Bir kent konseyinin başarısı, kaç toplantı yaptığıyla değil, kentin sorunlarına ne kadar çözüm ürettiğiyle ölçülür. Peki Anamur Kent Konseyi, geçmiş dönemde önüne çıkan engelleri aşabildi mi? Yeni yönetim bu bayrağı daha ileriye taşıyabilecek mi?
Anamur Kent Konseyi, gerçekleştirdiği genel kurulun ardından yeni yönetimiyle yoluna devam ediyor. Her yeni yönetim, beraberinde yeni umutlar, yeni projeler ve yeni beklentiler getirir. Ancak Anamur'da Kent Konseyi söz konusu olduğunda yalnızca yeni isimleri konuşmak yetmez. Geçmiş dönemde yaşananları, hayata geçirilemeyen projeleri ve cevap bekleyen soruları da masaya yatırmak gerekir.
Çünkü mesele yalnızca bir başkanın değişmesi değil, Anamur'un ortak aklının ne kadar yaşatılabildiğidir.
Bir masa etrafında değil, sahada çalışma hedefi
Anamur Belediye Başkanı Durmuş Deniz, Ziraat Mühendisi Kamil Körhasanoğlu, Yaşar Yiğit ve Şeref Koz gibi isimlerin de katkılarıyla Kent Konseyi konusunda yeni bir hareketlilik başladı. Ön çalışmaların ardından başkanlığa getirilen Ziraat Mühendisi Kamil Körhasanoğlu öncülüğünde, kentin sorunlarına çözüm üretme hedefiyle yola çıkıldı.
Körhasanoğlu'nun yaklaşımında, yalnızca toplantı yapan bir yapı olmak yerine sahada çalışan, üreticiyi dinleyen ve kurumlarla iletişim kuran bir kent konseyi anlayışı öne çıkıyordu.
Ne var ki daha ilk adımlardan itibaren Kent Konseyi hakkında kamuoyunda bir tartışma başladı: “Belediyenin arka bahçesi mi olacak?”
Geçmiş dönemin çalışmalarına bakıldığında, bu tartışmanın gerisinde farklı bir tablonun bulunduğu görülüyor. Kent Konseyi'nin belediyenin arka bahçesi olduğu iddiasının aksine, belediyeyle yeterli koordinasyonun sağlanamadığı, projelerin destek bulmakta zorlandığı yönünde eleştiriler gündeme geldi.
Arka bahçe denildi ama kapılar açıldı mı?
Bir kent konseyi, doğası gereği yerel yönetimlerle iş birliği yapmalı; sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, dernekler, kamu kurumları ve vatandaşlar arasında köprü görevi üstlenmelidir.
Anamur Kent Konseyi'nin geçmiş dönemde izlediği yol da bu anlayışa dayanıyordu. Sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler ziyaret edildi, çeşitli kesimlerle görüşmeler yapıldı, kentin sorunları için ortak çalışma zemini arandı.
Ancak asıl mesele, bu çabaların ne kadar karşılık bulduğuydu.
Kent Konseyi yönetiminin belediye birimleriyle iletişim kurmakta, taleplerini muhataplarına ulaştırmakta ve projeleri için destek sağlamakta güçlük çektiği yönündeki eleştiriler dikkat çekiciydi. Bazı taleplerin cevapsız kaldığı, önerilerin yeterince değerlendirilmediği ve ortak çalışma beklentisinin karşılanamadığı ifade edildi.
Şimdi burada durup sormak gerekiyor:
Bir kent konseyi belediyenin arka bahçesi olmakla suçlanırken, belediye ile sağlıklı bir iletişim kuramıyorsa bu çelişki nasıl açıklanacak?
Elbette her proje kabul edilmek zorunda değildir. Her talebin karşılanması da mümkün olmayabilir. Ancak bir öneriye katılmamak başka, onu değerlendirmemek başkadır. Kentin yararına sunulan projelerin gerekçeleriyle birlikte ele alınması, yerel demokrasinin temel gereğidir.
