Başbakan’ın ziyaret ettiği yer, geçtiğimiz haftalarda iki ayrı haberle gündeme getirdiğim Lahey merkezli Alevi Kültür Derneği DAB-DER oldu.
Elbette soranlar olacaktır. Yeni kurulmuş bir hükümetin başı, ekonomi, güvenlik, göç, Avrupa Birliği dosyaları önünde dururken, niçin bir Türk derneği?
Protokol masasına oturmadı. Ne yaptı biliyor musunuz? Mutfağa girdi, hiç tereddüt etmeden önlüğü taktı. Tezgâhın başına geçti. Yemek hazırlığına yardım etti. Eline tepsiyi aldı. Misafirlere bizzat servis yaptı. Gülümseyerek. Samimiyetle. Sade bir vatandaş gibi.
(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Aylarca süren koalisyon pazarlıkları.
Zor geçen görüşmeler.
Uykusuz geceler.
Kıran kırana müzakereler.
Ve sonunda kurulan yeni hükümet.
Bu hükümetin başına geçen isim ise Rob Jetten.
Ancak asıl dikkat çeken olay, göreve başlamasından tam dört gün sonra yaptığı ilk toplumsal ziyaret oldu.
Evet yanlış duymadınız.
Daha koltuğuna yeni oturmuşken.
Dosyalar masasında yığılmışken.
Devletin ağır meseleleri kapısında beklerken.
Hollanda Başbakanı Jetten, rotasını bir Türk derneğine çevirdi.
Adres belliydi: DAB-DER
DAB DER’E TARİHİ ADIM
Ziyaret ettiği yer, geçtiğimiz haftalarda iki ayrı haberle gündeme getirdiğim Lahey merkezli Alevi Kültür Derneği DAB-DER oldu.
Hatırlayalım.
Bu dernek, kısa süre önce Lahey Belediyesi tarafından “Buurthuis van de Toekomst” yani Geleceğin Mahalle Evi statüsüne layık görülmüştü. Bu gelişmeyi ayrıntılarıyla yazmıştım.
Daha önceki Yeni Yıl Resepsiyonu haberimizde ise Lahey Belediye Başkanı’nın, Lahey Büyükelçimiz ile derneğe verdiği önemi sizlere sunmuştum.
Ama bu kez tablo çok daha büyük.
Çünkü artık ziyaret eden kişi bir Belediye Başkanı değil.
Hollanda’nın Başbakanı.
Üstelik görevine başladıktan sadece dört gün sonra.
Bu sıradan bir ziyaret değildir.
Bu bir mesajdır.
Bu bir tercihtir.
Bu bir semboldür.
“BAŞKA İŞİ YOK MUYDU?” DİYENLERE
Elbette soranlar olacaktır.
Yeni kurulmuş bir hükümetin başı.
Ekonomi, güvenlik, göç, Avrupa Birliği dosyaları önünde dururken.
Niçin bir Türk derneği?
İşte tam da bu yüzden bu ziyaret tarihi bir adımdır.
Çünkü bu tercih, Hollanda’nın çok kültürlü yapısına verilen önemin açık ilanıdır.
Çünkü bu adım, göçmen kökenli bir sivil toplum kuruluşunun artık kenarda değil, merkezin içinde görüldüğünü gösterir.
Çünkü bu ziyaret, Alevi toplumuna ve Türk toplumuna verilen açık bir değerdir.
DERNEKTEKİ KONUŞMA: NET MESAJLAR
Başbakan Jetten, dernekte yaptığı konuşmada birlik, eşitlik ve toplumsal dayanışma vurgusu yaptı.
Özetle şu mesajı verdi:
Hollanda, farklı kökenden gelen insanların birlikte inşa ettiği bir ülkedir.
Alevi toplumu bu ülkenin zenginliğidir.
Sivil toplum kuruluşları toplumsal dokunun harcıdır.
Gençlere yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır.
Konuşmasında özellikle gönüllülük faaliyetlerine dikkat çekti.
DAB DER’in gençlere, kadınlara ve yaşlılara yönelik çalışmalarını övdü.
