YİTİK DÜŞLER ATLASI

Abone Ol

Zamana Karşı Taşınan Şiirler

İzan Yayıncılık etiketiyle yayımlanan Yitik Düşler Atlası, tüm kitap satış noktalarında okurla buluşuyor.

425 sayfalık bu şiir toplamı; aşkın en kırılgan hâllerinden devrimin en sert yankılarına, oradan mitolojinin kadim gölgelerine uzanan uzun bir yürüyüşün izlerini taşıyor.

Bir aşkın küllerinden geçiyor bu şiirler.
Bir devrimin sessizliğinden.
Kadim tanrıların unutulmuş gölgelerinden…

Bazı dizeler yarım kalmış bir sevda gibi.
Bazıları gece yürüyen bir isyan gibi.

425 sayfa boyunca; aşk, direniş ve mitoloji konuşuyor.

Burada şiir süs değildir.
Hafızadır.
Direniştir.

Yitik Düşler Atlası, içindeki sesi susturmayanların kitabı.

Bazı şiirler zamana yazılmaz; zamana karşı taşınır.

Bu kitap bir yere ait değildir.
Bir hatırat da değildir; çünkü anlatılanlar geçmişte kalmadı.
Bir itiraf değildir; çünkü yaşananların gizlisi saklısı yok.

Bu kitap, bir dönemin içine sıkışmış bir hayatın kendine açtığı bir nefes aralığıdır.
Bir zamana, bir mekâna, tek bir hikâyeye sığmaz.
Aşkı da taşır, devrimi de; kadim bir söylencenin bugüne düşen küllerini de.
Bazen bir sevgilinin adını, bazen bir halkın yarım kalmış cümlesini fısıldar.

Şiir, burada anlam üretmek için değil; anlamın yerinden oynadığı anları kayda geçirmek için vardır.

Sözcükler bir düzen kurmaz, bir çatlağı görünür kılar.
Çünkü bazen hakikat, ancak kırıldığında fark edilir.

Yitik Düşler Atlası, bireysel olanla toplumsal olanın; bugünle kadim zamanların, aşk ile direncin aynı şiir zemininde çarpıştığı bir yürüyüştür.

Bu dizelerde; yarım kalmış sevdalar, bastırılmış umutlar, mitolojik çağrışımlar ve bugünün insanı yan yana durur.

Şiir, burada yalnızca bir duygu aktarımı değil; hatırlama, itiraz etme ve yeniden kurma çabasıdır.
Sessizlikle, kayıpla ve zamanla konuşur.

Bu kitap, içinde “keşke” taşıyanlara, ama “kendim için” demeyi öğrenenlere…

Hiçbir kalıba sığmamayı seçenlere ve sonunda kendine dönenlere…

“Bitti” sandığı yerden başlayanlara, geceden sabaha yürüyen yüreklere…

Burada şiir süs değildir.
Şiir, hayatta kalma biçimidir.
Sessizlik korkudan değil, bilinçten doğar.

Bu sayfalardaki her şiir, bir duvarın ardında tutulmuş bir düşüncenin yürümeye devam edişidir.

Eğer bir öfke hissedilirse, o öfke yakıp yıkmak için değil, unutmamak içindir.
Eğer sükûnet hissedilirse, o sessizlik yenilginin değil, direncin sesidir.

Şiir, demire çarpan bir bahardır.
Bahar gecikir belki, ama yönünü asla şaşırmaz.

Buradaki şiirler bağırmaz.
Çünkü aşk her zaman yüksek sesle yaşanmaz.
Devrim bazen bir meydanda değil, bir bakışta, susarak bölünen bir ekmekte olur.
Mitoloji ise geçmişte kalmaz; insan hatırladıkça yürümeye devam eder.

Bu sayfalarda sokak vardır, dağ vardır, hücre vardır; ama en çok, bütün bunların içinden geçen ve kaybolmayan bir ses vardır.

Zaman burada doğrusal değildir.
Bir dize bin yıl geriye düşer, bir diğeri henüz yaşanmamış bir sabaha seslenir.

Bu kitap açıklanmak için yazılmadı.
Yanına alınmak için yazıldı.
Bir yolculukta, bir bekleyişte, bir direnişte.

Bazı şeyler okunur.
Bazı şeyler taşınır.
Bu, onlardandır.