Eleştirinin Kartviziti

"..Hukuk güvenliği arttı mı? O da hayır. Değişen tek şey, eleştirinin sahibinin kartviziti..."

Abone Ol

Türkiye’de ekonomi eleştirisi yapmak serbesttir.
Tabii kim olduğunuzu unutmadığınız sürece.
Geçtiğimiz günlerde MÜSİAD Başkanı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı, hükümetin ekonomi politikalarına dair bazı “küçük” tespitlerde bulundu. Enflasyon yüksek dedi, finansmana erişim zor dedi, kur politikası ihracatçıyı zorluyor dedi. Yani ekonomiyi izleyen herkesin sabah kahvesiyle birlikte fark ettiği gerçekleri dile getirdi.
Ne devrim çağrısı yaptılar, ne sistem değişikliği önerdiler. Sadece “işler pek yolunda gitmiyor” dediler. Ama Türkiye’de mesele zaten ne söylendiği değil, kimin söylediği olduğu için, bu cümleler bir anda manşet değeri kazandı.
Hafızayı biraz zorlayalım. Çok değil, bir dönem önce TÜSİAD Başkanı benzer cümleler kurmuştu. Sonra ne olmuştu?
Bir anda ekonomi konuşulmaktan çıkmış, “niyet” konuşulmaya başlanmıştı. Açıklamalar siyasallaştırılmış, iş dünyasına parmak sallanmış, “yerli ve milli”lik skalası yeniden ayarlanmıştı. Mesaj netti: Ekonomi eleştirisi serbesttir ama TÜSİAD’dan olunca şüphelidir.
Şimdi tablo daha ilginç. Aynı eleştiriler bu kez “makbul” adreslerden geliyor. Peki ne değişti?
Enflasyon mu düştü? Hayır.
Kur istikrar mı kazandı? Hayır.
Hukuk güvenliği arttı mı? O da hayır.
Değişen tek şey, eleştirinin sahibinin kartviziti.
Bugün MÜSİAD Başkanı konuşunca “piyasanın sesi”, TÜSİAD Başkanı konuşunca “vesayet kalıntısı” oluyorsa, ortada ekonomik değil siyasi bir filtre var demektir. Aynı cümleler bir ağızda “yerli uyarı”, diğer ağızda “moral bozan açıklama”ya dönüşüyorsa, sorun ekonomide değil, eleştiri hiyerarşisindedir.
Asıl ironik olan şu: Ekonomi öyle bir noktaya geldi ki, artık “iktidara yakın” çevreler bile durumu makyajlamayı bırakmak zorunda kalıyor. Gerçekler, ideolojik ambalajları delip geçiyor. Faizle, enflasyonla, kurla kavga ederek bir yere varılamadığını en sonunda herkes aynı anda fark ediyor.
Şimdi merak edilen şu:
Bu eleştiriler de bir süre sonra “yanlış anlaşıldık” düzeltmelerine mi evrilecek?
Yoksa eleştirinin dozunu ayarlayan görünmez cetvel bu isimler için biraz daha mı esnek?
Türkiye’de ekonomi tartışması artık rakamlarla değil, kimlerin konuşmaya yetkili olduğu üzerinden yürüyor. Ama tarih bize şunu söylüyor: Gerçekler, eninde sonunda herkesi aynı cümleleri kurmaya zorlar. Sadece bazıları bunu daha erken söylediği için bedel öder, bazıları ise sıra kendisine gelene kadar sessiz kalır.
Ekonomi susmaz.
Sadece bir süre, kimin konuşabileceğini bekler.