Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyeri seçim kazanmakla değil, tarihi fırsatları heba etmekle anıldı. Şimdi ise sandıkta alamadığı koltuğa mahkeme kararıyla dönmeye hazırlanıyor. CHP adına bundan daha ağır bir siyasi çöküş tablosu düşünmek zor.
13 seçim kaybetmiş bir ismin hâlâ “lider” diye CHP’nin başına taşınması, demokratik siyasetin değil, siyasi tükenmişliğin ilanıdır. Seçmen desteğiyle yükselemeyen bir anlayışın yargı süreçleri üzerinden yeniden parti yönetimine taşınması, CHP tabanında yıllardır biriken öfkeyi daha da büyütüyor.
Kılıçdaroğlu’nun sicili başarısızlıklarla dolu. 2014’te CHP tabanının benimsemediği Ekmeleddin İhsanoğlu dayatıldı, seçim kaybedildi. 2017 referandumunda milyonlarca mühürsüz oyun kabul edilmesi Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı olaylarından biri oldu. YSK açık şekilde seçim devam ederken kural değiştirdi. Muhalefet tabanı sokakta, meydanlarda, sosyal medyada itiraz bekledi. Kılıçdaroğlu yönetimi ise etkili ve kararlı bir direniş ortaya koyamadı.
Milyonlarca mühürsüz oyun sonucunu değiştirebilecek kadar kritik olduğu konuşulurken CHP yönetiminin gösterdiği pasiflik hâlâ unutulmadı. Muhalefet seçmeni o gün yalnız bırakıldığını düşündü. Tarihi bir kırılma anında güçlü bir siyasi mücadele yerine sessizlik hâkim oldu.
2023 seçimlerinde de benzer bir tablo yaşandı. Toplumun geniş kesimleri adaylık konusunda uyarıda bulundu. “Kazanacak aday” tartışmaları aylarca sürdü. Kılıçdaroğlu tüm itirazlara rağmen kendi adaylığını dayattı. Sonuç yine hezimet oldu. Seçim gecesi yaşanan iletişim rezaleti ise muhalefet seçmeninin hafızasına kazındı. Saatlerce ortada net bilgi yoktu. İnsanlar sosyal medyada birbirinden kopuk açıklamalarla baş başa bırakıldı.
Şimdi aynı isim, mahkeme kararlarıyla yeniden CHP’nin başına geliyor. Bu tablo doğal olarak şu soruyu büyütüyor: Seçimle kazanamayan bir siyasetçi neden sürekli farklı yollarla koltuğa tutunmaya çalışıyor?
CHP yıllardır iktidara gerçek anlamda baskı kuran bir muhalefet üretemedi. Kılıçdaroğlu döneminde muhalefet enerjisi sürekli düşürüldü. Sert mücadele yerine kontrollü gerilim tercih edildi. Toplumsal öfke organize edilmedi. Sokaktaki değişim talebi siyasi güce dönüştürülemedi. İktidarın en rahat ettiği muhalefet modeli ortaya çıktı.
Bugün yaşanan şey basit bir lider değişimi değil. Defalarca seçim kaybetmiş, milyonlarca mühürsüz oya karşı etkili direnç göstermemiş, en kritik seçimlerde yanlış kararlarla muhalefeti dağıtmış bir siyasetçinin mahkeme kararıyla yeniden CHP’nin başına getirilmesidir. Bu tablo artık başarısızlığın ötesindedir. Bu, CHP seçmeninin iradesine rağmen eski düzenin yeniden partiye çökmesidir. Sandıkta alamadığı yetkiyi mahkeme salonlarında arayan bir anlayışın CHP’ye kazandıracağı hiçbir gelecek yoktur.