Toplum merkezlerinin yalnızlığı azaltmadaki rolünü vurguladı.
Ve en dikkat çeken cümlesi şu oldu: “Hollanda’nın gücü, çeşitliliğinde saklıdır.”
Bu söz salonda uzun süre alkışlandı.
BAŞBAKAN MUTFAKTA:
Siyasette semboller vardır.
Bir el sıkışma.
Bir ziyaret.
Bir cümle.
Ama bazen bir fotoğraf, sayfalar dolusu sözden daha fazlasını anlatır.
Hollanda Başbakanı Rob Jetten, DAB DER ziyaretinde alışılmışın çok dışında bir harekete imza attı.
Konuşmasını yaptı ve köşesine çekilmedi.
Protokol masasına oturmadı.
Salonun en önünde beklemedi.
Ne yaptı biliyor musunuz?
Mutfağa girdi.
Evet, yanlış okumuyorsunuz.
ÖNLÜĞÜ TAKTI, GÖNÜLLÜ OLDU
Derneğin mutfağında hummalı bir hazırlık vardı.
Gönüllüler yemek hazırlıyordu.
Başbakan Jetten, hiç tereddüt etmeden önlüğü taktı.
Tezgâhın başına geçti.
Yemek hazırlığına yardım etti.
Bu görüntü Hollanda siyasetinde alışılmış bir tablo değildir.
Bir Başbakan’ın, göreve başladıktan sadece dört gün sonra bir göçmen derneğinin mutfağına girip gönüllülerle omuz omuza çalışması sıradan bir olay değildir.
Bu bir mesajdır.
TEPSİYİ ELİNE ALDI, SERVİSE ÇIKTI
Ama hepsi bu kadar değil.
Hazırlık bittikten sonra Jetten, eline tepsiyi aldı.
Misafirlere bizzat servis yaptı.
Gülümseyerek.
Samimiyetle.
Sade bir vatandaş gibi.
O an salondaki herkes şunu gördü.
Bu bir protokol ziyareti değildi.
Bu bir “üstten bakma” ziyareti hiç değildi.
Bu, eşitlik mesajıydı.
SİYASETİN DİLİNDEN DAHA GÜÇLÜ BİR FOTOĞRAF
Bazen siyasetçiler uzun konuşmalar yapar. Ama toplum, onların nerede durduğuna bakar.
Masanın başında mı?
Yoksa mutfakta mı?
Jetten’in mutfağa girmesi, önlük takması ve servis yapması, Alevi toplumuna ve Türk toplumuna verilen değerin en somut göstergesidir.
Bu hareket şunu söyler:
“Ben sadece konuşmaya gelmedim.
Ben yanınızdayım.
Ben sizinle aynı masadayım.
Aynı mutfaktayım.”
DAB DER GÖNÜLLÜLERİ İÇİN UNUTULMAZ AN
Lahey merkezli Alevi Kültür Derneği DAB-DER gönüllüleri için bu görüntü yıllarca unutulmayacak.
Çünkü o gün, Hollanda’nın Başbakanı sadece kürsüye çıkmadı.
Tencerenin başına geçti.
Sadece alkış almadı.
Tepsi taşıdı.
Bu görüntü, Hollanda siyasetinde nadir rastlanan bir tablo olarak hafızalara kazındı.
Ve şunu açıkça söylemek gerekir:
Başbakan’ın o önlüğü, sembolik olarak çok şey anlatıyor.
O önlük, eşitliği temsil ediyor.
O tepsi, birlikte yaşamı temsil ediyor.
O mutfak, Hollanda’nın çok kültürlü gerçeğini temsil ediyor.
Siyasetin en güçlü dili bazen kelimeler değildir.
Bazen bir önlüktür.
Ayrıca, Başbakan Jetten’e, Alevi inanç ve kültürünün bir parçası olan bir saz hediye edildi. Jetten, bu jestten çok memnun oldu ve, “Göreceksiniz, kısa bir zaman içinde bu enstrümanı çalmaya başlayacağım” dedi.