Bugün Türkiye’de kapanan dükkânlar “ticari başarısızlık” değildir.
Bu yaşanan, açıkça ekonomik bir cinayettir.
Ve bu cinayetin faili bellidir: yanlış yönetim tercihleri.
Mesele artık pahalı çay, pahalı börek meselesi değildir.
Mesele, hayatın kendisinin lüks hale gelmiş olmasıdır.
Bir kahvaltı fişi 2.180 TL geliyorsa,
sorun o fişi kesen esnaf değildir.
O esnaf da aynı masrafların altında ezilmektedir.
Ama birileri hâlâ utanmadan çıkıp şunu söyleyebiliyor:
“Ekonomi büyüyor.”
Soruyoruz:
Kime büyüyor?
ENFLASYON BİR DOĞA OLAYI DEĞİLDİR
Bu ülkede enflasyon deprem gibi aniden olmadı.
Bu tablo, bilerek ve isteyerek yapılan yanlışların sonucudur.
Para politikasını keyfî yönettiniz.
Faizi, enflasyonu, kuru birbirine düşürdünüz.
Güveni yok ettiniz.
Sonra da çıkıp faturayı esnafa kestiniz.
Bugün esnaf;
ne sattığını,
kaçtan aldığını,
yarın yerine kaçtan koyacağını bilmiyor.
Bu ticaret değil,
rulet masasıdır.
“FIRSATÇI ESNAF” YALANI
Her krizde bir günah keçisi seçilir.
Bu kez hedefe esnaf kondu.
Etiket değiştiriyor diye suçladınız.
Oysa gerçek ortada:
Elektrik %300 artmış
Kira %400 artmış
Vergi, SGK, stopaj boğaza kadar dayanmış
Esnaf fiyatı keyfinden mi artırıyor sanıyorsunuz?
Hayır.
Hayatta kalmaya çalışıyor.
SERBEST BÖLGE VAR, SERBEST YAŞAM YOK
Serbest bölgeler var.
Teşvikler var.
Sunumlar, grafikler, parlak tablolar var.
Ama sokakta ne var?
Boş dükkânlar var.
Kepenkler var.
İflas ilanları var.
Eğer ekonomi sadece tablolardan ibaretse,
o ekonomi çoktan insanını kaybetmiştir.
BATAN ESNAF, BATAN DEVLETTİR
Esnaf biterse;
Vergi biter
İstihdam biter
Sosyal denge biter
Bunu görmeyen ya bilmiyordur,
ya da bilip umursamıyordur.
İkisi de affedilmez.
SON SÖZ
Bu ülkede esnaf yüksek fiyat koyduğu için batmıyor.
Bu ülkede esnaf, yüksek enflasyona mahkûm edildiği için batıyor.
Ve unutulmasın:
Enflasyon rakamlarla değil,
kepenk sesleriyle ölçülür.
Bugün o sesler,
her sokakta yankılanıyor.