Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi ve sonuç bildirisine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılan zirvedeki diplomatik yaklaşımı eleştiren Ağıralioğlu, somut adımlar atılması gerektiğinin altını çizdi.
"İsrail'in Sınırları Neresidir?"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası zirvelerdeki çıkışlarını bu toplantıda da sürdürmesi gerektiğini ifade eden Ağıralioğlu, bölgedeki jeopolitik tehlikelere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu çıkışlarını yapması gereken toplantılardan bir tanesi buydu. Burada demesi lazımdı ki: 'İsrail'in sınırları neresidir? Lübnan, Filistin, Irak, İran İsrail toprağı mıdır? Türkiye’nin topraklarını İsrail kendi toprakları gibi görmektedir. Bu İsrail’in sınırları nereden başlayıp nerede bitmektedir?' Çünkü İran’a kadar uzanan Netanyahu’nun bölge yerleşim planlarını, Amerika marifetiyle müttefiklerin sorumluluk alanına dönüştürme hevesi var. Türkiye olarak ev sahipliği yaptığınız bir zirvede Lübnan’ın ve İran’ın vurulma emri nedir?"
"F-35'ler Ulufeymiş Gibi Davranılması Rencide Edici"
Türkiye'nin 1952'den beri NATO üyesi olduğunu ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen çifte standarda maruz kaldığını belirten Ağıralioğlu, savunma sanayisindeki aksaklıkları dile getirdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın zirvedeki tavırlarına ve Türkiye'nin beklentilerine değinen Genel Başkan, şöyle devam etti:
"Sanki bize verilen F-35’ler ulufeymiş gibi davranmak rencide edici ve saçmaydı. Üstelik parasını verdiğimiz F-35’lerin bize verilmesi gerekiyordu. Kaan için motor istiyorduk haber yok; Patriot füze bataryalarından, F-35’ten haber yok. Terör örgütleriyle ilgili nihai bildiride Türkiye’nin beklentilerine cevap verecek bir atıf da bulunmuyor. 40 adet F-16 modernizasyonu talebimiz ise hâlâ ortada yok. Türk diplomasisinin artık netice almayı, anlaşmaların sonuçlarını milletine ifade edebilmeyi öğrenmesi lazım."
"Bize Parmak Sallamıyorlar, Telefon Açıyorlar"
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yargı bağımsızlığına yönelik "Yargısına parmak sallanacak bir ülke değiliz" beyanatına da değinen Ağıralioğlu, geçmişteki Rahip Brunson olayını hatırlattı. Ağıralioğlu, "Güzel beyanat ancak Bakanımızın şunu bilmesi lazım: Bize parmak sallamıyorlar, bize telefon açıyorlar. Bakanımızın 'Bize telefon açıp elinde yargıladığımız insanları talimatla bıraktıracağınız devlet değiliz' diyebilmesi lazımdı" şeklinde konuştu.
"Vize Muafiyeti Rezilliğinden Kurtulmalıyız"
Avrupa Birliği ile yürütülen ilişkilerin "temenni" hattından çıkarılıp etkin bir diplomasiye dönüştürülmesini isteyen Ağıralioğlu, vatandaşların, iş insanlarının, öğrencilerin ve akademisyenlerin vize kapılarında rencide edildiğini vurguladı. 2026 yılında güçlü bir ordu ve stratejik pozisyona sahip olan Türkiye'nin elçilik kapılarında bekletilemeyeceğini söyleyen lider, diplomaside "cek-cak"lı vaatler yerine neticelendirilmiş anlaşmalar görmek istediklerini ifade etti.
İspanya Başbakanı Sanchez'e Özel Teşekkür
Filistin'de yaşananlara karşı dik duruş sergileyen İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e hak ettiği diplomatik nezaketin gösterilmesi gerektiğini savunan Yavuz Ağıralioğlu, sözlerini sembolik bir adımı paylaşarak tamamladı:
"Soykırım başladığı günden itibaren aralıksız bir şekilde özgür Filistin çığlıkları İspanya semalarından dünyaya duyulmuştur. Pedro Sanchez, diplomaside kalbimizle ağırlanmaya, uğurlarken de Türk milletinin dualarıyla uğurlanmaya değer kıymetli bir devlet başkanıydı. Biz de bu hassasiyete bir teşekkür olarak İspanya bayrağını, Filistin bayrağını ve Türk bayrağını, sembolik olarak nezaketimizi kabul etsinler diye partimizin genel merkezinin önüne astık."