8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Yaklaşırken!
2003 yılında 83 kadın öldürüldü. (kayıt altına alınabilen)
2025 yılında 391 kadın öldürüldü. (kayıt altına alınabilen)
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Nereden nereye…
Kadınlar; ölürken, yok sayılırken, şiddete, hakarete ve mobinge uğrarken nerede, ne yapıyorlardı?
Kendisinin ya da çocuklarının hayatlarını koruyabilmek, eğitim hayatını tamamlayabilmek, ülkenin taşını, ağacını, toprağını korumak için mücadele etmek, kariyer planlamak veya aileye destek olabilmek adına çalışmak, söz hakkı için siyasete girmek olabilir mi?
Yıl 2011, Haziran ayı Hopa’da HES protestoları var, o günlerde Halkevleri MKY üyesi olan Dilşat Aktaş protestolara katılmıştı. HES’e itiraz ederken bir taraftan da polis müdahalesi ile hayatını kaybeden emekli Öğretmen Metin Lokumcu’ya yapılanlara itiraz ediyordu. O kadar büyüktü ki acısı tankın üzerine çıktı. Polisin sert müdahalesi sonucu kalça kemiği kırıldı, vücudunda birçok ezik vardı.
Bizim aklımızda ne kaldı? ülkenin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri "Kadın mıdır, kız mıdır bilemem."
Oysa ki biz kadınlar “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” sözü ile büyüdük. Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda kadınların göstermiş olduğu kahramanlığa ithafen 1923’te Tarsus’ta söyledi bu sözleri.
Nereden nereye?
Yıl 2009, bugün çok daha büyük sorun olan işsizlik tartışmaları var. Hadi bakalım neymiş sorunun kaynağı ve aklımızda kalan; yine ülkenin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan "Kadınlar için en büyük kariyer anneliktir." iş aramasın evde otursun buyurdu. Yetmedi birkaç yıl sonra Mehmet Müezinoğlu’nun ağzından "Kadının fıtratında nezaket, zarafet var. Erkekleşmesin." çıkıverdi.
Oysa ki biz kadınlar “Kadınlarımız, hayatın her safhasında erkeklerle beraber, birbirinin yardımcısı ve destekçisi olarak yürüyeceklerdir” (1923 İzmir İktisat Kongresi). “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cinsten oluşur. Mümkün müdür ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin.” çağdaşlığı ile büyüdük. Mustafa Kemal Atatürk genç cumhuriyetin ikinci yılında 1925’te, Kastamonu’da söyledi bu sözleri.
Nereden nereye?
Yıl 2015, Çağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi Özgecan Aslan 19 yaşında tecavüze direndiği için iki insan dışı yaratık tarafından yani erkekler tarafından öldürüldü. Hangi soysuz, ahlaktan, insanlıktan uzak cümleler kim tarafından söylendi bir bakalım. Dönemin Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek “Senin ne işin var orada gece vakti.” Dedi. Bu cümlenin arkasından sosyal medyada, eteği kısa, gece vakti, zaten alevi, laik, seküler yaşamı var, kafası açık gibi kadını aşağılayan, kadının bütün özgürlüklerini tartışmaya açan bir süreç yaşattılar. Daha kötü olanı ise bu sözlü şiddete birtakım kadınlar da eşlik etti. Özgecan Aslan, okulundan dönüyordu O bir öğrenciydi.
Oysa ki biz kadınlar, “Kadınlarımızın bilim fen sahibi olmaları, erkeklerle aynı derecede tahsil görmeleri lazımdır.” İlkeleri ile büyüdük. Mustafa Kemal Atatürk İzmir İktisat kongresinde ekonomik bağımsızlığın kadınların eğitimiyle doğrudan ilgili olduğunu belirtmek adına 1923’te söyledi bu sözü.
Nereden nereye?
