Türk Tiyatrosu’nun duayen isimleri Rutkay Aziz ve Taner Barlas Nazıım Hikmet’in Yolcu oyunuyla Mersin’e geliyor.

Oyun 18 Şubat Çarşamba günü Saat 20.30’da Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi ve 19 Şubat Perşembe günü Saat:20.30’da Silifke Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Oyun künyesi

YAZAR: NAZIM HİKMET

YÖNETMEN: RUTKAY AZİZ

DIŞ SES: ALTAN GÖRDÜM

YÖNETMEN YARDIMCILARI: ANDAÇ SAYIN, ENES SARI

DEKOR TASARIM: SERKAN KAVURT

IŞIK TASARIM: MAHMUT ÖZDEMİR

KOSTÜM TASARIM: RABİA KİP

AFİŞ TASARIM: DİLEK SEFEROĞLU

AFİŞ FOTOĞRAF: EMRE MOLLAOĞLU

EFEKT TASARIM: CEM ÖĞET

MÜZİK TASARIM: MAZLUM ÇİMEN

TEKNİSYENLER: EMRE BOYUNEĞMEZ, HÜSEYİN UÇURTMA

OYUNCULAR;

RUTKAY AZİZ

TANER BARLAS

EKİN AKSU

ÖZCAN ALPAR

ENES SARI

Oyun Özeti

“Bir istasyon, üç insan, bir ülkenin vicdanı.”

Nazım Hikmet’in dizelerindeki yoksulluğun, sessizliğin, özlemin uğultuları bu kez Kuvayi Milliye ruhunun filizlendiği seferberlik yıllarında, karlı ve ıssız bir Anadolu istasyonunda karşımıza çıkıyor.

Nazım Hikmet’in Yolcu'su; yalnızlığın, bekleyişin ve suskunluğun ortasında sıkışan, yarınlara umutla bakan üç yalnız insanın içindeki yangını, bugünün seyircisine yeniden soruyor.

“Yolcu”da olay, 1921’de Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın en hareketli ve en kritik günlerinde, Batı Anadolu’nun kuş uçmayan, kervan geçmeyen küçük bir kasabasındaki demiryolu istasyonunda geçer. Biri gözünü, öteki ayağını cephede yitiren ve dolayısıyla çürüğe ayrılan istasyon şefi remakasçısı, bir de istasyon şefinin karısı… Oyun, bir arada yaşayan, daha doğrusu yaşamak zorunda kalan bu insanların kısır döngü içinde, kendileriyle ve birbirleriyle olan çatışmalarından dolayı, çok yakınlarına kadar gelen düşmanı ve ona karşı verilen topyekün Kurtuluş Savaşı'nı fark edemeyecek denli körleşmelerini işler. Ancak bireysel kusurları ya da zaafları değil, yoksulluk, yalnızlık ve yazgılarına terk edilmişliktir onları bu duruma iten.

Böylesine olumsuz koşullar nedeniyle bunalıma düşerler. Karısını aşırı derecede kıskanan İstasyon Şefi, onun kendini makasçısıyla aldattığını düşünür. Zamanla bu düşünce beynini öylesine kemirir ki, adeta Rus Ruleti örneği, dama oynar Makasçısıyla. Yapılan her hamlede tetiğe basılır. Ve sonunda karısını ve onu öldürmek için silahını çeker. Oysa boştur silah. Bu yazarın ustaca yarattığı bir gerilimdir. Çünkü onların bu bunalım ve saplantılarından kurtulması, böylesi olaylara değil, kararmış beyinlerinin aydınlanmasıyla olacaktır ancak. Bunu başaracak olan da Yolcu’dur. Nitekim çatışmanın doruk noktasında gelir o. Anadolu içlerine kadar ilerleyen düşmanı, ona karşı verilen mücadeleyi anlatır. Yol kesen, köylüden haraç toplayan eşkıyalara ve işbirlikçilere öfkesini dile getirir. Yolcu’nun sevinci ve öfkesi de onlardan çok farklıdır. Kaçınılmaz olarak etkilenirler, bir anda dünyaları değişir her üçünün de.