Bir proje hayata geçti, peki diğerleri neden bekledi?
Kamil Körhasanoğlu başkanlığındaki dönemde bütün bu tartışmalara rağmen somut sonuç veren çalışmalar da oldu.
Bunlardan biri, Kaş Pazarı Mera Projesi olarak anılan çalışmanın tamamlanmasıyla hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilere destek sağlanmasıydı. Projenin hayata geçirilmesi, Kent Konseyi'nin yalnızca fikir üreten değil, uygun koşullar oluştuğunda sahada karşılık bulabilecek çalışmalar da geliştirebileceğini gösterdi.
Ancak bir projenin başarıya ulaşması, diğer projelerin neden beklediği sorusunu da beraberinde getirdi.
Anamur denildiğinde akla ilk gelen sektörlerin başında muz, çilek ve tropikal meyve üretimi geliyor. Kent Konseyi'nin bu alanlarda üreticilerin sorunlarını gündeme taşıması, tarımsal ve bitkisel atıkların değerlendirilmesi için çalışmalar önermesi de bu nedenle önemliydi.
Üstelik dönemin başkanı Kamil Körhasanoğlu, tarımsal üretim konusunda yıllardır çalışan, muz ve çilek yetiştiriciliği alanında deneyim sahibi olan ve bu konularda kitaplar yayımlayan bir ziraat mühendisiydi. Anamur'un tarımsal potansiyelini bilen bir ismin, üreticilerin sorunlarına yönelik öneriler geliştirmesi doğal bir beklentiydi.
Buna rağmen bazı sektör temsilcilerinin ve dernek yöneticilerinin Kent Konseyi'nin bu alanlardaki girişimlerine mesafeli yaklaştığı, hatta çalışmalarına müdahale edilmesini istemedikleri yönünde eleştiriler dile getirildi.
Oysa burada sorulması gereken soru oldukça açık:
Muzun, çileğin ve tropikal meyvelerin başkenti olma iddiasındaki Anamur'da, tarımın sorunlarını konuşmak kimin rahatsız olacağına göre mi şekillenecek?
Kent Konseyi'nin görevi bir meslek örgütünün ya da derneğin yerine geçmek değildir. Ancak kenti ilgilendiren konularda ortak akıl oluşturmak, farklı kesimleri bir araya getirmek ve çözüm önerileri geliştirmek de bu yapının temel işlevlerinden biridir.
Bu nedenle muz, çilek, tropikal meyve üretimi ve bitkisel atıkların değerlendirilmesi gibi konuların rafa kaldırılması yerine, ilgili bütün tarafların katılımıyla tartışılması gerekirdi.
Kentin ortak aklı neden yeterince buluşamadı?
Geçmiş dönemde sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve kanaat önderleriyle ortak çalışma girişimlerinin yeterli karşılığı bulamadığı yönündeki değerlendirmeler de dikkat çekiyor.
Oysa bir kentin geleceği yalnızca belediye başkanının, belediye meclisinin veya birkaç kurum yöneticisinin kararlarıyla şekillenmez. Kentin üreticisi, esnafı, akademisyeni, sivil toplum kuruluşu ve vatandaşı da bu sürecin parçasıdır.
Kent konseyleri tam da bu nedenle vardır.
Farklı düşünceleri bir araya getirmek, ortak sorunları belirlemek ve çözüm yolları geliştirmek için…
Bir kent konseyi etkisizleştirilirse kaybeden yalnızca o kurumun yöneticileri olmaz. Kentin farklı kesimlerini buluşturacak bir platform da zayıflar.
Bu nedenle geçmiş dönemde yaşandığı belirtilen iletişim sorunlarının ve destek eksikliğinin yeni dönemde tekrarlanmaması gerekiyor.
Yeni başkan Bünyamin Kozak'a önemli görev düşüyor
Genel kurulun ardından Kent Konseyi başkanlığına Bünyamin Kozak'ın getirilmesiyle yeni bir dönem başladı. Böylece Anamur'da tarım alanında uzman bir ismin daha bu görevi üstlenmesi, özellikle üretim ve tarımsal kalkınma konusunda yeni beklentiler oluşturdu.
