Hollanda’da 2026 Yılının Hanımefendisi Günay Uslu, Beyefendisi De Avni Kandemir Oldu

Abone Ol

Avni Kandemir 40 yıldır organize ettiği ve ünlülerin katıldığı salon turnuvaları ve eğlenceleri ile “Yılın Beyefendisi” olurken,
Günay Uslu da, geçen yılki 5 atamadan sonra, bu yılın hemen başında yine yüksek bir atama ile “Yılın Hanımefendisi” oldu.


İlhan KARAÇAY yazdı:

Değerli okurlarım,
Bugün sizlere, “Yine mi bunlar?” diyebileceğiniz iki haberi art arda okutacağım.
Bu tepkinin nereden gelebileceğini çok iyi tahmin ediyorum. Hatta zaman zaman aynı soruyu kendi kendime de soruyorum. Çünkü her iki isim de, bugüne kadar defalarca sitayişle söz ettiğim, her başarılarında gururla yazdığım kişiler. Bir yerden sonra insan, hem okuru yormaktan hem de “hep aynı isimler” duygusu yaratmaktan çekinir oluyor.

İşte tam da bu yüzden, Avni Kandemir’in her yıl düzenlediği AUNI Futbol Turnuvası’nı, bazı yıllar bilinçli olarak yazmıyorum.
Kırk yıldır aralıksız süren bu organizasyon, Hollanda’daki Türk toplumunun artık “alıştığı” bir gelenek hâline geldi. Her yıl yüzlerce genç sahaya çıkıyor, salonlar doluyor, şehirde bayram havası esiyor. Ben de yıllar boyunca bu turnuvayı defalarca anlattım, yayımladım.

Ama bazen susmayı tercih ediyorum.
Sebebi basit ve samimi: Okuyucumun büyük bölümü, kendi çevresini doğrudan ilgilendirmeyen takımların, isimlerin ve maçların yer aldığı bir spor organizasyonuna her yıl aynı ilgiyle yaklaşmayabilir. “Her yıl aynı turnuva, aynı fotoğraflar, aynı cümleler” duygusu oluşabilir. Avni Kandemir’in emeğine duyduğum saygı değişmese de, okura karşı sorumluluğum, beni zaman zaman geri durmaya itiyor. Bu yıl da öyle yaptım. Turnuva oldu, başarıyla geçti ve ben yazmadım.

Ta ki şu haber gelene kadar:
Avni Kandemir, Hollanda’da “2026 Yılının Beyefendisi” seçildi.

İşte o an, bu artık sadece bir futbol turnuvası meselesi olmaktan çıktı. Bu, kırk yıl boyunca sessizce sürdürülen bir emeğin, bir insanlık yürüyüşünün, bir göç çocuğunun yaşadığı topluma nasıl yön verdiğinin resmiydi. Bu, “her yıl yapılan bir organizasyon” değil, bir hayatın onurlandırılmasıydı. Ve bu noktada susmak, tevazu değil, haksızlık olurdu.

Günay Uslu için de benzer bir iç çekingenliği uzun zamandır yaşıyorum.
Onun adı her yeni görevde, her yeni atamada yeniden gündeme geliyor. Bir süre sonra insan ister istemez, “Yine mi Günay?” demekten çekinir hâle geliyor. Çünkü okuyucu, haklı olarak, “Bu ülkede başka başarılı Türk yok mu?” diye düşünebilir.

Ama ne yapalım ki, Günay Uslu durmuyor.

Siyasetten kültüre, akademiden yönetime uzanan yolculuğu şimdi de Hollanda’nın en prestijli sanat kurumlarından biri olan Stedelijk Museum’un denetim katına taşındı. Artık o, sadece başarılı bir Türk kökenli kadın değil; bu ülkenin en üst katlarında kalıcı bir isimdir. Bu gerçek, yazılsa da yazılmasa da kendi ağırlığıyla ortadadır.

