Jeffrey Epstein davasına ilişkin ABD makamlarınca paylaşılan belgelerde yer alan Türkiye bağlantılı iddialar, deprem sonrası kayıp çocuk vakalarıyla birlikte yeniden kamuoyunun gündemine girdi. Meclis’e sunulan araştırma önergesi, yıllardır yanıtsız kalan soruları da beraberinde getirdi.
Özellikle 1999 Gölcük Depremi ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası kaybolan çocuklara ilişkin verilerin kamuoyuyla yeterince paylaşılmaması, Epstein dosyalarında geçen iddialarla birlikte değerlendirildiğinde ciddi bir tabloyu ortaya koyuyor.
Resmi veriler neden açıklanmıyor?
Kayıp çocuklara ilişkin TÜİK ve ilgili kurumların uzun süredir güncel ve ayrıntılı veri paylaşmaması dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu eksikliğin hem adli süreçleri hem de kamu denetimini zayıflattığı görüşünde birleşiyor. Meclis’e sunulan önergeyle birlikte, bu verilerin neden açıklanmadığı sorusu yeniden gündeme taşındı.
Depremler sonrası denetim boşluğu iddiası
Özellikle büyük depremler sonrası yaşanan kaos ortamında, çocukların kimliksiz kalabildiği ve denetim mekanizmalarının zayıfladığına ilişkin iddialar daha önce de dile getirilmişti. Epstein dosyalarında yer alan “uluslararası ağ” iddiaları, bu dönemlerde yaşanan kayıpların yeniden incelenmesini zorunlu kılıyor.
Toplumsal kaygı büyüyor
Çocuk hakları savunucuları, iddiaların yalnızca geçmişe değil, mevcut güvenlik ve denetim sistemlerine de ışık tuttuğunu belirtiyor. Meclis’te kurulması talep edilen araştırma komisyonunun, hem geçmiş kayıp vakalarını hem de güncel riskleri ele alması gerektiği ifade ediliyor.
Epstein dosyası: Kayıp çocuk iddiaları neden gündemde?
Epstein belgelerinde yer alan Türkiye bağlantıları ile deprem sonrası kayıp çocuklara ilişkin iddialar yeniden tartışma yarattı. Gözler yıllardır açıklanmayan verilere çevrildi.
Bunlar da ilginizi çekebilir