Kriminal Siyaset ve CHP Gerçeği

Abone Ol

2024 yerel seçimlerinde elde edilen tarihi başarının ardından CHP, iktidarın kriminal laboratuvarına sokuldu.
Sonrası zaten malum…
Rüşvet, yolsuzluk ve irtikap dosyaları üzerinden CHP’li belediyeler kuşatma altına alınırken, belediye başkanlarının özel hayatları bile siyasetin malzemesine dönüştürüldü. İktidar bütün aparatlarını devreye soktu; yargısıyla, medyasıyla, propaganda diliyle CHP’yi tarihte benzeri az görülmüş bir ablukanın içine hapsetmeye çalışıyor.
Ve bazı cephelerde gedik de açtı.
Aydın’da, Afyon’da yaşananlar sıradan siyasi geçişler değil; doğrudan moral üstünlüğü hedefleyen psikolojik operasyonlardır. Türkiye’nin kurucu partisi bugün sistemli biçimde “kriminal bir yapı” gibi gösterilmek isteniyor. Bu yalnızca bir partiye değil, muhalefet fikrine yönelmiş topyekûn bir siyasal dizayn girişimidir.
İşte tam da bu yüzden CHP’nin yalnızca mağduriyet üretmesi yetmez; aynı zamanda kendi iç muhasebesini de cesaretle yapması gerekir.
Özgür Özel, sertleşen siyasal iklimin farkında ve mücadeleden kaçmıyor. Meydan okuyor, temas kuruyor, geri adım atmıyor. Ancak siyaset yalnızca refleks işi değildir; aynı zamanda strateji işidir. Bugün iktidarın en güçlü yanı hücum kapasitesiyse, CHP’nin en büyük açığı savunma disiplini eksikliğidir.
Özel çoğu zaman duygusal zekâ ile hareket ediyor. Oysa böylesi sert dönemlerde siyasal akıl, kurumsal disiplin ve kontrollü iletişim belirleyici olur. Bir genel başkanın WhatsApp mesajlarıyla gündeme gelmesi sıradan bir iletişim kazası değildir; liderlik refleksi açısından riskli bir görüntüdür. Çünkü toplum kriz anlarında duygu değil güven görmek ister.
Asıl kırılma noktalarından biri ise aday belirleme meselesidir.
CHP uzun yıllardır rakibini liyakatsizlik üzerinden eleştiriyor. Ancak bugün yaşanan bazı tablo ve savrulmalar, partinin kendi kadro mühendisliğini yeterince sağlam kuramadığını gösteriyor. Uşak ortada, Afyon Dinar ortada… Siyasi baskılar ne kadar sert olursa olsun, eğer bir yapıda çatlak oluşuyorsa bunun sebeplerini sadece dışarıda aramak eksik olur.
Çünkü siyaset yalnızca seçim kazanmak değil, kazandıktan sonra o yapıyı taşıyabilmektir.
Bir belediye başkanı seçildiği gün artık yalnızca kendisini temsil etmez; kurumsal bir kimliği temsil eder. Eski hayatını, eski ilişkilerini, eski alışkanlıklarını aynı şekilde sürdürme lüksü yoktur. Siyaset makamı sadece yetki değil, aynı zamanda hayat tarzı değişimi de dayatır. Bu dönüşümü gerçekleştiremeyen isimler, özel hayat ile kamusal sorumluluk arasındaki gerilimin altında ezilir.
Bir diğer önemli başlık ise genç kadrolar…
CHP’nin gençleşme hamlesi doğrudur. Hatta gecikmiş bir adımdır. Ancak gençlik enerji sağlar; tecrübe ise yön tayin eder. Bugün birçok genç belediye başkanı ve yönetici siyasi geçmişe sahip olsa da kriz yönetimi, devlet ciddiyeti ve kurumsal refleks konusunda ciddi eksikler taşıyor.
Makamın ağırlığını taşımak başka şeydir, o makamın ruhunu taşımak başka…
Bu nedenle CHP’nin geleceğini şekillendirecek kadroların yalnızca seçim kampanyalarıyla değil, ciddi bir siyasal eğitim süreciyle yetiştirilmesi gerekiyor. Harp okulları asker için neyse, parti okulları da siyasetçi için odur. Çünkü örgüt kültürü almayan kadrolar, ilk büyük fırtınada savrulur.
Uzun lafın kısası…
İktidar bugün CHP’yi kriminal bir vakaya dönüştürmek istiyor. CHP ise buna yalnızca sloganlarla değil; disiplinle, liyakatle, kurumsal akılla ve güçlü bir siyasal organizasyonla cevap vermek zorunda.
Aksi halde seçim kazanmak yetmeyecek; kazanılan zaferleri korumak mümkün olmayacaktır.