Bugün bu iki haberi art arda yayımlarken, aslında tek bir hikâye anlatıyoruz.
Biri sporla, diğeri kültürle; biri salonlarda, diğeri yönetim katlarında…
Ama ikisi de aynı yerden yürüyor: Göçle gelen bir kuşağın, bu ülkeye sadece uyum sağlamakla kalmayıp, ona yön de verdiği o uzun ve sessiz yoldan.

Bugün Hollanda’da 2026 yılının beyefendisi Avni Kandemir oldu.
Ve bu hikâyenin hanımefendisi de, yine yeni bir zirveye çıkan Günay Uslu.

… ve işte o iki hikâye

BİR GÖÇ ÇOCUĞUNDAN “2026 YILININ BEYEFENDİSİ”NE: AVNİ KANDEMİR VE 40 YILLIK İNSANLIK YÜRÜYÜŞÜ

Basit bir onurlandırma olmayan bu ödül, bir göç çocuğunun, yaşadığı topluma nasıl yön verdiğinin belgesidir.

Düzenlediği futbol turnuvalarına, Dick Advocaat, Louis van Gaal, Frank de Boer, Guus Hiddink, Edgar Davids, Sjaak Swart, gibi futbol dünyasının dev isimleri ve de Fenerbahçenin eski Başkanı Ali Koç katıldılar.

Hollanda’nın Hengelo kentinde verilen “2026 Yılının Beyefendisi” ödülü, bu yıl sıradan bir isme değil, sıradan olmayan bir hayata verildi. Bu anlamlı ödül, Lions Club Hengelo tarafından, kente ve topluma uzun yıllar boyunca yaptığı katkılar nedeniyle Avni Kandemir’e takdim edildi.

Solda, Ludan Schmid (2023 Beyefendisi), ortada, Avni Kandemir (2026 Beyefendisi), sağda, Melvin de Boer (2024 Beyefendisi)

Bu, basit bir onurlandırma değildir. Bu ödül, bir göç çocuğunun, yaşadığı topluma nasıl yön verdiğinin belgesidir. Bu ödül, sporla kurulan köprülerin, gönüllülükle inşa edilen bir geleceğin ve insanı merkeze alan bir hayat felsefesinin tescilidir.
Ve bu ödül, Avni Kandemir’in bu ünvana layık görülen ilk Türk kökenli kişi olması nedeniyle, ayrıca tarihî bir anlam taşımaktadır.

Avni Kandemir’in hikâyesi 1968 yılında başlar. Giresun’un İkisu köyünden, babasının yanına Hollanda’ya gelen bir ailenin küçük çocuğudur Avni. Henüz bir yaşındadır. O yıllarda kimse, bu çocuğun yıllar sonra Hollanda’nın en köklü spor ve toplum organizasyonlarından birinin mimarı olacağını, belediye başkanlarının, diplomatların ve ünlü teknik direktörlerin adını saygıyla anacağı bir figüre dönüşeceğini tahmin edemezdi.

Ama Avni, daha 13 yaşındayken mahalle merkezlerinde etkinlikler düzenlemeye, farklı mahallelerden çocukları bir araya getirmeye başladı. Futbol onun için yalnızca bir oyun değildi. Futbol, insanları tanıştıran, kaynaştıran ve yan yana getiren bir anahtardı.

1982 yılında Landmansweg’de düzenlediği küçük bir saha turnuvası, bugün Avrupa çapında bilinen AUNI Turnuvası’nın ilk adımı oldu. Bir yıl sonra kötü hava koşulları nedeniyle turnuva iptal edildi. Birçok kişi için bu, vazgeçme sebebiydi. Avni için ise yeni bir başlangıçtı. Turnuvayı kapalı spor salonuna taşıdı. 1983 ve 1984 yıllarında yapılan organizasyonlar öylesine ilgi gördü ki, artık bu iş gelenek hâline geldi.

Adı Avni’ydi ama Hollandalılar bu ismi telaffuz etmekte zorlanıyordu. O da adını Avni’yi andıran “AUNI” yaptı. Böylece ‘AUNI Turnuvası’ doğdu. Sembol olarak seçtiği eğlenceli kardan adam ise, bu organizasyonun ne kadar sıcak ve insani bir ruh taşıdığını simgeliyordu.