2012-2015 yılları arasında Karaman’da Ensar Vakfı’nda 9-10 yaşlarında olan çok sayıda tecavüze uğrayan çocuklar olduğu ortaya çıktı. Kadınlar yetmedi çocuklarda yok sayıldı. Bilin bakalım bir kadın bu durumu nasıl aklamaya çalıştı. Dönemin Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu çocuk istismarı yapılan kurum için "Bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz." Yani kısaca “Bir kereden bir şey olmaz.” buyurdu. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ altta kalır mı? O da "Bunlar tecavüzcü değil, bunlar cinsel istismar suçunu işleyen kişiler değil. Bunlar tamamen ailelerin ve küçüğün rızasıyla yapılmış işler," dedi ve çocuk gelin olayını normalleştirmeye çalıştı.
Oysa ki biz kadınlar, “Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır,” (1930 Ankara-Himaye-i Etfal Cemiyeti Toplantısı). “Vatanı korumak, çocukları korumak ile başlar.” uzgörüsü ile büyüttük çocuklarımızı. Mustafa Kemal Atatürk bir toplumun güvenliğinin, çocukların refahından ve güvenliğinden geçtiğini vurgulamak adına 1920’de Ankara’da söyledi bu sözlerini.
Nerden nereye?
Nerden nereye koca bir kitap olur sevgili okurum. Şunları yazmadan bırakırsam kalemim kırılsın.
Temmuz 2010, Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan, “Kadın erkek eşitliğine inamıyorum.”
Mayıs 2012, Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan, “Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum.”
Mayıs 2012, Recep Akdağ, Sağlık Bakanı, “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar."
Haziran 2012, İ.Melik Gökçek, Ankara Belediye Başkanı, "Anası olacak kişinin hatasından dolayı niye çocuk ölsün, anası ölsün.”
Temmuz 2012, Zeyid Aslan, Tokat Milletvekili, "Ben de sizin bacak aranızı çekip gazeteye bassam.”
Temmuz 2014, Bülent Arınç, Başkan Yardımcısı, "Kadın iffetli olacak... Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak."
Kasım 2014, Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı, "Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir."
2014, Ayşenur İslam, Aile ve Sosyal Politikalar bakanı, "Çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin."
Ocak 2015, Mehmet Müezzinoğlu, Sağlık Bakanı, "Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamalıdır."
Nisan 2015, Uğur Işılak, Milletvekili Adayı "Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var."
Temmuz 2015, Bülent Arınç, Başkan Yardımcısı, "Hanımefendi sus, bir kadın olarak sus!"
Nisan 2016, Halil Reisoğlu, Of Belediye Başkanı, "Sen kimsin de bize vaaz veriyorsun? Erkekler kadından vaiz mi alırmış?”
2016, Ramazan Şimşek, AKP Meclis Üyesi, "Kızlarımız okuyor ama bu sefer de erkeklerimizi evlendirecek kız bulamıyoruz."
.
.
.
Ağustos 2020, Abdurrahman Dilipak, yazar(!) AKP destekçisi, “Papatyalar... AKP'nin içindeki o fahişeler ve onların türevleri."
Mart 2021, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi, “Sözleşme, eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edildi."
2020-2021 İstanbul Sözleşmesi’inden çıkış.
Şimdi, kol düğmesinden ayakkabısına kadar Avrupa, Amerika menşeili giyinen ve şalvar giymeyi çok özlediğini söyleyen bir beyefendi çıktı dedi ki, “Tayyip Erdoğan döneminde yaşayanlar diye bir şey olacak.” Çok haklı. Bu dönemde bir kadın ve çocuk olarak yaşayabilmek ve ayakta kalabilmek unutulacak bir şey değil!
Yarın 8 Mart, çok önceden başladılar. Yok çalışanlarımız kadın, yok yöneticilerimiz kadın, yok pozitif ayrımcılık yapıyoruz, yok kadınlarımız ile yol yürüyoruz. Bırakın zevzekliği ‘mış-miş gibi’ yapmayı. Siz erkek egemen toplum destekleyicileri (kadın/erkek) tüm pazarlama stratejilerinizi bile kadın üzerinden yapıyorsunuz.
Ülkeyi mahvettiniz…
Kutlamayın kadın günü falan. Düşün yakamızdan…