Can Atalay meselesi, bir milletvekilinin görevine başlayıp başlayamamasının çok ötesinde, Türkiye'de hukukun üstünlüğünün ve Anayasa'nın bağlayıcılığının sınandığı önemli bir hukuk devleti meselesidir.
Anayasa Mahkemesi kararları, devletin herhangi bir kurumunun tercihine bırakılmış tavsiye metinleri değildir. Anayasa'nın 153. maddesi son derece açıktır: Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlar.
Can Atalay dosyasında yaşananlar, bu anayasal hükmün önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Anayasa Mahkemesi, Can Atalay'ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi. 22 Şubat 2024 tarihli, E.2024/43, K.2024/65 sayılı kararında ise milletvekilliğinin düşürülmesine dayanak yapılan sürece ilişkin son derece önemli hukuki değerlendirmelerde bulundu.
Yüksek Mahkeme, Can Atalay hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün varlığından söz edilemeyeceğini, Yargıtay'ın Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması yönündeki kararına hukuki değer atfedilemeyeceğini ve TBMM Genel Kurulunda gerçekleştirilen işlemin milletvekilliğinin düşmesine yönelik fiilî bir durum oluşturduğunu belirtti.
Kararın gerekçesinde yer alan bu tespitler, milletvekilliğinin hukuken sona ermediği yönündeki değerlendirmenin temelini oluşturmaktadır. Türkiye Barolar Birliği de 1 Ağustos 2024 tarihli açıklamasında, AYM'nin yokluk tespiti uyarınca Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşmediğini açıkça ifade etti.
Bütün bunlara rağmen Can Atalay'ın milletvekilliği görevini fiilen yerine getirememesi, hukukla fiilî durum arasındaki uçurumu derinleştirmiştir.
Tartışma, TBMM'nin resmî internet sitesinde Can Atalay'ın adının hâlâ "Milletvekilliği Sona Erenler" başlığı altında tutulmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır.
Anayasa hukukçusu Doç. Dr. Tolga Şirin'in dikkat çektiği bu mesele, basit bir internet sitesi güncellemesi olarak geçiştirilemez.
Devletin resmî kayıtları hukuki gerçekliği yansıtmak zorundadır. Bir kamu kurumu, kendi internet sitesindeki bir ifadeyi tekrarlayarak hukuki sonuç yaratamaz. Anayasal kararların sonuçlarını etkisizleştirecek biçimde kayıt tutamaz.
Burada sorulması gereken soru açıktır:
Anayasa Mahkemesinin kararları devletin bütün kurumlarını bağlıyorsa, bu kararların gereğini yerine getirmek neden hâlâ bir tercih gibi ele alınıyor?
Hukuk, işimize geldiğinde başvuracağımız, işimize gelmediğinde görmezden geleceğimiz bir metin değildir. Anayasa da devlet kurumlarının kendi aralarında yürüttüğü bir yetki tartışmasının nesnesi olamaz.
Can Atalay'ın şahsında yaşananlar; seçme ve seçilme hakkının, halk iradesinin, kişi özgürlüğünün ve anayasal güvencelerin nasıl korunacağına ilişkin temel sorular doğurmaktadır.
Bir yurttaşın oyuyla seçilmiş milletvekilinin hukuki statüsü, idari kayıtlarla tartışmalı hâle getirilemez. Meclis, halkın temsil edildiği yerdir. Millet iradesinin tecelli ettiği bu kurumun, anayasal kararların uygulanması konusunda herkesten önce sorumluluk taşıması gerekir.
Hukuki tartışmalar yapılabilir. Kararlar eleştirilebilir. Farklı yorumlar ortaya konabilir. Hiçbir kurum kendisini Anayasa'nın üzerinde konumlandıramaz.
Mesele yalnızca Can Atalay değildir.
Mesele, yarın başka bir yurttaşın, başka bir milletvekilinin, başka bir hak arayan insanın karşısına çıkabilecek aynı hukuki belirsizliktir.
Hukuk kişilere göre değişirse güvence olmaktan çıkar. Anayasa kurumların tercihine bırakılırsa anayasa olmaktan çıkar.
Can Atalay'ın milletvekilliğine ilişkin hukuki durumun AYM kararları ışığında yeniden değerlendirilmesi, TBMM kayıtlarının hukuki gerekçelerle uyumlu hâle getirilmesi ve milletvekilliği görevini yerine getirmesinin önündeki engellerin giderilmesi gerekir.
Bir hukuk devletinde mesele, kimin haklı olduğundan önce hukukun ne söylediğidir. Hukuk, en çok da güçlülerin uymak zorunda olduğu zaman gerçek anlamda hukuktur.
Can Atalay meselesinde savunulması gereken yalnızca bir kişinin hakkı değildir. Savunulması gereken; Anayasa'nın üstünlüğü, halkın temsil hakkı ve herkes için geçerli olması gereken hukuk güvencesidir.
Bir milletvekilini Meclis'ten uzak tutabilirsiniz. Adını bir internet sitesinde başka bir başlığın altına taşıyabilirsiniz. Bütün bunlar anayasal yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
HUKUK, İNTERNET SİTESİNDEKİ BİR BAŞLIĞA SIĞMAZ. ANAYASA, KURUMLARIN KEYFÎ YORUMLARINA TESLİM EDİLEMEZ.
Hukuk devletinde son sözü kayıtlar değil, hukuk söyler.
KAYNAKLAR VE HUKUKİ DAYANAKLAR
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, madde 84, 85 ve 153. Milletvekilliğinin sona ermesi, Anayasa Mahkemesine başvuru ve AYM kararlarının bağlayıcılığı.
2. Anayasa Mahkemesi, E.2024/43, K.2024/65, 22 Şubat 2024. 1 Ağustos 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan karar.
https://aym.gov.tr/media/9369/2024-65-nrm.pdf
3. Anayasa Mahkemesi, Şerafettin Can Atalay (3), B. No: 2023/99744, 21 Aralık 2023.
https://www.anayasa.gov.tr/
4. Türkiye Barolar Birliği, 1 Ağustos 2024. “Anayasa Mahkemesi'nin 'Yokluk' Tespiti Uyarınca Ş. Can Atalay'ın Milletvekilliği Düşmemiştir.”
https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/anayasa-mahkemesi-nin-yokluk-tespiti-uyarinca-s-can-atalay-in-milletvekilligi-dusmemistir-84942
5. Doç. Dr. Tolga Şirin. “Can Atalay hâlâ milletvekili ama göreve başlayamıyor.” T24.
https://t24.com.tr/yazarlar/tolga-sirin/can-atalay-hala-milletvekili-ama-goreve-baslayamiyor%2C45871
6. Doç. Dr. Tolga Şirin'in 1 Kasım 2026 tarihli değerlendirmesi. TBMM internet sitesindeki milletvekilliği kaydına ilişkin açıklaması.
https://tr.linkedin.com/posts/tolga-%C5%9Firin-761a39176_tbmmnin-sitesinde-%C5%9Ferafettin-can-atalay-activity-7522314465652989953-iKso
7. Türkiye Büyük Millet Meclisi, resmî internet sitesi. Milletvekilliği Sona Erenler.
https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/milletvekilligi-sona-erenler