AUNI Turnuvası, Hollanda’nın en prestijli salon futbolu organizasyonlarından biri hâline gelmiş durumda. Dick Advocaat, Louis van Gaal, Frank de Boer, Guus Hiddink, Edgar Davids, Sjaak Swart, Erik ten Hag, Peter Bosz ve de Fenerbahçe Başkanı Ali Koç gibi futbol dünyasının dev isimleri bu hem bu turnuvayı onurlandırdılar ve hem de turnuva kitapçıklarına önsöz yazdılar.

Ama AUNI Turnuvası, yalnızca futbol oynanan bir gün değildir.

Bu organizasyon, ailelerin çocuklarıyla birlikte gönül rahatlığıyla geldiği, sabah girip akşam mutlu ayrıldığı, sporla birlikte kültürün, eğlencenin ve dayanışmanın yaşandığı büyük bir şenliktir. Tribünlerde sadece futbol meraklıları değil, anneler, babalar, büyükanneler, dedeler ve çocuklar vardır. Spor salonunun yanında kurulan stantlarda farklı kültürler kendini tanıtır. Dans gösterileri yapılır. Müzik çalar. Engelli sporcuların sahaya çıktığı gösteri maçlarıyla “spor herkes içindir” mesajı verilir.

AUNI Turnuvası’nda milliyet sorulmaz. Din sorulmaz. Kimlik sorulmaz. Sahaya çıkan herkes eşittir. Tribünde oturan herkes aynıdır. Futbol, burada insanların ortak dili olur. İşte bu nedenle AUNI, bir spor etkinliği değil, toplumu bir araya getiren bir sosyal bayramdır.

Avni Kandemir bu ruhu bir günle sınırlı bırakmadı. AUNI Dostluk, Kardeşlik ve Spor Vakfı’nı kurdu. Yıl boyunca çocuklar, gençler, yaşlılar ve ihtiyaç sahipleri için projeler geliştirdi. Amaç hep aynı kaldı: İnsanları bir araya getirmek.

Bu ruh, evin içine de taşındı. Oğlu Emre, daha çocuk yaşlarda turnuvanın içinde büyüdü. Tribünlerde koşturan bir çocukken, sahnenin arkasında emek veren bir gence dönüştü. Bugün Emre, Hengelo Belediyesi tarafından verilen Gençlik Onur Madalyası’nı alan ilk genç olarak, yaşadığı kente dokunan bir isim hâline geldi. Mahalle çocukları için şenlikler düzenliyor, gönüllü çalışmalarda yer alıyor, kimseyi dışlamadan herkesin elinden tutmaya çalışıyor. Emre’nin yaptığı şey, sadece babasının izinden yürümek değil. O, bu mirası kendi diliyle, kendi kuşağının ruhuyla yeniden üretiyor. Böylece AUNI yalnız bir organizasyon değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir vicdan ve sorumluluk zinciri hâline geliyor.

Ve şimdi, bütün bu kırk yılı aşan emeğin üzerine, Lions Club Hengelo, Avni Kandemir’i “Hengelo’nun 2026 Beyefendisi” ünvanına layık gördü.

Bu ödül, yalnızca bir kişiye verilmedi. Bu ödül, “Bu şehirde senin izlerin var” demektir. Bu ödül, “Sen bu topluma aitsin ve bu toplum da sana aittir” demektir. Bu ödül, göçle gelen bir çocuğun, bir kentin onur simgesi hâline gelişinin belgesidir.

Avni Kandemir’in sözleri her şeyi özetliyor:
“Bu ödül sadece benim için değil. Gönüllülerimiz, katılımcılarımız, sponsorlarımız ve şehrimiz Hengelo için. Eşim Elif olmasaydı ve ailem arkamda durmasaydı, bunların hiçbiri olmazdı.”

