Celal Hoca, hem kitabında[i] hem çeşitli TV kanalalrında katıldığı programlarda özellikle Fatih Altaylı ile yaptığı programlarda Atatürk için “Dahi Diktatör” diyor. Savını kanıtlamak için de şu cümleleri kuruyor:
“O, meşruiyetini halktan aldığını söyler, her kararını halk adına aldığını savunur, kararlarını TBMM’den geçirirdi. Ama emirleri bizzat kendisi verirdi.)
Koca Prof’a ne demeli?
Başka türlü nasıl halktan yana olabilir, meşruiyeti nasıl halktan alabilirdi. Örneğin erken Atina Demokrasisinde olduğu gibi halkı bir meydanda toplayıp “Ne diyorsunuz, Büyük Taarruzu başlatalım mı?” demeliydi.
Anketler yaptırıp sonuçlarına göre mi karar vermeliydi?
Celal Bey Hocam, diktatör meşruiyetini halktan almaz. Tersine halkın en insani haklarını elinden alır, bütün gücü elinde toplar, sınırsız ve mutlak hakimiyeti şahsında toplar. Kongreker yapacağım, Meclis kuracağım, savaşı Meclise yönettireceğim demez.
Diktatör kararlarını siyasi, dinî ve benzeri ön kabullere göre değil, kendisinin, ailesinin, yakın çevresinin çıkarlarına göre verir; elinde topladığı yargı, yasama ve yürütme yetkileri ile herkesin o kararlara uymasını emreder. Örneğin savaş içindeyken askerin ihtiyaçlarını temin için kararname yayımlayıp asker için gerekli her şeyin devlete makpuz karşılığındq verilmesini istemez. Evet, halktan bir şeyler toplar ama onu halk için, halkın ordusu için değil, ailesi için kullanır.
Aman kadın hakları, kadınlara seçme -seçilme hakkı diye çırpınıp uygulamaları ile Dünyaya örnek olmaz. On beş yıllık iktidarında 84 fabrika açmaz. Bu konuda önemli olan salt fabrikalar değildir; fabrikaların birer eğitim ve kültür yuvası görevi yapmalarıdır ki salt bu uygulaması bile O’na diktatör denilmesine manidir.
Evet, benzersiz bir dâhidir, diktatör olmadığı için Erzurum ve Sivas Kongrelerini yapmış, Ankara’da bu kongrelerde alınan karalar doğrultusunda TBMM’yi toplamış, kararlarını da bu meclise onaylatarak millileştirmiştir.
Bunu anlayamamanızı tutucu, sağcı, muhafazakâr gelenekten gelmenize bağlıyorum. Çünkü o denli kültürlü, Dünyaca tanınan, elli bin kitaplık bir kütüphaneye sahp olan biri olduğunuz halde O’na diktatör demekte ısrarcısınız… Kendilerinin diktatör olmadığını en iyi bilenlerden biri olduğunuz halde… İdrak etmelisiniz ki muhafazakarlık böyle bir şeydir; dünyanın en demokratik liderine, kendisine o kadar hayran olduğunuz halde diktatör dedirtiyor size…
[i] Profç Celal Lengör, Dahş Diktatörü , İnkılap Kitabevi, 2018, İst.