Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grubu tarafından Madımak olaylarının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla verilen meclis araştırması önergesi üzerine söz alan Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, yakın tarihin karanlık sayfalarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Madımak ve Başbağlar katliamlarının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan Ekmen, 1993 yılında yaşanan faili meçhul cinayetlerin ve kitlesel trajedilerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Gerçek ve kalıcı bir toplumsal barışın ancak geçmişteki acılarla cesurca yüzleşilmesiyle inşa edilebileceğini ifade etti.

Genel Kurul kürsüsünden yargı pratiklerine ve meclis araştırmalarına yönelik eleştirilerini sıralayan Ekmen, toplumsal hafızada derin yaralar açan Madımak katliamının üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen sis perdesinin tamamen aralanamamış olmasının kabul edilemez bir durum olduğunu savundu. Siyasi parti temsilcilerinin de bu olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması gerektiği fikrine karşı çıkmayacağını belirten Ekmen, hukuki süreçlerin tarafsız ve eksiksiz işletilmesinin önemine dikkat çekti.

"1993 Yılı Bir Örtülü Darbe Dönemidir"

Tarihsel kronolojiye atıfta bulunarak Madımak katliamının tekil bir olay olarak görülemeyeceğinin altını çizen Ekmen, şunları söyledi:

"Eğer biz Sivas'ı, Çorum'u zamanında tam anlamıyla aydınlatabilmiş olsaydık, belki de bugün Madımak’ın karanlıkta kalan noktalarını tartışmıyor olacaktık. 1993 yılı, Türkiye siyasi tarihinde bir 'örtülü darbe yılı' olarak kabul edilmektedir. 33 askerimizin şehit edilmesinden Madımak ve Başbağlar katliamlarına, Adnan Kahveci ve Eşref Bitlis'in şüpheli ölümlerinden Bahtiyar Aydın ve eski Milletvekili Mehmet Sincar’ın katledilmesine kadar uzanan zincirleme olaylar, o dönemin ne denli karanlık eller tarafından kurgulandığını açıkça göstermektedir. Bugün dönüp baktığımızda, Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızı ve otel çalışanımızı anarken, hemen ardından gelen ve yine karanlık odaklarca planlanan Başbağlar katliamını da aynı masada değerlendirmek zorundayız."

"Büyük İç Barış Eşit Vatandaşlıkla Mümkündür"

Geçmiş dönemlerde TBMM çatısı altında kurulan araştırma komisyonlarının ve hazırlanan raporların raflarda tozlanmaması gerektiğini belirten Ekmen, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu müktesebatına Madımak, zorunlu göç ve faili meçhullerle ilgili raporların da dahil edilerek kapsamlı bir analiz yapılması çağrısında bulundu.

Toplumsal huzurun temel şifresinin kanunların ötesinde bir zihniyet değişimi olduğunu ifade eden Ekmen, "Hedeflediğimiz büyük iç barış, yalnızca belirli kesimlere yönelik hukuki düzenlemelerden ibaret kalamaz. Alevi’siyle Sünni’siyle, her türlü yaşam tarzına, felsefi inanca sahip olan ya da olmayan, inançlı veya inançsız tüm vatandaşlarımızın kendisini aynı hukuki güvence altında hissettiği, 'eşit vatandaşlık' duygusunu iliklerine kadar yaşayabildiği bir Türkiye'yi var etmek zorundayız. Provokasyonların ve karanlık kurguların toplumsal bir karşılık bulamayacağı çoğulcu, demokratik ve hoşgörülü bir siyasi iklimi el birliğiyle kurmalıyız. Provokatörleri lanetlemek yetmez; bu provokasyonlara zemin hazırlayan sosyal iklimi de kökten değiştirmeliyiz" diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Sonses .tv