MERSİN

Dinçer: "Şantiye Görmeyen Bilirkişi Adaleti Geciktiriyor"

Mersin Milletvekili Talat Dinçer, deprem davalarındaki bilirkişi raporlarının "saha deneyimi" esas alınarak hazırlanması gerektiğini belirterek, konunun araştırılması için TBMM'ye önerge sundu.

Abone Ol

Mersin Milletvekili Talat Dinçer, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından devam eden yargı süreçlerinde hayati önem taşıyan "bilirkişilik" mekanizmasını Meclis gündemine taşıdı. Bilirkişi raporlarının adaletin kaderini tayin ettiğini vurgulayan Dinçer, mevcut sistemin liyakat ve saha tecrübesinden uzak olduğu eleştirisinde bulundu.

"Hâkim ve Savcılar Raporlara Mahkûm"

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu yazılı soru önergesinde, deprem yargılamalarının ileri düzey mühendislik bilgisi gerektirdiğine dikkat çeken Dinçer, hukukçuların kaçınılmaz olarak bilirkişi raporlarına göre karar vermek zorunda kaldığını belirtti. Dinçer, “Hayatı boyunca şantiye görmemiş, yapı üretim sürecinde yer almamış kişilerin hazırladığı raporlar hükme esas alınıyor. Bu durum gerçeği ortaya çıkarmak yerine kusuru belirsizleştiriyor” dedi.

Bakan Kurum’a 7 Kritik Soru

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle sunulan önergede, şu sorular öne çıktı:

  • Bilirkişilerin kaçının aktif saha ve şantiye deneyimi vardır?

  • Akademik unvan neden tek başına yeterlilik ölçütü kabul edilmektedir?

  • Hatalı rapor hazırlayan kaç bilirkişi hakkında yaptırım uygulanmıştır?

  • Bilirkişilik kurumu neden bağımsız ve uzmanlık esaslı yeniden düzenlenmemektedir?

"Meclis Araştırma Komisyonu Kurulsun"

Konunun sadece soru önergesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Dinçer, bir de "Meclis Araştırması" açılmasını talep etti. Deprem davalarında adaletin doğru tecelli etmesi için bir komisyon kurulması gerektiğini belirten Mersin Milletvekili, liyakatli ve bağımsız bir bilirkişilik yapısı olmadan depremzedelerin adalet arayışının karşılık bulamayacağını ifade etti.

Dinçer ayrıca, felaketin büyüklüğünün yalnızca doğaya bağlanamayacağını; denetimsizlik, rant odaklı yapılaşma ve kamusal ihmallerin asıl sorumlu olduğunu bir kez daha hatırlattı.