Nihilist Penguen ve Bu Ülkenin Sessiz Yürüyüşü

Abone Ol

Ekmek zamlı. Et zamlı. Su zamlı. Doğal gaz zamlı. Gıda zamlı.

Ve insanın içi… o da zamlı.

Sosyal medyada dolaşan kısa bir video var. Antarktika’nın sonsuz beyazlığında, sürüsünden kopmuş bir penguen tek başına yürüyor. Görüntü, Encounters at the End of the World adlı belgeselden. Anlatıcısı Werner Herzog. Bilimsel olarak bakıldığında penguen yönünü kaybetmiş olabilir, strese girmiş olabilir, içgüdüsel bir sapma yaşıyor olabilir.

Ama sosyal medya bilimle ilgilenmez.

Hayatla ilgilenir.

Ve o penguene bir isim verir: Nihilist Penguen.

Çünkü o yürüyüş, bu ülkede yaşayan milyonlarca insana fazlasıyla tanıdık.

Zam Var, Yön Yok

Bu ülkede artık her şeyin fiyatı var ama hiçbir şeyin anlamı yok.

Ekmek zamlı.

Et zamlı.

Su zamlı.

Doğal gaz zamlı.

Market rafları her hafta değişiyor.

İnsanlar fiyat etiketine bakmaktan ürünü göremez hâle geldi.

Ama asıl zam, umutlara geldi.

İnsanlar artık gelecek planı yapamıyor.

“Bir ev alırım” diyemiyor.

“Çocuğumu rahat okuturum” diyemiyor.

“Biraz sabredeyim” cümlesi bile ağızda eğreti duruyor.

Çünkü ortada sabredilecek net bir yön yok.

Bağırmayan Bir Umutsuzluk

Bu ülkede kimse eskisi gibi yüksek sesle bağırmıyor.

İsyan etmiyor.

Sokaklarda slogan atmıyor.

İnsanlar kararsız.

Ne gidebiliyorlar, ne kalabiliyorlar.

Ne itiraz edebiliyorlar, ne kabullenebiliyorlar.

Sabah işe gidiyorlar.

Akşam eve dönüyorlar.

Doğal gazı kısıyorlar.

Eti rüyalarında görüyorlar.

Ekmekle doymayı öğreniyorlar.

Ve içlerinden şu geçiyor:

“Ben ne yapıyorum?”

İşte nihilist penguen tam burada anlam kazanıyor.

Türkiye’de Nihilizm: Felsefe Değil, Hayatın Kendisi

Nihilizm bazı ülkelerde kitaplarda tartışılır.

Bizde ise mutfakta yaşanır.

Boş tencere felsefe öğretir.

Boş cüzdan sorgulatır.

Belirsizlik insanı sessizleştirir.

İnsanlar artık “her şey düzelir” demiyor.

“Bir şekilde idare ederiz” de demiyor.

Sadece duruyorlar.

Yürüyorlar.

Ama nereye gittiklerini bilmiyorlar.

Tıpkı o penguen gibi.

Sürü Kalabalık, Gelecek Flu

Herkes aynı soruyu soruyor ama kimse yüksek sesle dile getirmiyor:

“Bu böyle nereye kadar?”

Gençler gitmek istiyor ama cesaret edemiyor.

Kalanlar kalmak istemediği hâlde kalıyor.

Orta yaş “çocuklar için” diyor ama çocukların geleceği de belirsiz.

Sürü kalabalık.

Ama pusula yok.

Nihilist penguenin farkı şu:

O, bu pusulasız yürüyüşü fark etmiş.

Bu Bir Vazgeçiş mi, Uyanış mı?

Belki o penguen hayattan vazgeçmedi.

Belki sadece yanlış yönü reddetti.

Belki sorun, hayatta anlam olmaması değil.

Belki sorun, her şeye gelen zamlarla birlikte anlamın da pahalı hâle gelmesi.

İnsanlar artık umutlu olmakla umutsuz olmak arasında sıkışmış durumda.

Kararsızlar.

Yorgunlar.

Sessizler.

Son Söz

O penguen buzların üzerinde yalnız yürüyor olabilir.

Ama bu ülkede milyonlarca insan bugün aynı yürüyüşü yapıyor.

Sessizce.

Zamsız bir cümle bulamadan.

Ama farkında olarak.

Belki de asıl soru şu değil:

“Penguen neden sürüden ayrıldı?”

Asıl soru şu:

Bu ülkede sürü hâlinde yürüyenler gerçekten nereye gidiyor?