MTSO soruşturması tartışılırken “yanındayız” mesajları dikkat çekiyor. Yargı işini yapsın, basın gerçekleri yazsın, algı değil hukuk konuşsun.

MTSO soruşturmasında “yanındayız” tartışması

Sosyal medyada birileri düğmeye bastı galiba. Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü soruşturmalar kapsamında gözaltına alınanlara yönelik, daha soruşturmanın başında “yargısız infaz yapılıyor” söylemleri yükselmeye başladı. Halkın sofrasına kadar uzanan iddiaların araştırıldığı böyle bir süreçte, kamuoyu oluşturmak yerine biraz beklemek, yargının işini yapmasına fırsat vermek daha doğru olmaz mı?

MTSO yönetiminin, başkan ve üyelerinin gözaltına alınmasının ardından basına ve sosyal medyada yorum yapanlara “yargısız infaz yapmayın” uyarısında bulunması da dikkat çekici. Elbette kimse soruşturma tamamlanmadan suçlu ilan edilemez. Masumiyet karinesi hepimiz için geçerlidir. Ancak basın da kendisine ulaşan ve doğruluğunu araştırdığı bilgileri kamuoyuna aktarmak zorundadır. “Basın yazıyor, biz konuşmayacak mıyız?” ikilemine de kimse düşmesin. Basın konuşacak, yazacak, soracak ve takip edecek. Çünkü kamuoyunun haber alma hakkı var.

Üstelik MTSO’nun üstüne binenlerin, Hakan Sefa Çakır ve gözaltındaki diğer isimler için “Yanınızdayız” başlıklı paylaşımlar yapması da ayrıca düşündürücü. Bırakın yargı işini yapsın. Eğer suçsuzlarsa zaten hukuk önünde ortaya çıkacaktır. Eğer ortada bir suç varsa, onun gereğini de yine hukuk yapacaktır. Kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesine karşıyım; ama aynı şekilde soruşturmanın konusu olan iddiaların üzerinin “yanındayız” açıklamalarıyla örtülmesine de karşıyım.

“Yanındayız” diyenlerle MTSO’nun itinayla hazırlanmış açıklamasını paylaşanlar, şöyle sıradan bir denetimden geçseler de hepimiz bir görsek! Ne var bunda? Temiz olanın hesabı sorulmaz, suçsuz olanın da korkacağı bir şey olmaz. Kamuoyu adına sorulan her soru “yargısız infaz” değildir. Bazen soru sormak, demokrasinin ve gazeteciliğin en temel görevidir.

Bırakın yargı konuşsun, algı sussun. Kim suçlu, kim suçsuz; bunu sosyal medya paylaşımları, destek mesajları ya da basın açıklamaları değil, hukuk ortaya çıkarsın. Basın da görevini yapmaya devam etsin. Çünkü halkın sofrasına dokunan her iddianın takipçisi olmak, bizim için tercih değil, sorumluluktur.