ŞÜKRÜ ERBAŞ GİBİ SEVMEK

Abone Ol

“Güzelliğin geçici olmadığını senden öğrendim
Emeğin aşktan büyük bir hazine olduğunu senden
Zaman, kâküllerinden doğar topuklarından batardı
Al yeşil soluğum, yarasına döndüğüm, sözümün sahibi
Sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim”

— Şükrü Erbaş

Bazı şairler vardır; aşkı anlatmaz, ona katlanmayı öğretir. Şükrü Erbaş’ın şiirlerinde sevgi, çoğu zaman bir mutluluk değil; göze alınmış bir ömürdür. Onun dizelerinde sevmenin içinde biraz yorgunluk, biraz suskunluk ve çokça emek vardır. Çünkü o, sevgiyi büyüten şeyin coşku değil, süreklilik olduğunu bilir.

Onun şiirlerine bakıldığında, sevgi hiçbir zaman süslü değildir. Aksine, hayatın en sade yerlerinde karşımıza çıkar. Bir tarlada çalışan ellerde, yorgun bir akşamın sessizliğinde, eksik bir sofrada… Özellikle “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz” şiirindeki dünyaya bakıldığında, insanın hem hayata hem de birbirine karşı sorumluluğu daha sert ve daha gerçek bir yerden hissedilir. Bu sertlik, onun sevgi anlayışını da derinleştirir.

Çünkü Erbaş’a göre sevmek, birine iyi günler sunmak değil; onunla birlikte zor günleri göze almaktır. Sevmek, eksilmeyi kabul etmektir. Birlikte yoksullaşmayı, birlikte yorulmayı… Ve buna rağmen vazgeçmemeyi.

Onun şiirlerinde kadın, bir hayal ya da ulaşılmaz bir güzellik değildir. Aksine, hayatın yükünü birlikte taşıyan bir varlıktır. Aynı yorgunluğu paylaşan, aynı sessizlikte dinlenen… Bu yüzden onun sevgisi romantik bir uzaklıkta değil; gündelik hayatın içinde, dokunulabilir bir gerçekliktedir.

Birçok şiirinde hissedilen o derin yalnızlık bile, aslında sevgisizliğin değil; fazla hissetmenin sonucudur. Çünkü onun dünyasında insan, sevdiği kadar yalnızdır. Ve ne kadar derin severse, o kadar ağır taşır içindekini.

Şükrü Erbaş’ın dizelerinde vefa, belki de sevginin en belirgin halidir. Kalmak, beklemek, unutmamak… Zaman geçse de duygunun eksilmemesi. Çünkü onun için sevgi, gelip geçen bir şey değil; insanın içinde kök salan bir varoluştur.

Ve bütün bu şiirlerin ortak bir yere vardığı açıkça görülür:
Sevgi, sadece iki kişi arasında yaşanan bir duygu değildir. Birini gerçekten sevebilen insan, dünyaya da başka türlü bakar. Daha merhametli, daha sabırlı, daha insanca…

Bu yüzden onun o sade dizesi, aslında bütün şiirlerinin özeti gibidir:
“Sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim.”

Bu cümle, bir aşktan çok daha fazlasını anlatır.
Bir insanın başka bir insan sayesinde değişmesini…
Genişlemesini…
İnsan kalabilmesini…

İşte bu yüzden sevmek;
Birine ait olmak değil, onunla birlikte hayata direnebilmektir.
Sadece güzel anları değil, kırılmış zamanları da sahiplenmektir.
Gitmek varken kalmayı seçmektir.

Ve en çok da, sevgiyi bir duygu olmaktan çıkarıp bir emek haline getirebilmektir.

Buna aşk demek yetmez.
Çünkü bu, biraz hayat, biraz sabır, biraz da insan olabilme meselesidir.

İşte buna en çok yakışan ifade:
Şükrü Erbaş gibi sevmek.