Ünlü şairimiz Sunullah Arısoy, bir şiirinde,
“Erciyes’e çıktım, üşüdüm;
Demek ki
Güneşe yakın olmak
Üşümeye engel değil.”
Demişti, bir şiirinde.
Şimdi soruyorum:
-Gerçekten Güneş’e yakın olmak üşümeye engel değil midir; yoksa değerli şair, şiir diliyle farklı bir şey mi söylüyor?
Sevgili şairin bu imgesel anlatımında, bir gerçeklik mi, yoksa birçok gizli/saklı kalmışlığın gün yüzüne nasıl çıkabileceğine dair bir ön fikir mi anlatılıyor?
Ben bu dizelerin, biraz edebiyat sever hayalciliği ile, iktidara yakın olmanın bile, had bilmezliği, hatta sistemi/mevkii çıkarları için kullanmayı, moda terimle “nepotizmi” kadir kıymet; hatta değer ve yetenek/ yeterlilik bilmezliği örtemeyeceğini anlattığını düşünüyorum.
Burada şu soru bir daha ortaya çıkıyor:
-Toplumsal etik ihmal edilebilir mi?
- İnançsal/ Dinsel değerler sanıldığı kadar yaşamımızı düzenleyebilir mi? Düzenleyebiliyor olabilir mi?
- Bireysel ve toplumsal hayatımızı düzenleyecek ölçütler sabit ölçütler midir? Bu ölçütler, çağa, siyasal yaşama ve onu düzenleyen iktidarlara dinsel—inançsal-- sosyal ve toplumsal önem kazanmış değerler üzerinden mi şekillenebilir?
Evet, biliyoruz, dün saraya, bugün iktidara yakın olanlar sütün kaymağını yediler; ama bugün diyoruz ki:
Yeter artık!
Öğrendik, “Güneşe yakın olmak üşümeye engel değil.” Güneşe yakın olsanız da halkın hakkını yerseniz,
ÜŞÜRSÜNÜZ!
Ahmet Ümit Aloğlu, 03 Ekim 2026, Kuzucubelen