Kahramanmaraş’ın kalbi Tarihi Taş Han Çarşısı, unutulmaya yüz tutan bir kültürel mirasa ev sahipliği yapıyor. Yarım asırdır çarşıda esnaflık yapan Hasan Gündoğdu, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan ve geçmişi 150 yıla dayandığı tahmin edilen "Maraş Abaları"nı gelecek kuşaklara aktarmak için adeta zamanla yarışıyor.
Babadan oğula aktarılan esnaflık geleneğini 1961 yılından bu yana sürdüren Gündoğdu ailesi, dükkanlarında sadece ticaret değil, bir kentin hafızasını da barındırıyor. Çarşı kültürüyle büyüyen Hasan Gündoğdu, ağabeyinden devraldığı bu nadide koleksiyonu büyük bir hassasiyetle koruyor.
"Köy Köy Gezerek Sadece 5 Adet Bulabildik"
Söz konusu abaların hikayesi yaklaşık 35 yıl öncesine dayanıyor. Gündoğdu’nun 2020 yılında vefat eden ağabeyi, Anadolu’nun köylerini kapı kapı dolaşarak o dönemde bile bulunması imkansız olan bu kıyafetlerden sadece 5 adet toplayabildi. Günümüzde ise bu eserlerin üretimi tamamen durmuş durumda.
Koleksiyonun en değerli parçalarından biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, diğeri ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a takdim edildi. Gündoğdu’nun elinde şu an sadece 3 adet aba kaldı. Uzmanlar, kumaş ve işleme yapısına göre bu eserlerin 150 yıllık bir geçmişe sahip olabileceğine dikkat çekiyor.
Akademisyenler İnceledi: Değeri Biçilemiyor
Tarihi abalar, üniversitelerden gelen akademisyenler tarafından da mercek altına alındı. Yapılan incelemeler sonucunda eserlerin maddi bir karşılığının olmadığı, "paha biçilemez" kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Gündoğdu, eserleri satmaktan ziyade kültürel bir miras olarak yaşatmayı öncelik haline getirdiğini vurguluyor.
45 yıldır mesleğin içinde olan Hasan Gündoğdu, bu özel parçaların artık günlük kullanım için değil, müzelik bir değer olarak görülmesi gerektiğini savunuyor. Değerini gerçekten bilen bir alıcı çıkana kadar bu sessiz tanıkları Taş Han’daki dükkanında sergilemeye devam edeceğini belirtiyor.
Maraş abaları, el işçiliği ve dokuma kalitesiyle Anadolu’nun tekstil tarihine ışık tutuyor. Gündoğdu’nun sergilediği bu dik duruş, dijitalleşen dünyada geleneksel sanatların ve kültürel kodların ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.