Bugün Hengelo’da bir Türk çocuğunun adı, bu şehrin onur listesine yazılıyor. Bu sadece Avni Kandemir’in başarısı değildir. Bu, Hollanda’daki Türk toplumunun alın terinin, sabrının ve emeğinin de tescilidir.

Bir göç çocuğu, bir şehir beyefendisi oldu.
Ve bu hikâye, daha uzun yıllar anlatılacaktır.

**************************

YİNE GÜNAY, YİNE YENİ BİR ZİRVEYE ATAMA…

İtiraf edeyim: Günay Uslu hakkında bir haber daha yazmaya elim gitmedi.
“Yeter artık” diyen okuyucuların sesini duyar gibiyim. Hatta kendi iç sesim de aynı şeyi söylüyor: “İlhan, gene mi Günay?”

Ama ne yapayım, kadın durmuyor. Kalemi elimden bırakmadan, hop yeni bir görev. Daha mürekkebi kurumadan, bir başka atama. Geçen yıl bir yıl içinde dört beş farklı yere atanmıştı.
“Bu hızla giderse bir gün Başbakan da olur” diye latife etmiştim. Şimdi bakıyorum da, hükümet kurulamazsa gerçekten Günay’ı Başbakanlığa da çağırabilirler.

Elbette bunlar şaka. Ama her şakanın içinde az da olsa gerçek payı vardır.

Yeni yılın hemen başında gelen son haber şu: “Stedelijk Museum Amsterdam’ın Denetim Kurulu iki yeni üye ile güçlendiriliyor. Bu isimler Günay Uslu ve Ron Soonieus.”

Yani Günay Uslu artık yalnızca siyaset ve iş dünyasında değil, Hollanda’nın en prestijli kültür kurumlarından birinin daha, yönetiminde de söz sahibi.

Günay Uslu, Corendon’un CEO’su ve kurucu ortaklarından biri. 2022’den 2023 yılının sonuna kadar Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yaptı.
Kültür bilimi ve Miras politikası üzerine doktora yaptı.
Öğretim görevlisi oldu, araştırmacı oldu, küratör oldu. Kültür alanında sayısız yönetim ve danışma görevinde bulundu. Halen, toplamda 15 kadar kurulun ya başında ya da Denetleme Kurulu’nda.

Yani Stedelijk Museum, vitrin süsü bir isim almıyor. İşin mutfağını bilen, kültürü hem akademik hem yönetsel hem de pratik yönüyle tanıyan bir ismi bünyesine katıyor.

Ben yine yazmaktan çekindim ama haber kendini yazdırdı.
Okuyucu kızsa da, ben yine de not düşeyim dedim: Günay Uslu, bu ülkede “Türk kökenli bir kadın” denildiğinde, akla gelen sıradan bir başarı hikayesi değildir.
Hollanda’nın en üst katlarında artık kalıcı bir isimdir.

Ve galiba biz daha çooooook “yine Günay” haberi yazacağız.

SON GÖREV YERİ

Stedelijk Museum Amsterdam, yalnızca Hollanda’nın değil, Avrupa’nın ve hatta dünyanın en saygın modern sanat müzelerinden biridir.
Van Gogh’tan Mondrian’a, Picasso’dan Warhol’a uzanan koleksiyonuyla çağdaş sanatın hafızası sayılır. Amsterdam’ın kültürel vitrininin en parlak parçalarından biridir. Yılda yüzbinlerce ziyaretçiyi ağırlar, sergileri dünya basınında yankı bulur, sanatsal yönelimler üzerinde etkisi vardır.

Böylesi bir kurumun Denetim Kurulu’na girmek, sıradan bir “kültür görevi” değildir.
Bu, Hollanda’nın kültürel kalbinin tam merkezinde, söz sahibi olmak anlamına gelir.
İşte Günay Uslu artık bu merkezin içindedir. Bu da onun sadece başarılı bir yönetici ya da eski bir devlet görevlisi değil, Hollanda kültür dünyasında kalıcı bir aktör olarak kabul edildiğinin açık göstergesidir