Kazım ALDOĞAN
Tarihte hainlik etiketi, kendi egemenliklerinin sarsılmasından korkanlar için bulunmaz bir hazinedir.Siyasi geleceklerini planlayanlar,alıcısı çok olan bu hazineyi kullanmaya bayılırlar.Antik dönemden Ortaçağ'a,Ortaçağ'dan Modern Çağ'a "hainlik mefhumu" hep var olmuştur.
Homeros'un İlyada destanından aktarıldığına göre,Truva Savaşı, antik Yunanlılar (Akalar) ile Çanakkale yakınlarındaki Truva (Troya) kenti arasında yaklaşık 10 yıl süren efsanevi bir savaştır.Truva savaşı epik tarihin en büyük kaynaklarından birisidir.Bilindiği gibi hikayesi 2024 yılında yönetmen Wolfgang Peterson tarafından film yapılmıştı.Başrolde oynayan Brad Pitt ve Diane Kruger müthiş performans göstermişlerdi.
Savaşın nedeni,Truva prensi Paris'in, dünyanın en güzel kadını olarak bilinen Sparta Kraliçesi Helen'i kaçırıp Truva'ya (Çanakkale) götürmesidir.
Helen'in kocası Menelaus, kardeşi Miken Kralı Agamemnon'dan yardım istemiştir. Agamemnon, hem kardeşinin onurunu kurtarmak hem de Truva'nın stratejik konumuna ve zenginliğine sahip olmak için Yunan şehirlerini birleştirerek dev bir ordu toplamıştır.
Yunan ordusu geri çekiliyormuş gibi yaparak atı kıyıda bırakmıştır. Truvalılar bu atı tanrıların bir hediyesi sanarak şehir surlarının içeri almışlardır. Gece olduğunda atın içinden çıkan askerler kapıları açmış ve geri dönen Yunan ordusu şehri tamamen yakıp yıkmıştır.
Truva Kralı Priamaos'un kızı olan Kassandra,Truva Savaşı'nın yönünü önceden tahmin etme yetisine sahipti.Tanrı Apollon tarafından, geleceği bildiği halde kimsenin ona inanmaması için lanetlenmişti.
Kassandra, Truva atın içinde askerlerin olduğunu ve şehrin yanacağını bağırarak söylemiş ancak halk onu "deli" ve "uğursuz" ilan ederek sözlerine kulak asmamıştır.
Kassandra’nın trajedisi, sadece bir mitolojik öykü değil, psikolojiden edebiyata, siyasetten bilim felsefesine kadar üzerinde çok tahlil yapılacak bir konudur. Kassandra'ın Truva’nın kapısına kadar gelen felaketi görüp de kimseyi ikna edememesi, insanlık tarihinin en ikonik "yalnız bilgelik" hikayelerinden biridir. Bu hikâye daha sonra ‘’Psikolojide Kassandra Kompleksi’’ olarak adlandırılmıştır.
Kassandra her şeye sahipti (bilgi, öngörü) ama tek bir şeyden yoksundu;"inandırıcılık".Haklı olduğunu bildiği halde toplum tarafından dışlanmak, fiziksel bir yıkımdan daha ağır bir ruhsal çöküntü yaratır.
Düzenin bozulacağını söyleyen kişi (Kassandra), düzenin içindekiler için bir tehdittir. Bu yüzden onu "deli" olarak etiketlemek, söylediklerini çürütmekten çok daha kolay bir savunma mekanizmasıdır.
Bugün Kassandra figürü birçok alanda karşımıza çıkar. Kassandra’nın hikâyesi, gerçeğin çıplaklığının çoğu zaman toplumsal konforun yalanlarına yenik düştüğünü hatırlatır. Truva atı sadece tahtadan bir heykel değil, kolektif körlüğün ve kulak tıkanan gerçeklerin bir anıtıdır.
Mitolojideki "Apollo’nun laneti", günümüz bürokrasisinde yerini kurumsal körlüğe bırakmış durumda.Devlet mekanizmasında uzmanlar,verilere ve rasyonel analizlere dayanarak olası riskleri raporlarlar. Ancak liyakate değil de sadakate önem veren bir yönetimde, bu uyarılar "bozgunculuk" veya "negatiflik" olarak algılanır. Politikacı, gerçeği söyleyen uzmanı bürokrasiden uzaklaştırır ve çevresini sadece duymak istediklerini söyleyenlerle doldurur.
Antik Yunan tragedyalarında Hubris, karakterin aşırı kibri nedeniyle tanrıları ve kaderi küçümsemesidir. Kendini her şeyin üstünde gören politikacı, teknik bilginin (episteme) yerine kendi iradesini koyar.
Sonuç olarak,Truva atının içeri alınması bir askeri strateji değil, bir gurur meselesidir. "Biz kazandık, bu at bizim zafer nişanımızdır" düşüncesi, Kassandra’nın rasyonel uyarısını ezip geçmiştir.