Mersin yine yağmurla sınandı.
Yağışın etkili olduğu saatlerde bazı bölgelerde su baskınları yaşandı. Esnaf iş yerlerinde, vatandaş ise sokaklarda mağdur oldu.
Ortaya çıkan görüntüler elbette hoş değildi.
Ancak bu görüntülere bakıp yalnızca “Mersin’de altyapı çöktü” demek de, “Bu kadar yağmurun altında ne yapılabilirdi?” deyip meseleyi geçiştirmek de doğru değil.
Çünkü ortada çok daha büyük ve uzun vadeli bir sorun var.
Mersin’in şehir planlaması ve altyapısı…
Yoğun yağışlarda yaşanan sıkıntılar, aslında yıllardır biriken sorunların görünür hale gelmesinden başka bir şey değil.
Evet…
Mersin’in altyapı sorunları var.
Bunu kimse inkâr edemez.
Büyükşehir Belediyesi’nin de ilçe belediyelerinin de bu konuda sorumlulukları bulunuyor. Yağmur suyu hatlarının, drenaj sistemlerinin, mazgalların ve tahliye noktalarının yeterliliği elbette sorgulanmalı.
Ancak bütün faturayı belediyelere kesmek de kolaycılık olur.
Çünkü yağmur suyu tahliye noktalarından ve mazgallardan çıkan bazı görüntüler, başka bir gerçeği de gözler önüne serdi.
Atıklar…
Poşetler, plastikler, çöpler ve akla hayale gelmeyecek başka malzemeler…
İnsanüstü bir mücadele veren belediye ekiplerinin, karşılaştıkları bazı atıklar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediğini gördük.
İşte burada biraz durmak gerekiyor.
Belediyenin sorumluluğu varsa vatandaşın da sorumluluğu var.
Sokağa atılan bir plastik şişe, bir poşet ya da herhangi bir atık, sadece çevreyi kirletmiyor.
Yağmurla birlikte mazgala ulaştığında suyun tahliye edilmesini engelleyebiliyor.
Sonra da aynı vatandaş, su baskını olduğunda “Belediye nerede?” diye soruyor.
Elbette belediye görevini yapacak.
Ama vatandaş da kendi sorumluluğunu yerine getirecek.
Bu mesele sadece bugünün meselesi de değil.
Mersin yıllardır büyüyor. Yeni yapılar yükseliyor, yollar genişliyor, betonlaşma artıyor.
Böylesine hızlı büyüyen bir kentte altyapının da aynı hızla yenilenmesi gerekiyor.
Fakat burada başka bir gerçek daha var.
Altyapı yatırımları artık çok pahalı.
Büyük yağmur suyu hatları, drenaj sistemleri, kanalizasyon yatırımları ve mevcut altyapının yenilenmesi ciddi kaynak gerektiriyor.
Belediyeler bir taraftan bu yatırımları yapmak zorunda.
Diğer taraftan vatandaşın önemli bir bölümü su faturalarının yüksekliğinden şikâyet ediyor.
Yani belediyeler gerçekten de iki arada bir derede kalmış durumda.
Bir yandan “altyapıya yatırım yapın” deniliyor.
Diğer yandan “su neden bu kadar pahalı?” diye soruluyor.
İşin kolay tarafı, her yağmurdan sonra bir suçlu bulmak.
Ama Mersin’in ihtiyacı suçlu aramak değil, çözüm üretmek.
Bu nedenle meseleye biraz daha geniş bakmak gerekiyor.
Merkezi yönetim, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, ilgili kamu kurumları ve vatandaş…
Herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmeli.
Belediyeler altyapıyı güçlendirmeli.
Kent planlaması uzun vadeli düşünülmeli.
Yeni yapılaşmalarda altyapı kapasitesi mutlaka hesaba katılmalı.
Vatandaş da yaşadığı kenti bir çöp kutusu gibi görmemeli.
Çünkü Mersin’in sorunu yalnızca bir yağmur suyu sorunu değil.
Bu, aynı zamanda bir şehircilik sorunu.
Ve bu sorun bir gecede ortaya çıkmadı.
Dolayısıyla bir gecede de çözülmeyecek.
Bugün yağmur yağdı, sular çekildi, hayat normale döndü diye meseleyi kapatırsak…
Bir sonraki yağmurda yine aynı görüntüleri konuşuruz.
Asıl sorulması gereken soru şu:
Mersin ne kadar yağmur aldı değil, Mersin aldığı yağmura ne kadar hazırdı?
Cevabımızı da bir sonraki yağmura bırakmayalım.
Mazgaldan çıkan gerçek
Esat DURAK
Yorumlar