teyit etmesi lazım.

Ancak bundan sonra, Türkiye dışından PKK’lılar, cezaevlerindeki ilgili hükümlüler, tutuklular 6 ay içinde baş vuracaklar, önce cezaları ertelenecek, sonra da serbest bırakılacaklar, böylece normal yaşamlarına kavuşacaklar.

Bu arada tam da bu çerçeve yasa TBMM’ ye gelmeden bir iki gün önce şehit aileleri ve gaziler için yeni haklar getiren yetersiz bir düzenleme yapıldı, ne rastlantı değil mi!

Bir şey daha var, diyelim ki KCK Öcalan’ın talimatına uydu, kendini feshetti. Milli Güvenlik Kurulu da silahların bırakıldığını teyit etti. Yurt dışındaki onca PKK’lı, Türkiye’de yaşananlar ortada iken çerçeve yasada söz verildiği gibi hukukun işleyeceğine nasıl güvenecekler de kendilerini adalete teslim edecekler?

Herkesin gözü önünde kokusu ayyuka çıkmış yolsuzlukların es geçildiği yerde, siyasi muarızlar seçilmiş itirafçılar eliyle kolayca yolsuzlukla, rüşvet almakla, hatta casuslukla suçlanabiliyor. Hal böyle iken bu işler nasıl olacak?

Atanan kayyumlar, göreve döndürülmeyen, her gün el çektirilen belediye başkanları, el değiştiren belediyeler, savunma hakkı çok görülen eski İBB başkanı ortada iken; insanlar güvenip de ülkelerine nasıl dönecek?

Demem o ki, “Terörsüz Türkiye” gibi bir hedefe yürüyebilmek için bile asgari bir demokrasiye, iş birliğine, hukuki standartların herkes için eşit işletilmesine ihtiyaç var. Bu da ancak demokrasi mücadelesi içinde elde edilebilir bir sonuç.

Bu kazanımlar ancak en başta Yeni Parti ve DEM’in ortak mücadele zemini üzerinden elde edilebilir. Bu sürecin işlemesi için, Kürt sorunun çözülecek ortamın oluşması için DEM’in Yeni Parti’ye, Türkiye’nin partili cumhurbaşkanlığı sisteminden kurtulabilmesi için Yeni Parti’nin DEM’e ihtiyacı var. Aslında amaç ortak, keşke iki taraf da bunu kabul edebilse.

Cumhur İttifakı, konjonktüre uygun biçimde, bölgede üstlenmek istediği rol gereği, böyle bir yasa çıkarmak zorunda kaldı. Fakat bu yasayı çıkarırken bir taraftan da muhtemelen muhalefette kafa karışıklığı yaratmak, muhalefeti birbirine düşürmek, ömrünü uzatacak yeni ittifaklar kurmak hedefi güdüyordu. Aslında Yeni Parti,

doğru tutumuyla Cumhur İttifakının bu beklentisini büyük ölçüde boşa çıkardı.

DEM bu yasa ile ortaya çıkan yeni koşullar içinde, umarım üzerindeki baskıdan kurtulur, Yeni Parti’nin başını çektiği demokrasi mücadelesine düne göre daha güçlü omuz verir.

Türkiye’nin buna ihtiyacı var.