Osmanlı döneminden bile eskiye dayanan köklü bir geçmişe sahip olan kalaycılık zanaatı, günümüzde modern mutfak araç gereçlerine karşı direnmeyi başarsa da "usta-çırak" zincirinin kopmasıyla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kahramanmaraş’ta 11 yaşında başladığı bu zorlu mesleği 16 yıldır sürdüren 27 yaşındaki Cumali Doğan, kapalı çarşının koridorlarında tüten son ocaklardan birinin başında duruyor.

"Onlarca Ustadan Sadece 6-7 Kişi Kaldık"

Geçmişte Kahramanmaraş Kapalı Çarşı’da her köşebaşında bir kalaycı dükkanına rastlamanın mümkün olduğunu hatırlatan Doğan, bugün sayılarının bir elin parmaklarını geçmediğini vurguladı. Bakır mutfak eşyalarına olan ilginin artmasına rağmen usta sayısının dramatik bir hızla azaldığını belirten genç usta, "Biz bu ateşi yakmaya devam ediyoruz ama çırak yetişmiyor. Eskiden onlarca usta vardık, şimdi 6 ya da 7 kişi kaldık" diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu.

Sabır ve Ustalık Gerektiren Meşakkatli Süreç

Tamamen el emeğine dayanan kalaylama işlemi, göründüğünden çok daha fazla sabır ve deneyim istiyor. Bakır kapların harlı ateşte ısıtılmasından, kalay madeninin özel bir akı maddesiyle (nişadır) eritilerek yüzeye işlenmesine kadar her aşama büyük titizlik gerektiriyor. Doğan, kalayın yüzeye eşit ve pürüzsüz yayılması için geleneksel bir yöntem olan "tavuk tüyü" kullanmaya devam ettiklerini belirterek, bu mesleğin makineleşemeyecek kadar ruh taşıdığını ifade etti.

Kültürel Mirasın Sessiz Çığlığı

Mesleğini aile geleneği olmamasına rağmen tamamen ilgi ve emekle öğrendiğini söyleyen Doğan, kalaycılığın sadece bir iş değil, Türkiye’nin kültürel mirası olduğuna dikkat çekti. Gençlerin bu meşakkatli ve ateşli işe ilgi göstermemesi halinde yüzyıllardır süregelen bu zanaatın bir kuşak sonra tamamen tarihe karışacağı uyarısında bulunan genç usta, "Çırak yoksa meslek de biter. Bu ocağın sönmemesi için mesleğe sahip çıkılmalı" dedi.

Muhabir: Sonses .tv