MESİAD özüne döner mi ?

Abone Ol

MESİAD, kuşkusuz kentin en önemli STK’larından biri.
Özellikle kuruluşunun ilk yıllarında, kentiyle barışık, yatırımlara aşıktı.
Mersin Üniversitesi’nin ve Organize Sanayi Bölgesi’nin kuruluşunda emeği, katkısı ve imzası bulunan bir dernekti.
Kontrollü büyümeyi tercih eden, “Sayı değil kalite önemlidir” anlayışını benimseyen MESİAD, üye sayısını da bilinçli şekilde sınırlı tuttu.
Ancak bu yaklaşım zamanla farklı bir sonuca yol açtı.
Sınırlı yapı, derneğin giderek bir “kulüp” görünümüne bürünmesine neden oldu.
Bu süreçte aktivist reflekslerini kaybetti; daha tutucu, daha içine kapanık bir yapıya dönüştü.
Bugün geldiği noktada kentle buluşma alanı çoğu zaman birkaç ödül töreniyle sınırlı kaldı.
Aslında bu tablo yalnızca MESİAD’a özgü değil.
Türkiye’de birçok sivil toplum kuruluşu benzer bir dönüşüm yaşadı.
Ülkenin giderek demokrasiden uzaklaştığı bir dönemde, STK’lar da doğal olarak etkisini ve sesini kaybetti.
Artık onlar “Sivil Toplum Kuruluşları” değil, adeta “Sessiz Toplum Kuruluşları.”
Neyse…
Bu kısa MESİAD değerlendirmesini yapmama neden olan isim ise adaylığını açıklayan Hakan Alaca oldu.
Kendisiyle yalnızca bir kez karşılaştım. Çok da tanımam.
Ama ortaya koyduğu adaylık çıkışını değerli buluyorum.
Neden mi?
Çünkü MESİAD’ın yeniden silkelenmeye ihtiyacı var.
Artık kendini tekrar etmemeli, özüne dönmeli.
Sadece fiziki yapılanmasını değil, zihniyetini de yenilemeli.
Lobi faaliyetlerine yeniden ağırlık vermeli.
Yatırımları takip etmeli; merkezi hükümeti ve yerel yönetimleri Mersin adına harekete geçirmeli.
Konuşmalı…
İhracatı, ithalatı, istihdamı, vergileri; kısacası ekonomi politikalarını konuşmalı.
Ziyaretler artık gerçek tartışma zeminlerine dönüşmeli.
Çalıştaylar, seminerler, paneller yeniden kentin gündemini belirlemeli.
Bunun için yeni bir anlayışa, yeni bir zihne ve yeni bir bakış açısına ihtiyaç var.
Hakan Alaca’nın çıkışı, MESİAD’ın üzerindeki ölü toprağını atması ve yeniden vizyoner, dinamik bir yapıya kavuşması adına önemli bir fırsat olabilir.
Bekleyip göreceğiz.