Sadece kendisi için değil başkaları için yaşayan bir gönül insanı.
Göç tarihini ölümsüz kılmak için, Hollanda ve Türkiye’de anıtlar açtıran bir iyilik meleği.
Kanserle mücadelesini umuda dönüştüren güçlü bir irade ile, demans hastaları için de mücadele ediyor.
İlhan KARAÇAY yazdı:
Gazetecilik hayatımda pek çok insan tanıdım.
Kimi sözleriyle iz bıraktı.
Kimi duruşuyla iz bıraktı.
Ama bazı isimler vardır ki, hem söyledikleri hem yaptıklarıyla insanın zihnine silinmez şekilde kazınır.
İşte Ömer Hünkâr Ilık, bu nadir ve özel insanlardan biridir.
GENÇ YAŞTA PARLAYAN BİR İSİM
Onu ilk kez Utrecht’te düzenlenen bir etkinlikte tanımıştım. Henüz gencecik bir delikanlıydı. Kürsüye çıkıp yaptığı konuşma, yılların gazetecisi olan beni bile derinden etkilemiş ve adeta büyülemişti. O gün anladım ki, bu genç, sıradan biri değildi. O günkü izlenimlerimi Hürriyet gazetesinde ve Pasaport adlı televizyon programımda da özellikle paylaşmıştım.
YILLAR SONRA YENİDEN SAHNEDE
Aradan yıllar geçti. Sessiz bir dönemden sonra adını yeniden duydum. Bu kez Rotterdam’da bir yardım kuruluşunda aktif ve etkili rol alıyordu. Ama öyle sıradan bir faaliyet değil. Bitmek bilmeyen bir enerjiyle, çevresine umut dağıtan gerçek bir gönül insanına dönüşmüştü. Hollanda’daki çalışmaları kısa sürede büyüdü, gelişti ve geniş kitlelere ulaştı.
ANITLARLA YAŞAYAN BİR HAFIZA
Göç tarihini ölümsüzleştirmek için Rotterdam’da açılan Yabancılar Anıtı’ndaki rolü, onun toplumsal duyarlılığını bir kez daha açıkça ortaya koydu.
Ardından, Sirkeci yerine, Kadıköy’de göçmenliği konu alan ‘Umuda Yolculuk’ anıtı geldi. Bu önemli ve anlamlı projelerde de onun emeği ve katkısı büyüktü. O artık sadece bir gönüllü değil, aynı zamanda toplumun vicdanı haline gelmişti.
HAYATIN EN ZOR SINAVI: KANSER
Hayat, en güçlü insanları bile zaman zaman sınar.
Ömer Hünkâr Ilık da bu sınavlardan en ağır ve en zorlu olanını yaşadı.
Kansere yakalandı.
Ama o bu hastalığı sadece kendi mücadelesi olarak görmedi. Bunu başkalarına umut olmanın güçlü bir yolu haline getirdi.
Dünya Kanser Günü dolayısıyla kaleme aldığı satırlar, sadece bir hastalık hikâyesi değil, çok daha derin bir hayat dersidir. Kendini iyi hissettiği için ertelediği bir taramanın, nasıl büyük ve ciddi bir risk doğurduğunu açık yüreklilikle anlattı.
“GEÇ KALMAK EN BÜYÜK HATA”
“Sağlığını koru. Kendini iyi hissetsen bile kontrollerini ihmal etme. Hastalıktan korkma ama geç kalmaktan kork.”
İşte bu sözler, yaşanmış bir hayatın süzülmüş, damıtılmış ve derslerle dolu gerçeğidir.
KENDİ MÜCADELESİNDEN DOĞAN UMUT
Kendi hastalığını güçlü bir inanç, kararlılık ve irade ile yenen Ömer Hünkâr Ilık, bu süreçte diğer kanser hastalarına da moral verdi. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirdi.
En zor anlarında bile başkalarına umut olmayı başaran insanlar, bu dünyada derin iz bırakır.
BU KEZ HEDEF: ALZHEIMER VE DEMANS
Onun iyilik yolculuğu burada da bitmedi.
Bu kez Alzheimer ve demans hastalarına yöneldi. Rotterdam’da düzenlenen özel ve anlamlı bir iftar programında yine ön saflardaydı.
Bu organizasyon, sadece bir yemek değil, aynı zamanda önemli bir farkındalık buluşmasıydı.
TABULARI YIKMADAN ÇÖZÜM YOK
Programda yapılan konuşmalarda, demans hastalığında en büyük engelin geç kalmak olduğu özellikle vurgulandı. İnsanlar çoğu zaman “el ne der” düşüncesiyle doktora gitmekte gecikiyor. Bu da hem teşhisi hem de bakım sürecini daha da zorlaştırıyor.
ROTTERDAM’DA TARİHİ ADIM
Bu çabalar sonuç verdi. Rotterdam’da Türk demans hastaları için özel bir bölüm açılacağı müjdesi verildi. Türkçe konuşan sağlık personeli ve kültüre uygun yaşam alanı ile büyük ve önemli bir eksiklik giderilmiş olacak.
DAYANIŞMANIN EN GÜZEL HALİ
İftar programı, yaklaşık 150 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Uzmanlar, siyasetçiler ve mahalle sakinleri bir araya geldi. Sorunlar açıkça konuşuldu, çözümler birlikte arandı. Programın sonunda Melodi Korosu’nun verdiği konser ise geceye ayrı bir anlam, ayrı bir duygu kattı.
VE BİR İNSANIN GERÇEK TANIMI
Ömer Hünkâr Ilık…
O sadece bir isim değil.
O, başkalarının acısını kendi acısı gibi hisseden güçlü bir yürek.
O, hastalıkla mücadele ederken bile başkalarına umut olmayı seçen örnek bir insan.
O, susmayan, geri çekilmeyen, sürekli üreten ve insanlara dokunan bir vicdan.
Bugünün dünyasında böyle insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.
Çünkü onlar, karanlıkta yanan bir ışık gibidir.
Ömer Hünkâr Ilık…
Sen gerçekten bir iyilik meleğisin.