Mersin'in Anamur ilçesinde yaklaşık 200 yıllık tarihi su değirmeni, Toros Dağlarından gelen kar sularıyla dönmeye devam ediyor. Dededen toruna aktarılan değirmen, doğal yöntemlerle mısır unu üretirken, Anadolu'nun köklü üretim kültürünü de gelecek nesillere taşıyor.

İlçeye bağlı Güngören Mahallesi'nde bir dönem bölgenin en önemli üretim merkezlerinden biri olan tarihi değirmen, teknolojik gelişmelere rağmen geleneksel yöntemlerle faaliyetini sürdürüyor. Yağışların ardından su kaynaklarının yeniden güçlenmesiyle birlikte değirmenin çarkları da yeniden dönmeye başladı.

Mahallede 'Gezgin Onur' olarak tanınan Onur Çınar, çocukluk yıllarından bu yana içinde büyüdüğü değirmeni büyük bir özveriyle işletiyor. Ailesinden kalan tarihi mirası korumaya çalıştığını belirten Çınar, değirmenin yalnızca kendilerine ait olmadığını, bölgenin ortak kültürel hafızasının bir parçası olduğunu söyledi. Çınar, 'Bu değirmen bize dededen kalan bir miras. Sonrasında ben devraldım. İnşallah benden sonra da devam edecek. Burada hem vatandaşlarımızın ürünlerini öğütüyoruz hem de bu kültürün kaybolmaması için mücadele ediyoruz. Ömrüm yettiği sürece bu değirmeni yaşatmaya devam edeceğim' dedi.

Geçmişte köyün üretim ve buluşma merkeziydi

Güngören Mahallesi Muhtarı Murat Tere ise geçmişte mahallede üç tarihi su değirmeninin bulunduğunu, bunlardan birinin zamanla faaliyetini durdurduğunu, bugün ise iki değirmenin ayakta kaldığını söyledi.

Eskiden köyde yoğun mısır üretimi yapıldığını anlatan Tere, değirmenlerin sadece üretim yapılan yerler değil, aynı zamanda sosyal yaşamın merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Tere, 'Yıllar önce köyümüzde yüzlerce ton mısır üretilirdi. Değirmenlerin önünde uzun kuyruklar oluşurdu. İnsanlar sıra beklerken sohbet eder, çayını kahvesini içerdi. Burası aynı zamanda insanların buluşma noktasıydı' diye konuştu.

Göç ve kuraklık geleneksel yapıları zorluyor

Mahallede genç nüfusun giderek azaldığını belirten Tere, tarımsal üretimde yaşanan gerilemenin tarihi değirmenlerin geleceğini de etkilediğini söyledi.

Yaklaşık 140 hanenin bulunduğu mahallede nüfusun 330 civarında olduğunu kaydeden Tere, su kaynaklarının yetersizliği ve tarımsal faaliyetlerin azalması nedeniyle gençlerin köylerden ayrıldığını dile getirdi.

'Bu değirmenler köyün hafızası'

Geçmişte Güngören ve çevresinde çok sayıda su değirmeninin bulunduğunu belirten Tere, ilgisizlik ve göç nedeniyle çoğunun zamanla yok olduğunu söyledi. Bugün ayakta kalan iki tarihi değirmenin korunmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Tere, 'Bu değirmenler köyümüzün tarihidir, kültürüdür. Sadece taş ve sudan oluşan yapılar değildir. Geçmişimizin, emeğimizin ve üretim kültürümüzün canlı tanıklarıdır. Bu mirasa sahip çıkmak hepimizin görevidir' dedi.

Değirmende sadece mısır değil, vefa da öğütülüyor

Torosların eteklerinden gelen berrak suyun döndürdüğü değirmen taşı, yalnızca mısırı una dönüştürmüyor; yılların emeğini, alın terini ve Anadolu'nun köklü üretim kültürünü de geleceğe taşıyor.

Dededen toruna aktarılan tarihi su değirmeni, bugün Onur Çınar'ın gayretiyle ayakta kalırken, Güngören Mahallesi'nde kültürel mirasın yaşatılmasının da simgesi olmayı sürdürüyor.

Muhabir: Sonses .tv