Bünyamin Kozak'ın da muz, çilek ve tropikal meyve üretimi başta olmak üzere Anamur'un temel meselelerine yönelik çalışmalar geliştirmesi bekleniyor.
Ancak yeni yönetimin önünde kolay bir görev bulunmuyor.
Öncelikle geçmiş dönemde yaşanan iletişim sorunlarının nedenleri anlaşılmalı. Ardından belediyeyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, siyasi partilerle, meslek örgütleriyle ve üreticilerle kalıcı bir iş birliği zemini oluşturulmalı.
Yeni yönetimin hangi projeleri hayata geçireceğini, hangi sorunlara öncelik vereceğini ve kentin farklı kesimleriyle nasıl bir çalışma modeli geliştireceğini zaman gösterecek.
Ancak daha ilk toplantıdan itibaren kamuoyunun dikkatini çeken ayrıntılar da var.
Toplantı sırasında servis edilen fotoğrafta, özel sektöre ait bir salondaki duvarda yer alan marka görseli tartışma konusu oldu. Bu görüntü, bazı vatandaşlar tarafından sorgulandı ve anlamlandırılmaya çalışıldı.
Elbette tek bir fotoğraf üzerinden yeni yönetimin çalışmaları hakkında kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Bir toplantının yapıldığı mekân veya arka plandaki bir görüntü, tek başına bir kurumun bağımsızlığı hakkında karar vermeye yeterli değildir.
Ancak kamu kurumlarıyla, özel sektörle ve sivil toplumla ilişkilerde şeffaflık kadar görüntünün ve kamuoyunda oluşan algının da önemli olduğu unutulmamalıdır.
Bünyamin Kozak'ın bu konudaki hassasiyetini ortaya koyması, yeni yönetimin ilk günden itibaren güven veren bir anlayış sergilemesi açısından önem taşıyacaktır.
Asıl mesele isimler değil, Anamur'un geleceği
Şimdi yeni bir dönem başlıyor.
Geçmişte yaşanan sorunları kişisel tartışmalara dönüştürmek yerine, bunlardan ders çıkarmak gerekiyor. Yeni yönetimin önceliği, kimin hangi göreve geldiğinden çok, Anamur için hangi projelerin üretileceği olmalı.
Muz üreticisinin sorunu, çilek üreticisinin beklentisi, tropikal meyve yetiştiricisinin geleceği, tarımsal atıkların değerlendirilmesi, çevrenin korunması ve kent yaşamının geliştirilmesi…
Bütün bunlar, Kent Konseyi'nin çalışma gündeminde yer alabilecek başlıklar.
Bunun için belediyenin kapıları açık olmalı. Sivil toplum kuruluşları ortak çalışmaya istekli davranmalı. Sektör temsilcileri kendi alanlarının dışındaki önerilere de kulak vermeli. Kent Konseyi yönetimi ise her kesime eşit mesafede durarak bağımsızlığını ve güvenilirliğini korumalı.
Çünkü bir kent konseyi ne belediyenin arka bahçesi olmalı ne de kurumlar arasında yalnız bırakılmış bir yapı hâline gelmeli.
Kent Konseyi, Anamur'un ortak aklı olmalı.
Bünyamin Kozak ve yeni yönetimine düşen görev de bu anlayışı hayata geçirmek, geçmişin tartışmalarını geride bırakmak ve Anamur için kalıcı projeler üretmektir.
Biz de gazeteciler olarak yeni yönetimin çalışmalarını, projelerini ve sonuçlarını izlemeye devam edeceğiz.
Çünkü önemli olan kimin başkan olduğu değil, Anamur'un bu süreçten ne kazandığıdır.
Sözün özü: Anamur Kent Konseyi'nin yeni döneminde temennimiz, fotoğrafların değil projelerin, tartışmaların değil çözümlerin, kişisel hesapların değil Anamur'un geleceğinin konuşulmasıdır.