Belediyeler hizmet makamıdır. Bu makamlara siyasi bir sonuçla gelindiği için belediye başkanlarının siyaset yapma hakkı vardır. Hatta bu, görevlerinin doğal bir parçasıdır. Ama sadece belediye başkanlarının...
Ne var ki henüz kurumsal sistemini tam anlamıyla oturtamamış birçok belediyede bazı yöneticiler ve bürokratlar, hizmet üretmek yerine siyaset yapmayı tercih ediyor.
Belediye başkanları, yoğun tempo nedeniyle çoğu zaman yakın çevrelerinde olup biteni göremiyor. Bu nedenle kurum içinde oluşan yapıların etkisini ve ulaştığı gücü fark etmekte gecikebiliyor. Sonuçta belediyelerde tek başlı ya da çift başlı klikler ortaya çıkıyor.
Siyasi referanslarla göreve gelen bu kişiler, bir bürokrat gibi değil, adeta bir siyasetçi gibi davranıyor. Etki alanlarını genişletiyor, kadrolaşıyor ve zamanla kurum içinde adeta ahtapot gibi kollarını her yere uzatan bir düzen kuruyorlar.
Başkana olan yakınlıklarını ve kendilerine duyulan güveni; mobbing, baskı ve hegemonya aracına dönüştürüyorlar. Kendi ekiplerini oluşturuyor, kurumsal yapının yerine siyasi bir iskelet inşa ediyorlar.
Belediye başkanları kamuoyuyla, vatandaşla ve hizmetle meşgul olurken; onlar içeride güç dengelerini yönetmeye, kurumun iç dinamiklerini kontrol etmeye ve siyasi ağırlıklarını hissettirmeye çalışıyor.
Üstelik kurdukları düzen bozulmasın diye belediye başkanlarının adeta aynası oluyor, yalnızca duymak istediklerini söylüyorlar. Gerçekleri perdeleyerek oluşturdukları düzeni korumaya çalışıyorlar.
Kabul etmek gerekir ki çoğu zeki ve yetenekli insanlar... Ancak en büyük yanılgıları, görünmez olduklarını sanmalarıdır. Yaptıklarının, kurdukları düzenin ve gerçek niyetlerinin sonsuza kadar gizli kalacağına inanırlar. Oysa hiçbir yapı sonsuza kadar sır olarak kalmaz.
Bu nedenle belediye başkanlarının, kurumsal yapıyı koruyacak güçlü bir denetim mekanizması kurmaları şarttır. Ayrıca kurum içinde siyasetin tek sahibinin kendileri olduğunu açık biçimde ortaya koymaları; yöneticilerine ve çalışanlarına bu çizgiyi net şekilde hissettirmeleri gerekir.
Ben de hizmet alan bir vatandaş olarak, hiçbir kurumu hedef göstermeden ve nezaket sınırlarını aşmadan, sayın belediye başkanlarını bu konuda uyarmayı görev bildim. Çünkü kurumları içeriden çürüten yapılar, çoğu zaman dışarıdan görünen sorunlardan çok daha tehlikelidir.