Kadının Cumhuriyeti

Abone Ol

Bir zamanlar sabah gibi yürürlerdi
Alnında güneşin izini taşıyan kadınlar
Kitapların arasından süzülen sesleriyle
Yarına umut ekerdi parmak uçları

Sessizce dönerdi dünya onların çevresinde
Kalem gibi ince sözcük gibi derin
Bir çocuk ağladığında önce onlar duyardı
Bir fikir doğduğunda önce onlar büyütürdü

Dimdikti duruşları
Bir yüzyılın belleği gibiydiler
Öyle vakur öyle sade
Sustuklarında dünya eksik döner
Aydınlık kendi yolunu bulur

O sessizlikte bir kadın
Yolları aşar
Başında şapkası gözlerinde harf devrimi
Elinde kitap yüreğinde vatanı

Hatırlar mısın Halide’nin sesini
Yalnız kürsülerden değil
Bir milletin kalbinden yükselirdi

Kaleminden dökülen kelimelerle
Siper kazan kadınların adını
Tarihe yazdı

Ve o ses yalnız değildi
Anadolu’nun uzak yollarında
Başka kadınlar da yürüyordu
Biri cephane taşıyor
Biri yaralı sarıyor
Biri sessizce bir bayrağı saklıyordu göğsünde

Anafartalar’ın sessizliğinde
Bir hemşire elleriyle geleceği kavradı
Kan içinden barut içinden
Umutla ellerini uzattı

Bir okul yolunda
Bir öğretmen çocukları tek tek sayıyordu
Alfabeyi birer birer üfleyerek
Her harf bir halkın uyanışıydı

Yürüdükleri yol taşlıydı belki
Ama ayakkabılarındaki çamur bile
Şimdi bize miras

Kara yazmalı ve nasırlı elleriyle
Bir evi değil yalnızca
Bir vatanı taşıdı sırtında

Çocuğunu bağrına bastı
Cephaneyi sırtladı
Ve yürüdü

Adı çoğu zaman yazılmadı
Ama her taşın altında
Onun izi kaldı

Bir fırın ateşinde
Bir tarlanın sabrında
Toprak onun dilini öğrendi

Sonra bir gün
Tahtanın başında bir kadın durdu

Saçları örülü
Gözlerinde harflerin anlamı

“Vatan” dedi bir çocuğa
“Eşitlik” dedi
“Sen de bilirsin” dedi küçük kıza

Köy yolu çamurdu
Okul soğuktu
Ama onun gözleri sıcaktı

Sınıfında yalnız alfabe değil
Bir halkın uyanışı yazılıydı

Ve bir sabah
Bir Anadolu köyünde sandık kuruldu

Bir kadın ilk kez
Kendi geleceğine el uzattı

Sessiz ama güçlü bir çizgi çekti
Ve o gün sandığa giden her kadın
Cumhuriyeti yeniden kurdu

Yıllar geçti
Ama o adımların yankısı kaldı

Bir meydanda
Bir kürsüde
Bir sözde

Bir sabah
Bir kürsüde bir ses yükseldi

Behice Boran

“Biz de buradayız” dedi
“Ve buradan eksilmeyeceğiz.”
O ses yalnız bir kadının değildi
Kadınların yüreğine dokunan bir ateş gibi
Bir kürsüde dimdik duran o ince gövde
Ne fırtınalar gördü
Bir halkın susmayan vicdanıydı
Kadınların ellerini tuttu
Yüreklerine cesaret kattı

Adımlarının yankısı
Karanlık sokaklarda parlayan bir yıldızdı
Şimdi rüzgârla taşınıyor
Her köşe onun sesini duyuyor

Sokaktan geçen her cesur kadında
Bir Halide Edip
Bir Behice Boran yankısı vardır
Her ben de varım diyen ses
Bir asrı aşar
Gelir bugüne dokunur

O yılların sesi rüzgârda dolaşır
Bir okul bahçesinde hâlâ yankılanır
“Yurttaş” kelimesi

Bazen bir albüm açılır
Sarı bir fotoğraf düşer yere

Şapkalı bir genç kız
Bakışlarında inanç
Cumhuriyetin ilk sabahlarından biri

Ve biz sorarız
O ışık nereye gitti

Sonra bir kız çocuğu
Defterini açar

Bir kelime yazar

Ve başını kaldırır

Tam o anda

Bir kadın yürümeye başlar