CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmada, hakları için Ankara’da günlerdir eylemde olan ve açlık grevini sürdüren özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı ağır mağduriyeti meclis gündemine taşıdı.
Eğitim ordusunun maruz kaldığı sosyo-ekonomik güvencesizliğe dikkat çeken Gülcan Kış, Millî Eğitim Bakanlığı’na acil çözüm çağrısında bulundu. Ankara sokaklarındaki direnişin boyutuna vurgu yapan Kış, "Öğretmenlerimizin başkentteki hak arama mücadelesi 10'uncu, açlık grevleri ise 9'uncu gününe girdi. Talepleri son derece net ve insani: Taban maaş uygulamasının geri getirilmesi, güvenceli çalışma hakkı ve mülakat adaletsizliğinin son bulması. Bugün bu ülkenin aydınlık yüzü olan öğretmenler, sınıflarında tebeşir tutmak yerine sokaklarda adalet aramak zorunda bırakılmıştır" dedi.
"Sömürü Düzeni: Sigorta Oyunu ve 9 Aylık Sözleşmeler"
Özel eğitim kurumlarında çalışan binlerce öğretmenin asgari ücrete mahkum edildiğini ve 2014 yılında kaldırılan taban maaş yasasından sonra hak kayıplarının katlanarak arttığını belirten Kış, sektördeki kayıt dışı uygulamaları şu sözlerle ifşa etti:
"Aynı diplomaya, aynı mesleki kıdeme sahip öğretmenler arasında uçurumlar yaratıldı. Bugün piyasada sigortası asgari ücretten yatırılan, maaşının bir kısmını bankadan alıp kalanını patrona elden iade eden ya da elden alan öğretmenler var. Bu usulsüzlük evlatlarımızın geleceğini emanet ettiğimiz insanlara reva görülüyor, emeklilik hakları gasp ediliyor. Üstelik bu öğretmenlere 9 ya da 10 aylık sözleşmeler dayatılıyor. 12 ay boyunca geçinmek zorunda olan bu insanlar, yaz ayları geldiğinde işsizlik ve açlık korkusuyla baş başa bırakılıyor."
"Milli Eğitim Bakanlığı Kafasını Kuma Gömmekten Vazgeçmeli"
Sistemik krizin faturasının doğrudan eğitim kalitesine yansıdığını ifade eden CHP’li Kış, iktidarın ve ilgili bakanlığın sessizliğini sert bir dille eleştirdi. Kış, "On bir yıllık bir öğretmen bugün aldığı ücretle kirasını ödeyemediğini, geçinemediğini haykırıyor. Ataması yapılmayan yüz binlerce genç meslektaşımız ise adeta kaderine terk edilmiş durumda. Eğitim, bir toplumun geleceğini inşa etme mekanizmasıdır. Öğretmenin açlıkla sınandığı, hakkını ararken sokakta kaldığı bir düzende ne nitelikli bir eğitimden ne de parlak bir gelecekten bahsedebiliriz. Millî Eğitim Bakanlığı bu utanç tablosunu görmezden gelmeyi derhal bırakmalı ve öğretmenlerin insani taleplerini ivedilikle karşılamalıdır" diyerek konuşmasını tamamladı.